Dinler Arası Sevda Türküleri – Hüseyin Irmak

Binlerce yıl bir arada yaşayan toplulukların; coğrafyaya, dile, inanca ve zamana dayalı biçimlediği ilişki yumağı içinde kan, gözyaşı ve kinin yanı sıra hoşgörü, meşruiyet, dayanışma ve sevdayı da taşıyarak günümüze gelen kavimler yurdu Anadolu?da, aktörleri farklı kökenlere mensup aşklara ait halk şarkıları ?Dinler Arası Sevda Türküleri? ismiyle kitaplaştı.
Bir arada yaşamı ve elele vermeyi dilediğini ifade eden ve gazeteci-yazar Hüseyin Irmak tarafından hazırlanan çalışma, farklı din mensupları arasında yaşanmış sevdaların eski belgelerde kalmış türkülerini yeniden gündeme taşıyor.
Punto Yayınevi ?nce 202 sayfa olarak basılan ve Haziran 2009 itibariyle piyasaya çıkan ?Dinler Arası Sevda Türküleri?, bazıları tamamen unutulmuş, bazıları hala söylenen toplam 84 türküyü barındırıyor.
Bu türkülerin bir kısmına ait notaları ve hikayeleri de çalışmaya ekleyen Irmak; ?bazı türkülerin sözleri ise ya tamamen ya kısmen değiştirilmiş. Böylesi örneklerin de asıl sözleri ve kökenlerine ait bilgileri bulabildiğimiz oranda kitaba koyduk. Yalan yanlış müdahalelerle aşırı kirletilmiş bu alan, farklı yerlerden ve farklı kaynaklardan sabırlı bir çalışma sürdürülerek, titiz bir sosyal arkeoloji çalışması yapılarak temizlenebilir ancak. Bu çalışma, ülkemizde böyle bir zorunluluğu da göstermiş olacak.? diyor.

Kitap, derlenen türküleri, notaları ve hikayelerini Anadolu coğrafyasındaki evrilmeyi değerlendiren geniş bir yazıyla birlikte okuyucuya aktarıyor. Sonuç bölümünde ise kamuoyunun çok bildiği bazı parçaların asıllarına ait ilginç bilgilere kaynak belirterek yer veriyor.
Kitabın ekler bölümünde ise ?Türkiye?de Popüler Müzik ve Çokkültürlülük Üzerine Notlar? başlığı ile Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu?ndan Burcu Yıldız tarafından hazırlanmış önemli bir makale yer alıyor.
Türkülere bir de dinler arası açısından bakılmasını isteyen kitapta yer alan parçaları içeren bir müzik albümünün yapılması ve konserlerinin verilmesi için temaslar sürdürülüyor.

Sennur Sezer’in 04/09/2009 tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde “Sevdanın tele dökülüşü” adlı yazısı
Sevdaların kavuşmayla biteni pek dile düşmez nedense. Mutluluk, sevdalıların kavuşmasıdır belki ama ne Leyla ile Mecnun ne de Mem ile Zin kadar ünlü olmaz kavuşanlar. Ünlü sevdalıların kavuşmaya an kala engellenmelerinin en güzel örneği Kerem ile Aslı?dır. Onların kavuşmalarını engelleyense din ayrılığı… Anadolu mozaiği ayrı dinden olanlar arasında sevdanın filizlenmesine uygun. Ama hep kızın Hıristiyan, oğlanın Müslüman olduğu öyküleri biliriz. Kız aşkından Aslı gibi ?şimdi kırdım putum ile haçımı? bile der bizim âşıklara göre. Müslüman oluverir. Gerçi Ermeni aşuglar bu öyküyü başka türlü anlatır, ?girdim kiliseye baktım haçına/girdim kiliseye taptım haçına? sözlü türküler nasıl türedi ki…
Hüseyin Irmak, Dinler Arası Sevda Türküleri?nde çeşitli uluslar, çeşitli dinler arasındaki sevdaların söze, tele dökülüşü üstünde durmuş. Bu türkülerde, şarkılarda kimi zaman yüz vermeyen Müslüman kıza, Müslüman delikanlının benzetmeyle ?kâfir isen gel imana? takılması da belirtilmiş. Delikanlılar genelde ?Aklı var mı sana meyil verenin?/ Gece gündüz hayaline girenin./ İsa güzelinden dilber sevenin/ Kalbi puthane olur, göğsü çan yeri? diye yakınsalar da sevdalarından caymazlar. Üstelik rivayete göre bu türküyü Dadaloğlu yakmış. Koca Dadaloğlu ?Odanın hasırıyım? diye yalvarır Kral Kızı?na.

Delikanlıların vaat ettikleri
Anadolu?nun birbirine benzemeyen ama birbirini tamamlayan inançları, ulusları birbirini çekmiş. Türkmen, Türk, Kürt Müslüman delikanlılar Ermeni, Rum güzellerinin kimi zaman Tekfur kimi zaman kale komutanı kızlarının peşine düşmüşler. Kimi zaman övgü olsun diye Kral Kızı demişler beğendikleri güzellere. Dinler Arası Sevda Türküleri?nde Kral Kızı türkülerinin çeşitlemeleri yer alıyor. Delikanlılar, bu kızlara ?Kral kızı? diye seslenerek örtülü yüzlerini açmalarını, daha doğrusu biraz da yaklaşmalarını isterler. Yüzlerini gördüklerinde onlarla evlenecektir. Kızlar bu vaade inanmazlar kendilerini överlerken, kanmayacaklarını da belirtirler:
?Kral kızı!/ Buyur efendim/ Kaldır peçeni alayım seni, sarayım seni/ Peçem kalkınca neylersin beni?/ Gökteki ayı gördüğün yok mu?/ Hiçbir kral kızı sevdiğin yok mu??
Bu türküler de Osmanlı Beyliği?nin ilk günlerindeki Orhan Bey?in evliliğine gönderme olsa da pek değişim yoktur. Delikanlı beğenmeye evlenme ve din değiştirme teklifi ekleyince kız olumsuz yanıt verir. Örneği İstanbul?dan Çıktık Derya Yüzüne türküsünün bir çeşitlemesinden verelim: ?Kırılmış mı Ermeni?nin yiğidi/ Var git oğlan var git girmem dinine.?
Oğlan istiyorsa kendisinin din değiştirebileceğini söyler: ?Sen olmazsan Müslüman ben olayım Ermeni.?
Kızın yanıtı kesindir: ?Müslüman?dan Ermeni olmak güç olur/ Var git oğlan var git girmem dinine.? Peki bu ayrı dinden sevdalılar arasında delikanlının Hıristiyan kızın Müslüman olduğu hiç olmamış mı? Ben Harput?tan bir türkü hatırlarım: ?Ah Bardutta Bardutta/ Mendilim kaldı dutta/ Ay battı şafak attı/ Daha gönlüm umutta? diye. Kız bağ komşusu Ermeni delikanlıya gönül vermiş de, yalnızken duta mendil atamış buluşmak için, ağabeyleri fark etmişler
Sonrasını yazmaya gerek mi var… Ama siz bu türküyü ?On yedi benli Şadiye? diye bilirsiniz. Türküde Bardutta yoktur. Bir delikanlı Şadiye?ye yakmıştır türküyü.
Türkülerde söz değiştirmeler bu kadarla kalmaz bazen bir başka ulusun şarkısının ezgisi üstüne yeni sözler yazılır. Bu değiştirimlerin en çarpıcı örneklerini veriyor Hüseyin Irmak ve kitabında bu söz değiştirmelerin doğurduğu yanlış ulusallık ve toplumuna yabancılaşma üzerinde duruyor: ?Farklı köklere ait türkülerin sözleriyle oynanmamalı, Anadolu Hıristiyanlarının da türküleri olduğu, onların da davul-zurna, saz, kemençe, tulum, kamança, cümbüş, duduk gibi müzik aletleriyle coştuğu, onların kültüründe de horonun, halayın, zılgıtın güzel ve ciddi bir yerinin bulunduğu gerçeği samimiyetle ve coşkuyla görülmelidir. Aslında ?biz? demek olan bu insanların türkülerini sadece tek geçerli kalıba sokmaya çalışmak bizi yozlaştırmaktadır. Bu halk şarkılarına zorlama sözler yazarak aslında kendi rengimizi sildiğimizi fark etmeliyiz.? Hüseyin Irmak, milliyetçi bir parça sayılan Çırpınırdı Karadeniz?in ezgisinin bir Ermeni halk şarkısı olduğu benzeri çarpıcı örnekleri sıralıyor. Kürt müziği, Arap Müziği, çok eski Ermeni şarkıları üstlerine söz yazılıp kullanılıyor. Bu durumu az çok bilsek de umursamıyoruz. Gençlik Marşı?nın bir İwsveç halk şarkısının üstüne yazıldığını; bu halk şarkısının sözlerinin ?pınara inen üç fıkırdak kız? olduğunu bilsek bile sözlere yurtsever bir hava kazandırmakla övündüğümüzden. Oysa Irmak?ın dediğince, ?Aynı türküleri farklı dillerde el ele söyleyebildiğimizde gerçek toplumsal ilerlemeyi sağlayacağımıza inanmalıyız.?

Kitabın Künyesi
Dinler Arası Sevda Türküleri
Hüseyin Irmak
Punto Yayınları
2009
202 sayfa

Tanıtım Yazısı
Biri Hıristiyanı, diğeri Müslümanı istemiyor; farklılık aslında ikisini de rahatsız ediyordu. Oysa bu çalışma, ne biri ne diğeriydi. Birinin diğerine baskın olmasını ve baskınlıkla övünmeyi isteyen bir çalışma hiç değildi.
Aksine; farklı ellerin birbirine uzanabileceğini, farklı yüreklerin birbirini sevdayla kucaklayabileceğini üstelik bunu bütün imkansızlıklarına rağmen yapabildiğini göstermekti amaç.
Birbirimizin renklerini silmeye çalışmamızın, karşımızdakini yok saymamızın bizi körelttiğini, vatanımızı çoraklaştırıp ilkelleştirdiğini söylüyordu. Renklerin tadının çıkarılmasını, ellerin birleşmesini, yüreklerin bulutlarda uçuşmasını istemekten başka bir anlamı yoktu.
Yüzyıllarca bu topraklarda yaşanan renkliliğe, huzurlu bir gülümsemeyle vurgu yapmak gerekiyordu çünkü.

Miraç Zeynep Özkartal’ın 14.08.2009 tarihinde Milliyet Kültür Sanat’ta yayınlanan yazısı
Hüseyin Irmak, ?Dinler Arası Sevda Türküleri? adlı kitapta, Selda Bağcan?ın Uğur Mumcu?nun ardından söylediği ?Uğurlar Olsun?un müziğinin bir Kadiri ilahisinden alındığını, ?Malatya, Malatya bulunmaz eşin? diye söylenen türkünün de eski bir Ermeni halk şarkısı olduğunu belirtiyor
Üzerinde yaşadığımız toprakların, tarih boyunca farklı kökenlerden âşıkların hikâyelerine sahne olduğunu biliyoruz. Dini, etnik kökeni, dili farklı âşıklar birbirlerine kendi dilleri, kültürlerince türkü yaktılar binlerce yıl.
Türkülerin kimi dilden dile bugünlere geldi, kimi unutuldu gitti, kimi baskılar yüzünden kıyıda köşede kalmaya mahkûm edildi.
Bu türkülerin 84?ü gazeteci-yazar Hüseyin Irmak?ın ?Dinler Arası Sevda Türküleri? kitabı sayesinde bir araya geldi bugün.
Irmak, çeşitli araştırma konuları için özel koleksiyonları tarar, kıyıda köşede kalmış kitapları karıştırırken karşısına farklı dinlere mensup âşıkların türküleri çıkmaya başladı. Bu türküler biriktikçe önce bir albümde toplamayı düşündü, sonra bir arkadaşının önerisiyle elindeki malzemeleri kitaba taşıdı. Irmak?ın ?Dinler Arası Sevda Türküleri? adını verdiği kitap, Punto Yayınları tarafından basıldı.
Yazar, bazıları tamamen unutulmuş, bazıları hâlâ söylenen 84 türkü içeren kitabına türkülerin bir kısmına ait notaları ve hikâyeleri de ekledi. Sözleri zaman içinde değiştirilen türkülerin orijinal sözleri ve kökenlerini de ihmal etmedi.
Ermeni türküleri de var kitapta; Alevi, Kürt, Süryani türküleri de… Sivaslı Ermeni kadınların Hıdırellez?de okudukları mani de, Karagöz oyunundaki Beberuhi tiplemesinin türküsü de…

?Ah Kavaklar Ermeni türküsü?
Irmak, kitabının en şaşırtıcı bölümünü ise sona saklamış. Bu bölümde bildik bazı şarkıların orijinallerine ait bilgilere, kaynak belirterek yer veriyor.
Yazar Satı Yeşil?e ait olduğu bilinen ?Odam Kireç Tutmuyor?un müziğinin bir Kürt türküsüne, Sezen Aksu?nun Metin Altıok?un şiirinden Onno Tunç bestesiyle söylediği ?Ah Kavaklar? şarkısının Ermeni türküsüne ait olduğunu iddia ediyor.
Dahası Erkin Koray?ın ezbere bilinen ?Körolası Çöpçüler, Aşkımı Süpürmüşler? şarkısının ilk kez 1972?de Urfalı Ali tarafından plağa okunduğunu sözlerine ekleyerek iddialarını sürdürüyor.
Söz ve müziği Selda Bağcan?a ait olan ve sanatçının Uğur Mumcu?nun ardından söylediği ?Uğurlar Olsun?un müziğinin bir Kadiri ilahisinden alındığına dikkat çeken Irmak, kaynağı Hakkı Coşkun olarak bilinen ?Malatya, Malatya bulunmaz eşin? şeklinde söylenen türkünün aslında çok eski bir Ermeni halk şarkısı olduğu bilgisiyle de şaşırtıyor okuru…
?Dinler Arası Sevda Türküleri?nde Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu?ndan Burcu Yıldız?ın kaleme aldığı ?Türkiye?de Popüler Müzik ve Çokkültürlülük Üzerine Notlar? başlıklı bir makale de yer alıyor. Hüseyin Irmak?ın projesi gerçekleşirse, kitaptaki türküleri bir albümde ve verilecek konserlerde dinlemek mümkün olacak.

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Müzik Kitapları
Apoletli Adalet 2 – Ertuğrul Mavioğlu

12 Eylül adaleti, sadece bütün ülkeye yayılmış zulüm toplamını meşrulaştırması ve ona uygun yasal kılıf hazırlaması ile değil; sadece yığınların...

Kapat