“Dizim Başladı! Kapat, Sonra Anlatırım” / Televizyonda Hikaye Anlatıcılığı – Derleyen: Aslı Kotaman, Ahu Samav Uğursoy, Artun Avcı

Aşk-ı Memnu kitabı bize ne anlatırdı, dizi filmi neler anlattı? Neden Yeşilçam Sineması’nda sevdiğine kavuşamayan kadınların çocukları evlendikleri değil de sevdikleri adamdandır? Reality TV mi gerçek yoksa hayat mı? Artık misafirler “Prime-Time” vakitlerinde gelmese ne iyi olur dediğinizi duyar gibiyiz! Yeni medya ne yapar mı, peki, siz orada içerik sahibi olarak ne yapıyorsunuz? Televizyonun bizi nasıl büyülediğinin incelenmesi ve çözümlenmesi üzerine, kısa ama öz, 10 özenli çalışma. Televizyonunuzun ayarlarıyla oynamanızın bir faydası yok. Bir sorun varsa yayındandır, müdahale edemezsiniz tıpkı içeriğe müdahale edemediğiniz gibi. Büyülenmişçesine bakakaldığımız ekranın karşısında çaresiz, kanal değiştiriyoruz. Kanallar değişse de programlar değişmiyor (eskiden kanallar da değişmiyordu ya). Bir saat geçiyor, bir başka yayın kuşağı ve başka formatta programlar. Gelgelelim aynılık baki. Ancak içi de boş değil bu program ve içeriklerin. Bize bir şeyler anlatıyorlar, bir şeyleri yeniden kurguluyorlar; anlatılmış olanı tekrar anlatıyorlar en çok da edebiyatı ve hayatı. Nasıl, ne zaman, ne amaçla? Belki de amaçsızca. Ama karşımızda bir hikâye ve bir anlatı var. Bu anlatının da bir hikâyesi… Bu kitaptaki makalelerde televizyonda hikaye anlatıcılığının tarzı, örüntüsü, içeriği, dili; edebiyat ve Yeşilçam sinemasıyla ilişkisi ve gayrı meşru sonuçları; genelde kitle iletişim araçlarının ve özelde televizyonun toplumsal işlevi, devlet ve sınıflarla teması ve bu dokunuşun birey üzerindeki etkileri göz önünde tutularak ele alınıyor ve çözümleniyor. İçeriğin Tanrısı artık biz ölümlülerin huzuruna atılmıştır. (Tanıtım Bülteninden)

Babaerkil kaynaklı popüler kültürümüz, televizyon dizilerinde şaha kalktı! – Telesiyej
(18.10.2012, Taraf Gazetesi)
Hızlı tüketim toplumunda ?kadın? daha da sömürülerek tüketiliyor.

Televizyon dizilerinin hikâyelerinde, kötülüğü çıkaran, tetikleyen ve dramanın gidişatı içinde ören, çoğunlukla kadın oluyor.

Huzursuzluk kaynağı olan hep kadın…

Genel teamül böyle.

Tv dizilerine bakılacak olursa, kutsal aileyi bozan da kadın zaten.

Aslı Kotaman- Ahu Samav Uğursoy- Artun Avcı?nın hazırladığı, ?dizim başladı! kapat, sonra anlatırım? adlı çok iyi bir derleme var. Televizyonda Hikâye Anlatıcılığı alt başlıklı kitapta şöyle deniyor: ?Anaerkil toplumun hatıralarının ve izlerinin silindiği dünyamızda hiyerarşi içinde örgütlenen toplumun niteliği erkek-egemendir. (Akal, 1994:62) Kadına verilen rol, onun biyolojik farkına da (?eksik?) uyarak erkek üstünlüğünü zamanla nesneleştirmiş ve iki cins arasında simgesel bir savaş başlamıştır. Godard?ın o ünlü sözü herkesçe bilinir: ?Bir film çekmek için gereken tek şey; kadınla silahtır? (Raven, 2001:26). Bu bütün erkek hikâye anlatıcılar için verimli bir premise sayılabilir.?

Dizilerimizde ne hikmetse kahraman kişi daima erkektir.

Bu durumu anlamaya çalıştığımızda ise karşımıza çoğunluk olarak NAMUS çıkar.

Namusu koruyacak olan kişi de erkektir!

Bunun manası şudur; namus bozulacaksa şayet, kadın tarafından bozulacaktır. Namusun simgesi kadındır çünkü. Erkeğin yaptığı hiçbir şey namusu bozmaz zaten.

Bu yüzden de kadınlar kahraman kişi olmaz!

Kadın, iyileştirilmesi gereken karakterdir; yeri geldiğinde de cezalandırılır.

Ona kanmamalı…

Ondan uzak durmalıdır.

Çünkü bütün şeytanlıklar ondan çıkar! (Babaerkil dönemle birlikte özellikle semavi dönemde kadın, şeytanla özdeşleştirilmiştir adeta.

Kitabın Künyesi
“Dizim Başladı! Kapat, Sonra Anlatırım” Televizyonda Hikaye Anlatıcılığı
Derleyen: Aslı Kotaman, Ahu Samav Uğursoy, Artun Avcı
Yayınevi : h2o Kitap
Ekim 2012
232 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Medya, Politika
Barbiana Öğrencilerinden Mektup

Kaldıraç Yayınevi olarak "Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur?" kitabının teorik zemindeki eğitim tartışmalarını pratiğe taşıyan, yayınevimizce devam niteliğindeki "Barbiana Öğrencilerinden...

Kapat