“Erdoğan kibiriyle Gezi’de yenildiğini kabul edemez”

Mustafa Kemal Erdemol’un “Gezi Parkı Direnişi-Küçük Bahçede Büyük Kıyamet” kitabı raflarda…
Gazeteci yazar Mustafa Kemal Erdemol, yeni kitabında Fransız yoksulunun ayaklanmaya giderken kilise çanıyla haberleştiğine; oturma eyleminin, aslında direniş içerikli olan halk şenliklerinde ortaya çıktığına; bugün internete yüklenen demokrasi yayıcı işlev, icat edildikleri dönemlerde telgrafa, telefona, trene, sinemaya yüklendiğine de dikkat çekiyor. Gazeteci yazar Mustafa Kemal Erdemol ile ?Gezi Parkı Direnişi-Küçük Bahçede Büyük Kıyamet? adlı kitabını konuştuk.

-Geriletme… Direnişin gericileri ?geriletmesi?… Bu hayli yerinde nitelemeyi açar mısın ilk olarak.

– Toplumun üzerine serpilmiş ?ölü toprağı?nın atılmasına büyük katkısından ötürü Gezi Parkı Direnişi?ni ?devrim? ya da ?devrimin göz kırpması? olarak niteleyenler için bir hatırlatmaydı bu. Önemine, soyluluğuna elbette itiraz edilemeyecek olan Gezi Parkı Direnişi?nin, kimi dost çevrelerin inanmayı istedikleri gibi, bir ?devrim? olmadığını, olamayacağını, ama günümüz koşullarında yapılabilecek olanın en iyisini yaptığını vurgulamak istedim. Soyluluğunu abartsak da olur ama çapını abartmak doğru değil. İtiraz duygularımızı şaha kaldıran, muktediri şaşkına çeviren Direniş?in, başta kentsel planlama olmak üzere birçok konuda kent bürokratlarına geri adım attırdığını, muktedirin başkanlık hayalini suya düşürdüğünü akılda tutarak olan bitenin bir ?geriletme? olduğuna inanıyorum. Yok etmedi belki ancak bu planları ciddi anlamda geriletti, uzağa ?fırlattı?. Geriletme budur.

?GEZİ SALT BİR KENT İSYANI DEĞİLDİR?
– Gezi, modernist bir ?kalkışmadır? ne demek? Kalkışma derken…
– Bir kent isyanı değil sadece bu. Modernist demiş olmamın bununla ilgisi yok. Hani moderniteden uzak olduğuna inanılan bir Anadolu kentinde de olsa modernist derdim. Tabii ki kente ilişkin sorunların öne çıkarıldığı bir gerçek ama günümüz insanının talepleri açısından modernist bir içerik taşıyordu bu kalkışma.Kimileri sevmeyecek ama modernite ile ciddi bağı olan kavramlar çıktı öne Gezi?de. Laiklik, farklı olanı dışlamama gibi kavramlar. LGBT bireylerinin sorunlarını dile getirirken kendilerini ?görünür? kılmayı amaçlamaları modernist bir çıkıştır. Anti-kapitalist Müslümanlar direniş boyunca Gezi?de yer aldılar ama dine ilişkin bir talepleri olmadı örneğin. Modernite onları da içine aldı çünkü. ?Kalkışma?dır evet, çünkü kendiliğindenci bir özellik taşımaktadır, içinde ?iradi? bir nüve bulunmakla beraber. Ortak kaygının, ortak memnuniyetsizliğin patlattığı kitlesel bir itirazdır söz konusu olan, bu nedenle kalkışmadır tabii. Kalkışıldıktan sonra da geriletme amaçlı direnişe dönüşmüştür. Hala sürüyor oluşun da nedeni budur bence.

?AKP ÇÖZÜM GETİRMEZ, ÇÖZÜM GETİRİYORMUŞ GİBİ YAKLAŞIR!?
– İktidarın, halkın cebini, dikkatini ve basiretini, -ölü toprağını düzenlice serpiştirmeyi ihmal etmeden- sürekli sıkışık halde tuttuğu gündem karambolüyle rehin almakta ne kadar ehil olduğu malum. Bu bağlamda AKP?nin toplumun çözüm bekleyen sorunlarına ?çözüm getiriyormuş? gibi yaklaştığını, toplumdaki patlamayı da bu beklentilerin ?geciktirdiğini? ifade ediyorsun kitabında. Bu ?gecikmeyi? burada da değerlendirir misin?
– Toplumda var olan kutuplaşmaların en tehlikesi olan mezhep uzlaşmazlığının bir İslamcı parti tarafından ?çözülüyor? oluşuna ilişkin inanç, bu ülkede örneğin Alevileri ciddi bir beklenti içine soktu, malum. Hala bekliyorlar. Bu beklenti, Alevilerin, Alevi olmaktan kaynaklanan sorunlarının dışında diğer sorunlara itirazlarını da bekletmelerine yol açtı haliyle. Birkaç yıl, şu sonuçlanmamış ?Alevi Açılımı? ile geçti. Kürtler için de aynı şey, hem de fazlasıyla geçerli. Yapılan Çingene Açılımı (!) sürecinde bile bazı kentlerde mahallelerinden kovulan çingeneler, bu acımasızlığa karşı ciddi itirazlar gerçekleştiremediler. Türkiye?de kim ne derse desin çok hem de çok ciddi bir barış hareketi, barışçı bir kamuoyu var. ?Sıfır Sorun? politikasının başarılı olacağı inancıyla, iktidarın mezhepçi politikalarının farkına varamadı önceleri bu kamuoyu. Gecikme dediğim bu.

?İKTİDAR HEDEFLEMEDİ, İKTİDARI HEDEFLEDİ DİRENİŞÇİLER?
– ?Bu, iktidarı hedef alan ve iktidar hedeflemeyen bir direniştir?? diye yazıyorsun. AKP?nin ezberini ve fiyakasını bozanlardan biri de bu ?yapı?, değil mi? Ayrıca direnişin bir özelliği de hiç ?beklenmedik? şehirlerde bile kitleleri sokağa dökebilmesiydi kuşkusuz. Bunu da anlatır mısın?
– Çok doğru. AKP?nin ezberini ve fiyakasını bozanlardan biri de bu ?yapı? dediğin gibi Gamze. Ancak iktidarı alabilecek ne gücü ne de buna uygun bir örgütlenme yapısı vardı bu kalkışmanın. Şart da değildi ayrıca. İktidar hedeflememesini bir eksiklikmiş gibi belirtmedim zaten. Yapabileceklerinin sınırının son derece farkında olan bir kitlenin tutumunu vurgulamak istedim. Muktedirin insafsızca söylemekten hoşlandığı ?kargaşa yaratan? bir kitle değildi bu. ?Yeter? diyecek notaya gelmiş bir vatandaş öfkesiydi söz konusu olan. Şunu şunu yapma dendi nihayetinde. Bu anlamda iktidar hedeflenmiş değil, ?iktidarı hedeflemiştir? direnişçiler.
– Bu bağlamda Gezi?nin nasıl bir yol haritası çizdiğini yazıyorsun?
– Deyim yerindeyse ?cin şişeden çıktı? artık. Direnişçiler, bundan başka bir yollarının kalmadığını gördüler. İtiraz kanalları kapalı bir toplumda bundan başka yöntemin işe yaramadığını kavradılar. Muktedirin ikide bir sandığı göstermesi büyük bir demogoji, çünkü direnişe katılanların zaten çoğu sandıkta ona oy vermediler. Sandığın değişim getirmeyeceğini gördüler. Dolayısıyla ?demokratik bir zorlama? tarzının bir yöntem olduğunu anladılar. ?Yol Haritası? şudur: Her yeri ?demokratik hak arama mekânı? haline getirmek. Öyle olduğu da görülüyor zaten. Hatay?da, Bursa?da, Ankara?da hatta Konya?da olan budur. Gezi Parkı bir araya gelişin sonuç alıcı olacağını öğretti herkese.

?DİLLERE DESTAN KİBRİYLE ERDOĞAN, GEZİ?YE YENİLDİĞİNİ KABUL EDEMEZ?
– Otoriterin dili belası ve meselesi… İki ayyaş küfrü… Aşağılanan bir ulus… Otoriterin diliyle hani yüzde 50! Şimdi AKP?nin hesapladıkları ve hesaplamadıklarının bilançosu da bu kitap. Sence AKP nasıl sindirir (mi), ders çıkarır (mı)? Ya da soruyu AKP diye değil de Erdoğan diye sormalı, zira ikisi hem öyle aynı hem de öyle ayrı faktörler. Ve karşı atak sence nasıl gelişecek? Bu konuda ne gibi öngörüler paylaşıyorsun?
– Çok dikkatli bir gazeteci olduğunu hep söylerdim, yanıltmıyorsun Gamze. Teşekkür ederim. Evet, haklısın AKP ile Erdoğan iki ayrı faktör. Bence ikisi de dersini aldı ama dersini aldığını kabul etmeye daha yakın olan AKP. Erdoğan asla bunu kabul etmeyecek. Çünkü yanlış bir bilinç üzerine kurulu ?onur?, ?şeref? gibi kavramlara katı bir bağlılığı var. Hata yaptığını kabul etmeyen, kendini kusursuz gören, özür dilemeyi aklına getirmeyen biri Erdoğan. Bunları yapsa kişiliği zedelenecekmiş gibi düşünüyor. O nedenle asla bir ders aldığını kabul etmeyecek, ders çıkarması gerektiğini kavrasa bile. AKP sindirmek zorunda.. Ama Erdoğan sindiremez. Çünkü kendisini zafer kazanan biri görmeye alıştırdılar onu. Gezi Parkı Direnişi?nin kendisini yendiğini, ?meşruiyetini? sorguladığını asla kabul etmeyecek. Dillere destan kibri buna engel. ?Karşı atak? ahlaki temeller üzerinden gelişmiyor. Yargının tüm olanakları kullanıldığı gibi, işlerinden edilme tehdidi duyumsatılıyor insanlara. Gezi Parkı Direnişi?ne destek verdiği için işinden olan onlarca meslektaşımız var Gamze, bildiğin gibi. Sanat dünyasından birçok kişi de işlerini yitirme tehdidi altındalar, bir kısmı narkotik bir operasyonun da hedefi oldular. Muktedirin ataktan anladığı bu! ?Ayaklar baş olur mu?? diyen birinden demokratik tavır beklenmez. Böyle birinin ?göbeğini kaşıyan adam? benzetmesine itiraza hakkı da yoktur, yüzü de olmamalıdır ayrıca.

?EN CİDDİ SİLAH MİZAHTI. OTORİTE MUHTEŞEM SIFIRLANDI!?
– Boyun eğme… Boyun eğme… Boyun eğme… Hani AKP?nin yavan bulduğu slogan! Hani direnişin AKP?nin tekel koyduğu gün ve gelecek adına ifadesini cuk diye bulduğu iki kelime… Her biri barış ve adalet adına atılan sloganlar insanca bir geleceğe mühürlenmiş mesajlar gibiydi. Mizahın gücü hele tartışmasızdı yine. Dayak atan iktidar halkın nefsi müdafaa yumruğunu asıl mizahla yedi! Kitabında sloganlar ve mizah izleğinde nasıl değerlendiriyorsun Gezi?yi?

– Gezi, bir ?mizah parkı? oldu gerçekten de. Bu mizah, alaya almanın, dalga geçmenin, özünde iktidarın umursanmadığının, yok sayıldığının göstergesi. Muktedirin gözlüklü, asık suratlı bir fotoğrafı var. Gezi?ye ilişkin kızgınlığını bu fotoğraflarla haber yaptılar medyada. Bilmeden tabii. O fotoğrafla, Gezi parkı sloganlarını yan yana düşündüğümde gerçekten gülüyorum. Şu an bile. Muktedirin tüm havasını söndüren, ?takmayan? insanlardı Gezi?dekiler. Otorite böyle muhteşem mi ?sıfırlanır?, şaşkınlık içinde kaldım. Ama senin de muhteşem tanımlamanla ?halkın nefsi müdaafa yumruğu? mizahla geldi. Düşün, altı kişinin yaşamını kaybettiği bir süreçtir bu. Bu süreçte bu mizahı kimse ?sululuk? diye eleştirmedi. Kendisini dev aynasında gören biriyle dalga geçildi. Yapılacak en iyi şey buydu çünkü. Bu açıdan en ?ciddi? silah oldu mizah.

?DİRENİŞ SİYASİ YAPILARIN DIŞINDA KALMALI, YOKSA TÜZÜKLE BOĞULUR?
– Gezi?nin ?hınzır yeşil?!.. Gezi?nin Dünya karşılıkları ve/veya karşıtları da başlıca nasıl örneklenebilir?
– Karşıtı yok bence. Oluşturmaya niyetlenenler İstanbul?da Rabia Meydanı?na atfen Saraçhane?yi bir Gezi Parkı?na çevirmeye çalıştılar ama ?mütedeyyin? kesimlerden bile katılım olmadı. İki üç kez gidip görmüş biriyim. Çünkü ülke gündeminden de, gerçeğinden de uzaktı Saraçhane girişimi. O açıdan karşıtı yok.Sonra nasıl karşıtı olsun ki? Özgürlük, demokrasi, ortak yaşama arzusu dile getirildi Gezi?de. Buna karşıtlık nasıl olabilir? Ama benzeşme anlamında karşılıkları çoktu tabi. Sao Paula, Rio de Jenerio başta olmak üzere kimi kalkışmalarda Gezi?ye ciddi atıflar vardı. Bir Tahrir olamazdı ama. Çünkü ?demokrasi? talebi değil, bir ?demokraside? olması gereken ancak olmayanlara ilişkin talepler vardı, Türkiye?nin bir demokrasiye sahip olduğuna inanılmasından ötürü.
– Gezi?den bir parti oluşumu çıkması hevesi, umudu doğması konusunu dile getirenleri de yazıyorsun. Burada da dile getirir misin, değerlendirmen ne, öngörüyor musun bunu?
– Yarın birileri çıkıp kurarlar böyle bir partiyi Gamze. Dile getirenler de var. Bu, düzenin sınırları içine hapsetmek olur bu direnişi. Düzendışı olmak ille de yıkıcılık anlamına gelmez. Mevcut siyasi yapıların dışında kalması lazım bu direniş ruhunun. Gezi Parkı?ndan çıkacak bir parti sistemin kurallarına uymak zorunda. Ben ise, kimi kuralların, sırf yasadır diye uyulması gereken ilahi kodlar olduğuna inanmıyorum. İsyan da demokratik bir hak arama yöntemidir. Siyasi parti bu ruhu ?tüzükle? boğar.

?EN BÜYÜK KAYBEDENLER KÜRT HAREKETİ VE LİBERAL CENAHTIR?
– Gezi Parkı Direnişi?ni doğru okuyamayan kalemleri de yazıyorsun. Burada da örnekler misin kısaca? Ve medya rezaletini nasıl ortaya koyuyorsun kitabında?
– Orhan Pamuk örneğin. Çok komikti yaklaşımı. Bir ülke zenginleştikçe olur böyle şeyler anlamında laflar etti bir söyleşide. Ülkede ?refahın yarattığı? olumsuzluklar var demektir bu, ki insaf. Özellikle yandaş medyada kimi kalemler inanılmaz komplo teorileri ürettiler köşelerinden. Muktedirin, tüm iktisatçıları güldüren (!) ?faiz lobisi? türü ?merkezlere bağlayanlar da oldu direnişi. Memlekete nazar değdiğini söyleyenler bile çıktı, biliyorsun. Kimi liberaller, yandaş medyadan da hızlı çıkıp ?faşistçe? bulduklarını yazabildiler Gezi için. Neden ?Merkez Medya? dendiğini bilmediğim, egemen medyada, daha doğru bir adlandırmayla ?savaş medyası?nda Gezi Parkı?na yaklaşım, biat kültüründe son noktaydı. Muktedirin ağzından çıkan her cümlenin yer bulduğu bu medyada Gezi Parkı?na ilişkin olumsuz cümlelerle yer bulabildi ama 13?ü zorla izne çıkartılan 59?u çalıştığı kurumlardan atılan saygıdeğer, soylu meslektaşlarım, mesleğimiz adına umutlu olmamızın nedenidir. O meslektaşlarıma saygı sevgi benden.
-Son soruda Gezi direnişi kimler için nasıl bir tepilmiş fırsattır?
– Kendini ifade etme şansını o güne kadar bulamamış kim varsa onlar için ?tepilmiş fırsat?tır herşeyden önce. Yakınıp da, bu yakınmayı son derece haklı olan ortak sese katamayan herkes için. Ama en büyük kaybeden Kürt hareketi oldu. ?Resmi? anlamda Park?ta yer almayan Kürt hareketi, geniş kitlelerle bağını daha iyi kurmasına yarayacak, Türkiye?nin sorunlarıyla ilgili olduğunu gösterecek bir fırsatı tepmiş oldu. İkinci büyük kaybeden de liberal cenahtır. İktidara, hiç de liberal olmayan bir tutumla gözü kapalı verdiği destekten ötürü düştüğü çukurdan kendisini çıkarabilecek bir fırsat olduğunu kavrayamadı Gezi Parkı?nın. Hala arkasında Ergenekon, lobiler, hatta İsrail arayan var içlerinde.

Gezi Parkı Direnişi-Küçük Bahçede Büyük Kıyamet/ Mustafa Kemal Erdemol/ Yazılama Yayınevi/ 95 s.

4 Ekim 2013, http://www.cumhuriyet.com.tr/

Yorum yapın

Daha fazla Söyleşi
“Çocukluğu insanın altın çağıdır.” – Ercan Kesal’la Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Kapat