İşçi Sınıfının Böyle Yazarları Oldukça G(ö)REVDEN DÖNENİN! Kalemi Kırılsın – Serdar Koç

İşçi kökenli öykü yazarlarımızdan Celal İlhan?ın, ?Grevden Dönenin!? ?Bir Sendikacının Anıları? adlı yeni kitabı Kanguru Yayınları?ndan çıktı.
Celal İlhan?ın öykücülükten gelen dil ustalığı ile kitap, coşkun bir akarsu gibi gürül gürül akıp gidiyor. Hiç takılmadan, tökezlemeden, okuyanı yormadan bir solukta okunuyor. Çok güçlü bir iç sesi ve ritmi var. Yetkin bir öyküleme gerçekleştirilmiş ve zor olan başarılmış.
1980 öncesi beş-altı yıllık bir dönemde, bir fabrikadaki kötü çalışma koşulları ve yürütülen sendikal mücadele anlatılıyor kitapta. Yetkili sendikalar ile yaptığı toplu sözleşmeleri yok sayan, kendi attığı imzayı görmezden gelen, yasa tanımaz, kendi düzenlediği hukuka bile uymayan, zorba işveren temsilcileri, zarif ama iğneli bir dille eleştiriliyor.
Bir hekim olarak en başta dikkatimi çeken nokta, kitaba konu olan Akdeniz Gübre Sanayi?ndeki işçilerin, kötü ve sağlıksız çalışma koşullarına bağlı olarak yaşadıkları, solunum sistemiyle ilgili sağlık sorunlarıdır. Özellikle fabrikanın gübre depolarında, taşlaşmış gübre kütlelerinin, kompresörle parçalanıp ufalanması sırasında oluşan, göz gözü görmeyecek kadar yoğun toz bulutu içinde çalışan işçilerin yaşadığı sağlık problemleri üzerinde durmak gerekir. İşçilere, o günün sağlık olanakları ve araştırma imkânlarıyla tüberküloz tanısı konulmuş. Ben o işçilerin aslında, bir meslek hastalığı olan silikozise yakalandıklarını tahmin ediyorum. Bugün için, özellikle kot kumlama işçilerinin yaşadığı çok vahim ve öldürücü sağlık sorunlarıyla gündeme gelen, bir meslek hastalığı olan silikozis, o günün imkânlarıyla kolayca gözden kaçabiliyor, tüberküloz denilip geçiliyordu. Bu tür işyerleriyle bu hastalık arasındaki ilişki, günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmıştır ve kolay kolay görmezden de gelinememektedir. Fabrikada, gerekli koruyucu sağlık önlemleri alınmadığı ve daha da önemlisi insan sağlığına aykırı ilkel bir teknoloji kullanıldığı, böylece de çalışanların sağlığı, yaşamı tehlikeye atıldığı için işveren birinci derecede sorumlu ve suçludur. O işyerindeki sendikacıların ve işçi temsilcilerinin birinci görevi de, ne pahasına olursa olsun bu sorunun çözülmesi olmalıdır. O işyerindeki herkes için bunun, en temel ahlaki ve siyasi görev olması gerekir. Silikozis; akciğerlerle ilgili, geri dönüşü olmayan, ölümcül bir meslek hastalığıdır.
Kitapta, işçilerin günümüzde de yaşadıkları, çalışma koşullarına ilişkin sorunlar anlatılıyor. Bir yandan, keskin ideolojik söylemlerle, günün yükselen moda değerlerine çabucak uyuveren samimiyetsiz lider ve insan tipleri, ince bir dille sergilenirken; öte yandan, işçi hakları için yürütülen mücadele anlatılır. Bir yandan da yaşamın olağan ayrıntıları…
Yazarı usta bir öykücü olunca da kitap, anı-roman bütünlüğüne ulaşmakta hiç zorlanmaz.
Sınıf mücadelesinde, emekten yana tavır alan herkesin ve özellikle de işçi ve emekçilerin okuması gereken bir başucu kitabı ?Grevden Dönenin!?.
Kitabı daha da ilginç kılan, çizilen bir TKP?li sendikacı portresidir. O kimlik, o günlere tanık olan devrimci arkadaşlara oldukça tanıdık gelecektir. Kişisel hırslarını ve ileriye dönük koltuk hesaplarını, TKP?nin, o günlerdeki sekter ve tasfiyeci politikalarının ve faydacı tutumunun da yardımıyla perdelemeyi başaran bu lider tipinin sınıf mücadelesine ne kadar zarar verdiğini ve zaten zor olan işyeri ortamını nasıl daha da zorlaştırdığını ve yine giderek aymazlığı, patronlarla işbirliğine kadar götürebildiğini göreceksiniz. Ülkemizde sol hareketlerin hızla yükseldiği o dönemde, birkaç ay içinde, antikomünistlikten, hızla TKP militanlığına savrulan bu tipin kofluğunu ve abartılı bir sol söylemin arkasında, asıl mücadeleci ve sosyalist insanları tasfiyeye yöneldiğini de üzülerek görürüz.
İşçiler tarafından sevilen cesur bir baş temsilciyi, gelecekte kendisine rakip olabilir kaygısıyla, işletme genel müdürü ile işbirliği yaparak, işine son verdirecek kadar hırslı bir sendika şube başkanı tipi vardır karşımızda. Üstelik de, özveriyle yürütülmüş ve başarıyla sonuçlandırılmış bir grevin ardından. Ve buna göz yuman sendika genel merkezleri?
Bu bana, II. Dünya Savaşı sonrası, Doğu Avrupa ülkelerinde, kızıl ordu eliyle, iktidarın hızla el değiştirdiği dönemdeki benzer bir sorunu anımsattı. Oralarda da, yılların faşistleri, bir anda hızlı birer komünist kesilmiş, yıllarca anti-faşist direnişe büyük emek vermiş olan asıl devimci kadroları ortadan kaldırarak iktidarı gasp etmiş ve giderek de reel sosyalizmin çöküşünde özel görevler üstlenmişlerdi.
Bizim ülkemizde de, 1975 TKP?si işçi sınıfına ve o günün anti-faşist mücadelesine önderlik etmek yerine, enerjisini, sol içi tasfiyeler ve didişmelerle tüketmişti. Sendikalardan ve meslek örgütlerinden, diğer sol grupları tasfiye etmeyi asıl hedefi haline getirmiş ve böylece de sosyalist saflardaki likidasyon ve çözülmenin en büyük nedenlerinden biri haline gelmişti. Sovyetler Birliği?nden bağımsız bir üstünlük ve irade kullanma yeteneği olmayan bu hareket, reel sosyalizmin çöküşüyle birlikte de kendi kendisini sonlandırmıştır.
1980 askeri darbesine gelinen süreçte, sınıf mücadelesinin ve anti-faşist mücadelenin gerisine düşen ve giderek de özgüvenini yitiren 1975 TİP hareketi de can havliyle TKP?ye tutunmuş ve harakiri yapan iki uzak doğulu gibi, birlikte dibe çökmüşlerdi.
1961 yılında kurulan Türkiye İşçi Partisi (TİP), ülke genelinde hızla örgütlenmişti. 1965 genel seçimlerimde, Türkiye?nin belli başlı sanayi kentlerinde ve bazı Anadolu illerinde üçüncü parti konumuna yükselmiş ve Meclis?te 15 milletvekili ile temsil edilme başarısını göstermişti. 1970 yılındaki 4.büyük kongresinde, ülke tarihinde ilk kez Kürt kimliğini açıkça kabul etmiş ve anti-faşist mücadeledeki kararlılığını vurgulamıştı. Bu kongrede alınan bu iki karar, 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası dönemindeki yargılamalarda, partinin kapatılma gerekçesi olmuştu. O yargılamalar sırasında, cesaretinin ve entelektüel dinamizminin doruğunda olan Behice Boran, tarihi bir savunma yapmıştı. Bilimsel Sosyalizmi, tarih önünde, çok yetkin bir biçimde savunmuş, mahkeme kürsüsünü adeta bir okul gibi kullanmıştı.
1975 yılında ikinci kez kurulan TİP, 1970?te ulaşılan çizgiyi daha ileriye taşıyamadı. O başarıyı bir daha yakalayamadı.
1980 Askeri darbesine gelinen süreçte, Türkiye işçi sınıfının payitahtında, TKP ve TİP hattı başarısız oldu. Yazık ki, Anadolu?da yer yer etkili olan, irili ufaklı sol grupların hiç biri, bu boşluğu dolduramadı.
Türkiye işçi sınıfı tarihinde ilk kez yakalanan, tarihe devrimci müdahale imkânı da böylece berhava olup gitti.
1980 öncesi sendikal hareketi anlatan bu kitapta, bir yandan canla başla sınıf mücadelesi yürüten işçi ve sendikacıları görürken, bir yandan da koltuklarını koruyabilmek uğruna, içlerinden bazılarının, ne dolaplar çevirdiklerini ve ne kadar alçalabildiklerini de ibretle izleriz. Kamuoyunca bilinen bazı ünlü simaların kaç kıratlık değerinin olduğunu da?
Bakanlık ve milletvekilliğine kadar tırmanmış sendikacıların neredeyse alayının, mazilerinin hiç değilse kritik bir aşamasında, sınıfını ıskalayan ve bunun ödülü olarak taltif edilen yüreksizler olduğunu unutmayalım.
Yasaların nasıl hep güçlüden yani sermaye sınıfından yana işlediğini, aradaki birkaç iyi niyetli, dürüst bürokratın ve hukukçunun çabalarının sonucu değiştirmediğini görürüz.
Celal İlhan, 180 sayfalık güzelim ?öykü-anı-roman? kitabına keşke, ?Haziran 1981? başlıklı -bir buçuk sayfalık- son bölümü koymasaydı. Yazarımızın, koltuğunu korumak için sınıfına ihanet etmekten geri durmayan bir kişiyi, otuz yıl sonra da olsa hoş görüyle anmaya çalışması bence gereksizdi.
Umuyorum ve diliyorum ki bu kitabın değeri kısa zamanda anlaşılır ve ilgili çevreler için, bir özeleştiri fırsatı olur. İyi ki varsın Celal İlhan.

Serdar Koç

Kitabın Künyesi
Grevden Dönenin! (Bir Sendikacının Anıları)
Kanguru Yayıncılık
Celal İlhan
Mektup – Anı – Günlük – Anlatı
Ocak 2009
Sayfa Sayısı: 200

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı
Soylu Sınıfın Sonbaharı / İngiltere Yılları – Elias Canetti

Tüm dünyada özellikle romanı "Körleşme" ve antropolojik çalışması "Kitle ve İktidar" ile ses getiren edebiyatın kuşkusuz en önemli isimlerinden biri...

Kapat