İsmail Beşikci’nin kaleminden bir dönem

Demokratik değerler, İnsan Hakları ve bu bağlamda Kürt sorununa ilişkin görüşlerinden ötürü hayatının 17 yılını cezaevinde geçirmek zorunda bırakılan toplumbilimci ve yazar Dr. İsmail Beşikçi?nin hapiste geçirdiği süre zarfında aralarında gazeteci, siyasetçi, yazar, avukat ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de bulunduğu çok sayıda insana yazdığı mektuplar, İsmail Beşikçi Vakfı Yayınları tarafından kitaplaştırıldı.

Dr. Beşikçi?nin, İstanbul, Ankara, Bursa ve Adana başta olmak üzere farklı cezaevlerinden çeşitli tarihlerde yazdığı 53 mektuptan oluşan 620 sayfalık Cezaevinden Mektuplar adlı kitaba ilişkin Beşikçi şunları kaydediyor: ?Mektuplar, ilgili kişilerin, o günlerdeki yazılarını ve konuşmalarını eleştirmek amacıyla dile getirilmiştir. Eleştiri, özgür eleştiriyse düşün hayatının çok önemli bir boyutudur. Demokrasinin de bilimin de vazgeçilmez koşulu, ifade özgürlüğünün, özgür eleştirinin var olmasıdır.?

Toplumsal, siyasal, düşün hayatına has eleştirilerin yer aldığı mektuplara ilişkin Beşikçi şöyle diyor: ?Mektupların ilgili kişilere ulaşmasına özen gösterilmiştir. Dışarıdaki arkadaşlar, bunun için yoğun çaba harcamıştır. Fakat birkaç tanesi hariç bu mektuplara cevap alınamamıştır. Mektupların neden cevapsız bırakıldığı üzerinde düşünmek, toplumsal ve siyasal hayata ilişkin bilgilerimizi, Kürd/Kürdistan sorunuyla ilgili bilgilerimizi arttırıcı bir etki yapacaktır.?

90?LI YILLAR, MİT ve BASIN

Dr. Beşikçi, gazeteci Mehmet Ali Birand?a yazdığı mektubunda, 90?lı yıllarda yaşanan karanlık sürece ve devlet mekanizmasının süreçte nasıl işlediğine dair önemli ipuçlarını açığa çıkartıyor. Beşikçi, 16 Ocak 1996?da Şırnak?ın Güçlükonak beldesinde bir yolcu otobüsündeki 11 köylünün kurşuna dizilmesi ve daha sonra otobüsün ateşe verilmesi olayının, ?PKK eylemi? olarak lanse edilmesini, gazeteci Birand?ın konuyu tek taraflı olarak ele almasını ve PKK?nın açıklamalarına değinmemesini eleştiriyor. Beşikçi mektubunda, PKK?nın yaptığı açıklamada, saldırının devletin güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirildiğini kanıtlarıyla ortaya koymasına rağmen, olayın ?PKK eylemi? olarak kamuoyuna lanse edilmesine dikkat çekiyor ve Türk basınının bu konuda Milli İstihbarat Teşkilatı?nın bir şubesi gibi çalıştığını ifade ediyor. Beşikçi aynı dönemde, devletin, Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe?nin polis tarafından katledilmesinin inkâr edilmesi ve The European gazetesinde Türk askerlerinin elinde kesik başlar tutar bir şekilde görüntülendiği fotoğrafların yerel basına yansımasını engellemekle meşgul olduğunu belirtiyor. ?Terör? konusunda devletin ikiyüzlü tutumuna dikkat çeken Beşikçi, aynı günlerde Karadeniz?de gemi kaçırma olayı ile hastane basıp binlerce kişiyi rehin alanların ?özgürlük savaşçısı? olarak kabul gördüğünü belirterek şöyle diyor: ?Türkiye?nin Çeçenlere gösterdiği hoşgörünün ve Kürtlere karşı uygulanan şiddet ve devlet terörünün irdelenmesi gerek.?

YAŞAR KEMAL?E

Beşikçi, 1974?te Yaşar Kemal?e yazdığı mektupta, aradan 40 yıl geçmesine rağmen günümüz Türkiye?sinde de görünür ve hissedilir olan devletin resmi ideolojisi hakkında şu saptamalarda bulunuyor: ?Bu ideoloji yalana dayanmakta ve kitlelere baskı, zor, zulüm, zindan, sürgün, katliam ile kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Aslında özerk üniversite, bağımsız mahkemeler, kitle haberleşme araçları tamamen bu resmi ideoloji çerçevesinde kalem oynatmaktadır. Resmi ideoloji ve bunun gereği olan politika ise, dünyada eşi benzeri bulunmayan ırkçı fikir ve görüşleri içermektedir. Bu muhteva, bilime, insan haklarına, hukuka aykırıdır. Çünkü Kürt halkının en temel demokratik haklarının gasp edilmesi eylemini meşru göstermek için, herkesin Türk olduğu ve mutlu olduğu şeklindeki yalanı kitlelere yayma ve inandırma amacını gütmektedir.?

ECEVİT?E CHP ELEŞTİRİSİ

1980?de CHP?nin genel başkanlığı ve Başbakanlık görevi yürüten Bülent Ecevit?e Üsküdar?daki cezaevinden mektup gönderen Beşikçi, Ecevit?in o dönem Meclis konuşmalarında sık sık kullandığı ?bölücülük? ifadesinden yola çıkarak, böl-yönet politikasının sömürgeciliğin politikası olduğunu belirtiyor ve tarihsel referanslarla da emperyalizm-Kemalizm ilişkisini gün yüzüne çıkartıyor. ?1919-22 yılları arasında İngiliz ve Fransız emperyalizminin Ortadoğu?daki en önemli işbirlikçisi Kemalistlerdir? diyen Beşikçi, Kemalistlerin Kürt ulusunun bölünmesine ve bölünen Kürt coğrafyasından büyük bir pay alınmasına aracı olduklarını ifade ediyor. Beşikçi 34 yıl önce Ecevit?e hitaben kaleme aldığı mektubunda, CHP?nin tarihsel ve genel tutumundan olumlu bir beklenti içinde olmadığını şu sözlerle ifade ediyor: ?CHP genel başkanı ve başbakan olarak gezileriniz oluyor. Bu gezilerde, ?halklara özgürlük? sloganına karşı çıkıyorsunuz. Türk ırkçılığının ve sömürgeciliğinin en has kurumlarından biri olarak CHP?nin ve sizin tavrınızı hiç yadırgamıyoruz.?

CEZAEVİNDEN YAZILAR

Dr. İsmail Beşikçi?nin düşüncelerini ve eserlerini yaşatmayı hedefleyen İsmail Beşikçi Vakfı, Beşikçi?nin cezaevinde geçirdiği süre boyunca kaleme aldığı akademik boyuttaki siyasi ve düşünsel makaleleri de kitaplaştırarak okurların dikkatine sunuyor. Cezaevinden Yazılar adlı 670 sayfalık kitapta, Beşikçi?nin Kürt sorunu ve İnsan Hakları ihlallerine ilişkin yazdığı 32 makale, 90?lı yıllardan 2000?lere kadar yaşanan toplumsal ve siyasi döneme ışık tutuyor.

Makalelerde, yazıldıkları döneme ilişkin bazı saptamalar ve belirlemeler olduğunu kaydeden Beşikçi, kitaba ilişkin şunları söylüyor: ?Yazılarda, o dönemlerde yaşanan bazı süreçlere ilişkin belirlemeler var. Bunlar, o günlerde, gazetelerde, dergilerde yer almadı. Bazı yazılar da ?ileride, elverişli bir zamanda yayımlanır? diye bekletildi. Bu yazıların ilgili dönemlerin anlaşılmasına yardım edeceği kanısındayım.?

Ağırlıklı olarak Kürt toplum yapısını ele alan Beşikçi, kitapta yer alan makaleleriyle, devletin resmi ideolojisinin Kürt toplumuna ilişkin inkâr ve yok sayan uygulamalarına karşı bilim yöntemiyle eleştiriler yöneltiyor. Beşikçi, Kürt sorununa duyarsız kalan veya egemen güçlerin söylemleriyle konuşan ?akademik? çevreleri, resmi ideolojiye tabi olmakla ve bu nedenle bilimsel etikten uzaklaştıkları eleştirisini getiriyor.

ALEVİLERİN ASİMİLASYONU

Kitapta Alevilerin yaşadığı sorunlar farklı bir bölümde ele alınıyor. Beşikçi, Alevilerde Kafa Karışıklığı, Resmi İdeoloji ve Aleviler, Alevilerin Büyük Sırrı başlıklarıyla 2000?li yıllarda kaleme aldığı üç makaleyle, devletin resmi ideolojisinin Alevilerde nasıl bir kimlik bunalımı yarattığını ve yaşanan sorunlara dair çarpıcı gerçekleri ortaya çıkartıyor. Beşikçi, Türk siyasal hayatını yönlendiren yerleşik söylemlerden biri olarak, ?Türk halkının yüzde 99?u Müslüman?dır? önermesinin Alevilik açısından da irdelenmesinin sosyolojinin, sosyal antropolojinin ve siyaset bilimlerinin ilgi alanında olması gerektiğini belirtiyor. Alevilerin asimile sürecinin hâlâ devam ettiğini vurgulayan Beşikçi makalesinde, 1995?te Doğru Yol Partisi genel başkanı Tansu Çiller için hazırlanan gizli bir rapordan bahsederek, İranlı Ayetullah Şeriat Medari?nin Aleviler için dönemin Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş?e, ?Ya siz Sünnileştirin, ya biz Şiileştirelim? dediğini açıklıyor.

Hrant Kasparyan / Taraf Gazetesi

KİTABIN ÖNSÖZÜ
Bu mektuplar, çeşitli tarihlerde, çeşitli cezaevlerinden yazılan mektuplardır. Bu mektupların çok önemli özelliği cevapsız olmalarıdır. Mektupların ilgili kişilere ulaşmasına özen gösterilmiştir. Dışarıdaki arkadaşlar, bunun için yoğun çaba harcamıştır. Fakat birkaç tanesi hariç bu mektuplara cevap alınamamıştır.

Mektuplar, ilgili kişilerin, o günlerdeki yazılarını ve konuşmalarını eleştirmek amacıyla dile getirilmiştir. Özel hayata ilişkin belirlemeler veya istekler yoktur. Eleştiri, özgür eleştiriyse düşün hayatının çok önemli bir boyutudur. Demokrasinin de bilimin de vazgeçilmez koşulu ifade özgürlüğünün, özgür eleştirinin varolmasıdır.

Bu mektuplarda, özel hayat, kişiler arasındaki özel ilişkiler söz konusu olmadığı, tamamen toplumsal, siyasal hayata, düşün hayatına has eleştiriler olduğu için yayımlanmalarında, kamuoyu ile paylaşımlarında bir sakınca görülmemiştir.

Mektup önemli bir haberleşme aracıdır. Ama mektuba bir karşılık alınamıyorsa haberleşme gerçekleşmez. Tek taraflı haberleşme olmaz. Bu mektuplara neden cevap alınamadığı, mektupların neden cevapsız bırakıldığı üzerinde düşünmek toplumsal ve siyasal hayata ilişkin bilgilerimizi, Kürd/Kürdistan sorunuyla ilgili bilgilerimizi arttırıcı bir etki yapacaktır.

Cezaevinden Mektuplar?ın yayına hazırlanmasında Ahmet Önal?ın, Roni Basın Yayın?ın emeği büyüktür. Bunu teşekkürle, sevgiyle dile getiriyorum.

İsmail Beşikci
Aralık 2013

Yorum yapın

Daha fazla Mektup
John Steinbeck’ten oğlu Thom’a: “Aşk için minnettar ol”

Yazarların mektuplarını okumak ufkumuzu açıyor şüphesiz. John Steinbeck'in, yatılı okuldayken bir kıza aşık olduğunu yazan oğlu Thom'a yazdığı cevap da...

Kapat