Kadın İçin? – Elif Kutlu

?Ancak olmaması gereken ama olan ve hiç durmadan olmaya devam eden bir şey, küçük bir şey, hatırlandığında her şeyi, yaşamın tüm zenginliğini ve kocamanlığını alıp çürük bir fındık tanesine, ezilmiş bir sineğin duvarda bıraktığı sapsarı lekeciğe indirgeyiveren bir hiçbir şey vardı.?(s. 31) Bu cümleyle başlıyor her şey. Esir alınmış iki kız kardeşin geçmişlerinden, esir alınmadan önceki hayatlarından gelen sesin verdiği rahatsızlıkla başlıyor. Bu rahatsızlık bir adalet arayışından başka bir şey değil. Le Guin?in yine metaforlarla anlattığı bu öykü de sıradan olmayan ama çok tanıdık kişilerin öyküsü; kadınların.
Le Guin kalemi eline alıyor ve başka bir dünya çizmeye başlıyor. Bu başkalık daha ilk satırlardan aynılıklara gebe. Bu dünyada evlenilmek üzere yetiştirilmek için köleleştirilen kadınlar, adaletten haberi olmayan ama kendini tanrı ilan eden erkekler, bir de olana bitene boyun eğen diğer kadınlar var. Bu öyküdeki tüm önemli roller günlük hayatta sıkça karşılaşılabilecek insanlara verilmiş; kadınlara ve erkeklere. Daha doğru bir deyişle yine tüm önemli rolleri erkekler üzerlerine alınırken, kadınlara kabullenmişlik, itaatkârlık ve kölelik kalmış. Bu yanıyla Le Guin?in bu kurgusunun da düşsel olmadığı aksine toplumsal gerçekliklerden yararlandığı açıkça görülmektedir. Öyküde hiyerarşik bir yapılanma söz konusu: Taç erkekleri, köle toprak kadınları ve doğurdukları tanrılar, bir de erkek akıldan beslenmiş diğer kadınlar.
Öyküde Bela ten Belen ve arkadaşlarının yağmalamaya gittikleri köyden getirdikleri köle kızların içinde sıkışıp kaldıkları yazgıları anlatılıyor. Toprak kızları evlenilmek için yetiştirilmek üzere esir alınıyor. Yolda esirlerden biri ?bir bebek- öldüğü için çalılıkların arasına atılıyor. Esirlerden Modh ve Mal ise Bela?nın evinde ?el bebek gül bebek? yaşamaya başlıyorlar. Bu süreç onların kadınlığa attıkları adımları ve içinden kurtulamadıkları o durumu içermektedir. İkisi de yaşamak zorunda bırakıldıkları bu ipeklerle sarılı hayattan kurtulmayı düşünmüyor/düşünemiyor. Ancak ikisi de geçmişte bıraktıkları o izden ?var edemedikleri adalet duygusundan- o hiçbir şeyden, bir bebeğin ağlama sesinden kurtulamıyor. Modh yazgısını kabullenip ona çizilen sınırlarda yaşamaya çalışırken, Mal şiddet görerek yazılan bir kaderi geçmişin izlerinden kurtulamıyor. Bu izler ise bu iki kadının sonunu getiren seslerden başka bir şey değil.
Günümüzde de durum farklı değildir. Erkekler Bela gibi ?köle avı?na çıkmıyor belki ama seçtikleri kadınları evlerine getirip onlara kadınlık yapsınlar diye ?yetiştiriyorlar?. Bu yetiştirme tarzı -Modh ve Mal?un de başına geldiği gibi- erkeğin kültürel yapısına göre düzenleniyor. Görevler yine aynı: Erkekler yine sadece çocuk yapmakla ?ya da buna katkıda bulunmakla-, kadını ?evde tutmakla? ilgilenirken, kadınlar belli bir yaşa geldiklerinde ?satın alınan?, erkek akla uygun düşünmek zorunda olan ve itaat etmeye zorlanan taraf oluyor.
Le Guin?in bu öyküde kullandığı metaforları açıkça görmek mümkün. Ancak öyküyü okuyup, içinde kaybolurken insan kendini Le Guin?in Türkiye?de kadının konumunu göz önünde bulundurup bulundurmadığını düşünmekten kendini alamıyor. Öykünün tanıtım metni, anlatılanların bir adalet arayışı olduğunu söylese de, durum bundan ibaret değildir. Le Guin?in feminist bakış açısı bu öyküsünde de kendini gösteriyor. 54 sayfalık bir öyküye kocaman bir dünya sığdıran Le Guin, bu iki kadının ?ve diğer kadınların- benliklerinin ve kültürlerinin yok edilişindeki adaletsizliği eleştiriyor.
Not: Bu öykünün ardında bir söyleşi, iki deneme biraz da şiir var. Le Guin ne yazsa okunuyor. Öykünün etkisinden kurtulmak mümkün olmasa da Le Guin?in ?bestseller?lar, yayımcılar ve kitap okurları hakkında düşündüklerini öğrenince ?uyanık okur? olmaya daha bir bağlanılıyor.

Elif Kutlu
Kocaeli Üniversitesi, Felsefe Yüksek Lisans

Kitabın Künyesi
Yaban Kızlar
Orjinal isim: Wild Girls
Ursula K. Le Guin
Versus Kitap Yayınları / Roman Dizisi
Çeviri : Algan Sezgintüredi
İstanbul, 2011, 1. Basım
100 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar
Reyhan Sur?un Yeni Kitabı ?Aşk Çarpsın? – Esen Yel

Yıllar önce bir yazısında şöyle bir dillendirme yapıyordu Sevgili Aziz Nesin? ?Sosyalist ülkede yazar olmak, kapitalist ülkede tüccar olmak?? Kapitalist...

Kapat