Kardeşimin Hikâyesi adlı romana dair – Hüseyin Bul

Yoldan geçen birini durdurup, gelin size ilginç hikâyeler anlatacağım deseniz neyle karşılaşırsınız? Muhtemelen ya size aldırmayacaktır, ya da ne tuhaf insan diyebilir, deli midir nedir de diyebilir. Ama bir vesileyle sizinle yolları kesişmiş biriyle, çay içerken ya da bir şeyler içerken ya da yerken konu konuyu açıp ilginç hikâyeler anlatmaya kalkarsanız, size ne garip bir insansınız demeyecektir. Deli demek daha iddialı bir sav olduğu için garip ya da tuhaf demeyen deli hiç demeyecektir.
Livaneli?nin kardeşimin hikâyesi romanı da aynen böyle bir şekilde başlıyor. Ahmet?in yaşadığı gözden ırak Karadeniz kıyısındaki köyde yakın arkadaşı bir kadının öldürülmesi üzerine cinayeti araştırmak için gazeteci genç bir kız gelir köye. Öldürülen kadının arkadaşı olduğu için ilk Ahmet?le konuşmak ister. Konuştukça Ahmet?in çok ilginç biri olduğunu söyler. Sohbet ilerledikçe bunu müteakip seferlerde dile getirir. Fakat biz Ahmet?in o zamana kadar hiçbir ilginçliğine, tuhaflığına rastlamamışızdır. Yazar bunun altını özellikle çizer gazeteci kız vasıtasıyla. Dolayısıyla Ahmet hiç de ilginç olmadığı halde bize (okuyucu) öyle olduğunu belletmeye çalışır.
Evine üç kişiden başka kimsenin girmediği yaşlı, emekli, inatçı ve ketum bir adamın hiç tanımadığı bir gazeteci kız karşısında çenesinin düşmesi hayli ilginç olsa da her seferinde gazeteci kız evde kalsın diye bir yem atması, bize ve kıza; yok arkadaş istesek de istemesek de bu adam aklındaki yüreğindekileri anlatacaktır, bari zevk almaya bakın demeye getiriyor. ?Size Svetlana?yı ve o evin içini anlatabilirim. Bir şartla? Eğer akşam yemeğini benimle yerseniz? anlatıcının (Ahmet ) neden öyle bir şeye ihtiyaç duyduğunu anlamayız. Yazar anlatmaz bize, tahminlerimizden biri yalnızlıktandır herhalde, birini buldu konuşmak, paylaşmak istiyordur ki bu da şunu çıkarır karşımıza; bu yaşlı, emekli mühendis zaten yalnızlığı, inzivayı kendi isteğiyle tercih etmemiş miydi? Yani bilinçli bir tercihle o köyde (Podima) yaşıyordur. O halde ne sebepten olabilir ki? Cinsel bir beklentisi mi vardır kızdan? İnsanın aklına başka sebep de gelmiyor. Peki, yemekten sonra hangi istek ya da şart gelecektir? Diğer bir aksaklık da sürekli küçük ilginç hikâyeler anlatırken gazeteci kıza iki de bir sözü kardeşine getirip onun hakkında hiçbir şey anlatmayarak okuyucuda merak uyandırmaya çalışması. Anlatmayarak merak oluşmaz ki sadece okuyucu uzaklaşır. Merakın en güzel örneğini ikinci kısımda yazar zaten bize yaşatıyor.

Kitabın asıl omurgasını oluşturan kısım Mehmet?i anlattığı ikinci bölümdür. Bu bölüm daha ilginç, sürükleyici ve heyecan uyandırıcıdır. Okuyucuyu burada yakalar yazar. Birinci bölümdeki aşk üzerine söylediği kâbus dolu sözleri bu bölümde ete kemiğe büründürür. Okuyucu artık sonu kötü biten kahredici bir aşk ya da karasevdaya hazırlamıştır kendini. Yeni bir Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı hikâyesinin geleceğini tahmin ediyordur. Tek yapmaları gereken şey binbir gece masallardaki gibi hikâyenin sonunu öğrenmek için biraz sabır etmeleri gerektiğidir.
Kardeşimin hikâyesi romanı iyi kurgulanmış, okuyucunun sabrını sınayan, dönem dönem şaşırtan, final kısmı için hiçbir şekilde açık vermeyen ustalıklı bir eser.

Hüseyin BUL

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
Salkım Saçak Keldağ adlı öykü kitabına dair – Adil Okay

Son zamanlarda masamın üzerinde okumak için sıraya koyduğum kitaplar arasında ?öykü? yoktu. Müslüm Kabadayı?nın ?Salkım Saçak Keldağ? adlı öykü kitabının...

Kapat