Etiket: Doğan Kitap
Isaac Newton – Stephen Hawking
Isaac Newton can sıkıcı bir adamdı. Diğer akademisyenlerle ilişkileri berbattı ve hayatının son yıllarını şiddetli tartışmalarla geçirmişti. Principia mathematica’nın yayımlanmasından sonra -kuşkusuz fizikte yazılmış en etkileyici kitaptır- Newton birden herkesçe tanındı. Royal Society’nin başkanı ve şövalye ilan edilen ilk bilimci oldu.
okumak için tıklayınızAli Nesin: Matematik Köyü’nün Delisi – Aslıhan Lodi
“Babam hep masallar anlatırdı. O kadar güzel anlatırdı ki… Aynı masalı kırk defa dinlemekten sıkılmazdık. Babamdan dinleyince, en basit konunun bile büyüsüne kapılırdınız. Ama çok zamanı yoktu; hep para kazanmak zorundaydı, çalışmalıydı, sürekli de çalışıyordu zaten. Geceleri ona yalvarırdık ‘Bize masal anlat’ diye, dayanamaz anlatırdı.” “Hayatımda kendimi yanında en rahat hissettiğim kişi babamdır. Beni anlar,
okumak için tıklayınızSavaşan mı, yoksa savaşmayı reddeden mi? Kimdir daha cesur olan?
John Boyne, Asker Doğmayanlar’da I. Dünya Savaşı’nda cepheye giden, kimi hayatını kimi ruhunu yitiren gençlerin hikâyesini anlatırken yüzleşilmesi gereken bir soruyu da tartışmaya açıyor; “Savaşan mı, yoksa savaşmayı reddeden mi? Kimdir daha cesur olan?” Ulaştığı büyük satış rakamlarıyla günümüz İrlanda edebiyatının popüler yazarları arasına katılan John Boyne 1971 doğumlu. Edebiyata öyküyle başlayan Boyne iki kez
okumak için tıklayınızBenim Kısa Tarihim – Stephen Hawking
“Ben 8 Ocak 1942’de, Galileo’nun ölümünden tam üç yüz yıl sonra doğdum. Tabii, benimle aynı gün iki yüz bin civarında başka bebek de doğdu. Onlardan herhangi biri sonradan astronomiyle ilgilendi mi, bilmiyorum.” Günümüz bilim dünyasına damgasını vuran Stephen Hawking Benim Kısa Tarihim’de kendi yaşamöyküsünü paylaşıyor.
okumak için tıklayınızKaranlık Vardiya’ya dair – Naci Eksikoğlu
Karanlık Vardiya 90’lı Yılların Politik Arşivi adlı bir kitap çıktı sessiz sedasız. 90’lı yılların Türkiye’sini anlatıyor. Adı gibi, gazete kupürleri, resimler eşliğinde bir belgesel, bir film şeridi gibi 90’lı yılların politik arşivini gözler önüne seriyor. Ancak teorik bir altyapıyla işliyor bu arşivi. Gramsci’nin, Althusserl’in devletin ideolojik aygıtlarının nasıl işlediğini; devletin baskı aygıtlarının nasıl devreye girdiğini
okumak için tıklayınızÖlüler adalet talep eder
Güneye inip popüler tatil bölgelerinin doğusuna doğru gittiğinizde Adana’ya, Çukorova’ya varıyorsunuz. Çukurova deyince aklımıza gelen ilk isim, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Yaşar Kemal. Onun Çukurova anlatımının tadı farklıydı. Yaşar Kemal’de olduğu gibi başkalarının da Çukurova’sı var. Daniel Arsand bunlardan biri. O da kendi geçmişinde kulağına çalınanlardan, araştırıp dinlediklerinden hareketle bakıyor bölgeye. Dolayısıyla anlatımlar ve gerçekler kesişiyor.
okumak için tıklayınızİntihardan Katharsise Kısa Yoldan Varolmak – Deniz Yavuz
Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları Popüler Japon Edebiyatı’nın çok satan yazarı Haruki Murakami’nin -yayınlandıktan kısa bir süre sonra- diğer kitaplarının da çevirmeni olan Hüseyin Can Erkin tarafından Türkçeye çevrilen son romanıdır. Kitabın adının aksine epey renkli bir yazar Murakami; Aklınıza gelebilecek neredeyse her filozoftan, yazardan alıntılar ya da bu kişilere ve bağlantılı okullara, ekollere (bilhassa
okumak için tıklayınızRuhu fırtınalı, bir yalnız adam: Tanpınar – Elif Şahin Hamidi
Ölümünden yaklaşık on yıl sonra yeniden okunmaya başlanan, geç de olsa fikirleri ve eserleri üzerine tartışılan Tanpınar’ın aydaki suretine şahit olmak, ayın yüzeyine karınca silsilesi gibi dizilmiş eski Türkçe satırların sırrına ermek istiyorsanız Nazlı Eray’ın son romanına buyurun. Tıpkı Kafka gibi kıymet-i harbiyesi sonradan anlaşılanlar tayfasından biri Ahmet Hamdi Tanpınar. Hani en yakın arkadaşlarının bile
okumak için tıklayınızMaden işçileri “Zorunlu”ydular “gönüllü” oldular…
Bugün Soma?da ve Zonguldak?ta yaşananlar ?Gönüllü Mükellefiyet?tir. Bir zamanlar zorla madenlere sokulan bu insanlar şimdi yaşam şartlarının zorluğu ve işsizlik yüzünden ocaklara girmektedirler. Sonuçta 1867?de başlayan Mükellefiyet de halen sürmektedir. ?Birgün, bir yerde, biri çıkıp -Uğradığın zulüm, 140 yıl sonra da olsa mutlaka tarihle yüzleştirilecek!- dese eminim inanmazsınız.? Böyle başlamıştım, Zonguldak üçlemesinin ilk kitabı Mükellefiyet?i
okumak için tıklayınızSonsuzluğa Yolculuk (Stephen’le Hayatım) – Jane Hawking
Stephen Hawking’i çoğumuz, tüm sinir sistemini felç eden motor-nöron hastalığı ve kozmolojiye yaptığı büyük katkıların yanı sıra akıl almaz çıkışları ve tabuları yıkan açıklamalarıyla tanıyoruz. Ateist olduğunu ilan etmesine rağmen, Papalık Bilimler Akademisi tarafından XI. Pius Altın Madalyası’yla ödüllendirilmesi, dehasının bir kanıtı olarak kabul edilebilir. Bu sansasyonel ve merak uyandırıcı
okumak için tıklayınız“Yazınca Barışıyor İnsan” / Ayça Şen’le Söyleşi: Elif Şahin Hamidi
Daha çok radyocu kimliğiyle tanıdığımız ancak müzik, resim, edebiyat gibi farklı alanlarda da üretim yapan Ayça Şen, yeni bir romanla yola devam ediyor. Yazar, “Saatçi Bayırı”, “Hırs ve Ceza”nın ardından “Hayalet Ağrı”yla tekrar okurlarının karşısında. Beri yandan da bir internet radyosu olan Standart FM’de “Meraklısına Ayça Şen Başkan” adlı programıyla radyoculuk oynamayı sürdürüyor. Radyo, onun yazarlığını
okumak için tıklayınızBir Koşucunun Günlüğü ? Hüseyin Bul
Koşmasaydım yazamazdım koşu ve triatlon günlüklerinden oluşan bir deneme kitabı. Haruki Murakami roman yazarı olmaya karar verdikten sonra buna paralel bir anda da koşmaya karar vermiş. ?Roman yazarı? kavramını kendisi özellikle kullanıyor ve altını çiziyor. Yazar olduğunu söylememesinin elbette kendince haklı sebepleri vardır. Onca kitabı yazan ( İmkânsızın şarkısı, Sınırın güneyinde Güneşin batısında, Yaban koyunun
okumak için tıklayınızFaili meçhul hikâyeler – Ayça Örer
Gökçer Tahincioğlu, 70?li yıllarla başlayıp bugüne uzanan derin tarihi, dönemin korku verici öğelerinden birini hatırlatarak anlatıyor: ?Beyaz Toros.? Kitapta, on iki faili meçhul hikâye var. Sınırın az ötesinde, Yunanistan?da örneğin, beyaz bir otomobil yanınıza yanaştığında korkar mısınız? Hayır. Ama o araba size İzmir?de, Ankara?da, Elazığ?da, Diyarbakır?da yanaşsa aklınıza olmadık akıbetler gelir. Söz konusu korkuysa, eşitiz.
okumak için tıklayınızKardeşimin Hikâyesi adlı romana dair – Hüseyin Bul
Yoldan geçen birini durdurup, gelin size ilginç hikâyeler anlatacağım deseniz neyle karşılaşırsınız? Muhtemelen ya size aldırmayacaktır, ya da ne tuhaf insan diyebilir, deli midir nedir de diyebilir. Ama bir vesileyle sizinle yolları kesişmiş biriyle, çay içerken ya da bir şeyler içerken ya da yerken konu konuyu açıp ilginç hikâyeler anlatmaya kalkarsanız, size ne garip bir
okumak için tıklayınız?Kardeşimin Hikayesi Bu Eleştiriyi Haketmedi!? – Mehmet Özçataloğlu
Zülfü Livaneli?nin ?Kardeşimin Hikâyesi? adlı romanını okuyup bitirdiğim gün (9 Ekim 2013), rastlantısal bir şekilde Sol Kitap?ta Erhan Pınarbaşı?nın ?Kardeşimin Hikâyesi?ne Eleştirel Bir Bakış? başlıklı yazısı yayımlandı. Yazının hemen başında belirtmem gerekirse bu yazdıklarımın amacı kitabı ya da yazarını savunmak değildir. Erhan Pınarbaşı kitabı beğenmemiş olabilir, çok doğaldır. Benim itirazım eleştirinin dozunun kaçmış olmasınadır. Gerekli
okumak için tıklayınızHikmet Temel Akarsu?dan yeni kitap; Şairlerin Barbar Sofraları
İstanbul Dörtlüsü, Kayıp Kuşak, Ölümsüz Antikite gibi roman serileri ile iz bırakan yapıtlar ortaya koyan romancı, öykücü ve oyun yazarı Hikmet Temel Akarsu edebiyatın derin sularında seyreden okurların yakından tanıdığı bir isim. ?Şairlerin Barbar Sofraları? ile Hikmet Temel Akarsu toplumda daima merak duyulan edebiyat mahfillerinin iç dünyalarına götürüyor bizi. Dışarıdan parıltılı, ışıltılı, yaldızlı gözüken şairler
okumak için tıklayınızAşktan ve savaştan ibaret yaşamlar – Eray Ak
Yirminci yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan “Robert Capa”. Susana Fortes’in yeni yayımlanan romanı “Robert Capa’yı Beklerken”, dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti hikâyeleştiriyor. Ancak bu roman sadece Capa’nın ve savaşın romanı değil, en çok aşkın romanı. Capa?nın yoldaşı ve meslektaşı Gerda Taro ile yaşadığı
okumak için tıklayınızBir Roman Okudum ve Hayatım Değişmedi (Livaneli – Kardeşimin Hikayesi) ? Selma Sayar
Yaşamda her insanın hayranlık duyduğu, bağlandığı önemli kişilikler mutlaka vardır. Şair, yazar, sanatçı, politikacı? Bu kişiliklerin ünlü olması, onlara duyulan hayranlığı hep zirvelere taşır. O, mutlaka yüreğimizin kendisine ayrılan özel yerinde varlığını sürdürür. ? ?Bu satırların amatör yazarı,
okumak için tıklayınız