Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl – Maksim Gorkiy ‘Devrim öncesi kırk yıl’

Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl, Gorkiy’nin son ve en önemli, aynı zamanda üzerinde en çok tartışılan yapıtı. Kitap, 1870’li yılların ortalarından başlayarak 1917 Devrimi’ne kadar çelişkilerle, kavgalarla ve düşünsel çatışmalarla geçen dönemin, ruhsal ve entelektüel yaşamını ortaya koyuyor; zamanın barometresi sayılan, toplumdaki siyasal kamplaşmaları ve sınıf bilinci gelişimini çok kesin olarak yansıtan orta sınıf Rus aydın kesimine özel bir yer veriyor.
Maksim Gorkiy, 4 ciltlik romanına Klim Samgin’in doğumuyla başlar. Dönem 1870’li yılların Çarlık Rusyası’dır. Gorkiy, arka planda ülkenin durumunu, aydınların birey toplum ikilemi üzerine tartışmalarını, ön planda ise Klim’i ve içinde bulunduğu koşulları anlatır. Büyükleri taklit ederek beğeni kazanır küçük Klim. Öyle ki sonradan her hareketine siner bu yanı. Tehlike gördüğü her yerde sadece kendini düşünür. Okulda ihbarcıların arasında yer alarak kendini öğretmenlerine sevdirir. Kurnazlığı her daim başarılı bir öğrenci olamamasını örter. Roman boyunca çevresindeki arkadaşlarıyla beraber işlenir Klim. Çocukların ergenlik çağında hissettikleri huzursuzluklar geniş yer alır romanda. Örneğin Makarov: ‘İçimde bir müfettiş var, devamlı kızlara git diyor’ der. Dronov’sa ‘Bu, türün devamı içgüdüsü’ diye cevap verir. Bu konuşmaları iğrenç bulacaktır Klim. ‘Bunları ben de yaşayacak mıyım?’ diye sorar kendine. Klim büyürken arka planda ülkede karışıklıklar yaşanmaktadır. Mutlakiyetle yönetilen ülkede çarlık rejiminden kurtulmak için özgürlük ve yaşam savaşı verilmekte, bu uğurda hapisler, sürgünler ve ölümler yaşanmaktadır. Aydınlar, ‘mutlakiyete son vermek yeterli mi yoksa sosyalizm gerekli mi?’ diye kendi aralarında tartışmaktadırlar. Yine aynı dönemde Gorkiy’in deyimiyle sarışın iblis F. Nietzsche’nin bireyci düşünceleri; Tolstoy’un kötülüğe karşı güç kullanmama tezleri, aydınları oldukça etkilemiştir. Klim’in babası aydınların kendilerini feda etmeleri gerektiğini, kiracıları Varavka ise arabayı çeken tek atın aydınlar olması gerektiğini savunmakta, Klim bu tartışmaları dinlerken, babasının değil, Varavka’nın düşüncelerine katılmaktadır. Gerçekten de Klim, yaşamı boyunca kendini feda etme düşüncesine uzak duracaktır. Üniversite çağı gelmiştir. Klim bunun için Petersburg’a gider. Orada kardeşi Dimitri’nin desteğiyle geniş bir grubun içinde bulur kendini. Burada Kutuzov’la tanışır. Kutuzov’un toplantılarda sınıf ve ekonominin gücü üzerine konuşmaları, Marksizmi anlatışıyla ilk defa Marksizme ilgi duyar. Gençler devamlı ülkenin durumuyla ilgili toplantılar yaparken, hafta sonları danslı şarkılı eğlenceler düzenlerler.Kutuzov’la Gorkiy ideal bir devrimci karakter çizmiştir. Klim’in, bencil, kendini düşünen, başkalarındaki ilginç düşünceleri biriktirerek kendi söylemi gibi sunan, en yakınlarını bile sevmeyen, yüzeysel düşünen, yalnızlığı yücelten tavrına karşın; Kutuzov’da, alçakgönüllü, insancıl; devrimcilerin yanlışlarını eleştirmekten kaçınmayan, güzel şarkı söyleyen, âşık olan, eğlencelere katılan; sık sık tutuklansa sürgüne gönderilse de yılmayan bir yüz buluruz. Düşüncelerinin sağlamlığıyla ve kararlı mücadelesiyle örnek bir karakterdir o.

Sıradan biri…

Ancak romanın ana kahramanı Klim’dir. Olaylara ve kişilere çoğu kere Klim Samgin’in gözünden bakarız. Onunla doğumundan ölümüne dek gideriz. Romanın ana kahramanı olması doğası gereği bizim için özel biri yapar onu. Ne var ki karşılaştığımız her zayıflığında bozulur bu. O an bizim için üçüncü kişi, herkes içinde biri olup çıkıverir. Roman bu bakımdan, özel olanın ve genel olanın aynı kişide buluşması açısından ilginçtir. Beğenmediğimiz bir yanımızı yakaladığımızda kendimize nasıl yabancılaşırsak Klim de bize öyle yabancılaşır. Kendimizi özel biri düşünürken sıradan biri olabileceğimiz gerçeği Klim’le dikilir karşımıza. Zaten Klim çoğumuz gibi özel biri olduğu düşüncesini hiç bırakmaz. Buna dair düşünceleri sarsıldığında bundan çabuk sıyrılır. Aşamayacağı bir sorunla karşılaştığı durumlarda tekrarladığı, ‘Belki de çocuk yoktu’ cümlesi bunu ne kadar çarpıcı anlatır. Çocukken bir arkadaşının kırılan buzda suya düşüp boğulmasına tanık olmuştur. Kurtaramamıştır onu, kurtarmak için bir şey de yapamamıştır. Kurtaramadığı o çocukla hiçbir zaman anlaşamamıştır zaten. Zaman içinde aslında orada bir çocuğun olmadığı konusunda ikna olmuştur. Bunu kendisine sık sık tekrarlamaktadır. Bu durum giderek ona ters olan, altını çizerek söylüyorum, ona ters her türlü unsurun Boris’in boğulduğu gibi sözcükler içinde boğulacağı, böylelikle yaşamın kaçınılmaz biçimde eski, derin mecrasına döneceği umudunu aşılar. Bağımsız, özgür ve tek başına olmak, hiçbir düşünceye kendisini feda etmemek yanlısıdır. Sosyalistler ve karşıtları olmazsa hayat onun için daha kolay olacaktır. Ama onlar vardır ve Klim bir toplantıda, ‘Bize devrim değil, evrim gerekir’ diyerek kafasındaki düşünceleri açıklar. Ancak bu kez de kendini dışlanmış hisseder. Yine de olayların onu sürükleyeceğinden korkmaktadır. Tutuklanma tehlikesine karşı okulu bırakarak eve dönmeye karar verir.Evde, baştan beri etkilendiği Varavka’nın kızı Lidya’ya aşkını ilan eder. Bunun için onun önünde diz çökerek bacaklarına sarılır. Çocukken öğretmeni de annesinin bacaklarına böyle sarılmıştır. Klim yaptığı hareketi beğenmiştir, büyükleri taklit etmiştir bir bakıma. Lidya ise Klim’e evet demek yerine Moskova’ya tiyatro okumaya gider. Klim de peşinden. Orada onun yaşadığı ortamdaki insanlarla tanışır. Bunlardan biri daha sonra evleneceği Varvara’dır. Diğeri ise Lidya’ya âşık olduğu anlaşılan Diamidov.Bu sırada çarın taç giyme törenleri vardır Moskova’da. Hodinka’da tören nedeniyle halka şeker dağıtılırken yaşanan izdihamda birçok insan çiğnenerek ölür. Diamidov ağır yaralanır. Bu olaydan sonra Lidya eve döner. Klim’le kısa süren ateşli geceler yaşarlar. Birdenbire Lidya, Klim’i terk eder.Gorkiy’nin romanının kadın kahramanları genellikle güçlü karakterlerdir. Klim’in annesi Vera kararlılığıyla; Spivak ve Lübaşa devrim adına tükenmeyen çalışma aşkıyla; Varvara ne istediğini bilen tutumuyla; herkese sözünü geçirişiyle Marina; Alina oyunculuğuyla; Tosya çalışkanlığı ve sağlam kişiliğiyle öne çıkarlar. Sorgulayıcılıksa Lidya’yı Klim’in karşısında güçlü kılmıştır. Lidya’nın gidişinden sonra Klim, Moskova’da bir üniversitede hukuk okumaya başlayacaktır. Daha sakin yaşamaya, olaylardan uzak durmaya çalışarak. Düşüncelerini yazıya dökecektir o süre boyunca. Kız arkadaşı Varvara’nın evinde çocuklukta beraber büyüdüğü Lübaşa ile karşılaşır. Lübaşa devrim için çalışmaktadır. Klim, Lübaşa’dan ötürü onun yaptığı devrimin kötü bir şey olamayacağını düşünmekte, ona yardım etmektedir. Ancak polis ikisini de tutuklar. Evinde yazılarını bulurlar. ‘Aynı şeyleri düşünüyoruz. O halde beraber çalışabiliriz’ diyerek Klim’e işbirliği teklif eder polis. O günlerde Klim, çevresindeki birçok insanın polise çalıştığını öğrenecektir.Varvara ile evlenir. Okulu bitirip bir avukatın yanında işe başlar. Bu sıralarda ülkede suikastlar olmakta, bazı öğrenciler subay kılığında bakanları öldürmektedir. Klim’e göre birçok kişi çevresindeki olaylara eleştirel bakamamaktadır.

Bilinçli emekçiler

Bize kahramanlar değil bilinçli emekçiler gerekli diyerek suikastlara karşı çıkan Kutuzov olacaktır. Kardeşi Dimitri, Gorkiy’nin ‘Ayak Takımı Arasında’ adlı oyununu seyrettiğini, oyunun insancıllığı öne çıkardığını anlatır. Burada Gorkiy’nin suikastlara karşı tavrını hissederiz. Ülkede karışıklıkların arttığının, bunun belli bir yöne doğru gittiğinin farkındadır Klim. Bazı papazlar devrim karşıtı vaazlar vermekte, bazıları ise devrim için çalışmaktadır. Manifesto ve işçinin bayrağı çıkar. Klim, manifestoyu merak eder: ‘Kültürlü insanlarla beraber aynı partide çalışırım ancak böyle bir parti mümkün mü? Bir de ne zaman ve ne durumda bu işe girmeli?’ Bu soruyu kendisine hep soracaktır.İşçilerin Kremlin’deki çarın heykeline yürüyüşünü kenardan seyreder. ‘Kutuzov burada olsaydı onlar o heykele yürümezdi’ diyecektir sonra.Artık tarih l905’tir. Klim, iş için Petersburg’a geldiğinde Japonya’ya savaş açıldığını öğrenir. Halk coşkuyla çarın sarayına yürür. Çar ve karısı balkona çıktığında herkes diz çöker. Klim de aralarındadır. O günlerde çara ateş açıldığı söylenir halk arasında. İnsanların pazar günü yürüyüş yapacaklarını haber verir arkadaşı. ‘Çara yapılan hareketi affettirmeye çalışıyorlar’ diye düşünür Klim. Pazar günü ikisi beraber katılırlar yürüyüşe. Çok büyük bir kalabalık akmaktadır caddede. Yan sokaktan ellerinde kızıl bayraklar taşıyan bir gurup katılır aralarına. Kalabalık gittikçe büyümektedir. Bir süre sonra askerlerle karşı karşıya gelinir. Bir anda çok büyük bir kıyım başlar. Askerler birçok işçiyi öldürür ve yaralar. Yaralılardan biri haykırmaktadır: ‘Bize yürüyün dediler, ama askerlere durun demediler.’Klim bu arada ayaklar altında çiğnenir. Klim 9 Ocak Petersburg olaylarını hiçbir zaman unutamayacağını, fakat bu gördükleriyle yaşamanın da ne kadar zor olduğunu düşünür.Moskova’ya evine döner. Yaşadıklarını anlatır çevresindekilere. Moskova da karışıktır. Sokağa çıktığında aniden başlayan büyük bir yürüyüşün içinde bulur kendini. Atlı polisler ve askerler yürüyüşü engellemeye çalışsa da yetersiz kalırlar ve halk onları etkisiz hale getirir. Gördükleri, bir oyunun provası gibi gelir ve oyun güzel oynanacak diye düşünür. Klim olayların içindeymiş gibi hareket etmekte, kendine ‘devrimin sadık kulu’ demektedir.

Yalnızlık baş başa

Ancak l905 olayları kanlı bir şekilde bastırılacak, işçiler barikatlar kurarak mücadeleye devam edecektir. Barikatlardan biri de Klim’in yaşadığı sokaktadır. Yoğun bir tutuklama, sürgün yaşanmaya başlar. Klim’i, devrim için para yardımı yapan Marina’ya Rusgorod’a yollarlar. Burası da karışıktır. Klim, ne işim var burada, bana devrim gerekmiyor ki, diye düşünmektedir yine. Marina’nın güzelliğinden çok etkilenir ve onun iş teklifini kabul eder. Marina, ‘Siz devrim için çalışıyorsunuz, bense delikleri sıvıyorum’ der. Marina’nın verdiği parayı götürüp, geri döner ve uzun süre bu küçük şehirde yaşar. Lidya da buradadır. Evlenmiş, eşi ölmüştür. Klim’e mesafeli durur. Marina’nın işleri ise karışıktır. Zaman içinde bir tarikatın başı olduğunu, büyük parasal ilişkiler ağı kurduğunu öğrenecek, iğrenç ayinlerinden birinin seyircisi olacaktır. Her şeye rağmen Marina’nın etkisi devam eder. Klim uzun bir yurtdışı seyahatine çıkar. Almanya’ya, oradan uzun süredir annesinin de yaşadığı Fransa’ya geçer. Tiyatroları, müzeleri, tarihi yerleri gezer. Fransa’da Marina ile buluşurlar. Klim çok heyecanlıdır. Klim’in bir özelliği de bir insanın kendi üzerindeki etkisini azaltmak için hemen onun olumsuz özelliklerini sıralamaktır. Bu arada ülkeden çok kişiyle buralarda karşılaşırlar. Birçoğu sürgünden kaçmak için gelmiştir. Klim artık kitap yazmak istemekte, o güne kadar tanıdıklarını gözden geçirmektedir. İnsanları söylemlerine göre gruplara ayırmaktadır. O güne kadar tanıdığı insanlar içinde kendisi hakkında konuşabileceği tek kişinin Marina olduğunu düşünür. Ancak Marina da beklenmedik bir şekilde hayatından çıkacak, Klim çok yücelttiği yalnızlığıyla baş başa kalacaktır. Bu onu karamsar yapmıştır. ‘Çalış, uğraş, ilişki kur ve kırkından sonra çevrende kimse kalmasın’ diye kendi durumunu yorumlar. Bir tek çocukluk arkadaşı Dronov vardır ona gidip gelen. Evine çağıran. Ancak Klim, onu da pek sevmez. Dronov’un beraber yaşadığı güzel Tosya’yı görmek için evlerine gider gelir. Hatta bu kadını kendi evinde düşünür. Fırsat bulunca kendiyle yaşamasını teklif eder. Dürüst ve çalışkan Tosya bir süre sonra Dronov’u terk eder ve Bolşevik bir arkadaşının yanında yaşamaya, devrim için çalışmaya başlar. Dronov yine zaman zaman Klim’le görüşmektedir. Ülke Almanlarla savaşmakta, çar solcuları savaşa göndermektedir. Halk yoksulluktan kırılmaktadır. Klim, savaşın kazanılması için herkesin birlik olması gerektiğini savunur toplantılarda.Klim, Kutuzov’la birçok yerde karşılaşır, ancak ona gözükmemeye çalışır. En son bir yayınevinde insanların ortasındadır. Kutuzov, aydınların bir karar vermeleri gerektiğini, ya burjuvaziye hizmete devam etmeleri ya da işçilerin yanında yer almalarının vaktinin geldiğini söyler. İnsanlar, ‘Neden aydınlar işçi sınıfıyla beraber olsun ki?’ diye sorarlar.Klim, toplantılarda konuşmakta, insanların birleşmesi gerektiğini savunmaktadır. Ona, ‘Birçok insanın yaşadığı ülkede kimle kim birleşmeli, bu konuda daha açık konuşmalısınız’ diye sorarlar. Ancak onun ‘ifadeler sisteminde’ bu sorunun yanıtı yoktur.Kendi kendine aynaya bakıp beyazlamış saçlarını ve yüzünü inceler, ‘Aydın yüzü’ der. Artık önemli bir yerde olmasının zamanı gelmiştir ona göre. ‘Bir partiye girmeliyim’ diye düşünür.Savaş nedeniyle ülkede açlık vardır. Klim’in evinde de yiyecek bir şey yoktur. Dronov ona bir şeyler getirir. Dronov’a, ‘Dışarıda neler oluyor’ diye sorar. Dronov cevap verir:’Devrim oluyor.’Klim, dışarı çıkar. Sokağın köşesinden bakar. İnsanlar yürümektedir. Bu yürüyüş daha öncekilere benzememekte, insanlar bu kez kararlı bir şekilde nereye gittiklerini bilerek yürümektedir…” Canan Elibol, 20 Kasım 2008 tarihli Cumhuriyet / Kitap Eki

Maksim Gorkiy ‘Klim Samgin’in Yaşamı’nda, devrimden önceki kırk yıl gibi geniş bir zaman dilimi içinde Klim Samgin’in yaşamöyküsünü anlatır.
Devrimin yaşama getirdiği değişiklikleri dile getirme amacını güden bir edebiyatın başyazarı olarak M. Gorkiy, aynı zamanda sosyalist devrimin, insanın yüceltildiği bir toplum oluşturacağına içten inanmaktaydı.
Okur kitlesi M. Gorkiy’i ileride gerçekleşecek devrimin ozanı, özellikle eski dünyayı yıkarak yeni bir dünya kuracak insan tipinin yaratıcısı ve savunucusu olarak tanımıştı. Gorkiy ilk yapıtlarında insanoğlunun yaratıcı gücüne sınırsız güven duymuş ve bu insanın yeryüzünü güzelleştireceği konusunu geniş bir şekilde işlemiştir.
Yapıtlarında romantik ve canlı hümanizm belirtileri ağırlıkta olan ve sosyal çatışmayı ön plana çıkaran Gorkiy, gençlerce okunan ve sevilen bir yazardı. Bununla birlikte Gorkiy, yapıtlarında, gerçeklikten uzaklaşmamaya da özen göstermekteydi. Klasik edebiyat geleneklerine bağlı kalan Gorkiy, insan karakterinin sosyal çevrenin etkisi altında biçimlenmesi ilkesini geniş bir şekilde yapıtlarında işlemeye özen göstermiştir.
Edebiyat bilimcilerinin ortak düşüncesine göre Gorkiy, insanın tarihsel işlevini öne çıkararak, yaşamın akışını ve sosyal kurumları değiştirme gücüne sahip birey olarak kahramanlarını yaratma yolunda eserler vermiştir. Türkçeye de çevrilmiş olan romanı Ana’da bunun somut örneklerini görmekteyiz. Gorkiy, yapıtlarında dünya edebiyatının değerlerini esas almaktaydı. Özellikle yirminci yüzyıl başında Emile Zola, A. France, R. Rolan, J. London vd. yazarlar gibi Gorkiy de, sosyalist düşüncenin realiteyle birleşmesi yönünde eserler veren bir yazardı.
1917 Ekim devriminden sonra Rus Edebiyatı’nda yeni bir dönem başlamıştır. Gorkiy’nin dile getirdiği gibi, “Devrimin ilk ve en önemli amacı, ülkedeki kültürel gücün yükselmesini sağlamaktı”. A. Blok şöyle diyordu: “Kader Gorkiy’e yüce bir görev vermiş, onu aydınlar ve halk arasında arabulucu yapmıştır”.

Sahte kimlik motifi
Son dönem eserlerinde Gorkiy, Ana’da işlediği, kapsamlı ve epik tarzda yer verdiği yenilikçi prensiplerini daha da genişletmiştir. Bu doğrultuda yazdığı ve yapıtlarının en kapsamlısı olan Jizn Klima Samgina (Klim Samgin’in Yaşamı) adlı eserini 1925-1936 yılları arasında tamamlamıştır. Gorkiy, eserlerinin esas konusu olan ‘zaman ve insan’ı, son dönemde daha geniş bir sosyal ve felsefi bakışla ele almaktadır. Yazar bu dönemi farklı açıdan ve farklı sosyal grupların ilişkileriyle işlemektedir. Bir bakıma eserlerindeki kahramanları, günün talepleriyle karşı karşıya getirme yoluyla sınamaktadır.
Romanda devrimden önceki kırk yıl gibi geniş bir zaman dilimi içinde Klim Samgin’in yaşamöyküsü anlatılmaktadır. ‘Boş Ruhun Tarihi’ romanın ilk adlarından biridir. Klim Samgin, orta sınıftan bir burjuva aydını, kendini demokrat sanan, devrim ortamına ayak uydurmaya çalışan fakat ‘devrimcileri yok etmek gereklidir’ felsefesini kabul eden, ikiyüzlü ve sonunda burjuva uşağı olan bir kişiliği temsil etmektedir. Her ne kadar Klim Samgin, kendini bağımsız, olayların akışını iyi bilen biri olarak görüyorsa da, Gorkiy, insanların ona karşı olan gerçek duygu ve düşüncelerini çevresindekilerin dilinden geniş bir şekilde betimlemektedir.
Samgin’in psikolojisini Gorkiy, çeşitli yöntemlerle göstermektedir. O, insanlar içinde aynalar arasında gibidir, her biri onu yansıtır; aynı zamanda, kendi yalnışlarını başkalarının davranışlarında görünce karşısındakileri yadırgar. Yakınlarının, Klim hakkındaki ‘akıllı, basiretli ve bağımsız birisidir’ şeklindeki düşünceleri, aslında Klim Samgin’in yalnızca nerede, nasıl davranılması gerektiğini bilen biri olmasından kaynaklanmaktadır.
Gorkiy, Samgin’in hayatı örneğinde ‘sahte kimlik’ motifini, esas konu olarak işlemektedir. Samgin, küçük ayrıntılardan önemli konulara, kitaplara ve gerçeğin baskısına başkaldırarak, sıradan insanlardan üstün olma çabasıyla kısır bir döngü içerisinde yaşamaya devam eder. Samgin, Tomilin’den duyduğu “İnsan tamamen yalnız kaldığı zaman özgürdür” şeklindeki vecizeyi, yaşamı boyunca esas alan bir karakterdir.Tüm çabalarına rağmen Klim Samgin, istediği huzuru bulamayınca kendi kendine ‘Gerçekten ben yeteneksizin tekiyim’ der ve bu düşünce, rüyasında bir kâbusa dönüşür. Klim Samgin, rüyada kendi benliğinin kopyaları ile karşılaşır ve onları ayakları altına alarak yok eder.

Burjuva ideolojisi
Eserin epik anlatımdan kaynaklanan akışı, dayanılmaz bir ironiyi kapsamaktadır. Klim, kendisinin tarihi olayların hatta devrimin merkezinde olduğunun farkındadır; fakat Gorkiy, kahramanını olayların akışına kapılmış ve çaresizce sürüklenen biri olarak göstermektedir. Gorkiy, bu romanında, manevi kimliğin çöküşünü, dünya edebiyatında benzeri olmayan bir şekilde dile getirmiş; bencil burjuva ideolojisinin insancıl olmayan içeriğini ortaya koymuştur. Klim Samgin’in kişiliğinde, insani olandan uzaklaşma, ahlaki değerlerden yoksunluk ve şahsiyetin çöküşünü göstermeye çalışmaktadır.
Eserde betimlenen figürlerden biri halk ve yeni oluşan Bolşevik cephesinin parlak temsilcisi Stepan Kutuzov’dur. Klim Samgin ve Stepan Kutuzov açık bir şekilde olmasa bile iki farklı cephenin temsilcileridir. Klim Samgin, Stepan Kutuzov’dan korkmakta, çünkü kendi düşüncelerinin temelden yanlış olduğunu görmektedir.
Romanda geniş halk kitleleri özellikle ‘Hodınka’ trajedisi, ekmek dükkânının yağmalanması, Kış Sarayı’nın (Zimniy dvorets) önündeki gösteri, ‘Kurtarıcı Çar’ın heykeline yürüyüş ve Bolşevik Bauman’ın cenaze töreni gerçekçi bir dille canlandırılmaktadır. Klim Samgin’in Yaşamı romanı Gorkiy’nin yaygın ve büyük olayları anlatma tarzında ustalığı yakaladığının en büyük örneğidir. ŞEFİKA HÜSEYİN: Ankara Üniversitesi, Rus Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi.
30/03/2007 tarihli Radikal Gazetesi

“Klim Samgin’in Yaşamı, Gorkiy?nin son ve en önemli, aynı zamanda üzerinde en çok tartışılan yapıtıdır.
1870?li yılların ortalarından başlayarak 1917 devrimine kadar çelişkilerle, kavgalarla ve düşünsel çatışmalarla geçen dönemin ruhsal ve entelektüel yaşamını ortaya koymakta, dönemin barometresi sayılan, toplumdaki siyasal kamplaşmaları ve sınıf bilinci gelişimini çok kesin olarak yansıtan orta sınıf Rus aydın kesimine özel bir yer vermektedir.
Sovyet edebiyatında, destansı boyutlara varan ilk ideolojik, toplumsal-felsefi aynı zamanda da toplumsal-psikolojik yapıttır.
Böylesine önemli bir yapıtı Rusça aslından ilk kez dilimize kazandırıp, 1917 Ekim Devrimi?nin 90. yıldönümünde okuyucuyla buluşturmuş olmanın heyacanını yaşıyoruz.” Arka kapak yazısı

Kitabın Künyesi
Klim Samgin’in Yaşamı 40 Yıl
Maksim Gorkiy,
Çeviren: Aydın Süer,
Melaike Hüseyin,
Evrensel Basım Yayın,
2007,
4 cilt

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Direnme Savaşı / Saygon Zindanlarında Mücadele – Nguyen Duc Thuan

Bu herhangi bir roman değildir. Vietnam zindanlarında Amerikan emperyalistlerine ve onların Saygon uşaklarına karşı verilen mücadelenin destanıdır. Faşizme karşı mücadelenin,...

Kapat