Kuramsal Tiyatro Okumaları – Hikmet Temel Akarsu

Çarpıcı bir tiyatro şölenine dahil oldum. Fakat beklenenin tersine bir sahne karşısında değil, kitaplar arasında oldu bu. Boğaziçi Üniversitesi Yayınları?ndan çıkan Brezilyalı tiyatro kuramcısı Augusto Boal?a ait üç etkileyici kitabı aynı anda edindim: ?Oyuncular ve Oyuncu Olmayanlar İçin Oyunlar?, ?Arzu Gökkuşağı (Boal?in Tiyatro ve Terapi Metodu)? ve ?Ezilenlerin Tiyatrosu?. Hepsi de son derecede ilginç gözüken bu kitaplardan en ünlüsü, en bilineni, en iz bırakmışı olan ?Ezilenlerin Tiyatrosu? adlı yapıtla okumalarıma başladım.

Fakat; evvela ?konu harici? söz alarak; ?Sezar?ın hakkını Sezar?a? teslim ederek işe başlamak isterim. Ülkemizdeki tüm üniversitelerin yeknasak bir şekilde tabela üniversiteleri olmamaları, aralarında ciddi kuramsal, kültürel meseleler için büyük emek çeken, gayret sarfeden okullar olması, bunların gelişmiş ülkelerdeki emsalleriyle kıyas götürebilecek düzeyde iddialı yayıncılık yapmaları çok hoş… Gelişmiş ülkelerdeki büyük gazetelerin kitap eklerini incelediğimde ilanların önemlice bir bölümünün üniversite yayınevlerinin kitaplarına ait olduğunu görürüm. Yayıncılık yapmak, kitap üretmek, yeni düşünce ve kuramlarla toplumu buluşturmak oradaki üniversitelerin asli gayesi, temel itibar ögesidir. Şimdi bizde de yavaş yavaş bazı üniversitelerin bu alana ağırlık verdiğini görüyoruz; Sabancı, Bilgi, İTÜ, ODTÜ gibi… Fakat bu üniversiteler arasında Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi?nin ayrıcalıklı ve önder bir konumda olduğunu belirtmek zorundayız. Sanırım üniversiteye girişte en yüksek puanı gerektiren okul olmanın, hayata ve kültüre bu tarz yaklaşmakla hafife alınmayacak bir alakası var. Saygıdeğer üniversiteyi, kültüre olan bu yaklaşımından dolayı taktir ediyor, kutluyoruz. Hele ki; tiyatro gibi hiç de azımsanamayacak kadar aykırı bir alanda ürettikleri kültürel birikim için kendilerine şükran duyuyoruz. Sözkonusu üniversitenin yıllar boyunca sürdürdüğü Mimesis adlı kuramsal tiyatro dergisinin de bu fikirlerimizin oluşmasında etkisi olduğunu ayrıca belirtelim.

Boğaziçi Üniversitesi gibi günümüz dünya medeniyetinin hakim kültürel ana akımı olan ?Anglo-Amerikan? ekolünün gözde bir üniversitesinin yayınevinin Augusto Boal tiyatrosunu böylesine kutsayan kitaplar çıkarması bir yanıyla şaşırtıcı olsa da diğer yanıyla da her türlü taktiri hakediyor. Çünkü kitabın adından da anlaşılacağı gibi Augusto Boal hafife alınmayacak düzeyde muhalif bir sanatçı, yazar ve kuramcı. Ezilenlerin Tiyatrosu adlı özgün yapıtı ise tiyatroya dair kuram kitapları arasında şimdiden klasikleşmiş sayılıyor.

Augusto Boal ?Ezilenlerin Tiyatrosu? adlı kitabında, kişisel sanat hayatı boyunca gerçekleştirmeye çabaladığı tiyatronun kuramsal tezlerini, anlayışını ve duruşunu yansıtmaya çalışıyor. Yaklaşık elli yıldır sürdürdüğü tiyatro çalışmaları sonucunda ortaya çıkardığı politik kitle tiyatrosunun kavramlarını, tiyatro sanatının tarihsel izleğini betimleyen güçlü denemelerin ardına eklemlediği ?Ezilenlerin Tiyatrosu? deneyimi ile bütünleştirerek veriyor. O nedenle, başlangıçta güçlü ve etkileyici denemelerle yola çıkan yapıt, sanatçının kişisel tiyatro çalışmalarının kavramlarını içeren yazılar ve tekniklerle içiçe geçiştikten sonra iddialı bir tez kitabı halini alıyor.

Ünlü tiyatrocu-yazar, 1960 yılında Brezilya?da Arena tiyatrosunda başladığı çalışmalarına askeri darbe dolayısıyla ara vererek ülke dışına çıkmış. 1970?lerin başlarında ise yakın dostu Paolo Freire?nin eğitim felsefesinden yola çıkarak ilk ?Ezilenlerin Tiyatrosu? çalışmasını başlatmış. Ortaya çıkardığı tiyatro anlayışında geniş kalabalıklar tiyatronun izleyicisi değil katılımcısı olarak konumlandırılmıştır. Zamanla bu katılımcı, kitlesel ve interaktif konumlanış tüm dünyada yayılmış, bir dönemin sanat anlayışını etkilemiş, dönüştürmüş ve politik tiyatronun temel esin kaynağı haline gelmiştir.

Kitaba dönecek olursak; yapıt, önsöz hariç, beş ana bölümden oluşuyor. ?Aristoteles?in Baskıcı Tiyatro Sistemi? başlıklı bölümü ?Machiavelli?nin Erdem Poetikası? izliyor. Daha sonraki bölüm olan ?Hegel ve Brecht: Özne Karakter mi Nesne Karakter mi?? başlıklı bölümden sonra klasik tiyatro kuramları geride bırakılarak dördüncü bölüm olan ?Ezilenlerin Poetikası?na geliniyor. Son bölümün adı ise ?Sao Paulo Arena Tiyatrosunun Gelişimi?. Adlarından da anlaşılacağı gibi son iki başlık, ağırlıkla yazarın kişisel deneyimlerinin ve sanatsal anlayışının yansıtıldığı bölümleri temsil ediyor.

Saygıdeğer sanatsever okura hemen itiraf edeyim: ilk üç bölümde klasik tiyatroya dair öylesine güçlü kavram analizleri vardı ki bir anda ?tiyatro sevdalısı? ve ?oyun yazarı? şapkalarım başımdan düştü ve kendimi ?yüksek edebiyat?ın koynunda buldum. Yani en mutlu olduğum yerde. ?Yüksek edebiyat okumaktan haz duyan aykırı karakter? şapkamı giyerek okumaya giriştiğimde ise dünyalar benim oldu. Öylesine zevk aldım. Ethos, Dainoia, Hamartia, Peripeteia, Anagnorisis, Katharsis, Katastrope gibi kavramların Aristoteles?in tragedya anlayışında nasıl algılandığını ve klasik Yunan tragedyasının çalışma mekanizmalarını ustaca yazılmış bir deneme okuyarak öğrenmek çok çok zevkliydi. Tragedyaların neden korku verici bir şekilde bitmeleri gerektiğini, bunun hangi sanatsal gayete hizmet ettiğini ve politik anlamını, adeta bir mantık-matematik problemi gibi çözmek gerçekten çok hoştu.

Köleci toplumda yani antik Yunanda Aristoteles?in baskıcı tiyatro sisteminde başkarakterler krallar, kraliçeler, prensler, prenseslerse de; feodalizm ve sonrası dönemde devran döner. Artık aristokrasi, daha sonra da giderek burjuvazi sahnededir. Bu devrin tiyatrosunu ?Machiavelli ve Erdem Tiyatrosu? başlıklı bölümde anlatıyor Boal. Türkçe?nin son derecede akıcı gittiği denemeler bir oranda Boal?ın yazarlık gücünden kaynak alıyordur muhakkak ki fakat çevirmen ve editörlerin işlek dil kullanımına dair güçlü bir gösteri yaptıklarını, önümüze mükemmel bir çeviri metin koyduklarını da belirtmekte yarar var. Bu sayede, kimilerine sıkıcı gelebilecek bazı teorik sanatsal konular derin ilgi ile okunabiliyor. Bu bölümde Boal?ın tüm sanatlar içinde tiyatroyu nasıl ayrı bir yere koyduğunu da görüyoruz. Yazar, hakim sınıfların, bugün de örneklerini attığımız her adımda gördüğümüz gibi, daima edebiyatı ve sanatı güdümlemek, satın almak ve kendi egemenliklerinin bir aracı haline getirmek istemelerine rağmen, başından bu yana halkla içiçe olmuş tiyatroda muhalefetin her şeye rağmen başarılabildiğini belirtiyor ve böylece kendi muhalif sanatsal güdülerinin menşeine bizi taşımış oluyor.

İşte üzerinde bu kadar çok şey söylenecek bu denli güzel bir kitap için gazete sayfalarında söz almanın sakıncası da bu; daha yeni yeni konuya ısınıyorduk ki; yerimiz bitti. Bu değerli kitap hakkında söylenecekler ise zaten bitecek gibi değildi. İyisi mi son sözlerimizi söyleyip çekilelim biz aradan: Bazı çıkar amaçlı veveylaları bir kenara bırakacak olursak herkesin fikirbirliği ettiği konu Türkiye?de tiyatronun sevildiği… Türk izleyicisi sanılanın aksine kriz zamanları bile tiyatro salonlarını dolduruyor. Fakat bu sanatsal canlılık bir başına yeterli değildir. Marifet nitelikli izleyici olabilmektedir. Tiyatroseverimiz tiyatronun kuramsal kaygılarına da ortak olmaya başladığında bunu başarabilecek ve böylece çok daha gelişkin bir toplum olmaya başlayacağız. Unutmamalı ki bilebildiğimiz medeniyetin temeli de tiyatroya dayanır.

Bu yönde adım atmak isteyen tiyatroseverlere başlangıç için, politik kitle tiyatrosunun özgün deneyimlerini etkileyici bir deneme üslubuyla aktaran bu değerli kitabı önerebilirim.
(Bu yazı, Radikal Kitap?ın 5 Aralık 2008 tarihli nüshasında yayınlandı.)

Yazan: Hikmet Temel Akarsu
İstanbul, 16 Kasım 2008
htakarsu@pen.org.tr
www.myspace.com/hikmettemelakarsu

Kitabın Künyesi
EzilenlerinTiyatrosu
Augusto Boal
Çeviren: Necdet Hasgül
198 Sayfa ? Tiyatro-Deneme
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
Bir Ortadoğu Güncesi I – Erinç Büyükaşık

Fotoğraf : Suriye - Lübnan sınırı. Şehrin bol ışıklı ve hareketli sokağında yürümeye çalışırken kar sulusepken yağmaya başlamıştı. Günlerdir soğuğun...

Kapat