Li Rojhilatê Dilê min (Kalbimin Doğusunda) – Murathan Mungan

Murathan Mungan’ın Omayra, Sahtiyan, Oda Poster ve Şeylerin Kederi ile Kum Saati’nden 23 şiirini bir araya getiren Kürtçe şiir seçkisi, Ruken Bağdu Keskin tarafından 1996 yılında Li Rojhilatê Dilê min (Kalbimin Doğusunda) adıyla çevrildi ve Metis Yayınları tarafından yayımlandı.
Ji van şiîrên di vê berhevokê de; Berê (Önce), Xwîn, Xwê, Mirî (Kan, Tuz, Ölü), Me Ji Bîr Nekir (Unutmadık), Mîrên Payîzê (Güz Beyleri), Kurtik (Gömlekler), Şivanên Şevê (Gecenin Çobanları), Du Kêr (İki Bıçak), Kêrên Jibîrkirî (Unutulmuş Bıçaklar) ji Omayra; Erdên Bêdeng (Issız Topraklar), Sextiyan (Sahtiyan), Barîna Hespan (Atların Yağması), Varaka (Varaka), Çiya û Kapîtal (Dağlar ve Kapital), Rawirên Xwînê (Kan Yaratıkları), Pirsa Kêmnetewitiyê (Azınlık Sorusu), Ew Teyrên Kelaşan e (Onlar Ceset Kuşları) ji Sahtiyan; Metala Eşqê ya Tarî ji Oda, Poster ve Şeylerin Kederi; Xewnên Prensesên Şiyarbûyî (Uyanmış Prenses Rüyaları) û Berbang û Şahmaran (Şafak ve Şehmaran) ji Kum Saati hatine hilbijartin.

KURTIK
Kurtikê ku diguhêze çermê min
Deqa ku ma li ser çermê min
Agirê buhurî ji laşê min
Dax bû mû girt xwe veşart
Ji xwe re deviyekê dît
Di gewdê min î kûr de
Bi xwe guhast demsalan
Ava di tenêtiya wê de veşartî, siya tarî
Kemîn veda ji xwe re
Nêçîra xwe bi xwe bijart
Di tariya bineynik a sûkan de
Bi cawan falê vekir li gewdê xwe
Kurtik kurtik kurtik bûn
Hevrîşmê deranî agir wergirt
Kemînê danî mirinê wergirt
Çavên wî çavên tariyê
Him bi darê him bi daristanê
Him jî bi wateya wan î li ser zimên deranî
Kurtikê kevoka ye, got, kurtikê ji êgir,
Agir deranî kurtik li xwe kir
Siya her kurtikî
Kuta, guhert laş
Melkemotê min
Hat ku min bibe
Ez ê di neynikê de
Ez ê di kemînê de
Qelişîm, perçe bûm
Agirê dinaliya bûm
Agirê li zimên bû şiîr
Şiîr bû melkemotê min

Ez kuştim, xwe li xwe kir
Ev dinya hûn jê re dibên rastî
Ji xwe kir min hemû kurtikên wê
Cinoya dojehê bi şiîrê hîn bûm
Min li xwe nekir careke din
Min li xwe nekir

Hezîran 1993

Murathan Mungan di sala 1955?an de li Stenbolê hatiye dinyayê. Zarokatî û xortaniya wî li Mêrdînê derbas dibe. Li Zanîngeha Ankara di Fakulta Zimên, Dîrok û Coxrafyayê de Bêşa Tiyatroyê dixwîne. Di vê beşê de master kir. Wek dramatûrg li Tiyatroya Dewletê ya Ankara şeş sal û li Tiyatroya Bajêr a Stenbolê jî sê salan xebat kir. Demekê bi karên weşanê jî daket; di Rojnameya Söz?ê de berpirsyariya rûpelê ?çand û hunerê? kir û ji Weşanxaneya Remzî re rêzeke wêjeyî ya taybet amade kir.
Berhemên Murathan Mungan di nav çeşnên edebî de xwedî cihekî fireh in. Helbest çîrok, pexşan, ceribîn, rexne û lêkolînên wî di rojname û kovarên cûr be cûr de hatine weşandin, li gel van lîstik û gotinên stranan, senaryo jî nivîsandine. Heta niha bi vî şiklî li dor 20 kitêbên Murathan Mungan hatine weşandin. Êdî bêhtir bi helbestên xwe yên di Sahtiyan û Yaz Geçer de, di çîrokan de jî bi çîrokên xwe yên Cenk Hikayeleri û Kırk Oda hatiye naskirin û hejmara xwendevanên wî zêde bûne. Kitêba wî ya yekemîn a bi navê Mahmûd û Yezîda ye (1980). Di 1981?î de ji şiîrên Orhan Velî lîstikek çêkir. Lîstikên wî yên ?Mezopotamya Üçlemesi? piştî weşendina Taziye û Geyikler Lanetler dawî li wan hat. Di 1994?an de ev hersê lîstik li pey hev salekê li Tiyatroya Dewletê ya Antalya û Festîvala Tiyatro ya Navneteweyî li Stenbolê hatin leyîstin. Mungan ji bo koma Yeni Türkü jî gotinên stranan nivîsî û ew stran baş deng vendan. Murathan Mungan li welêt û derveyî welêt beşdarî gelek programên hevpeyvîn û xwendinê bûye. Niha li Stenbolê dijî û ev demeke dirêj e ku jiyana xwe bi nivîskariyê didomîne.

Didem Özdemir, ?Mungan ve şiirsellik?, Cumhuriyet Kitap, 28 Aralık 2000
“Sedef tuttu adanmış gövde izi sürülen yüreği sınanmış gecelerden / Açılmazlar, açılamazlar, / Gidemezler kendilerine bile…” Bu mısralar (ve yazıdaki bütün diğer alıntılar) Murathan Mungan’ın Omayra adlı eserinde geçiyor. Kitabın ilk sayfalarından itibaren yapraklarını yavaş yavaş açtıkça bambaşka bir dünyanın kapılarından geçiyoruz. Şiirler sanki bitmeyen bir yolu size tattırıyor. Yanınızda sadece içinizdeki ince titreyişleriniz ve sözcükler, yani söylenmişler var. İstediğimiz sözcükleri, tek tek alıp bir araya getirdiğimizde bir şiir karesi oluşturabiliyoruz. Dümdüz seyir eden ince ince dokunmalardan sonra kıyıdaki bir dalga alıp yazarın simgeler dünyasında, istenenin yakınına taşıyor, en bilinen ortaklığıyla açıyor kendini…
Ve siz, bu tempoya alışıyorsunuz…İzi sürülen yürek…açılamazlar dizeleri sanki bir sayıklama türünden belli düşünsel basamaklar oluşturarak yavaş yavaş birikiyorlar anahtarı aranan bir oda gibi yolumuzun üzerinde.
Evren, Murathan için de bir sırlar yumağı. Zaman zaman bu durumdan yakınma, zaman zaman mutlu yorgun bir memnunluğu sezebiliyoruz. Bu türlü titiz seçen çok sözcüklü bir şairin dünyasını ne türlü oluşturduğu, şiirsel anlatımını nasıl ortaya çıkarttığı ise kitabı okumaya devam etmemiz için bizi adeta sarmalıyor. İçinizde bir yerlerin yoklandığı, ifade etmekte çaresizleştiğiniz ancak duyumuna sahip olduğunuz gerçekliğe, başka’nın ayak bastığını bilme; kendinden bir şeyleri bilerek -şiir olarak- unutması; anlamların saklandığı yerden gizli bir mahcupluğu tattırmakta.
Hayatın tüm kapılarına girip yoklama, zaman zaman bir çocuk kadar korunaksızlık ötesinde, gizleri art arda geçme, yeni yollar arama, duraklama, seyretme.. hallerini adım adım bulacağız. “Bitkin bir şaşkınlık içinde vadilerde kaldı eski derinliğimiz hangi ay geri çağırır bizden çekilen suları.. dizeleri insanın kendi varoluşuyla ilişkili anlarını, doğanın anlarıyla benzeştirerek farklı bir gözden sunar. Zaten her yazılan, evrene açılan bir göz, kurulan yeni bir pencere, ötekiyle iletiyi sağlayacak yeni bir umut demek değil mi? O eşsiz sallanış anılarımız ancak, tek başına kendi kıyımızda bizi büyük sulara ulaştıracak aracımızı yapmak, düşünmek, en azından beklemekle geçer. “Bulmak değil aramak ömrün altın zamanı… karanlıkta beklettiğim onca yıl…” Sözcükler bildik tek yol fakat onların da çaresizliği sezdirilir. “simgelerin dilsizliğinde/ karşı karşıya dururken biz/ armalardır her şeyi kararlaştıran/ bazı sözler karanlıkta söylenir/ bazı sözler hiçbir zaman..” Sözcükler söylenmiş, söylenebilecek olanın dile getirilmesiyken bir sürü şey de anlatım olanağı bulmadan yürekte birikir; uygun sözcüklerle bütünlenemez. Bildik bir tıkanıklıktır çoğu an…
Mungan’ın bu kitabında geçen bazı simgelerden biri bıçaktır. Sanki her insan bir yerlerden bıçak yarası alır. İçimizde bir bıçakla yaşamak: Yaşamın bize verdiği özgür olanak, zamanın, geçenlerin artlarında bıraktığı önemli kalıntılardan biri olarak bıçak, derinlerde yer eden ve zaman zaman varlığını duyuran.. İki bıçak seç kendine biri yaralamak için biri öldürmek… içimizdeki bıçak bir kere daha dönüyor olduğu yerde….. kimi zamanlar olur sevgilim iki bıçak bile yetmez bir tek ölüme.. ” Unutulmuş bıçaklarla ise, giden sevgilinin izini aradan geçen zamana rağmen üzerinde taşıdığını söylemek ister O… “Bedenimin sırtında bulacaksın ay ışığından bıçağını..”
Senin, onun, benim bıçaklarımız, bıçaklar bir yerlerimizden bizi acıtır. Kendimize korunaklı dünyalar kurmak ya da derinliğine yaşananları duyumsamak gerek.. Kederden kurtulmanın yolları sorgulanır aranır… Şeyler keder verir, aşklar, dostluklar, zaman, bitecek olanlar, söylenenler, söylenmeden kalanlar… Zaman olur ki yaşamın yedeğinde sular sararır. Susuz anları, sessizliğin dalgalınımlarını duyarız. Işıkta durup şeyleri var etmek yoklayıp bulunduğumuz düzlemden onlara değmek isteriz. Görebilme istenci bir tutkuya dönüşür şüphesiz.. Tünelin başından baktığımız karartılar aydınlıklarla buluşup, seçilen yol hayallerimize çıkar mı? Daha ne kadar aynı dönemeçte kalıp, sıkıca kavradığımız, her adımı kabulleniş olan varlığımızı dönüştürüp, hatta gözden çıkarabileceğiz?
İçimizdeki çocuk aldığı bıçak darbeleriyle kan içindedir. Bastığımız yerler acıdır. Anladıklarımız şaşırtırken anlayamadıklarımız ürkütür. Bir şeyleri yazmak için gösterdiğimiz çaba zamanı durdurabilmiş olma istemine paralel düşünülür. Yürümenin gerekliliğine inanılıp daha az savunmasısızdır. “sırtımdaki torbasını çözdüm geçmişin/ imzamı değiştirdim/ ..değiş tokuşu kolay sözcükler edindim/ ..hüznümün arkadaşlığına kaldım/ karaağaçlar altında/ feda ettim her şeyi bağlanma korkusu uğruna” Sonsuz bir hüzün, sessizlik sonrasında kendine kapanma anı… “Örtünme vaktim geldi/ vahşi bir melankolide sildim parmak izlerimi kendi tetiğimden bile..”
Bu, aşkın paylaşımının karanlık bir yüzü. Belki aşk değil de başka ile paylaşılan dünyanın ele geçirilmişliği, ötekilerinin dünyalarına ulaşıldığında kazanılan sızılar.. Katlanılacak pek çok şey vardır bu evrende.. Belli bir bedel ödemeye hazırlananlar içindir gerçek aşklar, gerçek dostlar… Duyarsız bir ruhun ödeyeceği günahları ise zaten olamaz..
Bize sunulanların dışında tek tek seçtiğimiz zamanlar bilincimizin var ettikleridir. Tek tesellisi bize aitliğidir. “Kendi kopardığım çığın altında kalıyorum, şimdi kalıntılarımın arasında başka biriymiş gibi dolanıyorum.” Yüreğin kuytuda bıraktığı, hesaplaşamadığı hatta gün ışığına çıkartamadığı karanlıklarıdır bunlar. Yanımızdan geçenlerle kesişilen bir an sonrası, tekrar eski çölünüze götürür sizi.. Çöl; insanın yalnızlığa ulaştığı, özlemlerini biriktirdiği kavşaktır şairi için. Çünkü çöl, yaşanmışların mezarlığı gibi ölülerini korur, yok edilen her bir şey küçük taşlar gibi bir değere sahiptir. İçime attığım taşlar tıkadı sarnıcımı..
Yalnızlık insanın karşısına çıkan kazanımları olarak da görülebilir. Salt başka ile ortaklık kurulan anlardan arttırdıklarımız değil kendimiz için verdiğimiz bir buluşma adresi, seçilen yol ‘içimizin iklimi’dir. Çöl geçer/ Çöl durur/ Çöl yaratılır yeniden/ Çok uzaklarda değil.. Bu yalınlık ötelerde olmayan ama buna rağmen hemen yanıbaşımızda olup da kolayca var’ladığımız bir durum da değil. Daha çok insanın bırakış anları, kendini tatlı bir aylaklığa koyverdiği, onu kaplayan gömleklerden ‘soyunduğu’ zamanlamalarıdır. Bazen bu karşı koyuş korkuya da dönüşür. Yalnızlığı bir başka şeyle örtüldüğü saatler geri gelir.
Söylenecek çok şey var bunu hissedebiliyorum, bende, sizde bir dize, bir şiir ve bir Murathan üzerine çok şey söylenebilir. Murathan’ın şiirleri için güzeldir demek yerine insan’idir demek geliyor içimden.. elbette umudu yaşatanlar adına belki kısa süreli aldanışlar, belki bir nehrin akışını değiştirme çabaları… Edip Cansever’in şiirindeki gibi Ne gelir elimizden insan olmaktan başka. Bense söylenemeyenleri, hisler olarak üzerimde taşıyorum. Kim bilir asıl sözcükler belki gizeminden kurtulup o zaman kendini açığa vuracak, uygun simgeler metaforlarla birleşecekler ya da onlar da sözcüklerini hiç bulamayacaklar. Wittgenstein’ın dediği gibi konuşamadığın yerde susmak en anlamlısı. Ben tüm içtenliğimle susma evreninden Murathan’a yönelip belki sustuğum yanlarımla varediyorum onu. Susma; bir anlamda var etme oluyor, duygu evrenine adımımızı atmak, düşlerde özgürce salınabilmek için yapılacak tek şey bu, karşımıza çıkan tek fırsat varoluşumuzu kurabilmek… Bu anlamda Murathan, kendimize yer açtığımız evren içinden akarken, sanatçı duyarlığıyla tüm suskunlukların dilini çözerek kendisine anlatım olanağı bulur ve bizim başkalarıyla ortak bir dünyayı solumamıza fırsat tanır: “İndim beni kattıkları kalabalıktan/ künyemde başka bir ad, başka bir kader için eksiğine bozdurdum kalbimi/ kimsemdi, ölümüne seçtim/ Görenler artık dilsiz sanıyor beni…”

Murathan Mungan
Li Rojhilatê Dilê Min

Çeviri: Rûken Bağdu Keskin
Fotoğraf: Tülin Altılar
Kapak Tasarımı: Bülent Erkmen
Bilgisayar Rötuş: Volkan Duran

Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Haziran 1996

Murathan Mungan’ın Hayatı
Murathan Mungan, 21 Nisan 1955?te Istanbul?da, Üsküdar Zeynep Kamil Hastanesi?nde doğdu.
Çocukluğu ve ilk gençlik yılları, memleketi olan Mardin?de geçti. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü?nü bitirdi. Aynı bölümde ?master?ını tamamladı.
Ankara?da Devlet Tiyatroları?nda altı yıl, Istanbul?da Şehir Tiyatroları?nda üç yıl ?Dramaturg? olarak çalıştı. 1987?de günlük gazete olarak yayımlanan Söz gazetesinde,?Kültür-Sanat Sayfası? editörlüğü yaptı.
1988?ten beri serbest yazar olarak çalışmakta ve halen Istanbul?da yaşamaktadır.
1991?de Remzi Kitabevi?ne ?Çilek? amblemli kırk kitaplık özel bir koleksiyon dizisi hazırlayarak bu diziyi yönetti. Mayıs 1996?dan başlayarak ?Öküz? dergisinde parçalı bir yapı içinde çeşitli yazılarından oluşan sayfalar yaptı. Ocak 2002?den başlayarak ?Milliyet? gazetesinin ?Kültür sanat? ekinde gene kendi içinde parçalı bir yapı gösteren yazılardan oluşan ?Hayat Atölyesi? başlığı altında tam sayfa hazırladı.
Murathan Mungan?ın üniversite bitirme tezi sinema konusundadır: Türkiye Sinemasının İdeolojik ve Ekonomik Yapısı ve Yılmaz Güney Sineması. Master tezi ise, Aynı Malzemenin Üç Ayrı Türde Yazılması ve Yazarlık Tekniklerinin İncelenmesi başlığını taşır. Mungan bu çalışmasında, adını ?Dört Kişilik Bahçe? koyduğu aynı malzemeyi, uzun öykü, film senaryosu ve radyo oyunu olarak üç kez yazar. Dil ve Yapı Özellikleri Açısından İki Kişilik Oyunlar ve Diyalogun Evrimi adlı doktora tezi, 12 Eylül sırasında doktorayı bırakmasıyla birlikte yarım kalmıştır.
Üniversite öğrenimi sırasında Mungan, her biri kitap hacminde olan Sofokles Tragedyalarına Bir Giriş Denemesi, Hegel?in Sanat Felsefesi, Tiyatro Etkinliklerinin Basındaki Yansımaları başlıklı ?dönem bitirme? çalışmaları yapmıştır.
Mungan, çeşitli dergi ve gazetelerde şiirler, öyküler, metinler, deneme, eleştiri ve incelemeler yayımlayarak adını duyurdu. Şiirleri ilk kez dönemin aynı zamanda önemli bir siyasi odağı olan Murat Belge?nin yönetimindeki ?Birikim? dergisinde yayımlandı. Ankara?da yayımlanan ?7 Gün? adlı haftalık siyasi haber dergisinde sinema yazıları yazdı, ardından kısa bir süre aynı derginin Kültür-Sanat sayfalarını hazırladı. Çeşitli kuruluşların düzenlediği çok sayıda söyleşi, panel, konferans programına katıldı.
İlk kitabı l980?de yayımlandı. Aynı zamanda ilk oyunuydu bu: Mahmud ile Yezida.
Şehir Tiyatroları?nda çalışırken, ?Gençlik Günleri? adını verdiği daha sonra her yıl tekrarlanacak olan, aynı zamanda birçok benzerinin de yapılmasına yol açan kapsamlı bir şenliğin yöneticiliğini yaptı; programlar sundu, yönetti.
Gene Şehir Tiyatroları?nda Lulu Menasé?nin sahneye koyduğu Richard Soudé?nin ?Binbir Gece Masalları?ndan yola çıkan oyunu ?Binbir Gece Masalı?nın ham çevirisini ?masal diline? aldı ve bu yapımda yönetmen yardımcısı olarak çalıştı.
Murathan Mungan?ın sahnelenen ilk oyunu, Orhan Veli?nin şiirlerinden kurgulayarak oyunlaştırdığı Bir Garip Orhan Veli?dir. İlk kez 1981?de sahnelenen bu oyun, kısa aralıklarla yirmi küsur yıl boyunca sahnelendi ve 1993?te kitap olarak basıldı.
Yazarın Mezopotamya Üçlemesi adını verdiği ve üç oyundan oluşan üçlemesinin ilk oyunu Mahmud ile Yezida yurtiçinde ve yurtdışında birçok amatör, yarı-amatör, lise ve üniversite topluluğu tarafından sahnelendikten sonra, profesyonel olarak ilk kez 1993?te Ankara Devlet Tiyatroları tarafından oynandı. Üçlemenin ikinci halkası olan Taziye ise, ilk olarak 1984?te Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. Sayısız küçük topluluk Anadolu?nun birçok yerinde, bu iki oyunu kendi imkânlarıyla seyircilerine sunmuşlardır. Ayrıca Diyarbakır Belediyesi Şehir Tiyatrosu, üçlemenin ilkini Türkçe, ikincisini -ilk kez- Kürtçe olarak sahnelemiştir. 1992?de, halkanın üçüncü oyunu olan Geyikler Lanetler? in tamamlanmasıyla birlikte, Metis Yayınları, üçlemeyi oluşturan bu oyunları, üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlamıştır. 1994?te bu üç oyun bir yıl boyunca Devlet Tiyatroları tarihinde ilk kez olmak üzere arka arkaya Antalya Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmiş, gene aynı yıl Istanbul Uluslararası Tiyatro Festivali?nde, gene Türkiye tarihinde ilk kez olmak üzere üç oyun ardı ardına tam ?on bir saat süren bir gösteri? olarak iki kez tekrarlanmıştır. 1999 yılında Ankara Devlet Tiyatroları yapımı Geyikler Lanetler, aynı yıl Berlin?de, uluslararası bir tiyatro şenliği olan ?Theater der Welt?e çağrılmış ve Schaubühne?de gösterilmiştir. Aynı oyun 2003 yılında Yunanistan?da Selanik Devlet Tiyatrosu?nda sahnelenmiştir.
Geyikler Lanetler oyununa kaynaklık eden yazarın Cenk Hikâyeleri kitabındaki ?Kasım ile Nasır? adlı öyküsü, 1994 Ağustosunda iki hafta süreyle İtalya?da Umbria?daki tiyatro merkezi ?La Mamma Umbria?da sahnelenmiştir. Aynı öykü 2004?te farklı bir yorumla Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından sahnelenmiştir. Gene aynı kitapta yer alan ?Şahmeran?ın Bacakları? adlı uzun hikâyesi, çeşitli topluluklar tarafından sahneye uyarlanmıştır.
Yazarın Lal Masallar adlı öykü kitabındaki ?Muradhan ile Selvihan ya da Bir Billur Köşk Masalı? adlı öyküsü, 1987?de, ilkin Fransa?da, Lulu Menase yönetiminde Théâter Des Arts de Cergy-Pontoıse?da, ardından Nurhan Karadağ yönetiminde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü Sahnesi?nde sahnelenmiştir. Aynı öykü, Amerika?da Penguen Books?un ?Dünya Hikâyeleri Antolojisi?ne seçilmiştir. Bosna-Hersek?te yayımlanan Türk öykücülerini içeren bir seçkideyse bu öykünün Boşnakça çevirisi yer almıştır.
Yazarın gene Cenk Hikâyeleri kitabında yer alan?Binali ile Temir? adlı bir diğer öyküsü, 1991?de Ankara Deneme Sahnesi tarafından, 1999?da ise Adana Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelenmiştir.
2000?de yazarın bir öyküsü daha sahneye aktarılmış, bu kez de Beşinci Sokak Tiyatrosu, ?Dumrul ile Azrail?i, Istanbul Festivali?nden sonra, dünyanın önemli tiyatro festivallerinde, Avusturya, Almanya ve Tunus?un yanı sıra Hollanda?nın çeşitli kentlerinde sahnelemiştir.
Bunların yanı sıra, şiirlerinden ve öykülerinden oluşturulan çeşitli gösteriler ve performanslar, çeşitli amatör, yarı amatör ve üniversite toplulukları tarafından sahnelenmeye devam etmektedir.
2003 yılında Kopenhag?daki ?Bette Nansen Theater?da, yazarın ?Sayfadaki Gibi?adlı kısa oyunu, bazı Doğulu yazarları bir araya getiren ortak bir proje olan ?Bin Bir Gece? içinde yer almış, aynı oyun 2005 yılında İngiltere?de ?1001 Nights now? adıyla Nottingham Playhouse?da sahnelemiştir.
Murathan Mungan 1989?da, İngiliz yazar Nell Dunn?ın ?Steaming? adlı oyununu ?Kadınlar Hamamı? adıyla Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu?nda sahneye koymuştur.
Mungan?ın döneminde Ankara İl Radyosu?nca seslendirilen iki tane de radyo oyunu vardır: Dört Kişilik Bahçe ve Ölümburnu. İlki, aynı malzemenin öykü ve senaryo olarak yazılmış halleriyle tek başına bir kitap olarak, ikincisi ise Murathan ?95 kitabının içinde kitap olarak yayımlanmışlardır. Mungan, biri filme alınan üç tane de film senaryosu yazmıştır. 1984?te Atıf Yılmaz tarafından filme alınan Dağınık Yatak?ın yanı sıra Dört Kişilik Bahçe ve Başkasının Hayatı adlı iki senaryosu daha vardır. Bu üç senaryo 1997?de üç ayrı kitap olarak aynı anda yayımlanmıştır.
Gazete ve dergilerde İlk yazıları 1975?de yayımlanan Mungan, yirmi yıllık yazı serüveninin çeşitli ürünlerinden yaptığı bir derlemeyi kırkıncı yaşı nedeniyle Murathan?95 adlı bir kitapta toplamıştır.
Bu kitapla birlikte başlayan özel toplama kitapları, şiirlerinden kendinin yaptığı özel bir seçmeyi içeren numaralanmış tek baskı olarak yayımlanmış Doğduğum Yüzyıla Veda ile sürmüş, bunu, 13+1?de şiirlerini; 7 mühür?de kimi öykülerini bir kutu içinde bir araya getirdiği toplamlar ve Türk şiirinde şimdiden bir ?kült kitap? olmuş olan Yaz Geçer?in onuncu yılı nedeniyle yapılan büyük boy özel baskı izlemiştir. Ellinci yaşı için hazırladığı ve yalnızca 2005?te yayımlanıp baskısı bir kez daha tekrarlanmayacak Elli Parça kitabı da bu özel kitaplardandır.
Beş bölümden oluşan ve her bölümü ayrı bir yazar tarafından kaleme alınan bir Bülent Erkmen projesi olan ve 2004 haziranında yayımlanan Beş peşe romanında da yer almıştır.
Murathan Mungan, bu arada yabancı yazarların öykülerinden ve yazılarından oluşan çeşitli seçkiler yayımlamayı sürdürmektedir: Kahramanı ressam olan ya da resim sanatı üzerine yazılmış çeşitli öykülerden oluşan ilk öykü seçkisi Ressamın Sözleşmesi?ni, daha sonra Çocuklar ve Büyükleri, Yazıhane, Yabancı Hayvanlar adlı öykü ve yazı seçkileri izlemiştir. Erkeklerin Hikâyeleri ve Kadınlığın 21 Hikâyesi adını verdiği öykü seçkileriyse 2004 içinde arka arkaya yayımlanmıştır. Yeni katılmış öykülerle içeriğini zenginleştirdiği ilk seçki kitabını Ressamın İkinci Sözleşmesi adıyla güncellemiştir.
Bütünüyle özyaşamöyküsel bir malzemeden yola çıkan ilk anlatı kitabı Paranın Cinleri?ni 1997?de yayımlamıştır.
Şiir ve öykü arası bir dil ve kıvam tutturduğu yazınsal metinlerini bir araya topladığı Metinler Kitabı ise, 1998?de yayımlanmıştır.
Mungan?ın kimi şiirlerinin Kürtçeye çevirisinden yapılan bir toplam Lı Rojhilate Dile Min (Kalbimin Doğusunda) adıyla 1996?da yayımlanmıştır.
Mungan, bugüne değin çoğu ?Yeni Türkü? topluluğu tarafından seslendirilmiş olan şarkı sözleri yazmıştır. Yazdığı şarkıların Türkiye?nin önemli şarkıcıları, toplulukları tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşan ve ?tribute? sayılabilecek Söz vermiş şarkılar adlı ?cover? albümü 2004?te yayınlanmıştır.
2006?da bugüne dek yazdığı tüm şarkı sözlerini gene aynı ad altında bir araya getirerek kitaplaştırmıştır.
Yurtiçinde ve çoğu Almanya?da olmak üzere yurtdışında Mungan?la ilgili çeşitli radyo ve televizyon programları yapılmıştır.
Mungan, Almanya, Avusturya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve Amerika ve Yunanistan?da çeşitli söyleşi ve okuma programlarına katılmıştır.
Yazıları, şiirleri ve kimi kitapları bugüne değin İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İsveççe, Norveççe, Yunanca, Fince, Boşnakça, Bulgarca, Farsça, Kürtçe ve Hollanda diline çevrilerek çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır.
1972 Eylülünde Mardin?den ayrıldıktan sonra 1985?e kadar Ankara?da yaşayan Murathan Mungan, 1985?ten bu yana Istanbul?da yaşamaktadır. 1991?de bir yıl kadar Almanya?da, Ludwigshafen?da yaşamıştır.
İlk kitapları farklı yayınevleri tarafından yayımlandıktan sonra, 1986?da Remzi Kitabevi?ne, 1992?de de Metis Yayınları?na geçmiştir. Halen aynı yayınevindedir.

Eserleri
* Osmanlıya dair Hikâyat, 1981
* Taziye, 1982
* Kum Saati, 1984
* Son İstanbul, 1985
* Sahtiyan, 1985
* Cenk Hikâyeleri, 1986
* Kırk Oda, 1987
* Lal Masallar, 1989
* Eski 45’likler, 1989
* Yaz Sinemaları, 1989
* Mırıldandıklarım, 1990
* Yaz Geçer, 1992
* Yaz Geçer – Özel Basım, 1992
* Geyikler Lanetler, 1992
* Mahmud ile Yezida, 1992
* Bir Garip Orhan Veli, 1993
* Oda, Poster ve Şeylerin Kederi, 1993
* Omayra, 1993
* Kaf Dağının Önü, 1994
* Metal, 1994
* Murathan?95, 1996
* Li Rojhilatê Dilê Min, 1996
* Paranın Cinleri, 1997
* Başkasının Hayatı, 1997
* Dağınık Yatak, 1997
* Dört Kişilik Bahçe, 1997
* Oyunlar İntiharlar Şarkılar, 1997
* Mürekkep Balığı, 1997
* Başkalarının Gecesi, 1997
* Metinler Kitabı, 1998
* Üç Aynalı Kırk Oda, 1999
* Doğduğum Yüzyıla Veda, 1999
* Meskalin, 2000
* Soğuk Büfe, 2001
* Erkekler İçin Divan, 2001
* Yüksek Topuklar, 2002
* 7 Mühür, 2002
* Timsah Sokak Şiirleri, 2003
* Yabancı Hayvanlar, 2003
* Çador, 2004
* 13+1, 2004
* Bir Kutu Daha, 2004
* Beşpeşe, 2004 (Elif Şafak, Pınar Kür, Faruk Ulay, Celil Oker ile birlikte)
* Eteğimdeki Taşlar, 2004
* Elli Parça, 2005
* Söz Vermiş Şarkılar, 2006
* Kâğıt Taş Kumaş, 2007
* Kullanılmış Biletler, 2007
* Yedi Kapılı Kırk Oda, 2007
* Dağ, 2007
* Kadından Kentler, 2008

Seçkileri
* Ressamın İkinci Sözleşmesi, 1996
* Çocuklar ve Büyükleri, 2001
* Yazıhane, 2003
* Erkeklerin Hikâyeleri, 2004
* Kadınlığın 21 Hikâyesi, 2004
* Büyümenin Türkçe Tarihi, 2007

Yorum yapın

Daha fazla Kürt Edebiyatı, Şiir Kitapları
Yalnız Taşlar Ağlamıyor Burda – Nikolay Alekseyeviç Nekrasov

Lirik şiirleriyle ilgi çeken Nikolay Alekseyeviç Nekrasov, 19. yüzyıl Rusya?sının önemli şairlerinden. Kitapta yer alan ?Savaş Anneleri?nden bir alıntı: ?Baktıkça...

Kapat