Mavi Yolculuk Defterleri – Bedri Rahmi Eyüboğlu “Bir elde dolmakalem, ötekinde fırça”

‘Mavi Yolculuk Defterleri’, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şairliği ile ressamlığını bir araya getiriyor. Böylece Bedri Rahmi’nin bu iki yönünün nasıl hal hamur olduğunu görme fırsatı buluyor okur. Oldukça özenle hazırlanmış bu kitap Bedri Rahmi ve arkadaşlarının, Cevat Şakir’in çağırısıyla gittiği mavi yolculuktaki not defterlerinden oluşuyor.
Resimden çok edebiyata düşkünlüğümden olsa gerek, ben Bedri Rahmi Eyüboğlu?nu şair olarak tanıdım ilkin. Dol Karabakır Dol kitabında yer alan şiirler özellikle yer etmiş aklımda. Ressamlığını sonradan öğrendim. Şiirleri gibi resimlerini de sevdim. Öyle ki 1973 yılında yaptığı Han Kahvesi isimli resmi yıllardır yanı başımda duruyor. Resimde biri saz çalıyor, türkü söylüyor diğeri başını bir eline dayamış, uzaklara dalmış türküyü dinliyor. Başka iki kişi daha var. Biri dik oturuşuyla dikkat çekiyor, diğeri mahzun duruşuyla. Bu tablonun insanı, saz çalanın hangi türküyü söylediğini, uzaklara dalmış olanın ne düşündüğünü bulmaya çağırdığını kendimden biliyorum en iyi.

Onun unutamadığım, zihnimde yer etmiş resimlerinden önce dizeleri var tabii. Dol Karabakır Dol?da yer alan ?Yıl Yetmiş Yaş Altmış Dol Karabakır Dol? şiirindeki üç dize hele, okuyanın hafızasından kolay kolay silinmez gibi gelir bana: Olmuyor oğlu olmuyor/İşin kötüsü bir günde/Beş defa akşam oluyor
Bedri Rahmi kendini şair mi sayar ressam mı? Bunun yanıtını onun kaleminden okumak en iyisi: ?Bir elinde dolmakalem, öteki elinde fırça ile dolaştığı için elleri daima boya içerisindedir. Resimden yorulunca yazı yazmaya başlar. Kendini ressamlara sorarsanız: ?Ressamlığı şöyle böyle, ama iyi şiir yazar?, derler. Muharrirlere sorarsanız: ?Muharrirliği şöyle böyle, fakat iyi resim yapar?, derler. Terzilerden ve berberlerden pek hoşlanmaz. El Greco?ya, Rus romanlarına, pastırmaya ve halk türkülerine bayılır. Gündüzleri resim yaptığı, geceleri yazı yazdığı söylenir. Bunlardan hangisini daha çok sevdiğini kestirmek güçtür.?

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları da şairliği ile ressamlığını bir araya getirdi Mavi Yolculuk Defterleri isimli eserde. Böylece Bedri Rahmi?nin bu iki yönünün nasıl hal hamur olduğunu, birbirinden ayrılmaz parçalar halinde onun hayatına işlediğini görme fırsatı sundu. Oldukça özenle hazırlanmış bu kitap Bedri Rahmi ve arkadaşlarının, Cevat Şakir?in çağırısıyla gittiği mavi yolculuktaki not defterlerinden oluşuyor. Editörün notuna göre daha önce hiç sergilenmemiş resimleri, çizimleri ve hiç yayımlanmamış şiirleri buluşuyor okurla.

Yolculuğa katılanlar ve güzergâh, yolculuğun hem düşünsel anlamda hem doğa bakımından ne kadar zengin olduğunu gösteriyor. İlk geziye katılanlar Sabahattin Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Erol Güney ve onun arkadaşı Benya, Necati Cumalı ve şair Fuat Ömer Keskinoğlu?dur. Tabii ki Cevat Şakir?in yanında ahtapot avcısı Paluko bulunmaktadır. Bedri Rahmi?nin farklı yıllara ait mavi yolculuklarındaki bu defterlerde, ressamın fırçasının ucuna balıklardan sonra en çok takılan Paluko?dur belki de. Ahtapot avcısını, otururken, ayakta renkli ve karakalem çizmiştir birkaç kere.

Balıkları ise başka bir dünya. İçine çıplak bir kadını sakladığı çeşit çeşit balıklar sayfalarca bir renk cümbüşü… Bir bilim adamı titizliğiyle, çizdiği balıkların altına isimlerini yazıyor, bazen çizdiği balığa ağız dolusu bir ?merhaba?yı da not düşmeyi ihmal etmeden.

Denizin dibindeki rengârenk dünyadan çıkıp sayfalara düşen balıkların arasında neler yok ki… Paşa pantolonu, Lipsos, Drogonya, Orfoz, Trança…
Şiirlerini okuyanlar bilir, Bedri Rahmi?nin nasıl bu not defterinin başköşesinde balıklar varsa şiirlerinde en tepeye meyveler ve tabiat yerleşmiştir. Diyelim ki doğanın her yanı, her ayrıntısı, her parçası başlı başına bir konu onun için. Üzüm yeşiliyle dostluğuna şahit olduğumuz şiir çıkar mıydı kaleminden yoksa? Gel benim üzüm yeşilim/Yandaki zeytine gidelim/Gel benim üzüm yeşilim/Çam ağacına gidelim… Diye diye devam eder şiir. Nerelere gitmez ki can yoldaşı üzüm yeşiliyle. Nar ağacına, maviye, Trabzon üzümüne… Bedros?ta son bulur yolculuk.

Bedri Rahmi?nin doğa sevgisi olur da insan sevgisi, insanına duyduğu sevgi, Anadolu?ya hayranlığı eksik kalır mı? Resimlerinde, şiirinde, yazılarında Anadolu kültürüne, halkına, onun söz söyleme, nakış işleme sanatına hayranlığını ve bunların önemini bıkmadan usanmadan yazar, çizer, anlatır.
Bir yazısında,1952 yılında Nurullah Ataç?ı eleştirir, bugünün gençlerine halk şiirini örnek göstermeyelim dediği için. Ataç, ?Halk şiirini sevebiliriz ama onu bugünün gençliğine örnek diye göstermeyelim. Bizim gençlerimizin hepsinde değilse de çoğunda zaten tembellik var, şunun bunun ardından gitmekle, bir iş yaptıklarını, gerçek şiire vardıklarını sanıyorlar. Onlara güzel diye halk şiiri gösterdin mi kendileri de halk şiiri yazıyorlar? demiştir…
Bedri Rahmi bu yazıya yanıtında hayli öfkelidir. ?Ataç durup dururken halk sanatını kötüleyecek yerde onun ne olduğunu, ondan nasıl faydalanacağımızı anlatsa ya. Halk sanatını sevmek onu taklit etmek midir? Halk sanatını sevmek: Ondaki sonsuz yaşama, yayılma gücünü anlatmak demektir. Halk sanatı; üzerinde küflenmemiş milyonlarca kitap yığılmamış; körpe, dinç değerlerle doludur? der. Yazının devamında da kendine has o hoş üslubuyla bakın nasıl çatar Batı?ya ve sadece onun sanatını yüceltenlere: ?Shakespeare?i ebem de sever ama Kağızmanlı Hıfzı?nın ağıtını sevip, sevdirmek için herhalde edebiyat kültüründen başka bir kültür daha lazım. Kendi halkımızın sanat gücüne inanmak.?

Bedri Rahmi?nin sırtını Batı?ya döndüğünü söylemek mümkün değildir elbette. Kardeşi Sabahattin Eyüboğlu?nun yanına, Paris?e gittiğinde Gauguin, Matisse, Braque, Dufy, Utrillo?yi inceler ve tabii El Greco?yu da.
Atölyesinde asılı ?yemininin? bir tarafında El Greco?nun bir tablosunun diğer tarafında bir Anadolu kiliminin olması Anadolu ve Batı sanatının sentezi için didinip durduğunun, halkından, yerelden beslenerek yaratmanın doğru olduğuna inancının ilanıdır adeta.

Cumhuriyet?te 29 Ocak 1953?te yayımlanan yazısında yerelden beslenmenin vazgeçilmezliğini dile getirir: ?Yalnız sanat alanında değil, hangi konuda olursa olsun yerli olmadıkça, yerli malı damgasını yemedikçe dünya çapında iş çıkaracağımıza aklım yatmaz.? Aklına yatmayan bir başka şey de halkından uzak şairlerdir: ?İçinde yaşadığı çevreyi incelemeyen, ona bağlanmayan derdiyle dertlenmeyen bir şair tasavvur edemiyorum.?
Bedri Rahmi?den bahsedince, oradan oraya dolanmaktan, yeni yeni konulardan söz açmaktan kaçınmak olanaksız. Sanat üzerine yazıları, şiirleri, resimleri, rengârenk dünyasının kapılarını bir aralayınca bir daha kapatmak zor.
Mavi Yolculuk Defterleri Bedri Rahmi?nin ışıklı dünyasını yeniden anımsatıyor, mavide gördüklerini, orada duyumsadıklarını gözler önüne seriyor ve maviye dair dediklerini de:
Bu deniz mavi, yeşil, turuncu
bu deniz kalın bir cam
bir zümrüd eriş

bu deniz mavi yeşil işlenmeli
bu deniz ayva gibi dişlenmeli
bu deniz yenmez ısırmalı
bu deniz yutulmaz dişlenmeli
RENGİN ARSLAN, 17/04/2009 tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki

*Mavi Yolculuk efsanesinin seyir defteri
Mavi Yolculuk birçok kimsenin tatil anıları arasında yer alır. Hep merak edilir, nasıl başlamıştır, kimin kafasından çıkmıştır, ilk yolculukta kimler vardı?

Mavi Yolculuk denince hiç kuşkusuz akla gelen üç ad, Halikarnas Balıkçısı, Sabahattin Eyüboğlu ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’dur.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Mavi Yolculuk Defterleri, resmin, yazının, şiirin eşliğinde bir günlük.
Onlara bakarken, hiç gitmediğim Mavi Yolculuk’u sevdim. Asla binmeyeceğim tekneye bile katlanabilirim. Hep söylerim ya, sanat merceğinden geçen doğa beni etkiler. Hiç kuşkum yok Mavi Yolculuk’un kendisi, bu kitaplar, resimler, şiirler, yazılar sayesinde benim ilgimi çekiyor.
Kitabın başında çevirmen, yazar Erol Güney, İlk Mavi Yolculuk’u anlatıyor:
?Ankara’dayız, yaz başı. Kentte oldukça umutlu bir hava esiyor. Savaş bitti, Birleşmiş Milletler kuruldu, herkes demokrasiden, çok partili seçimden bahsediyor.
İşte tam bu sırada Milli Eğitim Bakanlığı Klasikler Dizisi’nin Tercüme Bürosu Şefi ve yakın dostum Sabahattin Eyüboğlu odama girdi:
– Sana bir teklifim var.
– Hayrola, nedir acaba?
– Bodrum’dan, Cevat Şakir’den bir mektup aldım. Diyor ki; birkaç arkadaşını topla, güneye gelin, güzelliğin ne olduğunu iyice anlayın. Balıkçı, daha önce bana böyle bir geziden bahsetti, ama zaman münasip değildi. Şimdi öyle geliyor ki, böyle bir gezinin zamanıdır. Bedri ile konuştum, o çoktan razı. Bir ressam nasıl olmasın ki? Şimdi soruyorum sen de gelir misin?
– Tabii ki, hem güneyi görmek hem de Balıkçı ile yakından tanışmak fırsatını kaçırır mıyım?
– Yaşa, öyleyse bir kişi daha bul, sekiz on kişi olursak iyi olur, masrafları paylaşırız, herkese daha ucuza gelir.?
Ekip kurulur hemen.
Mavi Yolculuk Defterleri ne zaman başlar? Bu soruların da yanıtını okuyalım:
?1945 yazında Bedri Rahmi, Sabahattin Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Erol Güney, onun çocukluk arkadaşı Benya, Necati Cumalı ve şair Fuat Ömer Keskinoğlu, bu ilk Mavi Yolculuğa Cevat Şakir ve ahtapot avcısı Paluko’nun yelkeniyle açılırlar.
Bedri Rahmi Eyüboğlu, ilk gezide başlar Mavi Yolculuk defterlerine ve farklı yıllara ait on iki defter kalır bugüne.
Mehmet ve Hughette Eyüboğlu, düzenledikleri ve titizlikle korudukları Bedri Rahmi arşivini büyük bir cömertlikle açtılar, daha önce hiçbir yerde sergilenmemiş resimlerin ve yayınlanmamış şiirlerin Mavi Yolculuk Defterleri’nde buluşmasını sağladılar.
Böylelikle Mavi Yolculuk efsanesi ilk kez metinlerle değil, Bedri Rahmi’nin denizkızlarıyla, miçolarıyla, bakir koylardaki pina tarlaları ve şair portreleriyle, renkle, şiirle girecek düş dünyamıza…?
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun defterlerini önce seyredip sonra okursanız, yolculuğun lezzetine varırsınız, kendinizi teknede, dostlarla birlikte bulursunuz.
Örnek verelim:
?Fuat denize düştü. Ben çok yüzdüm. Yörük kazanından mısır, bazlama.?
Bir başka resim.
Fuat Ömer Keskinoğlu, Sabahattin Ali, Balıkçı Paluko.
Yan sayfada da Paluko’nun Yelkeni şiiri:
?Nah var onda bir yelken
Bulut gibi
Paluko
Sabahattin Ali
Ağabeyim
Cevat Şakir
Fuat Ömer
Bu mavi geziciler neredeler ?
Masmavi olup gittiler.?
Mehmet Eyüboğlu’nun, Boş Yürek, Dolu Yürek, Konumuz Mavi Yolculuk Portakalını Dilimlemek’te bir saptamasını gözden kaçırmayın:
?İşte bence, eski ve yeni Mavi Yolculuklar’ın arasındaki en önemli fark burada. Eski yolcuların yürekleri, kafaları dolu, cüzdanları boştu. Şimdilerde ise cüzdanlar tıka basa dolu yürekler ise…
Boş yürek, dolu yürek konumuz dışı, konumuz Mavi Yolculuk portakalı. Niyetimiz bu portakalı dilimlemek…?
Mavi Yolculuk Defterleri’ni alın elinize, açın sayfaları, türlerin eşsiz, ona özgü bileşimini yaşayın.
Gri kış günlerinde, denizden yansıyan güneş vursun odanıza.
Doğan HIZLAN, 24 Ocak 2009 Tarihli Hürriyet Gazetesi

MAVİ YOLCULUK DEFTERLERİ
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
2009
122 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Bıçak Kemikte – Aşık İhsani “Korkuyorlar, korkacaklar, korksunlar geliyoruz, geleceğiz, yakındır”

20 Nisan 2009 tarihinde yitirdiğimiz Âşık İhsani yoksulluk nedeniyle beş yaşına geldiğinde üç kilo ekmek karşılığında bir köy ağasına satılır....

Kapat