“Medya Ne ki… Her Şey Yalan!” / Kent Yoksulluklarının Günlük Yaşamında Medya – Hakan Ergül, Emre Gökalp, İncilay Cangöz

?Televizyon sabah erkenden açılır, gece yatana kadar açık kalır. Hiç kapanmaz. Hep bakarız işte, ne yapalım??

Doğru düzgün bir ocağın olmadığı yoksul hanelerde, televizyon mutlaka var? Başka birçok şey olmayabilir ama iyi kötü bir cep telefonu mutlaka var. Yoksullar, medyanın kapsama alanındalar. Peki onların medyayla ilişkilerini ne belirliyor? Gündelik hayatın çilesinden -hiç değilse hayal dünyasında- kaçma arzusu mu? Hayatı, dünyayı, kendi durumunu anlamlandırma arayışı mı? Yoksullukla baş etme stratejileri mi?

Yoksullar medyayı nasıl görüyor, medyanın aynasında kendilerine nasıl bakıyorlar: Medyanın yoksulları sunma, onları ?temsil etme? biçimini nasıl değerlendiriyorlar? Pasif tüketici konumunda mı saymalı onları, yoksa o kadar da ?aciz? değiller mi?

Hakan Ergül, Emre Gökalp ve İncilay Cangöz yoksul hanelerinde yaptıkları katılımlı gözlemleri de içeren geniş kapsamlı çalışmalarında, bu soruların yanıtlarını arıyorlar.

Başköşedeki televizyonun yanı sıra, gazete, cep telefonu, internet, kısacası geleneksel ve yeni medya ile yoksulların yaşam dünyası arasındaki ilişkiyi anlamak ve tartışmak için ufuk açan bir kitap. Genel olarak medyanın nasıl izlendiğine, nasıl algılandığına, nasıl anlamlandırıldığına dair bakış açımızı genişletiyor.

Bir tanrı gibi… Aslı Tohumcu
(24/08/2012 Radikal Kitap Eki)
Medya acayip şey! Bazı mevzuları meşrulaştırma, münferit süsü verme ve olağanlaştırma noktasında çok çalışkan ve kararlı: Kızını tecavüzcüsüyle evlenirse affedeceğini söyleyen kendini bilmez bir babayı, ?Baba kızına sahip çıktı? başlığıyla verebiliyor örneğin! Çalışkanlığı bununla bitmiyor neyse ki, terörün hiçbir türüne geçit vermezken, sanatçıları Alevilik, bekaret, ağzı bozukluk gibi bahanelerle çarmıha gererek medya terörüne uğratabiliyor! Bazen de öyle tatlı bir şehlalığa, şaşılığa yakalanıyor ki, yanaklarından sıkasım geliyor: Ben bu yazıyı yazarken Antep?teki patlama haberini geçmek yerine hayvanlar âlemine takılabiliyor mesela ya da ne bileyim, bir başka gün, koltuk sahiplerine gıcık yapan bir emekçisini harcayarak kendini çarçabuk sağaltabiliyor. Hele bazı bazı dağıttığı yardımlarla, dinlediği dertlerle, ataerkil yargılarıyla sosyal devlet kılığını kuşanması yok mu: Yoksula neden yoksulum, evden kaçana neden kaçağım, bıçaklanana neden bıçaklandım sorusunu sordurmadan geçiyor! Şahane de bir yaşam kılavuzu aynı zamanda: Kadına nasıl kadın olunacağını, erkeğe nasıl erkek olunacağını gösteriyor. Bir tanrı gibi yeri geliyor esirgeyip bağışlıyor, yeri geliyor çarpıyor. İşin tuhaf tarafı, her iki durumda da korkutucu demeyelim de hadi, düşündürücü olmayı başarıyor. Neyse ki bize kılavuzluk edecek kitaplar var da, medyayı nasıl okuyacağımız, seyredeceğimiz konusunda yardım alabiliyoruz! Ne de olsa medya okuyucusuna, izleyicisine ya da kullanıcısına göre çoklu okumalara, izlemelere, kullanımlara açık!

Medya Ne ki? Her Şey Yalan!, İncilay Cangöz, Hakan Ergül ve Emre Gökalp?in, TÜBİTAK ?ın katkıları ve Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü?nün desteğiyle ?Kent Yoksullarının Günlük Yaşamında Medya? olgusuna dair gerçekleştirdikleri araştırmanın sonuçlarını paylaştıkları, tartıştıkları bir kitap. Bu üç akademisyen, ?Yoksulun hanesinde ve günlük yaşamında medya nerede duruyor?? sorusunu sormuş, medya ve yoksulluk ilişkisi üzerine bilgi üretmişler. Hani şu, asgari ücretin bile altında bir maaşla çalıştığını bildiğimiz için, nasıl ve neden Iphone aldığına akıl erdiremediğimiz kızlar, oğlanlar var ya? Hani şu, şiddeti ya da trajedisi bol haberlerde adları geçmedikçe medyada görünmeyen, görünemeyen teyzeler, amcalar var ya? Onların dünyasında medyanın neyi örttüğünü, yokluğunun neyi belirginleştirdiğini, hissedilen hangi eksikliğe karşı geldiğini, ne vaat ettiğini araştırmışlar.

Araştırma sonuçlarını ve tartışmalarını üç bölümde paylaşıyor Cangöz, Ergül ve Gökalp Medya Ne ki… Her Şey Yalan!?da. Birinci bölümde ?hane halkının yoksulluğu nasıl deneyimlediği?, ?kendi koşullarını ve yoksulluklarını nasıl tarif? ettiklerini, yoksulluğu algılayışları ve nedenlerine dair düşüncelerini ve ?medya içeriklerinin bu düşüncelerin inşasındaki rolü? ele alınmış. Kitabın ikinci bölümü, ?geleneksel ve yeni medyanın hem hane üyelerinin bireysel yaşamlarında, hem de günlük yaşamın örgütlenişinde? ne tür işlevler üstlendiği incelenmiş. Üçüncü bölümde ise, ?toplumsal cinsiyet ekseninde medya içeriklerinin seçimi, okunuşu; evin içindeki medyanın kültürel tüketiminin eril iktidar ilişkileri bağlamında nasıl birbirine eklemlendiği; cinsiyetçi rejimin medya söylemi dolayımıyla nasıl yeniden kurulduğu veya söküldüğü? ele alınmış.

Araştırmanın dikkate değer birçok sonucu var elbette ama bence en vahimlerinden biri, toplumsal fayda(lar) sağlamasını beklediğimiz medyanın bugün sermayenin kontrolü altında, yoksullukla ekonomik ve politik sistem arasındaki ilişkiyi gizleme noktasında gösterdiği başarı ve bu başarının sonucunda yoksulların, yoksulluklarının sorumlusu olarak kendilerini görmeleri! Aynı ?yoksulların!? medyaya, hayatlarına hakim güçlere, eşitsizlik ve adaletsizliklere muhalefet etmelerine, ancak bu muhalefetin kamusal alanda örgütlü bir güce dönüşememesine ne demeli!

Televizyonun, internet ve cep telefonu türü yeni medya karşısında tartışılmaz bir üstünlüğü olduğunı görüyoruz Medya Ne ki? Her Şey Yalan!?da. Ocağı ya da sobası olmayan bir ailenin uzun süre bu şekilde idare edebildiğini, ancak televizyonsuz kalma olasılığı karşısında huzursuzlandığını da! Yoksul hanede eğlenceyle, haberle, gerçekle ve kurmacayla, bilgiyle ya da hayali kurulan hayatla iletişime girmenin, nefes aldırmayan yaşam koşullarıyla yüzleşmekten kaçınmanın aracı televizyon. Aile bireylerini bir araya getirdiği gibi, kumandanın günün farklı saatlerinde değişen hakiminden, seyredilen programlar aracılığıyla açılan sohbetlere, yapılan yorumlara kadar toplumsal cinsiyet rollerini dağıtan, enjekte eden, bu rollerden şaşılmasını engelleyen bir araç da aynı zamanda.

Çocuklar için ödev yapma ve eğlenme, babalar için iş ilanlarına ve haberlere bakma, anneler için yeni el işi modelleri bulmaya yarayan internet , gazete okuma, telefonla haberleşme, kahvede ya da internet kafede vakit geçirme, film izleme, müzik dinleme gibi maliyetleri ortadan kaldırması sayesinde, sınırlı hane geliri içinde ciddi bir harcama geliri olduğu halde, yoksul hanelerin yoksulluklarına rağmen değil, yoksul oldukları için edindikleri bir medya! (Bizler, yani orta sınıf ve orta sınıfın bir kademe altı için, zaman zaman hava atma, çoğu zaman muhalefet etme ya da diğerlerini etkileme gücünü sergileme ya da kimliğini gizleyerek can yakmaya çabalama aracı olarak da incelense keşke internet !!)

Cangöz, Ergül ve Gökalp?in gözlem ve sohbetleri, kadınların, dışarda ev işinde ya da hasta bakımında çalışsalar bile, evin düzeninden sorumlu olmalarını içselleştirdiklerini, ücretsiz, ağır ev işçiliğine mahkum oluşları yetmezmiş gibi evin dedesinden ergen oğluna ve kayınvalidelerine kadar eril bir iktidarın hükmü altında olduklarını da ortaya koyuyor. Ancak genç kızların ?iyi eğitim ve kalıcı işlerde tutunma yoluyla edindikleri güçle cinsiyetçi rejimi zora sokan ve toplumsal cinsiyet sınırlarını zorlayan tutumlar? geliştirmeleri umut verici bir sonuç. Erkekler kendilerini bilgi sahibi olması, kamusal alana açılması gereken özneler olarak görmekte istedikleri kadar ısrar etsinler!

İster televizyon ve gazete gibi geleneksel, ister cep telefonu ve internet gibi yeni medya olsun, Medya Ne ki?Her Şey Yalan! sadece kent yoksullarının günlük yaşamında medyaya bakmıyor, bizi yoksulluğun, kadınlığın, erkekliğin ve iktidarın inşası hakkında; medyayı nasıl okuduğumuz, nasıl seyrettiğimiz ve nasıl kullandığımız hakkında da düşündürüyor. Kesin olan bir şey de, üç mütevazı akademisyenin yıllarını alan bu araştırmanın mütevazı denemeyecek sonuçlarının, ortalama bir tanıtım yazısından daha çok ilginizi hak ettiği!

Kitabın Künyesi
“Medya Ne ki… Her Şey Yalan!” Kent Yoksulluklarının Günlük Yaşamında Medya
Yazar:Hakan Ergül/Emre Gökalp/İncilay Cangöz
İletişim Yayınları
1.Baskı Temmuz 2012,
215 sayfa

Hakan Ergül (Biyografi)
1972 Kayseri doğumlu. Anadolu Üniversitesi, İletişim Bilimleri Fa-kültesi’nden mezun oldu. Doktorasını Tohoku Üniversitesi, Uluslararası Kültürel Çalışmalar Enstitüsü’nde (Japonya) tamamladı. Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesidir.

Emre Gökalp (Biyografi)
1971 yılında Ankara’da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladı, Ankara Üniversi-tesi’nden “İletişim” doktoru olarak 2004 yılında mezun oldu. Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

İncilay Cangöz (Biyografi)
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın ve Yayın Bölümü mezunu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı üniversitede tamamladı. New York Üniversitesi Medya, Kültür ve İletişim Bölümü’nde bir yıl misafir öğretim üyesi olarak çalıştı. Anadolu Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmaya devam ediyor.

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Medya
Tarihsel Maddecilik Üzerine – Franz Mehring

Bugün olan biteni "daha iyi anlamamız" için tarihe ihtiyacımız mı var? O halde Wall Street ya da Tahrir Meydanı'ndakiler evlerinden...

Kapat