Medyada Şiddet Efsanesi – David Trend

California Üniversitesi?nde öğretim görevlisi olarak görev yapan, ayrıca kültürel incelemeler ve medya analizi konularında uzmanlaşmış bir yazar olan David Trend ?Medyada Şiddet Efsanesi?nde, günümüzde medyada karşılaşılan şiddetin gelişimini ve değişimini değerlendiriyor. Kitabı ilgi çekici kılan bir husus da, Trend?in medyadaki şiddetin tipik görüşlerini sorgularken konuyu daha geniş bir bağlamda, şiddet içerikli eğlenceyi teşvik eden ve arttıran sosyal, ekonomik ve politik etkenleri ihmal etmeden incelemesi. Trend ayrıca, medyada şiddetin neden var olduğu ve onunla başa çıkmanın nasıl öğrenilebileceğiyle ilgili önerilerde de bulunuyor.

“Şiddet efsanesine şiddet betimlemelerinin tarihinden giriş yapan David Trend, şiddetin insan türü ile ilişkisini değerlendirirken hep göz önünde olanın yavaş yavaş göz önünden çekilmesiyle birlikte toplumsal olarak kazandığı öneme vurgu yapıyor.
Gündelik hayatta medyanın bu denli takipçisi olan insanların basit birer alıcı olmadığı açığa çıktığından beri medyadaki şiddet içeren mesajın içeriği ve biçimi üzerine daha çok düşünüyoruz: Acaba gerçekten de zararlı olabilir mi, kime ne kadar zarar verebilir, şiddet talep ediliyor mu, öyleyse neden?
Televizyon izleyicileri, bilgisayar oyunlarına meraklı olanlar, her gün düzenli olarak gazete okuyanlar, haber dergileri takipçileri, sinema tutkunları, hatta cinayet romanlarına düşkün olanlar… Bütün bu insanların medya vasıtasıyla alınan mesajı, özellikle de şiddete ilişkin mesajı az çok eleştirel bir filtreden geçirdikleri aşikâr. Karşımıza çıkan her şiddet görüntüsünü, anlatısını, sinyalini farklı şekilde algılıyoruz, yorumluyoruz. Bu örneğine ya da sembolik haline tanık olunan şiddeti kendi davranışlarımıza taşımamız ise bambaşka bir durum. Yaş, cinsiyet, eğitim, aile… İçinde bulunulan her türlü şart mesajla, şiddete dair olan mesajla ne yapıldığına etki ediyor. Dolayısıyla şiddete ya da simgesel düzeyde şiddet içeren bir mesaja tanık olup sonra da birilerinin üzerinde bunu uygulamadığımızı biliyoruz.
Yine de medyada şiddet sözkonusu olduğu zaman, ya da şiddetin derecesi gözümüzü rahatsız ettiği zaman yerimizden zıplıyoruz, sonuçlarını hesaplamaya girişiyoruz, sonuçlarından ürküp engellemeye çalışıyoruz, olumsuz sonuçları için araştırmalar yapıyoruz. Sonuç? Konu hakkında alınan yol bir arpa boyu mu, yoksa gerçekten de şiddet betimlemeleri ve onların etki alanı konusunda artık bir fikrimiz var mı?

Şiddetin Arkeolojisi
Medyada Şiddet Efsanesi bu konuyu masaya yatırırken bu iki ucun arasındaki değerlere bakıyor. Aslında California Üniversitesi?nde profesör olan David Trend?in önerdiği bakış açısı, genel kapsamlı akademik ve eleştirel (ayrıca olabildiğince nesnel) bir yaklaşımın herkesin rahatça anlayabileceği bir dile tercümesinden oluşuyor.
Şiddet efsanesine şiddet betimlemelerinin tarihinden giriş yapan Trend, şiddetin insan türü ile ilişkisini değerlendirirken bir bakıma kaçınılmaz olanın, hep göz önünde olanın yavaş yavaş göz önünden çekilmesiyle birlikte toplumsal ve bireysel olarak kazandığı öneme vurgu yapıyor. Önce şehirlerden kalkan salgın hastalıkları, kıtlığı, bedenin varoluşunun sınırlılığını bize sürekli hatırlatan bu ?doğan? durumları, ortalıktan silinen ?ölüm? fikrini düşünmek gerek. Gündelik hayattan çekilen şeyin bir anlamda kültürel hayatta sürekli yeniden üretildiğini, bir anlamda buna ihtiyaç duyulduğunu bile düşünebiliriz. Zira Eski Ahit?ten bilgisayar oyunlarına dek kültürel alanlardaki her türlü ürün şiddet tasvirleri ile yüklü.
Şiddet içerikli medyaya maruz kalmakla şiddet uygulamak arasındaki ilişki bu nedenle durmaksızın mercek altında. David Trend?e göre bütün bu araştırmalardaki kusurlar araştırmaların sonuçlarını sandığımızdan fazla etkiliyor. Öncelikle bilimsel alanlara daha çok yaslanan araştırmaların durumun tam tersini gösterdiğini, şiddet içeriğinin insanları rahatlattığını savunuyor. Bunun da ötesinden bu araştırmalar vasıtasıyla saldırganlık gibi çok karmaşık bir itkiyi ölçmenin, özellikle de bunu medya üzerinden ölçmeye çalışmanın çok güç olduğunu; en iyi ihtimalle de bilimsel araştırmalar ile ?medyadaki şiddeti bir nebze anlayabileceğimizi? söylüyor. Dolayısıyla medyadaki şiddetin etkisinin hâlâ (ya da henüz) kanıtlanmadığını, ya da bizim sandığımız kadar büyük bir ilişki olmadığını düşünebiliriz.

Kaynak Neresi?
O halde bütün bu ?asi çocuklar ve sapkın gençler? nereden geliyorlar? Eğer bütün bunları filmlerden öğenmiyorlarsa, bilgisayar oyunlarından kapmıyorlarsa nereden buluyorlar? Bugün televiyonlarda izlediğimiz korkunç gerçek olaylara ne sebep oluyor? Eğer televizyon şiddeti artırmıyorsa ne arttırıyor?
14/11/2008 tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki
DİDEM NUR GÜNGÖREN

“İnsanların şiddet içerikli eğlence talebi, matbaadan internete her yeni medyanın icadından bağımsız olarak var oldu. California Üniversitesi öğretim görevlilerinden, kültürel incelemeler ve medya analizi konularında uzmanlaşmış olan David Trend’in Medyada Şiddet Efsanesi adlı kitabı bugün üzerinde en çok konuşulan ama en az anlaşılan konulardan biri olan şiddet hakkındaki tartışmaları inceliyor: sinema, televizyon ve bilgisayar oyunlarındaki şiddetin sosyal ve kültürel etkisi… Trend, bu kitapta medyada şiddete duyulan ihtiyacı ve karşı hareketlere rağmen şiddet içerikli medyanın neden büyümeye devam ettiğini açıklıyor. Bu konudaki örnekler, felaket ve korku fimlerinden bilim kurgu filmlerine, oyuncaklardan suç programlarına, MTV’den haberlere, spor ve çocuk programlarına, kitaplara ve bilgisayar oyunlara uzanan geniş bir alanı kapsıyor. Medyada Şiddet Efsanesi ayrıca sosyal endişeleri tetikleyen güçleri, medyada şiddetin neden var olduğunu ve toplumun bununla nasıl başa çıkabileceğini de ele alıyor.

David Trend, farkında olsak da olmasak da gündelik hayatımızın tam ortasında duran şiddet konusuna medya çerçevesinden farklı ve ufuk açıcı bir bakış sunuyor.” Arka kapak yazısı

MEDYADA ŞİDDET EFSANESİ
David Trend
Çeviren: Gül Bostancı
Yapı Kredi Yayınları
2008 163 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Medya
Televizyon ve Siyasal Sistem – Bülent Çaplı

Bülent Çaplı, 'Televizyon ve Siyasal Sistem' kitabında 'kamu yayıncılığı' ve 'özel yayıncılık' arasında özellikle 80'lerden sonra başlayan çekişmeyi kamu politikalarını...

Kapat