Müşterek Dostumuz – Charles Dickens

Charles Dickens?ın toplumsal eleştiri boyutuyla önemli eserlerinden olan ?Müşterek Dostumuz? (Our Mutual Friend), dönemin kapitalizminin başkenti Londra?da sınıflar arasındaki büyük uçurumu hikâye ediyor. Thames Nehri?nde düşen cesetleri toplama işi yapan bir ailenin sıradan bir günüyle başlayan roman, buradan zengin bir ailenin evindeki gösterişli bir yemekte yaşananlara uzanır. Dickens, romanı boyunca buna benzer toplumsal katmanlarda gezinirken, birbirinden oldukça farklı dünyaları, muhteşem bir dil ve üslupla tasvir ediyor.
Roman, Dickens?ın yarattığı kendine has atmosfer kadar, akla gelmeyecek ayrıntıları gün yüzüne çıkaran yetkin gözlem yeteneğiyle de göz dolduruyor.

Müşterek Derdimiz Para – Kaya Genç
(18/06/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Karl Marx, Kapital?in ilk kitabında bir keten dokumacısının, sattığı ketenden elde ettiği gelirin bir kısmıyla ?evinin ahlakının temel direği? İncil?i satın alırken yaşadığı ekonomik dönüşümleri anlatır. Bu süreçte dokumacı, hem (keten satarken) tecimsel ilişkiden kâr elde eden satıcı, hem de (İncil alırken) emek fazlasının fiyattaki karşılığını da ödeyen alıcı olur. Yalnız onun konumu değil, ketenin ekonomik varoluşunun anlamı da, para el değiştirdikçe değişir. Müşterek Dostumuz da bu tür bir değişimi anlatıyor. Bir vasiyet, 19. yüzyıl ortası İngiliz emperyal toplumunun farklı kademelerinde ?hareket ettikçe?, çeşitli karakterlerin oluşturduğu bir toplumsal galeri de değişiyor, dönüşüyor ve keten dokumacısı gibi, birbirinden zıt şeylerin kılığına bürünüyor.
Dickens?ın yayımlanmış son romanı (1870?de yazmaya başladığı Edwin Drood?un Gizemi?ni bitiremeden Dickens ölmüştü), Conrad?ın yüzyıl sonundaki Karanlığın Yüreği romanında olduğu gibi İngiliz emperyalizminin ?karanlık yüreği? Thames Nehri?nde açılır. Nehirden ceset toplayıp üzerlerinden çıkan değerli eşyaları çalarak yaşantısını sürdüren kayıkçı Gaffer?la kızı Lizzie?nin buldukları cesedin John Harmon isimli bir adama ait olduğu düşünülür. Öğreniriz ki John Harmon çok cimri bir zenginin oğludur; ardında müthiş bir miras bırakarak ölen baba Harmon?ın mirasına sahip çıkmak üzere Londra?ya gelirken boğulmuştur. İmparatorluğun bu zor zamanlarında, şimdi bir anlığına sahipsizmiş gibi görünen mirasa herkes heyecanla saldıracaktır.

Ebedi mağdurlar
1834 yılında Birleşik Krallık?ta başbakan Lord Melbourne?un hükümeti, Tudor hanedanı döneminden bu yana devam eden ?Yoksulluk Yasaları?nda (Poor Laws) önemli bir ?reform? yapmıştı. Dickens?ı çok öfkelendiren bu ?reformun? temelinde, Zor Zamanlar romanını ona karşı bir polemik olarak yazdığı faydacı düşünür Jeremy Bentham?ın liberal görüşleri bulunuyordu. Dickens?ın kitabın sonunda ?halkı sarsan, ülkeyi rezil eden, utanç verici bir bakımsızlık? sözleriyle tarif ettiği bu yeni koşullara karşı bir anlamda bir polemik olarak yazdığı Müşterek Dostumuz?un başkarakterleri, ?Yoksulluk Yasaları?nın ebedi mağdurlarıdırlar. Tek çareleri, umutları, bir efsane gibi ufukta beliren Harmon?un vasiyetinde yer alabilmektir. Aksi takdirde gidecekleri yer, Londra?da ürkütücü bir fabrika veya bütünüyle işsiz oldukları durumlarda da, çalışma evleridir. 1834?deki reformla birlikte çalışma evlerinin koşulları özellikle kötüleştirilmişti; Bentham?ın ?boşa harcanan? paraları devlete geri döndürme felsefesi sonucunda, ?Yoksulluk Yasaları?ndan faydalanmak daha zorlaşmış, çalışacak durumda, gücü kuvveti yerinde olanlar havadan para kazanmasın diye bu evlerin yaşam koşulları ?dışarıdaki en kötü koşullardaki işten daha kötü? hale getirilmişti.
Thames?deki cesedin kimlik tespiti sırasında Julius Handford isimli genç bir adam da hazır bulunur. Onu ilk gördüğümüzde bir ?tanık?tır; Harmon?un oğlunun ölümü, mirasın Harmon?un sadık hizmetkârları Boffin?lere verilmesine sebep olur. Müşterek Dostumuz?da vasiyetin uygulanmasını sağlamakla görevli olan avukat Mortimer Lightwood, vasiyette adı geçen ve John Harmon?un evlenmesi gereken Bella Wilfer?ın onlarla birlikte yaşamak üzere Boffin?lerle tanışmasında hazır bulunur. Bu arada kitabın başında bir ?tanık? olarak tanıdığımız Julius Handford karşımıza John Rokesmith adıyla gelir (bu onun ikinci dönüşümüdür). Bay Boffin?in sekreteri olmak istiyordur. Kısa sürede anlarız ki, aslında bu genç adam, ?tanık? ve ?sekreter? rollerini gerçek kimliğini, John Harmon?un ta kendisi olduğunu gizlemek için kullanıyordur.
Zengin hayatına daha uygun düşeceğine karar vererek, Edward Gibbon?un altı ciltlik ünlü Roma İmparatorluğu?nun Düşüşü ve Yıkılışının Tarihi?ni okuduğunu iddia eden ve daha sonra başına bela olacak Silas Wegg?i ?kendisine kitap okuması amacıyla? tutan Bay Boffin?le eşinin ev hallerini, zenginleşme maceralarını anlatır Dickens. Taksidermist Bay Venüs?le Wegg, mirasın aslında kendisine ait olmadığını söylerek Boffin?e şantaj yaparlar. Kayıkçı Gaffer?in kızı Lizzie?ye yardım eden tefeci Riah, Müşterek Dostumuz?un bir başka önemli karakteridir; Yahudi düşmanlığının çok yaygın olduğu 19. yüzyıl Londra?sında, Dickens için para düşkünlüğünün Yahudilerle ilişkilendirilerek dini bir boyut kazanması kabul edilemez bir şeydi. Sanayi devriminin finansal, ideolojik, kültürel kurumlarının insanlardan ?finansal varlık? yaratan oluşum süreçleri, bunu gizlemek için kendi kurucu özellikleri olan emek hırsızlığı, emek sömürüsü ve cimriliği bir ?öteki? olan Yahudi?ye atfetmeyi alışkanlık haline getirmişti. Riah ise dürüstlüğüyle bir ?öteki?dir; örneğin kitabın en renkli bazı sahnelerinde öyküleri anlatılan sonradan görme, pür İngiliz-Hıristiyan Veneering ailesinin hırsızlıklarına bulaşmayan dürüst bir ?öteki?dir.

Çabuk sıkılan bu kitaptan uzak dursun!
Kitapta vasiyetler konusundaki karışıklıkların çözümüne eşlik eden alt öykülerden biri de Lizzie?nin erkek kardeşinin okul öğretmeni olan Bradley Headstone?unkidir. Bu yoksul çocuğun âşık oluşunu, aşkı için yaptıklarını, kıskançlıklarını, cinayet işlemeye varacak derecede yoğun tutkusunu Dickens bugün Dostoyevski gibi romancılardan beklemeye alıştığımız bir psikolojik dikkatle anlatır. Bradley için herhalde Dickens romanlarında karşımıza çıkan en şaşırtıcı yaratıklarından biri diyebiliriz.
Ama ne o ne de bir başka karakter bu çoksesli romanın dünyası üzerinde bütünüyle hakimiyet kurar. Bradley?nin yanında boğulma vakasını araştıran Müfettiş gibi düz, işlevsel, dedektif öykülerinden çıkma bir karakter de sorunsuz biçimde aynı romana dahil olabiliyordur.
Dickens tadını çıkararak, hepsi de çok uzun olan görüşme, yemek ve yürüyüş sahneleri yaratır -çabuk sıkılan bir okur Müşterek Dostumuz?dan uzak durmalı. Aslı Biçen?in, Tuncay Birkan?ın güzel sunuş yazısıyla birlikte 854 sayfaya yayılan çevirisi, oldukça ?ağır? bir kitap biçiminde bize ulaşıyor (bir masaya koyup okumaktan başka çare yok gibi) -hafif bir şeyler isteyen yorgun okur da Müşterek Dostumuz yerine Simyacı filan okusun. Bu kitap, ?tanık? Julius?un ?beyefendi? John?a dönüşmesi esnasında yaşadığı dönüşümler hakkında. Bu dönüşümün bir çeşitlemesini sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulan Gregor Samsa?nın öyküsünü anlatan ve Dickens?a olan hayranlığını sıklıkla ifade eden Kafka yapmışsa, yazarın İngiliz dilinin sınıfsallıkla iç içe geçmiş kullanım ve dönüşümlerine olan ilgisini paylaşan da James Joyce olmuştur (bir nevi ?20. yüzyıla ait bir Müşterek Dostumuz? olarak tanımlanabilecek Ulysses?in en güzel bölümü Oxen of the Sun?da yeniden üretip parodisini yaptığı yazarlar arasında Dickens da vardır).
Dokumacının öyküsünü anlatırken Marx kapitalizmin temellerinden birine işaret ediyordu: ?Malların değişimi, birbirlerine zıt ama destekleyen nitelikteki iki dönüşüm aracılığıyla gerçekleşir. Emtia paraya ve para yeniden emtiaya dönüşür. Bu esnada dokumacı, satın almak için satmaktadır.? Müşterek Dostumuz?un kahramanları satın almak için satmaları gerektiğini bilirler; bunun bir sonraki aşaması, hayatta kalmak için öldürmektir. Londra Darwinci bir vahşi ormansa şayet, Dickens?ın Müşterek Dostumuz gibi romanları da doğal yaşamın biyolojik boyutlarıyla incelendiği birer felsefi risale olarak okunmalıdır. Çünkü Marx ve Dickens?ın süreçlerini tarif ettiği kapitalizmin dönüştürücü gücü, en fakiri en zengine, en zengini en fakire dönüştürmeyi olduğu kadar; insanı bir böceğe veya Dickens?ın Headstone?u tarif ederken söylediği gibi, hayatı fakirlik içinde geçmiş saf bir çocuğu ?vahşi bir hayvana? dönüştürmeyi de içerir.

Tanıtım Yazısı
Müşterek Dostumuzda Dickens, dönemin kapitalizminin başkenti Londradaki hayata dair, belki de başka hiçbir romanında göremeyeceğimiz ölçüde geniş bir panaroma sunar, çünkü, malum, para yokluğuyla bile her yerdedir. En alt tabakalardan en üst tabakalara mekik dokuyacağını zaten daha en baştan sezdirir Dickens: Roman Thames Nehrine düşen cesetleri toplama işi yapan ailenin rutin turlarından birinin tekinsiz betimlenişiyle açılır ve hemen ardından yeni zengin Veneeringlerin evindeki yemeğin ve davetlilerin alaycı ve olağanüstü komik bir biçimde anlatıldığı bölüm gelir. Romandaki müthiş dil ve üslup çeşitliliğinin de habercisidir bu iki bölüm. Dilbilimcilerin tabiriyle sosyolektlere (ve tabii idiolektlerede) olağanüstü duyarlı bir kulağı olan Dickens, bu romanda bir yandan bütün toplumsal tabakaları gezerken, bir yandan da her birini anlatmaya en uygun dili ve üslubu da yakalar. Yakaladıktan sonra da uzun uzun keyfini çıkarır ve okuru da kendinden geçirir. Romanın zenginlikleri bu eleştirel ve çok geniş kapsamlı toplumsal içeriğiyle ve dilinin olağanüstülüğüyle de sınırlı değildir; bütün Dickens romanlarında olduğu gibi insani anlamda müthiş derinlikli sahneler bu romanda da fazlasıyla vardır.
Yayıncılarımızın büyük çoğunluğunun klasik yayıncılığından zaten zamanında çevrilmiş romanları tekrar tekrar (üstelik bazen de intihal çevirilerle) yayınlamayı anladığı bir dönemde, Dickensın klasik sıfatına gerçekten layık ve şimdiye kadar çevrilmemesi Türkiyeli okurlar adına ciddi bir kayıp olan bu dev (hem hacmen hem de mecazen dev) romanını yayınlama konusunda gösterdiği cesaret için İthaki Yayınlarını ve bu güzel çeviri için Aslı Biçeni kutlayarak bitireyim.

Kitabın Künyesi
Müşterek Dostumuz,
(Our Mutual Friend)
Charles Dickens,
Çeviren: Aslı Biçen,
İthaki Yayınları,
roman, 854 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Silahlara Veda – Ernest Hemingway

Ernest Hemingway için savaş, çok önemli bir konudur. Hemingway savaşı; yaşayarak yazar romanlarında, öykülerinde; savaşın, o, inanılması güç öldürücü koşullarını...

Kapat