Nazım Hikmet’in Kalem Kavgaları

Eski arkadaşı Vâ-Nû’yu görür, durumunu anlatır. Onun aracılığıyla Mehmet Zekeriya ve Sabiha Zekeriya (Sertel) ile tanışır.

Resimli Ay dergisinde düzeltici (müsahhih) olarak çalışmaya başlar. Ardından, derginin bazı resim işlerini de üstlenir. Daha sonra dergide şiirler, yazılar yayımlama olanağına kavuşur. İlk şiiri 1929 Haziranında “Yarıda Kalan Bir Bahar Yazısı” başlığıyla ve “İmzasızadam” adıyla basılır:

Vurdu gergin kalın parmaklar
yazı makinamın dişlerine.
Kâğıda her harfi majiskülle dizilmiş
üç kelime var:
BAHAR
BAHAR
BAHAR
ve ben şair musahhih,
ve ben her gün
iki liraya
2000 kötü satır okumaya
mecbur olan adam
(…)

Öteki şiirleri (Denizin Karşısında, Sesini Kaybeden Şehir, Kerem Gibi, İhtilâli Kebir) de aynı adla çıkar.
Nâzım Hikmet yalnızca “Cevap, Cevap No. 2” başlıklı şiirlerinde kendi adını kullanır. Yazılarında da yine imzasız adam ile Süleyman ve Orhan takma adlarına başvurur.

1929’da 835 Satır adlı şiir kitabını çıkarır. Kitap, Türk edebiyat dünyasında bir bomba gibi patlar. Biçimiyle olduğu kadar içeriğiyle de çevrede büyük yankılar uyandırır. Aşırı yergilerle övgüler birbirini kovalar. O kadar ki, o günlerin en gözde şairlerinden Ahmet Haşim bile Nâzım Hikmet’i alkışlamaktan kendini alamaz:

“… Şair müheykel bir şekil halinde semanın maviliğine karşı durmuş, cidden tuhaf; fakat ahengi cidden emsalsiz bir garip aletin tellerini söyletiyor. Bu vezin bildiğimiz vezinlerden değil, bu lisan şiirin bugüne kadar kullandığı lisana benzemiyor. (…) Bu şiirin eskisine nazaran rüçhanı muhakkak. Eskiden şiir bir tek düdükle söylenirdi. Nâzım Hikmet Bey bir tek âlet yerine koca bir orkestra takımı vücuda getirmiş…”

Nâzım Hikmet, yeninin temellerini atmak ve başarılı örneklerini vermekle kalmaz, eski edebiyatı yıkmak ve önde gelen temsilcileriyle savaşmak gereğini de duyar. Kendisini izleyen genç kuşak da ondan bunu beklemektedir. “Yeni nesli tereddi ve hezal” ile seçlanan Yakup Kadri’nin yazısı bardağı taşıran damla olur. Peyami Safa ile Suat Tahsin ona karşı çıkarlar. Ardından Nâzım Hikmet “Putları Yıkıyoruz” başlığı altında bir yazı dizisine başlar. En çok yüceltilen şairlerden Abdülhak Hâmit ve Mehmet Emin için yazdığı imzasız eleştiriler14 geniş tepkiler yaratır. Eskiden Nâzım Hikmet’i öven Yakup Kadri ve Ahmet Haşim ile Hamdullah Suphi, Yusuf Ziya gibi yazarlar ona hışımla, öfkeyle saldırırlar. Nâzım Hikmet onlardan ilk üçü için taşlama şiirleri (Cevap No. 1, Cevap No. 2, Cevap No. 3) kaleme alır. Önceleri Nâzım Hikmet’i tutan Peyami Safa sonraları saf değiştirir, jurnalcılığa kadar uzanan aşağılamalı, sövgülü, karalamalı yazılar yayımlar.15Nâzım Hikmet “Bir Provokatör Üstüne Hiciv Denemeleri” başlıklı yergisiyle onun da cevabını verir. Vâlâ Nurettin de fıkralarıyla arkadaşını destekler. Bunun üzerine, Yakup Kadri ve Hamdullah Suphi takımı gençleri kışkırtırlar. Türk Ocak’lı 30-35 kadar genç Resimli Ay matbaasının önüne gelirler. Bağırıp çağırırlar. Zekeriya Sertel onları içeriye alır. Nâzım Hikmet coşkulu, inandırıcı bir konuşmayla hepsini yatıştırır. Sessizce dağılıp giderler.

Nâzım Hikmet “Sesini Kaybeden Şehir” başlığıyla Resimli Ay’da (Temmuz 1929) çıkan ve işçileri greve özendirdiği öne sürülen bir şiirinden kovuşturmaya uğrar. Şiirin altında imzası bulunmadığından, onun yerine, derginin sorumlusu Behçet Bey yargılanır ve 8 Ocak 1930’da on gün hapse, on lira para cezasına hüküm giyer. Fakat hüküm 24 Mart 1930’da Yargıtay’da bozulur. 1930/33-26 sayılı kararla hem şiir, hem de Behçet Bey aklanır.

1930’da Kolombiya firması “Bahri Hazer” ve “Salkım söğüt” şiirlerini plağa alır. Nâzım Hikmet’in sesiyle doldurulan plak kahvelerde, lokantalarda çalınır. Hükümet telâşlanır, plakları toplatır ve çalınmasını yasaklar.
Nâzım Hikmet 1930’da “Fıkracı” takma adıyla Hür Adam ve 1931’de “ Ben” takma adıyla Yeni Gün gazetesinde fıkralar yazar.

835 Satır’ı 1929’da çıkan Jokond ile Si-Ya-U izler. Bir yıl sonra iki eser birden yayımlanır: Varan 3, 1+1=Bir. 1931 Ocağında Sesini Kaybeden Şehir basılır. Nisan sonunda adı geçen beş eser için kovuşturma açılır. Türk Ceza Kanunu’nun 311 ve 312. maddesi uyarınca “bir zümrenin hâkimiyetini temin etmek gayesine matuf olduğu ve halkı cürüm ikaına teşvik ettiği iddiasıyla” Nâzım Hikmet 6 Mayıs’ta 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaya başlar, 10 Mayıs’ta oybirliğiyle aklanır.

Asım Bezirci

Nâzım Hikmet
–yaşamı, şairliği, eserleri, sanatı–
Evrensel Basım Yayın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here