Nedir Bu Yaz Kitabı Dedikleri – Elif Şahin Hamidi

yazYaz geldi çattı… Kimileri tatil hazırlıklarına çoktan başladı bile. Bu hazırlıklar arasında, “şöyle deniz kenarında okunacak birkaç kitap” seçmek de var elbet. Ve bu konuda gazete kitap ekleri ya da hafta sonu ekleri her sene olduğu gibi okurlara yön göstermek adına “bu yaz ne okumalı?” başlığı altında yine listeler yayımlayacaklar. İyi ama nedir bu yaz kitabı dedikleri? Kitap okumanın, kitap yazmanın ya da kitap yayımlamanın bir mevsimi var mıdır? Okurlar, yazarlar, eleştirmenler yaz geldi diye farklı bir okuma listesi mi belirler kendine? Yazarlar, yazın iyi gidecek bir kitap yazma telaşında mıdırlar yıl içerisinde? Beri yandan yayınevleri, yaz için özel bir yayın politikası mı güder? Sorularımıza eleştirmen, yazar ve yayınevi cephelerinden yanıtlar aradık…

YAZ KİTABI TEMCİT PİLAVI GİBİ!

Sevin Okyay (Eleştirmen)

Gazetecilikte her şeyin bir mevsimi vardır: Şu ya da bu festival başlıyor, Oscar/Nobel yarışında heyecan, okullar açılıyor, okullar kapanıyor, mecburi kutlama günlerinden biri yaklaştı vs… Yaz kitapları da her yıl temcit pilavı gibi sunulan bu konulardan biridir. Tabii o yaza uygun bulunan kitap listeleri refakatinde… Her şeyden önce, yaz kitabıyla ne kastedildiğini merak ediyor insan. Yaz üzerine kitaplar mı, kışın değil de yazın okunması uygun görülenler mi? Tatile çıkarken yanınıza alacağınız varsayılıyorsa, acaba nispeten ince olanlar mı (bavulda yer tutmasın)? Bir rivayete göre, yazın hafif kitaplar itibar görüyormuş. Örneğin; genelde tepeden bakılan polisiye romanlar. Oysa yerli-yabancı, yaz aylarında doğru-dürüst polisiye bulmak çok zordur. Belki de doğru seçim kendine yardım kitapları, dedikodu mahiyetinde biyografiler ya da sözüm ona aşk romanlarıdır; hafif olma açısından… Ama belki de “yaz kitapları” yerine asıl “yazın neden kitap okunmuyor?” sorusuna cevap vermeliyiz. Ben yazın okuduğum kitaplarda değişiklik yapmam. Zaten çok okuyan bir insanım; yazın da okumaya devam ediyorum. Olsa olsa, bir türlü okuma sırası gelmemiş kitapları araya sıkıştırmaya çalışabilirim. Ne de olsa, sakin tatil günleri okumak için birebirdir. Aslında bence her gün öyledir…

PLAJ ROMANLARI KIŞIN OKUNMALI

Asuman Kafaoğlu – Büke (Eleştirmen)

İnsanların okuma alışkanlıklarına baktığımızda havanın erken karardığı kış aylarında daha az kitap okuduklarını görürüz. Kış akşamlarının favorisi çoğunlukla televizyondur, yoğun iş temposunda sabah dokuz-akşam beş çalışanların arasında okuma alışkanlığına sahip olanlar bile fazla vakit bulamaz kitap okumaya. Şimdi bu veriler üzerinden mantık yürütürsek, okurların asıl okumalarını yaz aylarında yaptıkları sonucu çıkar. Madem kışın ayıramadığı zamanı yaz tatillerinde buluyor, o zaman “plaj romanları” diye bilinen basit ve eğlenceli, kolay okunan romanları kış aylarında okumalı; yazın gelsin dikkat gerektiren hacimli romanlar.

Her sene mayıs ayında bir telaştır başlar dostlarımda; yazın hangi kitabı okumaları gerektiğini sorarlar. Genelde bunu “plaj romanı” denilen uyduruk kitaplar istedikleri için değil; kışın vakit bulamadıkları, yıl içinde kaçırdıkları değerli eserleri merak ettikleri için sorarlar. Dergi ve gazeteler de yaz kitapları listesi isterler, ben her zaman sonbahardan itibaren yılın en iyi birkaç eserini ve klasikleri öneririm. Ben de bu yaz, kışın vakit ayıramadığım birkaç eseri okumayı düşünüyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın İngilizceye nasıl çevrildiğini çok merak ediyordum ama bir türlü de okuma fırsatı bulamamıştım. Erdağ Göknar’ın “A Mind at Peace” başlığıyla çevirdiği “Huzur”u, ardından da Maureen Freely çevirisinden “The Time Regulation Institute” (Saatleri Ayarlama Enstitüsü) romanlarını okumak için ayırdım.

HAFİFE ALINACAK BİR YANI YOK

Kaya Genç (Eleştirmen)

Yaz kitabı, kışın okumaya fırsat bulamadığımız kitaptır. Bence hafife alınacak bir yanı da yoktur. “Kayıp Zamanın İzinde”yi soğuk kış günlerinde okumaya fırsat bulamadığımız için 1 Haziran ile 30 Ağustos arasında okuruz. Ben böyle yapmıştım. “Don Kişot” da bir yaz kitabıydı benim için: hafif bir kitap olduğundan değil, yanımda taşıması zor, ağır klasikleri yaz mevsiminde okumayı sevdiğimden. 2016 yaz aylarında ne okuyacağımı biliyorum: Karl Ove Knausgard’ın “Kavgam”ı. 2015’te ise, Harvard Üniversitesi Yayınları için yazdığım Türkçe edebiyat tarihi kitabım için, bütün yaz mevsimini Tanzimat Edebiyatı okuyarak geçireceğim. Hafife aldığımdan değil, okumayı en çok istediğim şeyleri yazın okumayı bir alışkanlık haline getirdiğim için.

KİTAP YAYIMLATMAK İÇİN ‘İYİ MEVSİMLER’ VARMIŞ

Murat Gülsoy (Yazar)

Bu mesele ilk kitabımın yayımlandığı yılı hatırlattı bana. Temmuz ayında yayımlanmıştı. Ben tabii çok sevinçliydim. Yıllarca uğraştıktan sonra ilk kitabımı kabul ettirmeyi başarmıştım. Üstelik bir kaç yayınevinden gelen kabuller arasından en iyisini seçme şansım da olmuştu. Ama o zamanlar temmuz ayının yayıncılar arasında “ölü sezon” olarak adlandırıldığını bilmiyordum. Sonra işin içine daha fazla girdikçe yayıncılığın bir sektör olma yolunda ilerlediğini, okurların kitapları satın alma davranışlarının belirli eğilimleri bulunduğunu, kitap yayımlatmak için “iyi mevsimler” olduğunu öğrenecektim. Hatta iyiden iyiye çok satma olasılığı olan kitapların yaz başını özellikle tercih ettiklerini, bunlara yaz kitapları dendiğini de fark edecektim.

Herkesin malumu artık; popüler mecralar yaz yaklaşırken her konuda tematik sayfalar hazırlarlar.

Ne yenir, nereye gidilir, ne dinlenir, ne giyilir, ne okunur… Kitaplar arasında da daha hafif, eğlenceli, heyecanlı, sürükleyici, kumsalda, tatilde insanın canını sıkmadan okuyabileceği başlıklar ön plana çıkar. Ben bir yaz günü ilk kitabımı elime aldığımda umarım bu yaz herkes kitabımı okur diye içimden geçirmiş miydim? Belki de… Ancak kitapla ilgili sevincim çok kısa sürmüştü. Çünkü henüz üzerinden bir ay geçmişti ki 17 Ağustos’ta Marmara Depremi oldu. Ülkede hepimizin ruh durumu bir gecede değişmişti. Diğer tüm meseleler gibi kitabımın çıkışı da önemini hızla yitirdi. Ne zaman “yaz kitabı” lafını duysam o günleri hatırlarım. Bu yaz okumayı planladığım belirli bir kitap listesi ise yok. Aslında yazmayı planladığım bir dizi öykü var, umarım onları yazabilirim.

TOPLU OKUMALAR İÇİN İYİ BİR FIRSAT

Behçet Çelik (Yazar)

Yazın hafif olduğu düşünülen, insanı yormayacak ‛dinlenmesine engel olmayacak demek lazım belki de‛ kitaplar yeğlendiğine dair yaygın bir kanaat var. Bütün yayıncılar bu kurala uyduğuna göre bu tespitin bir gerçekliği de olsa gerek. Kuşkusuz, böyle yapmayanlar da var; ama yayın dünyasında belirleyici olacak bir sayıda, çoğunlukta değiller, değiliz. Bu yaygın tutumun aksine yaz aylarında okumak için daha geniş zaman ayırabileceğimi düşündüğüm için okurken daha az bölünmek isteyeceğim kitapları yeğlerim. Mesela Mo Yan’ın “Yaşam ve Ölüm Yorgunu” isimli romanını okumayı düşünüyorum bu yaz. Tom McCarthy’nin “C” isimli romanını da sanırım ancak yazın okuyabileceğim. Okumayı erteleyip durduğum Bolano’nun “2066”sı da bu yaz için kafamda belirlediğim okuma listemde, ama hiçbir yaz bu listelere uyamadığımı da belirtmeliyim. Yayınlandıklarında içerisinden ancak birkaç öykü okuyabildiğim genç öykücülerin kitapları da hayli birikti. Onları da topluca okumak arzusundayım bu yaz. Böyle toplu okumalar yapmak için yaz iyi bir fırsat oluyor. Yazmak bahsine gelince: Yazdığım kitapları yayın tarihini, mevsimini düşünerek yazmıyorum. Böyle kitap yazmak aklımdan da geçmedi.

MEVSİM BAHANE!

Müge İplikçi

Hemen her sene yaz kitapları “furyası” başlar. Soru bellidir: Bu yaz ne okuyalım? Yaz mevsiminin kışa göre daha hafif olduğu düşünülür ve buna göre kitaplar ön plana çıkar, vitrinlerde boy gösterir. Benim içinse yaz mevsimi, özellikle de uzun günler düşünüldüğünde okumak için ‛üstelik her türlü zorluğu göze alacağınız kitapları okumak için‛ ideal bir mevsimdir. Zorluktan kastım, okurken zamanınızı alacak, üzerine kafa patlatabileceğiniz, sizi başka başka diyarlara sürükleyecek, gerekirse dönüp tekrar okuyacağınız kitaplar… Yaza gelecek olursak: Açık havada, yaz sesleriyle birlikte başka başka dünyalara gidecek olma fikri bile (örneğin, bir ada vapurunda, vapur tentesinin altında ya da herhangi bir kıyıda, deniz ve rüzgâr kokusuyla birlikte demli bir çay içerken) benim için hâlâ çok cezbedici.

Ancak işin özünü de atlamamak gerekiyor: Esas olan kitap okumaktır; zaman ve mevsimse bahanedir! En azından ben okurluğumu böyle yaşadım ve böyle yaşamaya da devam edeceğim. Bu yüzden olsa gerek, yazar olarak da “şöyle bir kitap yazayım, şöyle şöyle bir konusu olsun, yazın da okunsun” gibi bir derdim olmadı bugüne kadar. Bu yaz ise eski bir dostla, Marquez’le zaman geçireceğim. Onun eserlerine yeniden dönmek istiyorum. Sadece romanlarına da değil üstelik. Öyküleri de sırada.

FARKLI MEVSİMLER… FARKLI SEÇENEKLER…

Öner Ciravoğlu (Remzi Kitabevi Yayın Koordinatörü)

Mevsimsel döngünün, insanları biyolojik ve psikolojik olarak etkilediği reddedilemeyecek bir gerçek. Buna ek olarak, kültürel döngü olarak ifade edebileceğimiz, özel günler, etkinlikler, fuarlar, bayramlar ve dönemsel tatiller de insanların alışkanlıklarını ve tercihlerini belirleyen unsurlar. Sonuçta insana hizmet eden ve kültürel misyonunu sürdürebilmek için ticari başarı sağlamak zorunda olan yayıncılık sektörünün de bu döngüleri görmezden gelmesi düşünülemez.

Bu durumda, genel kültürel bakış bir yana, yaz-kış kitabı vardır demeyelim de insanların yazın ya da kışın okumayı tercih edeceği kitaplar olacaktır diyelim. Burada, bu tercihlere herhangi bir değer biçmediğimizin altını çizelim. Diğer bir deyişle kışın “dolu” yazın “boş” kitaplar okunur/yayınlanmalıdır gibi bir savımız yok.

Dönemsel tercihlerin ne olduğunu doğru saptamak ve buna bağlı olarak hedeflediği okuyucuya ulaşmak yayıncıya kalmış. Şu anda genel kanının, yaz döneminde insanlar tatil havasında olduğu için, kolay okunan kitaplar yayınlamak yönünde olduğunu söyleyebiliriz. Yaz aylarında büyük şehirlerin boşalmasına bağlı olarak potansiyel kitap satışlarının düşme kaygısıyla, pek çok iddialı kitabın herkesin tatilden döndüğü eylüle kaydırıldığı da bir gerçek. Ama bunların hiçbiri katı katıya uyulması gereken kurallar değil. Bazen genel alışkanlıklara ters düşen bir şey yapmak, kalabalığın arasından sıyrılma fırsatı da sunabilir.

ROMANIN MEVSİMİ OLMAZ

Batu Bozkurt (Altın Kitaplar Yayınevi Yöneticisi)

Yaz kitabı tanımı sektörün ürettiği bir kavram olsa da böyle bir kategori var diyemeyiz. Biz yayınevi olarak daha çok uluslararası “best seller” yazarların kitaplarına ağırlık veriyoruz ve romanın da mevsimi olduğuna inanmıyoruz. Tabii yıl içerisinde yoğun bir tempoyla çalışanlar plajda ağır edebiyat kitapları okumak yerine aşk romanlarını, macera romanlarını okumayı tercih ediyorlar. Biz de buna göre yayın takvimimizi oluşturuyoruz.

Yaz tatili ebeveynlerin çocuklarıyla da daha kaliteli zaman geçirdikleri bir dönem olduğu için çocuklara yönelik ve ebeveynlere yönelik kitaplara bu dönemde ağırlık veriyoruz. Bu sezon için Uzman Psikolog Pınar Mermer’in okurlardan büyük ilgi gören “Yavaş Ebeveynlik” kitabının devamını yayınladık. Malum son dönemde mükemmeliyetçilik tutkusuyla pek çok aile çocuklarını bir yarışın içindeymişçesine büyütüyorlar; hem baleye gitsin, hem iyi bir yüzücü olsun, hem resme yeteneği olsun üstüne bir de derslerinde başarılı olsun isteniyor… Bunu işleyen bir kitap.

İYİ VE HEP SATAN KİTAP YARIŞI!

Nazlı Berivan Ak (April Yayıncılık-Editör)

“Havalar ısındı; okurlar kişisel gelişim kitaplarına daha çok yöneliyor, eğlenceli sahil kitaplarının tam zamanı” cümlelerinin herhangi bir dönemde geçerliliği var mıydı Türkiye kitap sektöründe bilmiyorum, ama şu an karşılığı olmadığına eminim. Yayın­evleri mevsimsel şartlar ve okur üzerindeki etkilerinden ziyade, iyi ve hep satan kitap bulma yarışındalar. April Yayıncılık olarak biz de yazı iyi değerlendirme çabası içerisindeyiz, hazırlığını tamamladığımız kitapları ardı ardına yayınlamak, okurla buluşturmak istiyoruz. Başta Kurt Vonnegut’tan “Şampiyonların Kahvaltısı” var. Meraklılarını, koleksiyonerlerini çok beklettik ama değdi; Algan Sezgintüredi çevirisiyle sunuyoruz bu modern klasiği. Seçimlerin fazlasıyla gerdiği ortamda biraz eğlenceli, biraz muzip bir kitaba mutlaka yer var. Bunu düşünerek David Duchowny imzalı “Kutsal İnek”in yayınlama tarihini öne aldık, hazirada okurlarıyla buluşacak. İnteraktif kitap fikri, okurun başrolde olduğu, kararlarına göre şekillenen öykü fikri çok sevildi dünyada da ülkemizde de; “Şahane Hatalar”ın yeni kitabı da geliyor, bol oyunlu bol sürprizli bir romana daha eminim ki raflarda yer var.

Yaz planlarına gelince… Uzun sahaf ziyaretleri yapmak, kolileri eşelemek bu yaz planım. Bir yandan da takipçisi olduğum yayınevlerinden çıkan, bir türlü sırası gelmeyen kitapları bir bir devirmek. David Whitehouse’un Domingo tarafından neşredilen “Yatak” romanı örneğin; Türkiye’de yazık ki karşılığını bulamadı, tekrar okumak istiyorum. Ayrıntı’nın Dirk Wittenborn imzalı “Farmakon”u arka kapağıyla tavlamıştı, bir kenarda duruyor, bu yaz bitireceğim. 6.45 çok özel antolojiler hazırlıyor, “Bahama Kuşkusu” serisini şöyle adam akıllı bir incelemekte fayda var. Ve tabii ki bir kenarda usul usul biriken dergiler, hiç eskimeyen yazılar okuma listemde. Ortadoğu edebiyatı da benim için keşfedilecek, saklı hazinelerle dolu bir sandık; bir girişeyim diyorum. Bakalım ne hikâyeler bekliyor meraklı okurunu.

Elif Şahin Hamidi
elif.sahin@gmail.com

Kaynak: http://remzi.com.tr/kitapGazetesi.asp?id=3&ay=6&yil=2015&bolum=2

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Guernica – Eduarda Galeano

Guernica Paris, 1937 ilkbaharı: Pablo Picasso uyanır ve okur. Atölyesinde kahvaltı ederken gazetesini okur. Fincanındaki kahvesi soğur. Alman Hava Kuvvetlerine...

Kapat