Neoliberalizm ve Kriz – Kolektif

?Neoliberalizm ve Kriz?e katkıda bulunan yazarlar, kapitalizmi tarihi ve güncel göstergeler üzerinden eleştirel bir gözle değerlendiriyor. William K. Tabb, Michael Perelman, Dan La Brotz, John Bellamy Foster ve Samir Amin gibi isimlerin katkıda bulunduğu bu nitelikli kitapta; ABD kapitalizminin finansal krizi; 1930?lar ve 1970?lerdeki krizlerin karşılaştırılması; kriz hakkında nasıl düşünülebileceği; borç ve spekülasyon patlaması; kapitalizmin ekonomik ve çevresel krizleri ve Neoliberalizmde sınıf pratiği gibi, okuru, krizler-kapitalizm ve neoliberalizm hakkında aydınlatan birçok konu ele alınıyor. “Kimsenin bu krizle nasıl “başa çıkılacağını” ya da durduracağını bildiğini sanmıyorum. Etrafımızdaki evler yıkılırken doğaçlama yapmak gibi bir durum yaşıyoruz. Bu noktada çok sert bir dünya ekonomik krizinden kaçınılmasının hiç ihtimali yok; hedef 1930’lu yıllarda olduğuna benzeyen derin bir borç deflasyonundan kaçınmaya doğru kaydırılmış durumda. Kapitalizmin tarihindeki en büyük krizlerden birisiyle karşı karşıyayız: Büyük Bunalım’dan bu yana ileri kapitalist dünyada bu kadar berbat bir durum görülmedi.
Şu anda sermayenin yüzünü dönecek bir yeri olduğunu düşünmüyorum, yani hemen şu anda birikimi yeniden başlatma umudu yok. Sürekli olarak yeni köpüklerin yaratılmasından söz edildiğini duyuyoruz ve elbette finanslaşma, tekelci mali evresinde sermayenin durgunlukla mücadele etme yöntemi olduğu için, bu sorunun sorulması da son derece doğaldır. Ama genellikle sanki köpükler, yani daha kalıcı olarak sürüp gitmekte olan finanslaşma süreci dahilindeki büyük spekülatif köpükler, ne olursa olsun herhangi bir şeye dayandırılabilirmiş gibi düşünülüyor. Ancak tarihsel olarak, ileri kapitalist ülkelerdeki bu spekülatif köpükler borsaya ve gayrı menkule dayanır. Şu anda ikisi de genişleyecek gibi görünmüyor. Muazzam bir değer erimesinin yaşandığı bir dönemdeyiz ve bu erime de sonunda, kapitalizmin tarihindeki buna benzer tüm olaylarda olduğu gibi, yenilenmiş birikimin temelini oluşturacak. Ama önce süreç kendisini tamamlamalı. Tam şu anda durgunluğun zirvesinde bir finanslaşma krizi yaşanıyor ve ekonomiyi güçlü biçimde aşağıya doğru çekiyor. Doğal kaynaklar ya da gıdada bir spekülatif köpük imal edilmesi zor çünkü bu alanlar yatırım yapmak açısından en sallantılı alanlardır; tam şu anda meta fiyatları dünyadaki daralmaya karşılık olarak düşüyor ve deflasyon korkusunu artırarak özellikle üçüncü dünya ekonomilerini tehdit ediyor.” John Bellamy Foster

“2007 yılı ortalarında etkisini göstermeye başlayan ve geçtiğimiz Eylül ayında ABD?nin en büyük bankalarının iflası veya devlet tarafından el koyulmaları ile tüm dünyayı etkisi altına alan kriz açıklanan yüzlerce milyar dolarlık paketlere rağmen güçlü bir şekilde devam ediyor.

Krizde belki de en çok telaffuz edilen, ancak krizle bağlantısını kurmanın da bir o kadar zor olduğu kavram mortgage. Mortgage Türkiye?de de geçen yıl çıkarılan bir yasa ile uygulama imkânı getirilen, halihazırda bankaların vermekte olduğu konut kredilerinin adını değiştirmeleri dışında bir etkisi olmayan uzun vadeli bir konut kredisi sistemi. 1990?lı yıllarda şişen internet şirketleri balonun patlaması ve 2000 yılında Enron ve Wolrdcom gibi şirketlerin ortaya çıkan usulsüzlükler ile birlikte batması ile başlayan krize ABD Merkez Bankası (FED) faiz oranlarını %1?lere kadar indirerek müdahale etti. Bu müdahalenin altında yatan neden, dünyada üretilen hasılanın yaklaşık dörtte birini tek başına üreten ve büyük oranda iç talebe dayalı olan ABD ekonomisin karşı karşıya olduğu eksik tüketimden kurtulması, bir nevi krizin ertelenmesiydi. Faizlerin inmesi ile insanların hem daha az tasarruf yapmaları hem de zaten tasarruf yapma imkânı olmayan yoksulların borçlandırılarak gelecekte elde edecekleri geliri şimdiden harcamaları amaçlandı.

Bu borçlandırma mekanizmasının merkezinde ise ABD?de çok büyük bir hacme sahip olan mortgage sistemi durmaktadır. Düzenli geliri dahi olmayan pek çok kişi düşük faizler ile konut satın almaya ikna edildiler. Konuta olan talep artıkça fiyatlar yükselmeye, fiyatlar yükseldikçe konut daha çekici bir yatırım aracı olmaya başladı. Ancak ortaya çıkan bu konut balonu FED?in faizleri tekrar yükseltmeye başlaması, böylece büyük oranda değişken faizli konut kredisi alan yoksulların taksitlerinin artması nedeniyle kredilerini geri ödeyememesi ve konutların bankalar tarafından el konularak satılmaya başlaması ile patladı.

Mortgage sisteminde ortaya çıkan bu sorunların bütün sistemi saran bir krize dönüşmesinin arkasında ise “menkul kıymetleştirme” mekanizması ve türev ürünlerin yoğun olarak kullanılması yatmaktadır. “Menkul kıymetleştirme” temel olarak bankaların konut kredisi alacaklarını bir menkul kıymete çevirerek satmalarıdır. Bankalar bu alacakları satarak, elde ettikleri gelir ile daha fazla konut kredisi verebilmektedir, böylece insanlar daha fazla borçlu hale gelmektedir. Türev ürünler ise aslında kendileri bir menkul kıymet olmayan, ancak menkul kıymetlerin getirisine dayalı olarak satılan araçlardır. Bunların cazibesi ise, örneğin bir hisse senedine dayalı türev ürün almak için o hisse senedinin kendisini almak için gerekenin onda biri oranda bir paraya ihtiyaç duyulmasıdır. Diğer bir değişle hisse senedini almak yerini aynı parayla on kat daha fazla hisse senedinin getirisini veya zararını türev araçla satın alma imkânı vardır. Hem konut kredilerinin alacaklarının menkul kıymetleştirilerek satılması ve bunların diğer bankalar, fonlar tarafından satın alınması hem de bunlara dayalı olan türev ürünlerin büyük tutarlarda işlem görmesi, konut kredisi sisteminde ortaya çıkan sorunların sistemin tamamını sarmasına yol açtı.

Mortgage sisteminin ve türev araçların Türkiye?de önemli bir kullanımının olmaması, krizin nasıl ortaya çıktığının, en azından finansal açıdan, anlaşılmasını ve nereye doğru evrileceğine ilişkin fikir yürütülmesini zorlaştırıyor. Bu zorluk altında Monthly Review?de krizle ilgili yayımlanan makalelerin derlemesinden oluşan Neoliberalizm ve Kriz kitabı ilk elden bir kaynak olarak değerlendirilebilir. Çoğu kısa olarak kabul edilebilecek on sekiz makalenin yer aldığı kitap, krize hâkim -en azından krize kadar- neoliberal yaklaşımın eleştirisi olarak bakanların krize ilişkin ilk değerlendirmelerini sunuyor.

Kitabın en dikkat çekici makalelerinden birinin yazarı olan William K. Tabb gelişmiş kapitalist ülkelerde devletin bankalara el koyması ile başlayan sosyalist müdahale tartışmalarına, bu ülkelerde devletin sermayeye mali destek vermesini hiç şaşırtıcı bulmadığını ifade ederek yanıt veriyor. Tabb?a göre finansal krizin üstesinden gelmek için iki model vardır; birinde bankalar kamulaştırılır ve yeniden organize edilir, diğerinde ise para bankalara peşkeş çekilir ve piyasanın kendi kendini iyileştirmesi beklenir. İkincisini tercih eden kapitalist devlet bunları zararına işletir ve yeniden karlılık elde edince sermaye hükümeti onları yeniden özel sektöre satması için zorlar (s.18-19). Dolayısıyla kapitalist bir ekonomide devletin bankaları kurtarması ne sosyalist bir müdahaledir, ne de kapitalist devletin doğasına aykırı.

Michael Perelman ise Bir Parça Sınıf İktisadı başlıklı makalesinde marksizme yöneltilen eleştirilerden birisi olarak ABD ve diğer ileri kapitalist ekonomilerde orta sınıfların yükselişinin sıkça kullanıldığını hatırlatıyor. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler ile orta sınıfların küçülmesi ve servetin önemli bir kısmının zenginlerin elinde toplanması ile ABD?deki dağılımın yoksul Latin Amerika ülkelerine benzer bir hale geldiğini iddia ederek bu eleştirilere cevap veriyor. Sunduğu 2001 yılında ABD?deki mali servetin %40?lık bir kısmına en zengin %1?in sahip olduğunu gösteren istatistikler ile ise bu iddiasını destekliyor (s.275-284).

Karl Beitel de finansal piyasalarda yaşanan krizin ardından konut fiyatlarında başlayan artışın insanların konutu bir mali yatırım aracı olarak görmelerine yol açan bir ortamın oluşmasına yol açtığını ileri sürüyor. Beitel?e göre bu ortamda insanları teşvik eden ABD?de konut yatırımların getirisi ile hisse senedi yatırımların getirisi arasında karşılaştırmalar yapan makaleler gazetelerde yayımlanmaya ve buna yönelik yatırım tavsiyeleri yapılmaya başlanmış ve böylece insanlar mortgage sistemi sayesinde konut piyasasından yüksek getiriler elde etme ve bunları tekrar tüketime yönlendirme konusunda cesaretlendirilmişler. Bunun sonucu olarak da ABD hanelerin 1998-2006 yılları arasında kullandığı enflasyona dayalı kredilerin toplam tutarı son otuz yılda kullanılan tutara ulaştı (s.185-186).

Derleme kitaplar açısından belki de en zor olan yazıları sık tekrarlara düşmeden bir bütünlük sunacak şekilde seçmektir. Krizin etkisinin hâlâ güçlü bir biçimde devam ettiği ve başlama noktası üzerinden çok zaman geçmediği dikkate alındığında, bu konuda çok kapsamlı bir birikimin halihazırda ortaya çıkmaması doğaldır. Dolayısıyla kriz konusunda bu kadar erken bir zamanda çıkan bir derleme kitapta tekrarlara rastlanması ve ilk akla gelen bazı soruların yanıtlarının bulunmaması kabul edilebilir. Ancak kabul edilmemesi ve sonraki baskılarda düzelmesinin beklenmesi gereken çeviri hatalarına vurgu yapmak gerekir. Özellikle artık Türkçeleri yerleşmiş ve bu alandaki çalışmalarda sıkça karşımıza çıkan bazı finans terimlerinin yanlış kullanımı ve birden fazla kelimeden oluşan kavramların anlam bütünlüğüne dikkat etmeden tek tek çevrilmesi kitaptaki bazı makalelerinin okunmasını oldukça güçleştiriyor. Örneğin ilk akla gelen anlamı güvenlik olan security’nin finanstaki kullanımı olan menkul kıymet yerine bunun kullanılması ve kullanımları yerleşmiş future ve forward sözleşmelerin karşılığının yanlış seçilmesi göze çarpan ve düzeltilmesi beklenen hatalar olarak ortaya çıkıyor.

Oktay Tercan, 27 Kasım 2008
http://www.tankitabevi.com/kritik-kitaplar/iktisat/248-krizi-soldan-okumak.html

NEOLİBERALİZM VE KRİZ
Kolektif, Çeviren: Barış Baysal,Çiğdem Çidamlı, Deniz Şimşek ve Levent Aydeniz,
Kalkedon Yayınları, siyaset, 320 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Eğitim, Politika
Postmodernliğin Durumu / Kültürel Değişimin Kökenleri – David Harvey

Son yıllarda günümüz dünyasını betimlemede kullanılan "postmodern durum" üzerine, postmodern kültür, mimari, sanat ve toplum üzerine pek çok şey yazıldı....

Kapat