Ölüm Orucu, Duyarlılık, Fırsat – Zafer Köse

Neden yemek yer insan?
Beslenmek için; sağ kalmak, sağlıklı olmak, büyümek için.
Başka?
Can sıkıntısından, stresten, alışkanlıktan…
Daha başka?
Damak tadı için, keyif almak, sohbete vesile etmek, güzellik…
Bu sonuncular, biraz da duyarlılıkla ilgili. Evet, duyarlılık!
Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, ?duyarlılık? deyince hep acılara, zulme, sömürüye karşı hassas olma durumu akla geliyor. Çirkinliklerden, tatsızlıklardan, kabalıklardan en fazla rahatsızlık duyan insanlar olduğu düşünülüyor duyarlıların.

Oysa duyarlılık kişinin hayatı algılama yeteneğiyle ilgili ve bütünlük oluşturan bir durum. Bir insan güzellikleri ancak çirkinlikleri görebildiği kadar görebilir. Onurlu davranışlar karşısında duygulanması, ancak kalleşliklerden rahatsız olduğu kadardır. Bahçelerin bakımsız bırakılmasına öfkelendiği kadar sevinç duyabilir, güneş doğarken ortaya çıkan görüntüden.

Ülkede açlık grevi yapanların canları sizin için ne kadar değerliyse, aslında o kadar çok hak ediyorsunuz güzel sofraları. Dost muhabbetlerini, eğlenceli buluşmaları, neşeli yemekleri. Böyle bir durumda iştahınız ne kadar kaçıyorsa, o kadar insansınız demektir.

***

Neden açlık grevi yapar insan? Neden ölüm orucu?

Sesinin duyulmadığına, sözlerine kulak verilmediğine, varlığının yok sayıldığına dikkat çekmek için.

Başka?

Bedenini tutsak eden, iradesini yok etmeye çalışan güce karşı bedenini ortaya koyup direnerek, iradesini korumak için. Son nefesine kadar.

Daha başka?

Kendisini yaşayamaz hale getiren koşullara karşı bir duyarlılık yaratmak için.

Evet, duyarlılık! Öyle bir memlekette yaşıyoruz ki, herkes insan canının çok önemli olduğunu söylüyor. Gerçekten de öyle düşünüyor büyük çoğunluk.

Ne var ki, sadece kendi tarafında yer alanları, kendi onayladığı gibi olanları insan kabul etme gibi bir çarpıklık var ortada.

Gerçekten ölen askerlere üzülüyorsanız; şehit haberleri yüreğinizi yakıyorsa… Bunlar sizin içten, sağlıklı duygularınızsa… Kendinizi kandırmıyorsanız, ?sevgi? diye adlandırdığınız içinizdeki duygu bir hastalığın, bir tür düşmanlığın kılık değiştirmiş hali değilse, ölüm orucundaki insanlara duyarsız kalamazsınız!

Belki, kendinizi zorlasanız bile, içinizde onlara karşı bir duygu hissedemiyorsunuz. Mahallenizden askere gönderdiğiniz gencin cenazesinin dönmesi, lise arkadaşınızın bu pis savaşta sakat kalması, kardeşinizin bu tehlikeli ortamda askere gidecek olması ruhunuzda telafisi çok zor hasarlara neden olmuştur.

Belki de bambaşka konularda ve hiç farkında olmadığınız çeşitli sorunlar, yani yaşadığınız sağlıksız koşullar sevebilme yeteneğinizi köreltmiştir. Evet, Erich Fromm?un ayrıntılarıyla anlattığı gibi; sevgi, emekle ve eğitimle geliştirilen bir yetenek. Belki de mahallenizdeki gence, lise arkadaşınıza, askere gidecek olan kardeşinize karşı olan duygunuz, siz öyle sansanız bile gerçek sevgi değildir. Belki… Belki, yani aslında, biraz da farkındasınızdır, sevgiyi pek hissetmediğinizin. Yani… Bu konuda kendinize çok güvenemiyorsunuzdur.

Ama onlar güveniyor! Ölüm orucu tutanlar, en çok sizin sevebilme yeteneğinize, duyarlılığınıza, sizde bir karşılık bulmaya güveniyorlar.

Onları öldürmeyi kabul etmeyeceğinize güveniyorlar.

***

Nasıl öldürülür bir insan?

Tüfekle, bombayla bıçakla…

Başka?

Araba kullanma tarzıyla, işten çıkarma kararıyla, çocuğa ilgi göstermeyi ihmal ederek öldürülebilir insan.

Daha başka?

Depremde yıkılan evlerle, hastayı müşteri kabul eden sağlık sistemiyle, yaratılan yaşam koşullarıyla…

Öldürmenin kim bilir ne çok türü vardır! Belki de en çok duyarsız kalarak öldürülür insan.

O çocuk askere gönderildiği için değil, o işçi iskeleden düştüğü, o genç okuldan atıldığı için değil; hepsinden çok duyarsızlık nedeniyle ölüyorlardır.

Belki de, artık duyarsız kalamayacağınız bir eylem, her türlü ölümlerin önüne geçmenin, o yönde bir adım atmanın, artık bir adım atmanın fırsatı olur.

Ölüm oruçları bir fırsattır belki de, içinizde sevgi yeşertmek için. Askere gidecek olan kardeşinizi, memleketteki bütün kardeşlerinizi yaşatmak için. Sağlıklı bir ortamda yaşamak için.

Çok geç olmadan…

Zafer Köse
zaferxkose@gmail.com

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Çocuk Kültürü – Faiz Cebiroğlu

Türkiye?de kültürü tam anlatamamışız. Çocuk kültürünü ise hiç tanımlayamamışız. Bu notum çocuk kültürü üzerinedir. Çocuk kültürü, genelde, çocukların merak, hayal...

Kapat