Azınlık Yanından Utanan Edebiyatımız ? Haydar Karataş

Dünyanın bütün edebiyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatının geçmişi de, masal; efsane ve destanlardır. Bana öyle geliyor ki, bir toplumun sözsel, söylence yanı bilinmeden, ruhu da pek anlaşılamıyor. Türkçe edebiyatın sözsel izlerini, ne yazık ki, modern tarihçiler yazılı Türk kaynaklarında bulamadılar, aksine İran ve Çin gibi ülkelerin yazılı kaynaklarında onlara denk gelindi. Bugün çokça övünülen Dede Korkut masalları, Ergenekon destanları gibi sözsel anlatıların Türk destan ve masalları olduğunun izlerini tarihçiler orada buldu.
Ne acı ki, kendi köksel ifadesini başka halkların diyarında bulan memleket edebiyatımız, kendi yurdundaki azınlıkların, masal ve efsanelerinin yazılı aktarımına geçmesini engelledi. Tek tip, fek ruhlu bir anlatıya gitti.
Büyük toplumsal çalkantılar yaşayan Anadolu toprağının azınlık yanı hiçbir zaman işlenmedi, işlemek isteyen birkaç sosyalist ve hümanist edebiyatçı olduysa da, bunlar büyük cezai yaptırımlarla karşılaştılar.

GOGOL?ÜN TARANTA BABU?SUNDAN BİZİM SERVET-İ FÜNUN?A
Modem Rus edebiyatını ele alın, Dostoyevski ?bizler Gogol?ün Pal-tosundan çıktık? der. Gogol?ün en büyük eserlerinden biri olan ?Taranta Babu? bir Kazak Türk?ün hikâyesini konu alırdı. Yani Rus edebiyatının, kendi modem temeli olarak gördüğü Gogol, Rus bir başkahraman yerine, Kazak bir kişiyi kendine roman kahramanı seçti.
Modern edebi ürün bizde Servet-i Fünun edebiyatıyla ortaya çıktı. Masal ve destanların gerekli olduğunu fark ettiysek de, edebiyatta vicdanın da gerekli olduğunu hatırlamak istemedik. Bunun için, edebiyatımız uluslaşma ve İslamlaşma eksenine oturttu kurgusunu. Servet-i Fünun edebiyatının kötü karakteri gayrimüslimlerden seçilirdi. Servet-i Fünun edebiyatında Rum baba kızını Satarken, Yahudi para için satardı ruhunu…
Türk ise İslami değerler temelinde ahlaklı ve ölçülüydü hep. Edebiyatın bir yüzleşme ve vicdan muhakemesi yeri olduğu hep unutuldu.
Kiliselerin çan kulelerinin başına cami minaresi yerleştiririz ama dinimizin hoşgörülü olduğunu söyleriz; farklı etnik gruptan insanların, kendi hak taleplerine, Türklük ırkçılık değildir der kızar, ama tarih anlatısını götürüp Orta Asya?dan başlatırız. ?Devlet Ana? romanlarını yalnız buna yazarız. İyi de ırki; değilse tarihimiz ve edebiyatımız, ? neden tek ırk eksenli geçmiş tarih oluşumuna ihtiyaç duyulur?

AZINLIK EDEBİYATÇILARI VE İSAK FERERA EFENDİ
Bugün Türkçe yazılan edebiyatın en büyük handikapı, azınlık yanının hâlâ görmezden gelinmesidir. Azınlık halklarından olup Türkçe yazan ve unutturulan çokça edebiyatçımız vardır, bunlardan biri de İsak Ferera Efendi?dir. Servet-i Fü-nun edebiyatının en iyi şairlerinden olan Ferera Efendi?nin kitapları, yıllar yılı kendine yayınevi bulamaz. 1909 tarihinde Mirat dergisinde ?İsminden Utanan Yahudiler? adlı makalesinde, yaşadığı zorluğu, şöyle dile getirir: (…) BabIâli?de bir kitapçıya müracaat ettim. Mecmuayı muktedir bir şaire göstermiş, eserin hadd-i zatında meziyetli olmakla beraber, müellifin Musevi olması keyfiyeti alelhusus Türkçe bir mecmua-yı eş?an ? kıymetten düşüreceği yolunda beyan-ı mütalaa olunmuş… Yani Ferera Efendi?nin Yahudi ismi, kitabın yayımlanması önünde engel teşkil eder.
Bugün edebiyatımız daha çok gelişti, ancak Türkçe edebiyatı Türklük olarak algılayan kesim, farklı etnik yapıdan ve dinsel çevreden gelen edebiyatçılara getto muamelesi yapmaya devam etmektedir. Bu algıyı oluşturan bir kurumsal yapılanma da başından beri var; edebiyat ödülleri veren kurumlar, Türkiye sınırları içinde ürün veren azınlık eserlerini görmemden gelerek edebiyatımızda milliyetçi edebi kanon oluşturmuşlardır.
Geçmişte gayrimüslimlere yapılan bu getto muamelesi, bugün Kürt yazarlara karşı yapılmaktadır. Mehmet. Uzun?u okurumuz, Yaşar Kemal ve Doğan Hızlan?ın zorlamasıyla tanıdı. Bugün çıkan gazete kitap eklerinin, edebiyat dergilerinin en büyük eksikliği bu. Alışkanlık devam etmektedir, azınlık yanından hâlâ utanan bir edebiyatımız var.
Bunun için cüssesi vardır edebiyatımızın, ancak zihni ve ruhu eksik kalmıştır. Edebiyattan bir iktidar çıkarmanız zordur, ama roman ve hikâye ile büyüyen kuşaklardan bir birlik toplumu çıkarmanız mümkündür.

Haydar Karataş
(06 Kasım 2012, SoL Gazetesi Kitap Eki)

Kitabın Künyesi
Tevfik Fikret’in İzinde İki Şair : Avram Naon ve İsak Ferera
Oğuz Karakartal
Eren Yayıncılık
2006
140 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Makaleler
Ölüm Orucu, Duyarlılık, Fırsat – Zafer Köse

Neden yemek yer insan? Beslenmek için; sağ kalmak, sağlıklı olmak, büyümek için. Başka? Can sıkıntısından, stresten, alışkanlıktan... Daha başka? Damak...

Kapat