Orhan Kemal ‘in hapishane yılları

Yirmi dört yaşında, 1 Mayıs 1938’de, Niğde’de askerlik görevine başlar. Bölükteki asker arkadaşlarından çok bilgilidir. Hatta komutanlarının verdiği derslerde yanlışlar bularak onları rahatsız etmektedir. Zaman zaman komutanından şartlı izin alarak Adana’ya karısını ve çocuğunu görmeye gider. Hem askerde hem Adana’da arkadaşlarıyla şiir, edebiyat, politika, felsefe üzerine konuşmalar yapar, bu fikirler üzerine münakaşa eder ama mutlaka fikirlerini kabul etmelerini sağlarmış.

Garnizonda asker çantası içinde Nâzım Hikmet’in şiirlerini, gazetelerden kesilmiş birtakım kupürleri taşıyarak bunları çeşitli yerlerde okurken, genelde içkili yerlerde tartıştığı kişiler sivil memurlar olurmuş. Bu mekânlarda yaptığı ateşli konuşmaların raporlarını babamı takip eden memurlar bir taraftan tutarlarmış.

Tutulan raporların sonucunda babam sakıncalı bulunarak tutuklanmış, askeri mahkemeye verilmiş. 11 Ekim 1938’de Kayseri Askeri Mahkemesi tarafından beş yıl hapse mahkûm edilmiş.

Mahkûmiyetine sebep olan kararı burada belirtmek isterim:
“11 Ekim 1938 tarihinde yapılan duruşmada yabancı rejimler lehinde propaganda yapmak suretiyle eratı isyana tahrik teşebbüsünde bulunmaktan maznun 12. piyade alay bölüğü bedelcilerinden Abdülkadir Kemali oğlu Raşit Kemali hakkındaki hazırlık ve ilk tahkikat evrakını gördüm. Raşit’in komünistlik propagandası yapıyor diye ihbar edilmesi üzerine evinde yapılan aramada kendi el yazısıyla yazılmış ve Nâzım Hikmet’e hitap eden şiir parçaları ve Maksim Gorki’nin Rus İhtilali’nden safhalar-Mahkümlar adlı bir kitabı ile yine Rus ediplerinin hayatlarına dair ue Marksizm-realiteler hakkında yazılmış ve gazetelerden kesilmiş makaleler çıkmıştır. Şahitlerden Niğde kütüphane memuru ve 6. bölük erlerinin ifadelerine göre Raşit’in Nâzım Hikmet’i takdir ettiğini ve eserlerinin büyük bir değeri bulunduğunu ve hatta kütüphanede bulunması lazım geldiğini söylediği, diğer erlerin de Raşit’in hükümetimizi Avrupa devletlerinden mesela İtalya, Almanya, Rusya’dan, hatta Balkanlardan bile geri bulunduğunu söylediğini ifade etmeleri ve evinde çıkan yazılarla kendisinin bu ruhta, yani yabancı rejimleri benimseyerek biraz tahsilli bulunanlara hulul etmek (bulunanları ikna etmek) suretiyle ve hissiyatı milliyelerini rencide edecek tarzda misallerle izaha kalkarak yabancı rejimler lehinde propaganda yaptığını, bu fiil ve hareketlerin askeri şahıslar içinde yapılmış olmasının isyana kışkırtma sayıldığını, bu husus şahitlerin şahadetleri ve hatta kendisinin tevil yollu ikrarı ile sabit olmaktadır. Şu hale göre maznun Raşit’in bu fiil ve hareketi Ceza Kanunu’nun 94. Maddesine uyduğundan, hakkında Askeri Usul Muhakemeleri Kanunu’nun 125. Maddesi hükmüne tevfikan son tahkikatın açılmasına ve duruşmanın …/…/938 günü kolordu askeri mahkemesinde yapılmasına karar verdim.”

Babası gibi politik bir meseleden dolayı tutuklanmış olması gururunu okşar, kendisini devletin uğraştığı önemli bir adam gibi görmeye başlar. Hazır o sıralarda Nâzım Hikmet de tutuklanmıştır. Öyleyse onun kadar olmasa bile artık ona yakın bir siyasidir.

Kayseri’de cezasını çekmeye başlar. Bu sırada babası, Haziran 1939’da yurtdışından döner. Ağustos 1939’da Ada¬na Cezaevi’ne nakledilir. Adana’da hapis yattığı yıllarda, annem anlatırdı, evimiz taşlanırmış. Babam bunun üzerine babasıyla konuşarak Bursa Cezaevi’ne naklini istemiş. Verdiği dilekçe kabul edilerek 10 Nisan 1940 tarihinde cezasının geri kalan kısmını çekmek üzere Bursa’ya gönderilir. Bu arada kaldığı tüm cezaevlerinde defterler dolusu şiir yazmıştır.

Sessizlerin Sesi,Işık Öğütçü,Everest Yayınları

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı
“Hrant’ın kanını gördüm kaldırımın üstünde. Sonra hep üzüldüm, niye uzanıp oraya, yanına yatmadım diye.” Rakel Dink

Sabah saat on buçukta evden ayrıldı diye hatırlıyorum. Her zamanki gibi az da olsa yaptı kahvaltısını. Ayrılırken biraz keyifsizdi. Bir...

Kapat