Erasmus’un Skolastisizme ve Ruhbana Yönelik Eleştirileri – Evrin Akkuş

2.3.Erasmus’un Skolastisizme ve Ruhbana Yönelik EleştirileriErasmus’un dönemin din anlayışına ve ruhban sınıfına yönelttiği eleştirilergenel olarak şekilciliğe düşülüp gerçek Hıristiyanlık’tan uzaklaşıldığı kanaatindenkaynaklanmıştır. Dönemin geçerli düşünce akımı olan skolastisizme felsefi açıdankarşı çıkmamıştır ki, bu onun teolog veya filozoftan ziyade filolog ve ahlakçıolmasından kaynaklanır. Skolastisizmi ahlaki sebeplerle ve retorik ve klasik bilgidenyoksunluğu dolayısıyla eleştirmiştir.77 Ahlaki yönden, teolojinin spekülasyonlara,dinsel

okumak için tıklayınız

Erasmus’un Din Anlayışı – Evrin Akkuş

2.2. Erasmus’un Din AnlayışıBrethren of Common Life okulunda ruhaniyatın ve yürekten imanın esasolduğu düşüncesiyle tanışan Erasmus, daha sonra hümanizmin ilk kaynaklara dönüşdüşüncesinin Hıristiyanlıkla birleşimi deneyimini İngiltere’de yaşamış ve buradanHıristiyan Hümanizmi sentezine varmıştır. Erasmus’un dönemin din anlayışına 36 Bainton, a.g.e., s.86. 37 A.e., s.88. 38 Augustijn, , a.g.e., s.71. 39 A.e. 40 Bu ifade Zweig’a aittir.

okumak için tıklayınız

REFORM ÖNCESİNDE ERASMUS: YAŞAMI ve GÖRÜŞLERİ – Evrin Akkuş

REFORM ÖNCESİNDE ERASMUS: YAŞAMI ve GÖRÜŞLERİRönesans ve hümanizmin Reformasyonla ilişkisi içinde en önemli yeriErasmus-Luther ya da Erasmus-Reformasyon ilişkisi tutmaktadır. Çünkü Erasmus,Luther’den çok önce reform isteklerini dile getirmiş ve hem bu sebeple, hem deyaptığı çalışmalar, özellikle İncil’in Grekçeden yeniden çevirmesi, dolayısıyla Lutherve reform hareketinin öncülü kabul edilmiştir. Buna karşın Erasmus, Lutheröncülüğündeki reform hareketine, başlangıçta sempati ile

okumak için tıklayınız

Desiderius Erasmus hakkında – Ömer Yıldırım

Desiderius Erasmus, Avrupa Rönesansı’nın önde gelen aktivist ve düşünürlerinden biriydi. Başlıca uğraşı, on altıncı yüzyılın ilk otuz beş yılında önde gelen devlet adamlarına, hümanistlere, yazıcılara ve teologlara yönelik yazılar yazmaktı. Desiderius Erasmus yılmaz bir muhabir, münekkit, yayıncı, hicivci, çevirmen, yorumcu, editör ve Rönesans kültürünün önde gelen isimlerinden biriydi. Belki de her şeyden önce Hıristiyan Yeni

okumak için tıklayınız

Kurt Lewin’de Yönetim Liderlik Tarzları

Yönetim kavramı işi çekip çevirme, idare ve sevk anlamlarını içermekle birlikte kurum ve örgüt kavramları yerine de kullanılmaktadır. Yönetim, geleneksel yaklaşıma göre başkaları üzerinde otorite oluşturma bakış açısı ile değerlendirilirken, modern yaklaşıma göre, çalışanları motive ederek onların kabiliyetlerini ortaya koyma olarak değerlendirilmektedir. Kişiler üzerinde otorite oluşturma, kamu yönetimine dair bir yaklaşım olup, yönetimden ziyade idare

okumak için tıklayınız

Uyum mu, İsyan mı? Geleneksel ve Radikal Psikanaliz Arasındaki Farklar

Günümüzde psikanaliz dendiğinde aklımıza genellikle divana uzanmış bir hasta ve ona neyin “yanlış” olduğunu söyleyen, her şeyi bilen bir uzman gelir. Ancak psikanaliz her zaman sistemi onaylayan uysal bir araç değildi. İnsanları “hasta” bir topluma uyum sağlamaya zorlayan geleneksel/uyarlayıcı psikanaliz ile dünyayı değiştirmeyi hedefleyen radikal psikanaliz arasında uçurumlar vardır. İşte bu iki yaklaşım arasındaki 4

okumak için tıklayınız

Sup Board ile Su Sporlarında Yeni Bir Maceraya Hazır Olun

Doğa sporları son yıllarda daha fazla ilgi görmeye başladı. Özellikle deniz ve göl aktiviteleri arasında sup board sporu hızla popülerleşiyor. Bu spor hem eğlenceli hem de rahatlatıcı bir deneyim sunar. Sup board, ayakta durarak kürek çekilen bir su sporudur. İlk bakışta zor gibi görünse de kısa sürede öğrenilebilen bir aktivitedir. Denge kurmayı öğrendikten sonra su üzerinde özgürce

okumak için tıklayınız

Ulus Baker: Kötülüğü her zaman bir hastalık formatında düşünüyorum, bir günah formatında değil.

1. Şuradan başlamak istiyorum: Yaygın bir anlayış ve o yaygın anlayışın da dile yansıyan bir betimlemesi var, “0 kötüdür!” veya “kötü insan, iyi insan” gibi. Bu ifadeler kötülüğün, kötü olarak nitelenen kişinin özüne ait olduğunu dile getiriyor. Kötülük denilen şey özsel midir? Oysa yaygın olarak hiç kimse kendini kötü olarak algılamaz, tanımlamaz. Kötülüğü ötekine ait

okumak için tıklayınız

ANKARALILARIN UNUTAMADIĞI BİLİM İNSANI: ULUS BAKER – Ece Köseoğlu

ODTÜ’nün Türkiye’ye kattığı en değerli bilim insanlarından, bütün bir ulusu etkisi altında bırakan bir Ulus. Günümüzde neredeyse her üniversite öğrencisinin adını duyduğunda “Keşke ben de ondan ders dinleyebilseydim” diye içinden geçirdiği ; sosyoloji, felsefe, sinema, tarih, müzik ve matematik alanlarında olağanüstü bir bilgi birikimi ve anlatım gücüne sahip sosyolog, filozof, eleştirmen, yazar, çevirmen ve öğretim

okumak için tıklayınız

İşgörenin Sürücülük Stresi

Devamlı yüksek ses, gürültü, kalabalık, aşırı sıcaklık ve çevre kirliliğinin hakim olduğu ortamlar kişilerin fiziksel ve ruhsal sağlığını etkilemektedir. (Weiten ve Lloyd, 2006: 76; Taylor ve diğerleri, 2007: 414). Her geçen gün artan araç sayısına karşılık olarak, yolların miktar ve kalitesinin artmaması sonucu karayollarında, özellikle şehiriçi trafiğinde, adeta bir yer kapma savaşı olmakta; kargaşa, engellenme

okumak için tıklayınız

İŞ SAĞLIĞI OKUR YAZARLIĞI

İş sağlığı kavramına bakıldığında, işçilerin sağlığını ve çalışma potansiyelini geliştirme ve bu kapasitenin korunması açısından iş yerinde güvenlik ve genel sağlık durumuna katkılarını sunmasıyla birlikte iş yönetimi ve çalışma kültürünü geliştirmeyi kendisine amaç edinmektedir. İş sağlığı, her iş alanında personellerin bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan bütün bir iyi olma durumuna ulaşması için alınan önlemleri içeren

okumak için tıklayınız

Aile Yaşam Memnuniyeti

Aile, bireyin yaşamında önemli bir role sahip olmakla birlikte toplumun en küçük birimidir. Ayrıca aile hem beden hem de ruh sağlığı açısından gerekli sevgi, şefkat, bakım ve ilgi bulunabilecek en doğal ortamlardan birisidir. (Bulut, 1993). Aile kavramı, aralarında kan bağı bulunan bireylerin düzenli olarak destek ve bakım gereksinimlerinin giderildiği ve birbirleriyle ilgilenen bireylerden meydana gelen

okumak için tıklayınız

Trençkot Modelleri ve Fiyatları – HE-QA

Trençkot Modelleri rehberinde, zamansız şıklığın ve fonksiyonelliğin bir araya geldiği trençkotların dünyasını keşfedeceksiniz. Hem kadınlar hem de erkekler için vazgeçilmez bir gardırop parçası olan trençkotlar, yağmurlu havalarda koruma sağlarken stil sahibi görünmenizi de mümkün kılar. Bu kapsamlı yazıda, trençkotun ilginç tarihçesinden günümüz modern modellerine kadar her detayı bulabilirsiniz. Kadın trençkot çeşitlerini, her modelin kendine özgü özelliklerini

okumak için tıklayınız

Kan Denizi, Wotan ve Dinamit Şatosu: C.G. Jung’un Savaşlara ve İnsanlığın Çöküşüne Dair Sarsıcı Bakış Açısı!

İnsan ruhunun karanlık dehlizlerinde dolaşan ünlü psikanalist Carl Gustav Jung, sadece bireylerin değil, koca ulusların ve dünyanın da psikolojik röntgenini çekmişti. Yirminci yüzyılı kan gölüne çeviren o iki büyük dünya savaşı sırasında ve sonrasında Jung’un yaşadıkları, gördüğü vizyonlar ve kitlelerin cinnetine dair yaptığı teşhisler bugün bile tüyler ürperticidir. Gelin, Jung’un savaşların patlak vermesini nasıl öngördüğüne

okumak için tıklayınız

Carl G. Jung Politikayla Açıktan Neden İlgilenmedi ?

Carl Gustav Jung, siyasetle doğrudan ilgilenmemesinin ve politik bir figür olmaktan kaçınmasının ardında yatan temel nedenleri kendi sözleriyle ve analitik yaklaşımıyla birkaç başlık altında açıklamıştır: 1. Dünyayı Kurtarmanın Yolunun Bireyden Geçtiğine İnanması Jung, dünyadaki büyük sorunların çözümünün kitle hareketlerinde veya siyasi programlarda değil, bireyin kendi iç dünyasında başladığına inanırdı. Siyasi ve kitle hareketlerinin, bireyleri toptan

okumak için tıklayınız

Carl G. Jung, Hitler’i bir ‘Büyücü’ Olarak Tanımlamasının Arkasındaki Psikolojik Nedenler Nelerdir?

Jung, ilkel toplumlardan günümüze uzanan liderlik yapılarını incelerken güçlü adamları iki ana kategoriye ayırır: Fiziksel gücüyle öne çıkan ve rakiplerini ezen “şef” (Mussolini ve Stalin gibi) ile gücünü fiziksel kaslardan değil, halkın ona yansıttığı doğaüstü yeteneklerden alan “büyücü/şaman” (medicine man). Jung’un Hitler’i net bir şekilde bu “büyücü” veya “medyum” kategorisine koymasının arkasında şu psikolojik nedenler

okumak için tıklayınız

C.G. Jung’un Analizlerine Göre Wotan (veya Odin) Arketipi

C.G. Jung’un analizlerine göre Wotan (veya Odin) arketipi, Alman halkının kolektif bilinçdışında uzun süredir uykuda olan, ancak Hıristiyanlığın etkisini kaybetmesiyle yeniden uyanmak için verimli bir psikolojik zemin bulan kadim bir Cermen savaş, fırtına ve gök gürültüsü tanrısıdır. Bu arketipin Alman halkı üzerindeki etkileri şu şekilde özetlenebilir: Özetle Wotan arketipi, Alman halkını ele geçiren, onları mitolojik

okumak için tıklayınız

C.G. Jung’un Teşhis Koltuğunda Bir Diktatör: Hitler Analizinin Psikolojik Çerçevesi

C.G. Jung, Adolf Hitler’i klasik bir siyaset bilimci veya tarihçi gibi değerlendirmez; onun psikolojik analiz çerçevesini tamamen kolektif bilinçdışı, arketipler ve kitle psikolojisi üzerine kurar. Jung’a göre Hitler tek başına bireysel bir anlam ifade etmez; o, bütün bir ulusun psikolojik krizini yansıtan devasa bir fenomendir. 1. Ulusu “Divandaki Bir Hasta” Gibi İncelemek ve Wotan Arketipi

okumak için tıklayınız

C.G. Jung Hitler’i Destekledi mi? Bir Dehanın Üzerindeki Nazi Gölgesi ve Gerçekler

Psikoloji dünyasının en büyük efsanelerinden ve tartışma konularından biri, C.G. Jung’un Nazi sempatizanı veya anti-Semitist olduğu yönündeki iddialardır. Özellikle 1949’da Saturday Review of Literature dergisinde yayımlanan makalelerde, Jung’un yeni bir otoriter rejime zemin hazırlayan bir komplonun parçası olmakla ve Hitler’i desteklemekle suçlanması bu tartışmaları alevlendirmiştir. Peki, insan ruhunun derinliklerine ışık tutan bu büyük bilge, tarihin

okumak için tıklayınız

Bir Diktatörün Zihnine Yolculuk: C.G. Jung’un Gözünden Adolf Hitler’in Psikolojik Analizi!

Tarihin en karanlık sayfalarından birini yazan Adolf Hitler, milyonları peşinden nasıl sürükledi? Rasyonel bir toplum nasıl oldu da böyle bir kitle cinnetine kapıldı? Ünlü psikanalist Dr. Carl Gustav Jung’un, 1930’lu yıllarda Hitler ve diğer diktatörler üzerine yaptığı psikolojik analizler, bu sorulara siyasi değil, bilinçdışının derinliklerinden gelen ürpertici cevaplar veriyor. Gelin, Dr. Jung’un teşhis koltuğuna oturtulan

okumak için tıklayınız