Azınlıklar, Ötekiler ve Medya

İnsan kendi kendisinin karşısındayken, onun karşısında olan “öteki”dir. -K. Marx- Özne “öteki” üzerinden kendisini tanımlar, özne için “öteki” vazgeçilmezdir, varoluşunu tanımlaya-bilmesinin zorunlu koşuludur. Toplumsal anlamda bir yapının kendini tanımlayabilmesi için de “öte-ki”ne ihtiyacı vardır ve “öteki” olmadan kendi konumunu belirleyemez. Örneğin, milliyetçiliğin var olması için bir düşmana ihtiyacı vardır.

okumak için tıklayınız

Canım Aliye, Ruhum Filiz – Sabahattin Ali

Büyük sıkıntıların yaşandığı çalkantılı dönemlerde bile ailesinin sorumluluğunu taşıyan bir yazarın eş ve baba olarak portresini çizen bu mektuplar, Sabahattin Ali’yi yakından tanımamızı sağlıyor. “Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bunları beraber okuyacağız,

okumak için tıklayınız

Pera ve Agatha’nın Ortak Sırrı – Elif Şahin Hamidi

Pera Palas, açılışının yapıldığı 1895 yılından bu yana; devlet adamından casusa, oyuncudan dansçıya, yönetmenden besteciye birçok tarihi şahsiyeti ağırladı, tarihin yazılışına şahit oldu. Pera’nın ağırladığı önemli konuklardan biri de cinayet romanlarının kraliçesi Agatha Christie idi. İngiliz yazar, Pera Palas’ın 411 numaralı odasında konaklamış ve hayatının karanlık bir dönemini aydınlatacak olan sırrı burada bırakıp gitmişti?

okumak için tıklayınız

Zıtlıklar üzerine eğlenceli bir senfoni! – Gökçen Düzkaya

Gündüz geceye, gece gündüze kavuşur. Kuşlar, ağaçlarına, kurbağalar nehirlerine, darlar genişlere, genişler darlara? Her şey bir kitapla başladı, bir gölge oyunuyla sona erdi. Yok yok öyle demek doğru olmaz. Daha öncesi ve daha sonrası yok mu bu işin? Başlangıçlar ve sonların da nedenleri ve sonuçları yok mu? Elbette var! Mesela bizim Şibanların ve Latanların içlerini

okumak için tıklayınız

Tarhun – Samed Behrengi

Güzel Tarhun, bir tüccarın yedi kızından biri ve en küçükleridir. Altı ablası yemek yemeyi ve güzel giyinmeyi severler, günlerini boş şeylerle uğraşarak, yararlı hiçbir şey yapmayarak geçirirler. Altısı da evlidir, ama onların eşleri de tembeldir, günde sadece iki-üç saat çalışır, kalan zamanlarını evde eğlenerek, dinlenerek geçirirler. Tarhun ablalarına hiç benzemez. Hatta çevresinde olup bitenle de

okumak için tıklayınız

Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında – John Steinbeck

John Steinbeck, gençliğinden beri bir gezi tutkunuydu. Daha 20 yaşlarındayken Pasifik Okyanusu’na açılma hayalleri kuruyordu. Henüz yazarlık serüveninin başındayken dahi ülkesini ve insanlarını gezip görerek tanımayı şiar edinmişti. Ona Nobel Ödülü’nü kazandıran da ülkenin ‘ruhunu’ bu denli anlayabilmiş olmasıydı. Ne var ki 1960 yılına gelindiğinde bir yazar olarak rüştünü ispat etmiş Steinbeck, önceden tanıdığı ve

okumak için tıklayınız

Hayvanlar Üzerine – Elias Canetti

Politik, oyunbaz, alet yapan, konuşan, bilen insan tanımlamalarının ortak endişesi, insanı diğer hayvanlardan ayıran özelliği bulmaktır. Peki insanın içindeki hayvan(lar) ve hayvanın içindeki insan(lar)dan bahsetmek bu kadar imkansız mıdır? Uzun yıllarını iktidar ilişkileri ve kitlelerin davranış biçimleri üzerine düşünerek geçiren Elias Canetti için insanlarla hayvanların ilişkileri ve bunların geçirgenliği

okumak için tıklayınız

Reddediyorum – Per Petterson

Metis Edebiyat?ta At Çalmaya Gidiyoruz ve Lanet Olsun Zaman Nehrine adlı iki romanına yer verilen Norveçli yazar Per Petterson?dan insanlık durumu üzerine, dostluk, şiddet ve yıkım üzerine, hayatın yakıcı sorunları üzerine büyülü sadelikle yazılmış harika bir roman… Çocukluk arkadaşı olan Tommy ve Jim, 35 yıl sonra tesadüfen karşılaşırlar. Birbirlerini son gördüklerinde Tommy’nin annesi onları terk

okumak için tıklayınız

Konstantinopolis Hipodromu (Oyunlar, Halk ve Politika) – Gilbert Dagron

Gilbert Dagron, yaşayan en önemli Bizans uygarlığı tarihçisi. 1974’te yayımladığı “Bir Başkentin Doğuşu: Konstantinopolis”ten başlayarak, Doğu Roma’nın gizlerini sökme uğraşı verdi, halk hikâyeleri ve rivayet kültüründen ikona portre geleneğine, “büyük tablo”yu temel kaynaklardan hareketle dokudu. Konstantinopolis Hipodromu – Oyun, Halk ve Politika ise Dagron’un son kitabı. Bizans İstanbulu’nun

okumak için tıklayınız

İstanbul’un Ermeni Amiralar Sınıfı – Hagop L. Barsoumian

Aras Yayıncılık, Osmanlı Ermenileri üzerine incelemeleriyle tanınan tarihçi Hagop L. Barsoumian’ın “İstanbul’un Ermeni Amiralar Sınıfı” başlıklı çalışmasını okuyucularla buluşturuyor. İmparatorluğun modernleşme sürecinde önemli roller üstlenen Ermeni aristokrat sınıfı üzerine sosyolojik, politik ve tarihsel bağlamda önemli analizler içeren kitap bu alanda yazılmış nadir başvuru eserlerinden biri olma özelliğini taşıyor.

okumak için tıklayınız

Kedilerin Felsefesi / Filozofların Kedileri – Federica Sgarbi

?Felsefecilerin aklı selim işlerle uğraşmadığını çünkü zaten felsefenin uygulamaya dair olmadığını ve gerçeklikten kopuk olduğunu,? düşünseniz bile bunu bir felsefeciye asla söylememeniz gerekir. Çünkü umulmadık bir gündelik hayat deneyiminden yola çıkarak aksini kolayca kanıtlayabilirler. ?bu bir kedi değildir!? Kedileri sevmenin ötesinde onları hayatımızı paylaşacağımız bir varlık olarak görmek?

okumak için tıklayınız

Çağdaş bir kâğıt seyahatnamesi – Ömer Erdem

Kâğıda ne olarak bakıyorsanız odur. Üşümüş birisi için vücuda sarıldığında maliyetsiz bir ısıtıcı olabilir. Manav için kese kâğıdı, bir şair için güzel tasarlanmış ve yazma şevki veren defter de olabilir. Ya da bir kalpazan için daha ötesi. İhtiyaçlar da belirler onun değerini. Kültür de. Çocukluğumda en merak ettiğim konulardan birisi, büyüklerin neden duvarlara kâğıt sıkıştırdıklarıydı.

okumak için tıklayınız

İstanbul / Küresel ile Yerel Arasında – Çağlar Keyder

Dünyanın en eski ve en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul bağlamında küreselleşme sürecinin etkileri inceleniyor bu kitapta. Doğu ile Batı arasında, İslam ile Laiklik arasında bir köprüdür İstanbul, ya da bunlar arasındaki bir mücadelenin arenası olarak düşünülür sıklıkla. Bu kitapta bir araya gelen yazarlar, bu tür klişelerin ötesinde, kentin ruhu ve kentte yaşayanların kimlikleri üzerinden

okumak için tıklayınız

Bastırılan ama unutul(a)mayan – A. Ömer Türkeş

Bugüne kadar öyküleriyle tanıdığımız Jale Sancak, ilk romanı Fırtına Takvimi?nde Andolu’nun uzak bir köşesinde, kayıp bir kasabaya sıkışıp kalmış insanları, onların kırık dökük hayatlarını ve artçı sarsıntılarıyla hepsinin kaderini ortak kesen bir ölüm olayını işliyor. Sancak’ın öykülerini okumuş olanlara ?gündelik hayatın içinden çekip alınmış? roman kişileri tanıdık gelecektir. Sancak’ın ustalıklı anlatımı da öykülerini hatırlatıyor. Peki

okumak için tıklayınız

“Ankara’da Ermeni Var mı?”

Hrant Dink Vakfı Yayınları?ndan çıkan Sessizliğin Sesi serisinin üçüncü kitabı Ankaralı Ermenilerin sesini duyuruyor, “Ankara’da Ermeni Var mı?” önyargısı hikayeleri dinledikçe azalıyor. Hrant Dink Vakfı Yayınları?ndan çıkan Sessizliğin Sesi serisinin üçüncü kitabı Ankaralı Ermenilerin sesini duyuruyor. İstanbul, Ankara, Fransa ve Avusturya?da yaşayan Ankaralı Ermenilerle yapılan sözlü tarih çalışmalarının yer aldığı kitabı Ferda Balancar derledi. Raymond

okumak için tıklayınız

Her Yönüyle Kışlak – Müslüm Kabadayı

İnsan, doğanın yaratıcı çocuğudur. Bu çocuğun milyonlarca yıllık yaşam serüveninde gelişip yerleşik hayata geçmesi, on binlerce yılla sınırlıdır. Bir köyün kuruluş ve gelişim sürecini inceleyen “Her Yönüyle Kışlak” ise, yaklaşık 500 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Hatay’ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyü-beldesi;bulunduğu coğrafyanın doğa ve kültür zenginliklerini yansıtan tarihi, toplumsal ve ekonomik yapısı, ailelerin özellikleri,

okumak için tıklayınız