Dünya adil değil ya da bu dünyayı değiştirmeliyiz* – Efe Gönenç

Nasıl bir evde oturmak istediğimizi veya nasıl bir yerde çalışmak istediğimizi kendimize sorduğumuzda eğer imdadımıza her türlü mecrayı büyük bir cüretle kullanan reklamlar yetişiyorsa, önce ?yaşam alanlarının? parlak resimleri ve bu resimlerde yaşayan mutlu insanlardan biri olmanın maddi bedeli gözümüze çarpar. İlk bakışta seçenek çok gibi görünüyor, İstanbul?da bir Venedik?te mi yaşamak istersiniz, yoksa saray

okumak için tıklayınız

Tesla / Elektriğin Tanrısı – Soner Tuna (Çizgi Roman)

İcatların anında metaya dönüştüğü bir dönemde “bedava elektrik” için uğraştı. Para hırsına kapılmadı, tüm birikimini bilimsel çalışmalarına harcadı. Kapitalizmin çarkına çomak sokmaktı bu. Dolayısıyla FBI takibine alındı, tarihten silindi ve bir otel odasında beş parasız ölüme mahkûm edildi. Elektriği evimize soktu. Radyoyu, radarı buldu. Televizyonu, interneti öngördü. Kimilerine göre “Çağdaş Prometheus”, kimilerine göreyse “Elektriğin Tanrısı”;

okumak için tıklayınız

İstanbul?un kokusu – Sennur Sezer

Marc Levy 1950?lerin Londrası?na İstanbul?u ekliyor. Yazar, Alice?in evinde içip şarkı söyleyen grupla onların gürültüsünden rahatsız olup kapıya dikilen komşu Daldry?den bir geçmiş öyküsü çıkarıyor. İstanbul, hele 1950?lerin İstanbulu, dünyanın neresinden gelmiş olursa olsun yabancıları büyüler. Bu şehir 1950?lerde geçmişiyle ilgili binalarına, sokaklarına fazla dokunulmamış bir şehirdir. Şehrin bütün semtlerinde köşeyi her döndüğünüzde cumbalı bir

okumak için tıklayınız

Doktor Faustus – Thomas Mann

Thomas Mann, son eseri olarak tasarladığı Doktor Faustus’ta bizi mağrur bir sanatçının, besteci Adrian Leverkühn’ün gerilimli dünyasında dolaştırıyor. Ruhu, yaratma arzusuyla dolup taşsa da, akılcı ve duygusallıktan uzak mizacını dizginleyemeyen Leverkühn’ün gerilimi, yaratma gücünün önündeki en büyük engeldir. Şeytan, Le-verkühn’ü bu zayıf noktasından yakalar: Yaratıcı zihnin dışavurumu olmaksızın anlamsız kalmaya mahkûm bir varoluştan kurtulmanın bedelini,

okumak için tıklayınız

Talihsiz Dostluk… – Jose Marti

“Bu karanlık zamanlarda, dünyadaki her şey ruhu aşağı çekmeye meyilli, ama her şey, kitaplar ve tablolar, para ve sevgi. Bizim mavi illerimizde bile! Her zaman göz önünde ve etrafta, duvarları süsleyen, gölgelerin sığındığı köşeleri canlandıran, gölgeleri renklendiren ve dağıtan güzel objeler bulundurmak iyi gelir.” Küba bağımsızlık mücadelesinin ozanı José Martí’ nin ilk ve tek romanı

okumak için tıklayınız

Vahşi ABD Emperyalizmi – Noam Chomsky

“ABD, yalnızca siyahi karşıtı değildi, en başından beri ırkçı bir ülkeydi. Jefferson’ın hayalleri bu yöndeydi, öbürleri de bu fikre aşağı yukarı katılıyorlardı. Yani ABD yerleşimci sömürgeci bir toplumdur. Yerleşimci sömürgecilik tartışmasız en kötü, en vahşi emperyalizm türüdür, çünkü yerli halkların yok edilmesini gerektirir. Bence bu, ABD’nin bir başka yerleşimci sömürgeci toplum olan İsrail’e verdiği koşulsuz

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell’ın Nobel konuşması: “Hangi arzular daha önemli?”

Bertrand Russell’ın ödül aldığı 1950 yılında yaptığı konuşma: Hangi arzular siyaseten daha önemli? Saygıdeğer majesteleri, bayanlar ve baylar, Bu akşamki konuşmam için bu konuyu seçtim çünkü mevcut siyasi tartışmalarda ve siyasi teorilerde psikolojiye yeterince yer verilmediğini düşünüyorum. Ekonomik gelişmeler, nüfus istatistikleri, anayasal düzen ve daha niceleri üzerinde daha çok duruluyor. Kore Savaşı başladığında

okumak için tıklayınız

2013 Yılında Edebiyat Dünyasında Neler Oldu? (1)

2013’ün bitmesine günler kaldı. Büyük bir coşkuyla karşıladığımız bu yıl, edebiyat dünyasına neler getirdi? Sizler için derledik ve iki parça halinde, peyderpey yayınlayacağız. İşte ilk kısım! Aramızdan ayrılanlar 6 Ocak: Ağır Roman, Fındık Sekiz gibi kitaplarıyla büyük yankı uyandırmış, yazar Metin Kaçan, kendi isteğiyle yaşamını sonlandırdı.

okumak için tıklayınız

Toplumsal Kurtuluş Notları üzerine? – Faiz Cebiroğlu

Elimde bir kitap var: Toplumsal Kurtuluş Notları. Yazar: Fadıl Ölmez. 1992?de yazılmış; 9.kez okuyorum. Dört bölümden oluşan bu kitap, hâlâ güncelliğini koruyor. Kısa ve öz makalelerle yazılan bu kitap, ?Dönem Yayınları? arasından bizlere ulaştırılmıştır. Türkiye?de bu kitabı kaç kişi okumuştur, bilmiyorum. Kitap elimde, Fadıl Ölmez?in notlarını tekrar okuyorum.

okumak için tıklayınız

Bil bakalım, ben kimim? Oylum Yılmaz

Farkındaysanız son zamanlarda muhalif söylem içinde bize adeta hediye edilmiş gibi duran bir kavram var: Queer. Toplumsal cinsiyet ve kimlik politikalarının hem tam ortasında duran hem de ikisinin birden dışına çıkmayı öneren bu kavram, yine bilindiği üzere ne olduğuyla değil, neye, nelere karşı olduğuyla ilgili olarak kendini ortaya koymakta. Kavram, cinse dair herhangi bir kimliğin

okumak için tıklayınız

Ekmek kavgasında kardeş kıydığımız can bizim – Özlem Aslan

“İş Cinayetleri Almanağı, hayatını kaybeden işçi kardeşlerimizin herkes gibi öyküleri olduğu ve artık aramızda olmadıkları gerçeğinin unutulmaması temennisiyle hazırlandı. Umut ediyoruz ki bu çalışmanın, artmaya devam eden iş cinayetlerinin meydana gelmemesine bir nebze de olsa katkısı olur.” (Adalet Arayan İşçi Aileleri, İş Cinayetleri Almanağı 2012, Giriş Bölümü) Adalet Arayana Destek Grubu tarafından

okumak için tıklayınız

Gezi, İsyan, Özgürlük (Sokağın Şenlikli Muhalefeti) – Derleyen : Kemal İnal

Taksim Gezi Parkı’ndaki bir grup kentlinin ekolojik duyarlılığa dikkat çekerek ateşlediği işaret fişeğiyle harekete geçen milyonlarca insanın kısa bir süre içinde AKP hükümetinin neoliberal ve muhafazakar politikalarını eleştirmeye ve değiştirmeye dayalı eylemleri hiç kuşkusuz Türkiye ve dünya demokrasi tarihinde yeni bir sayfa açmıştır. “Komün”, “paylaşma”, “dayanışma”, “kolektif davranış” gibi bir süredir, en azından kamuoyu nezdinde,

okumak için tıklayınız

Ayla Şekercioğlu Hakkında Bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay

AYLA ŞEKERCİOĞLU / ” AYLA BATUR “ 25.11.1944 Balıkesir Gönen doğumlu ” Plevne mahallesi ” Baba adı; Mustafa Ana adı; Ayşe Fikriye Evli ( 25.07.1971 ) Gönen de Gönen Kaymakamı Erdi BATUR ile evlendi. İki çocuk annesi ( Alper,Kutluer)İlk ve orta tahsilini Gönen de okudu.1961 ” 1962 Manisa Kız Öğretmen okulu mezunu.10.09.1964 İzmir Buca Eğitim Enstitü’sü Fen Bölümü mezunu. Öğretmen,

okumak için tıklayınız

1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler – Paul B. Paboudjian, Raymond H. Kevorkian

Son yıllarda art arda yayımladığı prestij kitaplara bir yenisini daha ekleyen Aras Yayıncılık, Fransalı tarihçi Raymond H. Kévorkian ve Paul B. Paboudjian’ın ortak çalışması olan 1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler adlı eseri yayımladı. Fransa’da yayımlandıktan 20 yıl sonra Türkiyeli okurla buluşan kitap, 1915 öncesinde Ermeni nüfus barındıran 2900’ü aşkın yerleşim biriminin (vilayet, sancak, kaza ve

okumak için tıklayınız

İşbirlikçi ve Yozlaşmış Roma / Dünyamıza hükmeden fareler

Michael Dibdin, on bir kitaptan oluşan “Dedektif Zen” dizisinin ilk kitabı ?Fare Kral? ile 1988’de Altın Hançer ödülü aldı. Yakın dünya tarihini, bir İtalya panoraması ile beraber işleyen Dibdin, politik polisiyenin önemli örneklerinden birini sergilediği “Fare Kral”la Türkiye’deki polisiyeseverlerle buluştu. Kitabı, Kaya Tokmakçıoğlu değerlendirdi… İtalya?da geçen polisiye roman dediğimizde Magdalen Nabb?ın Marshal Guarnaccia?sından Donna Leon?un

okumak için tıklayınız

Ve karşınızda Baronyan oyunları – Murat Cankara

Ermeni hiciv yazarı ve gazeteci Hagop Baronyan’ın (1843-91) adını Türkiye’de pek çok kimse Engin Alkan’ın İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelediği ?Şark Dişçisi’yle duydu. Üstelik pek çokları da Osmanlı’da Ermenice konuşan, yazan, tiyatro yapan Ermenilerin ?de? var olduğunu bu vesileyle öğrendi. Edirne’de doğup büyüyen, ömrünün yaklaşık son otuz yılını İstanbul’da ve yazarak geçiren, sadece Ermenice değil Osmanlıca

okumak için tıklayınız

Ya oğlunuz Ara Güler gibi olursa? – Lusyen Kopar

Çocukluğumuzda hepimiz bir kaç saç çekmiş, iki tekme sallamış, annemizin kıymetli vazosunu kırmış, şeker kavanozunu devirip, likör şişesini kafamıza dikmiş olabiliriz. O gün cezamızı almış, ertesi gün annemizin kalbini kazanmışızdır. Çocukluğumu anımsadığımda ?O kadar da yaramaz değildim? diyebilirim. Annem de ?evet o kadar da yaramaz değildin? diye beni onaylayabilir.

okumak için tıklayınız