Che ve Ulrike Ne Konuşuyorsunuz Öyle? (Tiyatro Oyunu)

Öldürülen Che Guevara (1967) ve Ulrike Meinhof (1976) yıllar sonra dünyaya yeniden gelirler… Bir mesaj mı getirmişlerdir?.. Ne fısıldaşırlar öyle?.. Bizim Tiyatro Zafer Diper’in yazıp yönettiği “Che Ve Ulrıke ne konuşuyorsunuz öyle” adlı oyunu sahneleyecek. Öldürülen Che Guevara(1967) ve Ulrike Meinhof(1976 ) yıllar sonra başka bir yerde bir araya gelirler. Çeşitli yazılardan, belgesellerden,

okumak için tıklayınız

Türk-Kürt ilişkilerinin bugününü anlamak için anahtar – Ümit Kurt

Geç dönem Osmanlı tarihi çalışanların üzerinde durduğu en önemli konulardan bir tanesi, II. Abdülhamid döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kurulmuş ve aşiretlerden mürekkep Hamidiye Hafif Süvari Alaylarıdır. Yoğun bir biçimde tartışılmasına karşın Hamidiye Alayları üzerine tafsilatlı, çeşitli arşiv kaynaklarına ve belgelerine dayalı dört başı mamur çalışmaların sayısı maalesef oldukça düşük. Halbuki Hamidiye Alayları etrafında

okumak için tıklayınız

Çizgilerle hayatın ve ölümün anlamı – Bürkem Cevher

Birkaç yıl önce ?Güngezgini?ni okuduğumda, bu çizgi romanın tez zamanda Türkçe?ye çevrilmesini dilemiştim, dileğim sonunda gerçek oldu. Çizgi roman tabiri genellikle ileri yaştaki yetişkinlerin suratlarında bir ekşimeye sebep oluyor, çizgi romanlar çok ciddiye alınmıyor. Oysa ki çizgi roman okuyarak başlanılan okuma yolculuğunu iyi bir edebiyat okuru olarak sürdürenler hiç de azımsanacak sayıda değil. Ayrıca iyi

okumak için tıklayınız

?Beyaz Benek? ve Zeliha Bulut – Adil Okay

1973 doğumlu Zeliha Bulut, hapishane kapılarında büyüyen bir kadın. Yıllar yıllar boyunca, karda kışta, yazın kavurucu sıcaklarda ziyaret kuyruklarında beklemiş. İtilmiş kakılmış ama o vazgeçmemiş politik mahpuslara ışık taşımaktan. Sonra büyümüş ve ?özgürlük eşitlik? diyerek çıkmış sokaklara. Yüksek sesle haykırmış. Ve bu kez o düşmüş mahpus damına. 2013 ortalarında mahkemesi sonuçlanmış ve müebbet hapse mahkum

okumak için tıklayınız

Borges?in Ötesinde? – Dağhan Dönmez

Körlük görmemek değil, görmediğini bilmemektir. Zweıg?ın ?Satranç?ı, Gestapo faşizminin izlerini taşıdığı kadar; psikolojik öğeler de ihtiva eden, kusursuz bir gerilim öyküsüdür. Ancak bana kalırsa kitabın en göz alıcı özelliği, hikayenin ana karakteri Dr.B?nin, aylarca hücre hapsine kapatılmışken; bir sorgulama öncesi bekletildiği odada, askıdaki montun cebinden satranç kitabı çalmasıyla hayata tutunmasıdır. Zaman kavramını yitiren, delirmenin eşiğindeki

okumak için tıklayınız

Noel yemekleri – Faiz Cebiroğlu

Danimarka?da, Kasım ve Aralık ayı demek, Noel yemekleri demektir. Yalnız Danimarka?da değil, tüm İskandinavya ülkelerinde, Kasım, Aralık ayı, Noel yemekleri ayıdır. Noel yemekleri bu ülkelerde gelenektir, partidir, eğlencedir?Noel yemekleri, bu ülkelerde, kalplerin partisi ve bayramıdır? Noel yemekleri bu ülkelerde, aynı zamanda, birbirini aldatmanın da eğlencesi ve partisidir.

okumak için tıklayınız

Bir çınarın gölgesinde – Görkem Yeltan

Beyoğlu pek çok çınar taşıdı bugüne kadar. Onların büyümeleri, kök salıp yerin altlarından şehre, ülkeye, dünyaya ulaşmaları için uğraştı. Kimler gelip kimler geçerken ne izler bıraktı Beyoğlu?na. O izler neler neler sunuyor, başka dünyalar açıyor şimdi biz bu çağda yaşayanlara. Çikolata ile birlikte bir oyuna gittik. İlk kez konservatuar yıllarımda izlediğim, sonrasında da kaç kez

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu Madonna Üzerine – Arş. Gör. Oğuzhan Karaburgu

Türk edebiyatında ismini daha çok hikâyeci olarak duyuran Sabahattin Ali, roman sahasında da üç eser vermiştir. Bunlar Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna?dır. Bizim incelememize konu olan Kürk Mantolu Madonna[1], önce 18 Aralık 1940 ? 8 Şubat 1941 tarihleri arasında Hakikat gazetesinde ?Büyük Hikâye? başlığı ile tefrika edilir sonra da 1943 yılında Remzi

okumak için tıklayınız

Mert Fırat: “Palahniuk, Sabahattin Ali okumuş mudur?”

Bursa Nilüfer Belediyesi, 2013 yılını Sabahattin Ali’ye adadıktan sonra Ali’nin eserlerini derinlemesine incelemek için yıl boyunca söyleşiler, kitap okumaları, film ve tiyatro gösterimleri, sergiler, atölyeler ve bir de tasarım yarışması düzenledi. Bu etkinliklerin esas amacı yazarın her yaştan okur tarafından daha yaygın biçimde tanınmasını sağlamaktı. Gülşah Çırak’ın (Hüseyin Özdilek Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi),

okumak için tıklayınız

Faili meçhul hikâyeler – Ayça Örer

Gökçer Tahincioğlu, 70?li yıllarla başlayıp bugüne uzanan derin tarihi, dönemin korku verici öğelerinden birini hatırlatarak anlatıyor: ?Beyaz Toros.? Kitapta, on iki faili meçhul hikâye var. Sınırın az ötesinde, Yunanistan?da örneğin, beyaz bir otomobil yanınıza yanaştığında korkar mısınız? Hayır. Ama o araba size İzmir?de, Ankara?da, Elazığ?da, Diyarbakır?da yanaşsa aklınıza olmadık akıbetler gelir. Söz konusu korkuysa, eşitiz.

okumak için tıklayınız

Ok, Balta ve Mancınık (Ortaçağda Savaş Sanatı 378 – 1515) – C.W.C Oman

“Mızraklı balta İsviçre askerlerinin en gözde silahıydı. 2.5 metre uzunluğundaki bu balta silahların en ağırı olmasının yanı sıra, en öldürücüsüydü. Silahın baş kısmı sivri bir uçla sonlanıyor, bu ucun ön kısmında keskin bir balta, arka kısmında güçlü bir kanca bulunuyordu. Alplerdeki çobanların güçlü kollarıyla savrulduğunda miğferleri, kalkanları ya da zırhlı ceketleri mukavva gibi yarıp geçiyordu.

okumak için tıklayınız

İki dil, bir yayınevi: Aras Yayınları, 20. yılını kutluyor?

?Ermeni edebiyatına açılan pencere? nitelemesine sahip Aras Yayınları, 20. yılını kutluyor. Akşam Kitap, Aras Yayınları?nın editörleri Nıvart Taşçı ve Ararat Şekeryan?la konuştu: Kuruluştan sonra yaşananları anlatır mısınız? Kimler destek oldu? Ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Ermeni edebiyatına yoğunlaşma kararı nasıl alındı?

okumak için tıklayınız

Hayvana da saygı – Cihan Erken

Gezi Parkı direnişi, bizlere insan dışındaki türlerin de savunulması ve korunması gereken hakları olduğunu bir kez daha hatırlattı. ?Bizim? bu dünyada hemen yanı başımızdaki, ancak bir yandan da o ontolojik ?biz?in dışındaki hayvanların ve bitkilerin de birtakım hakları olduğu, ?en temel hak olan yaşam hakkı gibi? bu süreçte, başta hayvan hakları koruyucuları olmak üzere, çeşitli

okumak için tıklayınız

Görülmeyen Adam – Ralph Ellison

1952’de ABD’de yayımlandığında haftalarca çok satanlar listesinde kalan ve ertesi yıl National Book Award’a değer görülen Görülmeyen Adam, Amerika’nın en çarpıcı çelişkilerini sergiliyor. Görülmeyen Adam, egemen kültürün içinde tutunmaya çalışan siyahi bir gencin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Toplumun her katmanına girip çıkan roman kahramanının hikâyesi, Güney’in prestijli kolejlerinden Harlem’in tekinsiz sokaklarına, eşit hak ve özgürlükler

okumak için tıklayınız

Osmanlı Sosyalist Fırkası ve Yayınları – Selçuk Gürsoy

“Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” İştirak Osmanlı Sosyalist Fırkası (OSF), siyasal tarihimizdeki ilk partilerden biri olmasının yanında Türkiye’de kurulan ilk sosyalist parti olmasıyla da dikkat çekici. Özellikle Avrupa’da hızla gelişen sosyalizm akımının, dönemin şartları içinde Osmanlı topraklarıyla buluşmasını sağlayan Osmanlı Sosyalist Fırkası ve yayınları her bakımdan kapsamlı bir değerlendirmeyi fazlasıyla hak ediyor. Selçuk

okumak için tıklayınız

Sinema Savaşları (Bush-Cheney Döneminde Hollywood Sineması ve Siyaset) – Douglas Kellner

Sinema Savaşları, filmlerin eleştirel yorumlarının günümüz kültür ve toplumunu anlamamıza yardımcı olabileceğini ve böylece siyaset ve devlet, şirketler ve ekonomi, ekonomik kriz ve çevre krizi, terör, savaş ve militarizm ile demokrasiye yönelik tehditler hakkındaki önemli tartışmalara katkıda bulunabileceğini göstermeye çalışıyor. Tarihten ve sosyal teoriden yararlanarak 2000-2008 arasında çekilmiş onlarca Hollywood filmini analiz ediyor, bu yolla

okumak için tıklayınız

Akışkan Gözetim – David Lyon, Zygmunt Bauman

Bugün hayatımızın her ayrıntısı hiçbir zaman olmadığı kadar çok yakından izleniyor, kaydediliyor; ve gözetim altındakiler genellikle gözetleyenlerle gönüllü bir işbirliği içinde. Londra’dan New York’a, Yeni Delhi’den İstan-bul’a, bütün büyük kentlerde kameralar artık kamusal alanların alışıldık, itiraz edilmeyen parçası haline geldi. Uçağa binecekseniz, bedeniniz boydan boya taranıp biyometrik kontrole tabi tutulur; arama motorları ve kredi kartı

okumak için tıklayınız

Antik Yunan Uygarlığı (3 Kitap Takım) – Andre Bonnard

Antik Yunanistan, insanlık tarihinde, bilimin ve sanatın bütün dallarında büyük atılımlarla dikkat çeken parlak bir sayfa oluşturur. Antik Yunan Uygarlığı eseri, bu parlak dönemi ve uygarlık kavramını oluşturan bütün sanatsal, bilimsel, felsefi ve dinsel yaratımları çağdaş hümanizmanın gözüyle inceliyor. Şiirin aşılmaz doruğu kabul edilen İlyada’yı, derin bir insancıllığı yansıtan tragedyaları, insanların tanrılar aracılığıyla dile getirdiği

okumak için tıklayınız

Herman Hesse’nin “Narziss ve Goldmund” romanı için bir inceleme – Gürcan Çiçek

“Narziss ve Goldmund, kişilikleri ve dünya görüşleri çok farklı iki insan arasındaki sıradışı dostluk eksesinde, yaşam, ölüm, sanat, us, aşk, tutku ve cinselliğin izini sürüyor. Bir yanda bilge Narziss, öte yanda sanatçı Goldmund; ikisi de kendi yolunda, ?kendini gerçekleştirme? yolunda mükemmel?e ulaşmaya çabalasa da, mükemmel?e karşıt yönlerden yaklaşmayı başarabiliyorlar ancak. Karşıtlıkların iki insanı birbirinden koparmadığı,

okumak için tıklayınız

Çehov?un hüznü rahatlatıcıdır – Asuman Kafaoğlu-Büke

Anton Çehov, Rus toplumundaki çöküşü yansıtır. En önemlisi, Tolstoy ya da Dostoyevski?nin dini inançları ve spiritüel duyguları kalmamıştır onda. Anton Çehov, 1892 yılında yayımcısı Tikhonov?a yazdığı mektupta kendinden Düello romanının yazarı diye söz eder, oysa bugün onun en az bilinen eseridir bu roman. Düello ve bir de Sibirya?nın kuzeyine yaptığı gezi sonrasında yazdığı seyahatname, artık

okumak için tıklayınız