William Faulkner’in Nobel konuşması: Her şey korkmakla başlar

Bayanlar ve baylar, Bu ödülün şahsıma değil, çalışmalarıma verildiğini düşünüyorum – ızdırap ve terle yoğrulmuş gayesi, zafer kazanmak, hele ki kâr etmek asla olmayan; tek gayesi, insan ruhunun daha önce yaratmadığı metinler yaratmak olan çalışmalarıma. Aslında bu ödül bana emanet edildi. Ödülle beraber gelen parayı amacına ve anlamına uygun şekilde bağışlayacak bir yer bulmak zor

okumak için tıklayınız

Cesur Bir Adam : Che?nin Kronolojik Hayat Hikayesi – Adys Cupull, Froilàn Gonzàlez

Adys Cupull öğretmen ve gazeteci, Froilan Gonzalez ise hukukçudur. Bu Kübalı çift, on yıldan fazla bir süre, Komutan Ernesto Che Guevara?nın yaşamıyla ilgili araştırmalar yaptı. Bu çalışmalar sırasında, Che?nin ayak izlerini takip ederek Bolivya ormanlarına gittiler, Latin Amerika ve Avrupa ülkelerini ziyaret ettiler. Amaçları, Che?nin hayatına günbegün ışık tutmak ve en önemli yönlerini yeniden yaşatmaktı.

okumak için tıklayınız

Philip Roth’un ilk öyküleri – Ali Bulunmaz

Philip Roth?un bir yazar olarak tanınmasını sağlayan öyküler toplamı ?Hoşça Kal Columbus ve Beş Öykü?, hem yazıldığı döneme yazarın gözünden bir bakış hem de onun gelecekte işleyeceği konu ve temaların ipuçları. Roth, bu öykülerde o zamanın çarpıklıklarını, anlatım biçimi sayesinde evrensel bir dile dönüştürüyor. İçimizden biri veya birkaçı Philip Roth, Amerikan edebiyatının en üretken yazarlarından.

okumak için tıklayınız

Bir parça huzur… – Melisa Ceren Hasmaden

Jay Parini?nin kaleme aldığı Son İstasyon, Lev Nikolayeviç Tolstoy?un yaşamının son yılını anlatıyor. Sanatçı, yapıtların ardındaki o gizemli yaratıcı, alımlayıcı tarafından iştahla merak edilir. Sanatçıların ölümünün ardından günlüklerinin, mektuplarının, kişisel notlarının yayımlanması, biyografi ya da otobiyografilerin okur tarafından büyük ilgi görmesi, yapıtlarda ısrarla sanatçının izinin sürülmesi hep bu merakın sonucu. Sanatçıların yapıtlarında, özellikle yazarların metinlerinde,

okumak için tıklayınız

Gezi’ye objektifin ardından bakmak – Beste Sezen Ateşpare

Direniş günlerini ölümsüzleştiren 21 foto muhabirin vizöründen özel kareler, fotoğrafın ustalarından Coşkun Aral?ın seçkisiyle yarın Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alacak. ?Türkiye?de bir dönem tarih sayfalarına işlenirken dünya fotoğrafın gücüne bir kez daha tanıklık ediyordu? Yüz binlerce insan sokaktaydı: Gençler, ebeveynler, sanatçılar, işçiler, eşcinseller? İnananlar ve ateistler? Ve elbette polisler? Duvarlara, yollara yazılan yazılar,

okumak için tıklayınız

?Döner kebap dönmez olsun yaşasın beşlik simit? – M.Utku Şentürk

?Can kurtaran halkası Susamdandır markası, Kimseye karşı yoktur Gösterişi, cakası…? Yanıtı ?simit? olan bu eski İstanbul bilmecesi, simidin günlük yaşamımıza ne denli girmiş olduğunu yansıtmıyor mu? Öyle ya, tıpkı kazara denize düştüğünüzde yılana sarılmayın diye size fırlatılan ve boğulmanızı önleyen sadık kurtarıcınız ?can simidi? gibi, ucuz ve her yerde bulunan bir yiyecektir simit.

okumak için tıklayınız

Köpeğe Kahkaha – Müslüm Kabadayı

Hamile olduğundan beri, her asansöre bindiğinde yüreği ağzına geliyordu. İneceği kata gelince sarsıntılı duran asansörde, eşine sarılıyordu. İyi ki sarılacağı bir insan vardı hayatında? O sabah, mahallenin pazarına gitmek üzere evden çıktılar eşiyle; bindikleri asansör, zemin kata gelince gene sarsılmış, bu kez eşi onu sararak korumaya çalışmıştı. Bu, daha da hoşuna gitmişti Diyabijan?ın. İçinden akıp

okumak için tıklayınız

Ermeni edebiyatını yakın kılan külliyat – Karin Karakaşlı

Dünya kültür tarihi açısından kıymetli bir eser olan Modern Ermeni Edebiyatı, tarihsel ve toplumsal dinamikler arasındaki incelikli dengeleri gözeterek her dönem için ayrıntılı bir çerçeve çiziyor. Edebiyatı yazarın hayal gücü kadar gayri resmi insanlık tarihi olarak bildim. Hakkı verildiğinde imkânla mümkün anlamlardır her ikisi de edebiyatın. Yazar hayal gücüyle bu dünyaya alternatif bir paralel evren

okumak için tıklayınız

Paha Biçilemez – A. Şule Süzük Toker

?Altın mı? Sarı, parlak, değerli altın mı? Hayır, Tanrılar, Kendimi aylaklığa adamadım ben! Onun şuncası karayı ak, çirkini güzel, yanlışı doğru, Alçağı soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit eder. ?. Neden bu?? (Atinalı Timon, Shakespeare) Bir sanat yapıtını değerli kılan nedir? Bir resmin, bir heykelin, bir müzik parçasının ya da bir romanın ?değer?inden söz edebilir miyiz?

okumak için tıklayınız

“Fethiye Çetin Tarihi” – Yıldırım Türker

Fethiye Çetin?in ?Anneannem? adlı kitabı, çığır açan ilklerdendir. Sadece anneannesi Seher?in hikayesiyle bu toprakların hiç deşilmemiş, hiç dile dökülmemiş ortak günahlarından birini usulca önümüze bıraktığı için değil. O günahın izlerini kendi hayatı peşinde sürerken hepimize çırılçıplak bir dil önerdiği için.

okumak için tıklayınız

Medya Kültür Para ve İstanbul İktidarı – Mustafa Sönmez

Medya-kültür endüstrisi, 2010 Türkiye’sinde ne gibi niteliksel ve niceliksel boyutlara sahip ve bu endüstri, İstanbul için ne ifade ediyor? Bu sorulara cevap arayan çalışma, 9 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, medya endüstrisinin Türkiye’de tanımlanışını, tarihsel gelişimini ve İstanbul’un bu alanın merkezi olmasının ekonomi politiğini konu alıyor. İkinci bölüm, yazılı medya alanını konu alıyor ve gazete-dergi yayıncılığının

okumak için tıklayınız

Herkes İçin Evrim (Darwin’in Teorisi Hayata Bakış Açımızı Nasıl Değiştirir?) – David Sloan Wilson

Darwin’in doğal seçilim teorisini ortaya atmasının üzerinden bir buçuk asır geçti. Bu süre içinde toplanan kanıtlar o kadar güçlü ki, evrimi artık teoriden öte bir olgu görüyoruz. Fakat, diyor Amerikalı evrimci David Sloan Wilson, diğer disiplinlerle harmanlanmadığı ve günlük hayata uyarlanmadığı sürece evrim teorisinin hakkını vermiş sayılmayız. Zira evrim olup bitmiş bir şey değil, daima

okumak için tıklayınız

Sayı: Bilimin Dili – Tobias Dantzig

Sayı kavramı tarih boyunca nasıl bir gelişim izledi? Einstein’ın “sayının evrimi üzerine okuduğum en ilginç kitap” diye nitelediği bu klasikleşmiş eserinde matematikçi Tobias Dantzig, bu sorudan yola çıkarak sayıyı mercek altına yatırıyor. Dantzig, matematik tarihini emin adımlarla ilerleyen bir süreç olarak değil, rastlantıların ve sezginin büyük rol oynadığı bir süreç olarak canlandırıyor. Üzerinde nadiren durduğumuz

okumak için tıklayınız

Komşu Yazar Ludmila Filipova ile Söyleşi – Melis Yalçın

Dedesi eski başbakan Grişa Filipov’un günlüğünden ve resmi belgelerden faydalanarak Bulgaristan’daki komünist rejimin son yıllarını anlattığı ilk romanı “Aramızdaki Duvar” ile Türkiye’de geniş çevreler tarafından tanınan Ludmila Filipova, dilimize çevrilen ikinci romanı “Kızıl Altın” ile tekrar gündemde. Sofya Ekonomi Üniversitesi?ni üstün başarı derecesiyle bitiren Filipova’nın yayımlanmış yedi kitabı bulunuyor. Kitaplarının tamamı yayımlandığı dönemde en çok

okumak için tıklayınız

Saroyan’ın büyük yolculuğu – Bedia Ceylan Güzelce

1964?te atalarının kemiklerinin bulunduğu Bitlis?i ziyaret etmek üzere Türkiye?ye geldi. Niyeti, ailesinin yaşadığı evi onarıp orada yaşamak ve ölmekti. Fakat o yılların Bitlis?i ile hayalindeki yer çok farklıydı. Artık tek bir Ermeni dahi kalmamıştı. Genç yaşta kaybettiği babasından geriye altı sandalye kalmıştı. Bu altı sandalye, o günlerde henüz üç yaşındaki William Saroyan?ın hayatının altı dönüm

okumak için tıklayınız

Çocukluğunu bir gecede yitirmiş Surmelian?dan yüreğe dokunan sesleniş – Fırat Güllü

Geride bıraktığımız yüzyılın en önemli sinema şaheserlerinden birisi olan ?Yurttaş Kane?in açılış sahnesinde basın tröstü patronu Charles Foster Kane, ölüm döşeğindedir; son sözü ?rosebud? olur. Tüm film, bu garip adamın son sözünün ne anlama geldiğini anlamaya çalışan bir gazetecinin araştırması üzerine kurulacak ve her şey elindeki tüm o ekonomik ve politik güce rağmen hayatı boyunca

okumak için tıklayınız

“Gezizekâlılar”ın hikâyesi – Zeynep Atamer

31 Mayıs günü sabaha karşı, Taksim Gezi Parkı?ndaki az sayıda çadıra, orantısız bir şiddet uygulanarak ve ilerleyen zamanda çoğumuzun maruz kalacağı biber gazı marifetiyle saldırılmasıyla, önce Gezi Parkı?nın, sonra İstanbul?un, sonra da Türkiye?nin üzerinde, yaz boyu hareketliliğini yitirmeyen bir hayalet dolaşmaya başladı. Ana akım medyanın penguenlere odaklandığı bu süreçte, yaşananları kayda geçirme ve anlamlandırma çabaları,

okumak için tıklayınız

Bedenimiz tehdit altında! – Aysel Sağır

?Algı bedenin dünyayla kurduğu bir salınım ilişkisidir. Beden önce bir durumun içinde oluşuyla dünyayı algılar sonra dünyanın algısı bedene eklemlenir, dolayısıyla bu ilişki dünyayı ve bedeni aynı anda var eder.? Başkalarının bakışları Toplumla ilişkimizi bedenimizle kuruyor, dolayısıyla da dünyayı bedenimizle algılıyoruz. Yani bedenimiz de tıpkı belleğimiz gibi biriktiriyor, bilinçaltı oluşturuyor; hatta başkalarının karşısında acil durum

okumak için tıklayınız