R. D. Laing ve Uygulamaları
R.D. Laing’in (Ronald David Laing) uygulamaları değerlendirildiğinde, kendisinin bu kitapta savunulan “ilerici psikanaliz” vizyonunun en radikal temsilcilerinden biri olduğu görülebilir.
1. “Tıbbi Model” ve Hiyerarşinin Reddi
Amerikan tıbbının ve psikanalizin 1950’lerde “tedavi eden” (cure) maskülen/bilimsel bir otorite figürüne dönüştüğü ve “bakım veren” (care) insani yönü dışladığı eleştirisi yapılır,.
- Laing’in Değerlendirmesi: Laing’in uygulamaları, bu “doktor-hasta hiyerarşisinin” en sert reddidir. Harry Stack Sullivan’ın “katılımcı gözlemci” rolü övülürken, Laing bu rolü daha da ileri götürerek doktor ve hastanın aynı evde eşit statüde yaşadığı komünler (Kingsley Hall) kurmuştur. “Karşılıklı kırılganlık” ve otoritenin dağıtılması ilkesi, Laing’in pratiğinde vücut bulur.
2. Şizofreniye “İnsancıl” ve “Bağlamsal” Yaklaşım
Harry Stack Sullivan’ın şizofreni koğuşu, hastaların biyolojik olarak “bozuk” değil, çevrelerine (homofobik ve baskıcı toplum) tepki veren bireyler olarak görüldüğü örnek bir model olarak sunulur.
- Laing’in Değerlendirmesi: Laing’in şizofreniyi “hasta bir aileye veya topluma verilen sağlıklı bir tepki” olarak görmesi, Harry Stack Sullivan ve Frieda Fromm-Reichmann geleneğinin doğrudan devamıdır. Laing, kitapta “analiz edilemez” damgası yiyen psikotik hastaları merkeze alarak, psikanalizin sadece “nevrotik elitler” için olmadığını kanıtlayan “halkçı” duruşu sergilemiştir.
3. “Bakım” (Care) ve “Tedavi” (Cure) İkiliğinin Aşılması
psikanalizin “bakım vermeyi” (care) aşağılayarak kendini sadece “tedavi eden” (cure) bir bilim olarak konumlandırmasının hata olduğudur.
- Laing’in Değerlendirmesi: Laing’in uygulamaları, “iyileştirmeyi” semptomları yok etmek olarak değil, bireyin kendi deliliği içinden geçmesine “eşlik etmek” ve ona “bakım/alan sağlamak” olarak tanımlar. Bu, kitabın savunduğu; terapinin sadece teknik bir müdahale değil, insani bir “tanıklık etme” süreci olduğu görüşüyle birebir örtüşür. Laing, kitapta “kadınsı” bulunarak dışlanan bakım etiğini radikal bir şekilde sahiplenmiştir.
4. “Şehrin Merkezindeki Analist” ve Sosyal Adalet
Kitapta Neil Altman’ın, psikanalizi ofisten çıkarıp toplumun içine taşıması modern bir başarı örneği olarak sunulur.
- Laing’in Değerlendirmesi: Laing’in hastaneleri terk edip Londra’nın işçi sınıfı mahallelerinde (East End) kurduğu terapötik topluluklar, kitabın “duvarları yıkmak” ve “sokağa inmek” çağrısının eyleme dökülmüş halidir. Laing, deliliği biyolojik bir kader değil, sosyo-politik bir “yabancılaşma” olarak görerek, kitapta Ferenczi’nin başlattığı söylenen “sosyal adalet ve psikanaliz” hattında yer alır.
Sonuç: Laing, Kitabın “İlerici Psikanaliz” Tanımına Uyar mı?
Evet, fazlasıyla uyar. tarihsel anlatıya göre R.D. Laing;
- Ortodoks Psikanalize Karşıdır: Tıpkı Ferenczi ve Rank gibi, katı teknik kuralları (divan, mesafe, sessizlik) reddetmiştir.
- İlişkiseldir: Terapistin “beyaz perde” değil, gerçek bir kişi olarak ilişkiye katılması gerektiğini (Sullivan ve İlişkisel Ekol gibi) savunmuştur.
- Halk İçindir: Tıbbi etiketi ve pahalı prosedürleri reddederek, “deliliğin” insani bir deneyim olduğunu savunmuş ve dışlanmışlara kucak açmıştır.
R.D. Laing, Lewis Aron ve Karen Starr‘ın eleştirdiği “elitist, tıbbi ve katı” Amerikan psikanalizine karşı, onların savunduğu “esnek, insancıl, ilişkisel ve sosyal” psikanaliz vizyonunun tarihsel bir müttefiki olarak değerlendirilebilir.