Etiket: Ayrıntı Yayınları

“Akışkan Gözetim” – Ali Bulunmaz

Zygmunt Bauman ve David Lyon, “Akışkan Gözetim”de günümüzün bir gerçeğini; gözetleme, sınıflandırma, denetleme ve sistemli olarak izleme dünyasında olup bitenleri tartışıyor. İkili, “Akışkan gözetim ne kadar işe yarar?” sorusunun yanıtını arıyor. Olağan rontçuluk Hayatımızı belirleyen en önemli şey hız. Her şey o kadar büyük bir süratle değişiyor ki buna ayak uydurmak için aynı şekilde hareket

okumak için tıklayınız

Gözyaşının Kimyası – Peter Carey

Catherine Gehrigin Swinburne Müzesinde çalışan ilk kadın horolojist; zaman ölçerleri, saatleri, otomatonları ve diğer kurmalı motorları restore edip çalışmasını sağlayan bir uzman. Kırklı yaşlarına merdiven dayamış Catherine, on üç yıllık gizli sevgilisi Matthew Tindall’ın ani ölümü üzerine sarsılacaktır. Acısını ya da sırrını paylaşacağı kimsesisi yoktur. Ne var ki cenaze töreninde sıradan bir arkadaş rolü oynamaya

okumak için tıklayınız

Acı Bir Serüven Olarak Bireyselleşme – Aysel Sağır

Birey olmak ya da bireyselleşme, bir insanın doğumuyla birlikte başlayan bir süreç. Ancak, nedir birey olmak? Kimlere birey deniliyor? Her insan aynı zamanda bir birey değil midir? Soruları çoğaltmak mümkün, zira birçok insan, birey olma sürecini tamamlayamadan, hatta bunun bile farkında olmadan yaşamın içinde debeleniyor. Birey olma, kişiyi tamamlayan ana benlik olarak onu yaşamının sonuna

okumak için tıklayınız

Kamusal Eğitime Tehdit Dershaneler – Kemal İnal

Türkiye’de özel dershaneler epeydir eğitimin en büyük sorunlarından biri. Evet, dershaneler bir neden değil, sonuç. Eğitimde niteliği ve eşitliği gözardı eden politikaların bir sonucu. Daha çok sınav odaklı eğitim sisteminin yarattığı sözde bir çözüm. Piyasadaki aktörlerin, yani kapitalist işverenlerin buldukları bu çözüm, Türkiye eğitim sisteminin hiçbir sorununa çare olamadı, olamıyor. Milyonlarca öğrencinin dershanelere gitmesine, onca

okumak için tıklayınız

Azınlıklar, Ötekiler ve Medya

İnsan kendi kendisinin karşısındayken, onun karşısında olan “öteki”dir. -K. Marx- Özne “öteki” üzerinden kendisini tanımlar, özne için “öteki” vazgeçilmezdir, varoluşunu tanımlaya-bilmesinin zorunlu koşuludur. Toplumsal anlamda bir yapının kendini tanımlayabilmesi için de “öte-ki”ne ihtiyacı vardır ve “öteki” olmadan kendi konumunu belirleyemez. Örneğin, milliyetçiliğin var olması için bir düşmana ihtiyacı vardır.

okumak için tıklayınız

Gezi, İsyan, Özgürlük (Sokağın Şenlikli Muhalefeti) – Derleyen : Kemal İnal

Taksim Gezi Parkı’ndaki bir grup kentlinin ekolojik duyarlılığa dikkat çekerek ateşlediği işaret fişeğiyle harekete geçen milyonlarca insanın kısa bir süre içinde AKP hükümetinin neoliberal ve muhafazakar politikalarını eleştirmeye ve değiştirmeye dayalı eylemleri hiç kuşkusuz Türkiye ve dünya demokrasi tarihinde yeni bir sayfa açmıştır. “Komün”, “paylaşma”, “dayanışma”, “kolektif davranış” gibi bir süredir, en azından kamuoyu nezdinde,

okumak için tıklayınız

Sosyalizmin Osmanlıcası – Halil Türkden

Paul Dumont?un ?Osmanlı İmparatorluğu’nda Yaşamak: Toplumsallık Biçimleri ve Cemaatlerarası İlişkiler? başlıklı çalışması Osmanlı İmparatorluğu?nda toplumsallaşmanın nerede, nasıl ve kimlerle gerçekleştiğini; bu toplumsallaşma çerçevesinde nelerin konuşulduğunu; Osmanlı?daki yaşamın Batı?dan ve Batı merkezli milliyetçilik akımlarından nasıl etkilendiğini; Doğu Anadolu?da Ermeni çocuklarının hangi oyunları oynadığını; Fransızların ve Rumların belli şehirlerde hangi dili konuştuğunu; döneme dair siyasi analizlerden

okumak için tıklayınız

Akışkan Gözetim – David Lyon, Zygmunt Bauman

Bugün hayatımızın her ayrıntısı hiçbir zaman olmadığı kadar çok yakından izleniyor, kaydediliyor; ve gözetim altındakiler genellikle gözetleyenlerle gönüllü bir işbirliği içinde. Londra’dan New York’a, Yeni Delhi’den İstan-bul’a, bütün büyük kentlerde kameralar artık kamusal alanların alışıldık, itiraz edilmeyen parçası haline geldi. Uçağa binecekseniz, bedeniniz boydan boya taranıp biyometrik kontrole tabi tutulur; arama motorları ve kredi kartı

okumak için tıklayınız

Bedenimiz tehdit altında! – Aysel Sağır

?Algı bedenin dünyayla kurduğu bir salınım ilişkisidir. Beden önce bir durumun içinde oluşuyla dünyayı algılar sonra dünyanın algısı bedene eklemlenir, dolayısıyla bu ilişki dünyayı ve bedeni aynı anda var eder.? Başkalarının bakışları Toplumla ilişkimizi bedenimizle kuruyor, dolayısıyla da dünyayı bedenimizle algılıyoruz. Yani bedenimiz de tıpkı belleğimiz gibi biriktiriyor, bilinçaltı oluşturuyor; hatta başkalarının karşısında acil durum

okumak için tıklayınız

Protesto Bir Sanattır – Onur Koçyiğit

Çok ciddi bir toplumsal süreçten geçtiğimiz ortada. 60?lar ve 70?lerin sıcak ideolojik ikliminin 80?lerin ve 90?ların soğuk hücreler ve tabutlarla dönüştürüldüğü, devlet eliyle bir bakıma ?kırdığı? günlerden; bugüne, toplumsal hareketin gerek ülkemiz gerek coğrafyamız adına yeniden ısındığı âna dönüştürüyoruz. Bu, iyimser bir teori ya da retoriğe sığınma hâli olarak görülebilir ancak protesto hareketlerinin etkisini iyi

okumak için tıklayınız

Karnaval ve Direniş – Burak Özçetin, Doğuş Sarpkaya

Gezi direnişi boyunca sürekli olarak gündeme gelen konulardan biri ?isyancıların? ve ?direnişçilerin? ortaya koyduğu mizahi performans oldu. Afişlerle, duvar yazılarıyla, şarkılarla, sloganlarla, Twitter temaşasıyla, sosyal medya paylaşımları, web siteleri ile direnişin mizahi yönü öne çıktı. Direnişçiler İstanbul sokaklarını, Gezi Parkı?nı ve Türkiye?yi bir eylem ve karnaval mekânına çevirdiler. Gelişmeler, toplumsal hareketlerin mizahi ve ayrıksı yönleri

okumak için tıklayınız

Bir Yeniçerinin Hatıraları – Konstantin Mihailoviç

Sırp Konstantin Mihailoviç İstanbul’un fethinden iki yıl sonra, 1455 yılında, Niş yakınlarındaki köyünden Türkler tarafından alınıp başkente götürülür. Yirmi yaşındaki Mihailoviç kısa süreli bir eğitimden sonra Yeniçeri Ocağı’na kaydedilir ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkan topraklarından, Ege kıyılarına ve Tuna’ya uzanan fetihlerine, başarısızlığa uğrayan Belgrad Kuşatması’na, 1458 Mora, 1461 Sinop ve 1462’de Uzun Hasan’a karşı Trabzon Seferi’ne

okumak için tıklayınız

İğneyle Kuyu Kazanların Hikâyesi – Uğur Demirhanlı

Her hayatın anlatmaya ve okumaya/dinlemeye değer bir hikâyesi vardır. Bu açıdan, hayat hikâyelerimizin paylaşılamadan maziye karışması gerçek bir kayıp olarak değerlendirilebilir. Hayat hikâyelerimiz büyük çoğunlukla aile çevresi, eş dost arasında ve sözel olarak kalır ve buna bağlı olarak da anı/biyografi/otobiyografi türündeki kitaplar ülkemizde yeterince yaygın değildir. Son yıllarda popüler olan yeni yetme popçu Justin Bieber?ın

okumak için tıklayınız

Tersine Pharmakos – Melike Uzun

Terry Eagleton ?Thomas Mann?in Kirpisi? makalesinde Antik çağ Yunanistan?ındaki günah keçisi (pharmakos) geleneğinden söz eder. Yıl boyunca biriken kirlilikten kurtulmak için seçilen iki kişidir günah keçisi. Thargelia şenliğinde bu kişiler kentin sokaklarında teşhir edilir, üreme organlarına vurulur ve öldürülür. Pharmakos sembolik düzeyde topluluğun suçunu yüklenir ve bu şekilde arınmayı sağlar. Günah keçileri toplumsal hiyerarşinin en

okumak için tıklayınız

Gözlerimizin Vicdanı Dile Gelirse – Murat Balköse

Richard Sennett?i tanımadan çok önceleri, içinde yaşadığım büyük Türkiye kentlerini çarpık ve itici buluyordum. Yanaşık düzen dikilmiş tek sıra apartmanlar, çarpık sokaklar, biz insanların yaşamlarını kısıtlayan unsurlardı. Kentte soluk alamıyor, görsel anlamda boğuluyorduk. Bu yapılar neleri gözeterek yapılmışlardı. Peki bu yüksek apartmanlarda kimler yaşıyorlardı? Bu insanlar şu anda neler yapıyorlar ve ne düşünüyorlardı? Beraber aynı

okumak için tıklayınız

Osmanlı İmparatorluğu’nda Sosyalist Hareketler – George Haupt, Paul Dumont

Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalist Hareketler ilk kez 1977 yılında Gözlem Yayınları’nın tarihçi Stefanos Yerasimos’un da katkısıyla Paul Dumont’a yaptığı öneriyle kitaplaşmıştır. Dolayısıyla kitap çeviri olmakla birlikte yalnızca Türkçe yayımlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğunda Sosyalist Hareketler, dönemin merkezi siyasal partileri İttihat ve Terakki ve Hürriyet ve İtilaf’ın politikalarına, Meclis’teki tartışmalara, Makedonya meselesi, Ermeni sosyalist partilerine (Taşnaktsutyun ve Hınçakyan), kapıdaki

okumak için tıklayınız

Muhafazakar Eğilimli Sanata Etik bir Deyiş – Şükrü Keleş

Âlimane kelimelerden biri olan etik, iyinin ve kötünün tanımını ve ayrımını temellendirmeye çalışan bir alanın adı. Etiğin ana konusunu, insan aklının iyi ve kötü ayrımını hangi kavram ve yöntemler üzerinden yaptığı oluşturur. Bazı etik yaklaşımlarca bu ayrımda temel alınan değerlendirme nesnelerinden biri eylemdir. Eylemin içinde yapıldığı toplumsal koşullardan tutun da eylemin doğruluğu, yanlışlığı ve gerektiğinde

okumak için tıklayınız

Faşizm Şapkadan Çıkmadı – Onur Koçyiğit

Sosyal faşist kavramı, bize 60?ların sonu 70?lerin başında angaje olmuşsa da tarihsel bağlamı daha eskidir. 70?lerden bir örnek vermek istiyorum: Bugünkü PKK?nin lideri Abdullah Öcalan, Ankara?da okurken, Ankara Devrimci Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) üyesidir. Öcalan, derneğin yönetiminde de bulunmuştur ancak daha sonra yönetimin sosyal faşist-Maocu bozkurt şeklinde nitelenmesi ve revizyonist tavırlar alması üzerine dernekten ayrılmıştır,

okumak için tıklayınız

Postmodernizmin Yanılsamaları -Terry Eagleton

Girdabına kapıldığımız ulusaşırı kapitalizm çağını kavrayabilmek için başvura-bileceğimiz söylenen postmodern düşünce tarzının birçok tuhaf ve çelişkili bo-yut barındırdığını seziyorduk… Bu tuhaflığın en belirgin öğesi, temelde Aydınlan-macı fikirlere yönelik eleştirilerden kaynaklanıyordu. Tüm bilimselcilik, temelcilik, evrenselcilik, totalite, özdeş-düşünme, özerk ve bileşik özne ve benzerlerine yönelik eleştiriler büyük ölçüde yabancısı olduğumuz terimlerle ya da pek tanı-madığımız

okumak için tıklayınız

Umudun Arkeolojisi: Din ve Maddecilik – Bora Erdağı

Bazı yazarların veya kitapların okunması için özel nedenler gerekir. Eğer bu özel nedenlerden yoksun sıradan bir okursak zaten okumamızın başarıya ulaşması, beklentilerimizin karşılanması mümkün değildir. Kısa sürede okumayı bırakıp sızlanmaya başlarız. Fakat kendi gündelik yaşam alanlarından hayata doğru ve hayattan kendi ilgi alanlarına doğru söz almak isteyen bir okursak, o zaman işler değişir. Yani sıradan

okumak için tıklayınız