Etiket: Ayrıntı Yayınları

Televizyon Öldüren Eğlence / Gösteri çağında kamusal söylem – Neil Postman

Televizyon bir cazibe merkezi olarak hayatımızın baş köşesine oturdu. Yirmi dört saat yayın yapan kanallarda tam bir görüntü sarhoşluğu yaşıyoruz. Alışkanlıklarımız, konuşma biçimimiz, ilişkilerimiz televizyona endekslendi sanki. “Eğlenceli”, “renkli” bir hayat yaşamaya başladık. Resmi ideolojinin yasaklıları, toplum kıyısında yaşayanlar bütün “giz”leriyle evlerimizde artık. Kameralar pervasızca mahremiyetimizin en ücra köşelerine giriyorlar. Şiddetin bütün türleriyle tanıştık. “Reality

okumak için tıklayınız

Kentsiz Kentleşme / Yurttaşlığın Yükselişi ve Çöküşü – Murray Bookchin

Bugün, insan ilişkilerinin ayrışmaya başladığı bir dünyada yaşıyoruz. Akıl bedenin, düşünce maddenin, birey topluluğun, klent kuşakları kentlerin, kentler kırsal kesimin, insanlık ise “vahşi ve yola getirilmesi güç” olarak görülen doğanın karşısında yer alıyor. Böylesi “yoksun” bir noktaya evrilmemizde en büyük pay sahibi olan ulus-devlet ise artık totaliter bir karaktere bürünmüş durumda. Politika, kentsel ve katılımcı

okumak için tıklayınız

Sokaktakilerin ellerindeki iskambil kağıtları – Aysel Sağır

Jilet Sinan, sosyolojinin de içinde olduğu bir çok alt metin sunuyor. Bu kadar değil elbette, güçlü çağrışımları var. Gönül Kıvılcım, eserinde, Panait Istrati?nin Arkadaş?nı, Kemallettin Tuğcu?nun tüm karakterlerini 21.yüzyılın kent merkezlerine taşımış dememiz abartı olmaz. Buna Tarık Dursun K?yı, kısmen Sait Faik?i de ekleyebiliriz. Yelpazeyi daha da genişletip, kent merkezlerinde kimsesiz kalmış, gençlerin ve çocukların

okumak için tıklayınız

Direnişi Selamlayan Kitaplar – Doğuş Sarpkaya

Gezi Parkı eylemleriyle birlikte birçok şeyi yeniden düşünme olanağı yakaladık. Bunlardan biri kurumsallaşmış vahşiliğin örnekleriyle yüz yüzeyken, insan yaratıcılığının inanılmaz yoğunlaşabileceğiydi. Polis saldırılarının en acımasız olduğu zamanda bile insanlar orantısız mizah, zekâ ve yaratıcılıkla, oldukça sıkı bir direniş söylemi yaratmayı başardı. Bu sürecin diğer kazanımı da başka bir dünyanın mümkün olduğuna insanların ikna olmasıydı. Polis

okumak için tıklayınız

İşletme Hastalığına Tutulmuş Toplum – Vincent de Gaulejac

Otuz yılı aşkın bir süredir çalışmanın örgütlenmesinde esaslı bir dönüşüm yaşandı. Esneklik ilkesi ve ağ imgesi etrafında şekillenen yeni yönetim paradigması, risk iştahıyla ve müteşebbis ruhuyla sürekli beşeri sermayesini artıran bir işçi tipi oluşturmayı hedefliyor. Üstelik bu paradigma artık sadece işyerini ve çalışma yaşamını değil; benliğimizi, gündelik yaşamımızı ve toplumsal kurumları da biçimlendirmeye başladı. Fransa’nın

okumak için tıklayınız

Yarasalar – Marcel Beyer

Dünyayı kulağıyla algılayan, seslerle düşünen, en küçük tıkırtıdan derin anlamlar çıkartan, bu dnyadaki her tınıyı kaydetmeyi arzulayan tutkulu bir akustik uzmanı. Nazi döneminde yaşıyor – ve “işini” görüyor: akustik düzenlemeler yapıyor, ses kayıtları alıyor. Savaş ortamında, devlet hizmetinde. Çeşit çeşit ses kaydı yapma imkanını değerlendirirken bazen irkiliyor Nazi ruhundan, ama tutkusu da baki. Eninde sonunda

okumak için tıklayınız

Ütopya Denen Vaat – Onur Koçyiğit

İnsanevladı, zaman var olduğundan beri iktidar olma ve erkler üzerinden yaşama isteğiyle dolup taşmıştır. Günümüze gelindiğinde, içgüdülerinden arınıp mantıkla hareket ettiği söylenen hayvan, zamanın başından beri pek bir ?radikal? değişim yaşamamıştır. Bugün hala ve inatla, güce sahip olan tarafta yer almanın istenciyle yaşamaktadır. Nildur Tandaçgüneş?in yazdığı ve ?Antikçağ?dan Günümüze Mutluluk Vaadi? altbaşlığı ile yayınlanan Ütopya

okumak için tıklayınız

Kuzeye Göç Mevsimi – Arzu Özyön

Sudanlı yazar Tayeb Salih?in ilk olarak 1966 yılının Eylül ayında yayınlanan Kuzeye Göç Mevsimi adlı romanı konusu ile olduğu kadar dili ile de insanı etkileyen bir roman. 2011 yılında Ayrıntı Yayınları tarafından yeniden basılan, 136 sayfa ve 10 bölümden oluşan roman Arapça aslından Türkçe?ye Adnan Cihangir?in akıcı ve özenli çevirisi ile kazandırılmıştır. Sömürgecilik Sonrası Edebiyatı

okumak için tıklayınız

Cihan Harbine Doğru Türkiye – Parvus Efendi

Cihan Harbine Doğru Türkiye adlı bu derlemenin yazarı Alexander Israel Helphand Parvus (1867-1924), namı diğer Parvus Efendi 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarının en ilginç sosyalistlerinden biridir. Daha 1894’te yazdığı bir makaleyle Lenin’in dikkatini çekmiş, Rosa Luxemburg’un yakın arkadaşı olmuş, Troçki’nin 1905 Devrimi arifesinde “sürekli devrim” kuramını geliştirmesine önemli katkılarda bulunmuş, 1905 Rus Devrimi’nde

okumak için tıklayınız

Eleştirel Teori Habermas ve Frankfurt Okulu – Raymond Geuss

Yirminci yüzyılın en önemli düşünce geleneklerinden biri olan Frankfurt Okulu, eleştirel teoriyi radikal anlamda yeni bir bilgi biçimi olarak sunmuş ve bu bilginin bizleri gerçek veya doğru çıkarlarımız konusunda aydınlatacağını ve çoğu zaman farkında olmadığımız baskı biçimlerinden, zorlamalardan kurtaracağını savunmuştur. Faşizmin en güçlü olduğu dönemde bir direniş söylemi olarak geliştirilmiş olan eleştirel teori, totaliterlikle birlikte

okumak için tıklayınız

Homo Ludens (Oyunun Toplumsal İşlevi Üzerine Bir Deneme) – Johan Huizinga

Biz insanların Homo Sapiens nitelemesini hak edecek kadar akıllı olmadığımız anlaşıldı… Birçok hayvanın da alet yapabildiği, dolayısıyla insana Homo Faber demenin de anlamsız olduğu görüldü… Peki biz kimiz? İnsana özgü üçüncü bir özellik olarak Homo Ludens’i, oyun oynayan insanı bu nitelemeler arasına katamaz mıyız? Johan Huizinga, Homo Ludens adlı bu temel eserinde yeryüzünde insana ait

okumak için tıklayınız

Bir Son Duygusu’na dair – Deniz Antepoğlu

2011 yılında Man Booker Ödülü?nü kazanmış Julian Barnes?in ?Bir son Duygusu? isimli romanı okuyucuyla buluştu. ?Metroland ?, ?Flaubert’in Papağanı?, ?Seni Sevmiyorum? adlı romanlarıyla dikkat çeken yazar, son romanıyla daha önce dört kez aday gösterildiği Man Booker Ödülü?nü kazandı. Roman, yaşlı bir adamın yaklaşık kırk yıl önce yaşadığı bazı olayları hatırlaması- en yakın arkadaşıyla arasında geçenler-

okumak için tıklayınız

Faşist İdeolojinin Doğuşu – Zeev Sternhell, Maia Asheri, Mario Sznajder

İsrail?li bir tarihçi ve dünyanın önde gelen faşizm uzmanlarından biri olan Zeev Sternhell?in en önemli çalışmasıdır Faşist İdeolojinin Doğuşu. Sternhell bu kitapta faşist ideolojinin köklerini ve faşist hareketin gelişimini büyük bir titizlikle irdeliyor ve tam bir soyağacı çıkarıyor. Bunu yaparken, gerçek beşiği dediği Fransa’daki doğumundan, İtalya’da, 1914’ten itibaren milliyetçiler ve fütüristlerle birleşip çiçeklenişinin izinde, sırtını

okumak için tıklayınız

?Sanat ve Propaganda?ya İlişkin – Serkan Fırtına

Ayrıntı Yayınları tarafından sanat ve kuram dizisi içerisinde yayınlanan sanat ve propaganda ilişkisi üzerine gerçekleştirilmiş önemli bir yapıt ?Sanat ve Propaganda?. Çevirmeni Esin Hoşsucu?nun nitelikli çevirisi ise yapıtın anlaşılır olmasını sağlayan en önemli etken olarak göze çarpıyor. Toby Clark?ın Sanat ve Propaganda adlı eseri beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Devrim Reform Hareketleri ve Modernite, İkinci

okumak için tıklayınız

Capon Çayevi – Mahmut Şenol

Çekes Adil Paşa’nın Tahsildarlık Günleri romanı ile başlayan Mahmudiye Üçlemesi’nin ikinci kitabı olan Capon Çayevi’nde naif bir insan üzerine bir o kadar naif bir hikaye anlatıyor Mahmut Şenol. Çanakkale Vilayeti’nin Biga kasabasındaki, ahalisi serâpa Çerkes olan Mahmudiye Köyü’nden Nurettin Karasu’sunun, ahalinin deyişiyle Nuridin’in hikayesi bu. Mahmut Şenol komiği ve trajiği bir araya getirmedeki ustalığını bir

okumak için tıklayınız

Kızılbaşlar – Aleviler (Anadolu’daki Ezoterik İnanç Topluluğu Hakkında Araştırma) – Krisztina Kehl-Bodrogi

Bu araştırmada Kızılbaş/Alevi inanç topluluğunun dini ve sosyal-dini yapısı ele alınmaktadır. İncelemede bu inanç topluluğunun ortaya çıkış dönemindeki koşullar göz önünde bulundurulmuştur. Türkiye’de Sünni Müslümanlardan sonra en büyük dini topluluğu oluşturan Kızılbaşlar/Aleviler, kendilerini İslamiyet’in zümrelerinden olan On İki İmam Şiileri olarak tanımlıyorlar. Fakat bu inancın kendine özgü özellikleri, Kızılbaşları/Alevileri İslam dininin mezhebi altında sınıflandırmayı zorlaştırıyor.

okumak için tıklayınız

Provokatif bir sorgulama: Hayatın Anlamı – Kansu Yıldırım

Terry Eagleton yeni kitabında yanıtının olduğundan bile şüphe ettiği bir soruya yanıt arıyor: Hayatın Anlamı. İlk bakışta (Marx?ın ifadesi) ?duru gökyüzünde çakan şimşek? misali hayatın anlamını soran/sorgulayan bu kitabın neden kaleme alındığını anlamakta zorluk çekebiliriz ama iz takibi yaptığımızda durum netleşir. Eagleton Estetiğin İdeolojisi?nde evrensel tarihi sorguluyordu ve bu tarihin ?herhangi bir temeli varsa, o

okumak için tıklayınız

Kar Suyu – Hüseyin Bul

Polis-siyasetçi-yeraltı ilişkilerini, derin devleti, şiddeti içselleştirmiş bir toplumsal yapıyı ve bireyin çaresizliğini irdeleyen Karsuyu basit bir polisiye gibi başlayıp keskin bir eleştiriye dönüşüyor? ?Şefim,? dedi, sesi titriyordu. Bekledi bir süre, konuşamıyordu sanki, boğazına bir şeyler kaçmış gibi yutkunup durdu birkaç defa, sonra önündeki masaya gözlerini dikerek, ?Şefim? Semih Şefim? dün akşam trafik kazası geçirmiş? diyebildi.

okumak için tıklayınız

Süryaniler – Mutay Öztemiz “Yok sayılan bir halk”

Daha kimse yokken onlar bu topraklardaydı. Mezopotamya’nın kadim halklarından olan Süryaniler binlerce yıllık geçmişe dayanan bir uygarlığın taşıyıcısı olarak dar zamanlardan geçtiler. Zorluklara rağmen, ayakta kalmaya, dinlerine ve dillerine sahip çıkmaya devam ettiler. Ama çoğu zaman yok hükmündeydiler. Gözden uzak tutuldular ve sesleri duvarlar arasında kısılı kaldı. İsa’dan önceki çağlardan bu yana Süryaniler farklı halklar,

okumak için tıklayınız

Duyuru – Antonio Negri, Michael Hard

Antonio Negri ve Michael Hardt acil yaygınlaştırılması ve tartışılması dileğiyle bir “duyuru” yayımladı. Bu kısa metinde, günümüzdeki toplumsal hareketlere ve mücadelelere ilişkin önemli tespitler yaparak, hareketlerin yeni bir kurucu nitelik kazanabilmesi için bir yol haritası öneriyorlar. “Günümüzün toplumsal hareketleri düzeni tersine çeviriyor, manifestoları ve peygamberleri gereksiz kılıyor. Değişimin failleri şimdiden sokaklara indiler ve şehir meydanlarını

okumak için tıklayınız