Duyuru – Antonio Negri, Michael Hard

Antonio Negri ve Michael Hardt acil yaygınlaştırılması ve tartışılması dileğiyle bir “duyuru” yayımladı. Bu kısa metinde, günümüzdeki toplumsal hareketlere ve mücadelelere ilişkin önemli tespitler yaparak, hareketlerin yeni bir kurucu nitelik kazanabilmesi için bir yol haritası öneriyorlar. “Günümüzün toplumsal hareketleri düzeni tersine çeviriyor, manifestoları ve peygamberleri gereksiz kılıyor. Değişimin failleri şimdiden sokaklara indiler ve şehir meydanlarını işgal ediyorlar; yalnızca yöneticileri tehdit edip alaşağı etmekle kalmıyor aynı zamanda yeni bir dünya vizyonu oluşturuyorlar. Belki daha da önemlisi, mantıkları ve pratikleri, sloganları ve arzularıyla, bu çokluklar yeni bir dizi ilke ve hakikat ilan ediyor.”

Çağdaş toplumlarda borçlandırılan, medyalaştırılan, güvenlikleştirilen, temsil edilen olmak üzere dört ana figür tespit ettikten sonra, bunların isyan etme ve kendilerini dönüştürerek iktidar figürleri haline gelme yetisine sahip olduklarını savunuyor.

“Herkesin ortak olana erişebildiği ve onu paylaşabildiği adil, eşit ve sürdürülebilir bir toplum kurmayı hayal edebiliyoruz ama onu ete kemiğe büründürme koşulları henüz mevcut değil. Küçük bir azınlığın zenginliği ve silahları elinde bulundurduğu bir dünyada demokratik bir toplum yaratamayız. Kararları hâlâ onu tahrip etmeyi sürdürenler alırken, gezegenin sağlığını iyileştiremeyiz. Zenginler basitçe paralarını ve mülklerini vermeyecek ve tiranlar basitçe silahlarını bırakıp iktidarın dizginlerini bırakmayacak. Son tahlilde onları almak zorunda olan bizleriz? ama yavaş olalım. Mesele bu kadar basit değil.”

Hardt ve Negri, bu kitapta yasama, yürütme ve yargı erklerinin demokratik ve ortak bir bir kuruluş sürecindeki rollerini ve alacağı biçimler üzerinde fikirler üretirken, aynı zamanda bir kurucu anayasa çalışmasına da katkı sunuyor.

“Özneleşme süreci retle başlar. Ben yapmayacağım. Ben sana olan borcumu ödemeyeceğim. Evimizden çıkarılmayı reddederiz. Kemer sıkma önlemleriniz bizi bağlamaz. Tersine biz, aslında zaten bizim olan, servetinize el koymak istiyoruz.”

“Sen beni temsil edemezsin!”

Mücadele devam ediyor, Hardt ve Negri’nin katkılarıyla!

HARDT ve NEGRİ?DEN YENİ BİR KİTAP: ?DUYURU? – HAYRİ K. YETİK
(BirGün Kitap, 04.08.2012)
Kapitalizm ve karşıtları savaşımında rol almaya niyetli aktivistler için…

‘Duyuru’, XX. yüzyıl boyunca daha çok üretim daha çok tüketim üzerine inşa edilen kalkınma ve büyüme stratejilerinin gezegeni yaşanmaz bir yere dönüştürdüğünü, bir anlamda demokratik ve barışçı ortak toplumun yalnız insanları değil doğayı da kurtarmak anlamına geldiğinin bir kez daha altını çiziyor?

Negri ve Hardt, adı gibi mütevazı kitapları ‘Duyuru’larına manifesto olmadığını daha baştan şerh düşüyorlar. Böyle başladığı için bu tasarımı ürkek ve iddiasız bulanlar olabilir: İnsanların harekete geçmesi için inanması ama, önce sizin önerdiğinize inandığınızı bilmesi gerekir. Özellikle de karamsar bir aura sözkonusuyken… Son yılların eylem biçimleri olarak alanları işgal etmek, meydanlara çadır kurmak, gökdelenleri kuşatma altına almak bugüne dek basit çatışmalarla geçti ama, hep böyle süreceği garantisi yok. Türkiye?den yola çıkacak olanlar, bir zamanlar ?yollar yürümekle aşınmaz? diyenlerin ardından askeri güçleri saldırıya geçirdiklerini anımsayarak eylemler gerçek bir tehdide dönüşünce onlar da güç gösterisine kalkışacaklardır doğallıkla diye düşünecekler, karşı-gücün egemen güç gibi donatıma sahip olmasını savunabilirler.

EMPERYALİZME İMPARATORLUK DEMİŞLERDİ
Ancak bu iki akademisyen de yine ?n?olacak bu dünyanın hâli? ya da ?n?olacak şimdi? sözel ikonlarına yanıt olacak dilin de eylem araçlarının da biçimlerinin de farklı olması gerektiğini daha önceki kitaplarında belirtmiş, anımsanacaktır, emperyalizm yeni içerik ve işlerlik kazanmış olduğu için adına da İmparatorluk demişlerdi.
Bu bağlamda adı bilişsel kapitalizm olsa da ruhu, yine para ama, artık gerçekten sanal; uçakta bir tabletle yanında trilyon dolarları taşıyan ceo’ları, bütün toplumu fabrika haline getirmesi, ?hayatın kendisini işe koşması? her yeri pazara dönüştürmesi, emek gücünün kontrolünü eline geçirmiş olması vs? Gücüne teknolojiyi de katmış, tanrısal bir hâkimiyet edinmiş durumda. Ama teknoloji ilerledikçe işsizlik artıyor, insanlar nerdeyse bize iş verin sömüreceğiniz kadar sömürün diyecek. Kaynakların ciddi oranda azaldığını umursamadan tüketimi sorumsuzca kışkırtıyor.

Böylece özetlenebilecek bu çözümlemenin ardından bu defa Herdt ve Negri; dünyanın yönetimine el koyup özgürlükle, barış içinde kalkınma diye adlandırılabilecek çözüm önerisinde bulunuyor, öngörülen kardeşler toplumunun vaat edilen bu özelliklerini yolun başında göstermek isteyen bir edimsellikle. İnançlılıklarını buraya bakarak ölçmeli. Hakkını vermek gerekirse bu daha ikna edici; çünkü günümüz insanları, bir aşırılıklar çağı olan XX. yüzyılın kanlı bir yüzyıl olduğunu bildiği için adını bile duymak istemiyor şiddetin. Bumeranga dönüşen kötü deneyimler hafızalarda. Bu deneyimin bilinciyle kullanılan dilin göstergelerinin de emekçilerden yana oluşturulacak karşı-gücün de eylem biçimi gibi meşruiyete sahip olması gerektiği kanısındalar.

N’OLACAK BU DÜNYANIN HALİ
‘Duyuru’, bu tür uyaranlar, çekinceler, kabullerle işe koyulmuş; ?n?olacak bu dünyanın hâli? sorusuna yanıt arayanlara yeni bir tahayyül imkânı sunmayı ve yeni bir toplum kurmanın olanaklarını imlemeyi izlek edinmiş; ?hayalete dönüşmüş özneye bu anlamda bir fail olması için varlık kazandırmayı? amaçlamış.

Öznenin hâlleri de proleterya gibi yakınındaki toplumsal tabakalar da değişmiş artık. Düşük ücretle, iş güvencesinden yoksun, geçici olarak çalışan, Guy Standing?in deyimiyle precariat daha geniş bir kesimi oluşturuyor. Onlara proleterlerden daha kötü koşullarda çalışan beyaz gömlekliler ve işsizler eklenebilir. Çünkü, neoliberal kapitalizmi caydıracak, dönüştürücü kitleleri ikna edecek bilinçli öncülüklere gereksinme var.

Bir dönemeç olarak belirledikleri 2011 yılının eylemcileri bu tabakalardan oluşuyordu çoğunlukla. Wisconsin Eyalet Meclisi?ndeki protestocuları, Tel Aviv?de Rothschild Bulvarı?nda, New York/Zuccotti Park?ta çadır, Puerta del Sol?daki kamp kuranları, Arap Baharı ve Atina?daki Syntagma Meydanı?ı eylemcilerinin, İspanya Madrid ve Barselona?da Indignadosların şehir meydanını işgallerini, Wall Street kuşatmasını küresel ölçekli bir algı ve tasavvurla birbiriyle ilişkili görüyorlar.

Eylemlerin nitelenenlerine de dikkat çekiyorlar: On yıl önceki alternatif-küreselleşme hareketlerinin göçer, ama son iki yılın eylemlerinin yerleşik olduğunu bir nitel değişim gibi değerlendiriyorlar. Ve bu hareketlerin silah gibi lideri de reddettiklerini. Ortaklık vaadini, özel mülkiyet karşıtlığı kadar, kamu mülkiyeti ve devlet kontrolüne de karşı olmayı beyan ediyorlar, daha eylem içinde bir yaşam biçimine dönüştürmüş olmakla geleneksel sosyalist hareketlerden farklılıklarını da?

İlk hedef olarak eylemin saldırı noktasının hâkim öznellik olduğunu söyleyerek, yoksullaştırılmış ya da toplumsal eylem güçleri edilgenleştirilmiş dört öznel figürün betimine girişiyor Hardt ve Negri. Aslında bunlar yeni sosyalist mücadelenin dinamiğini oluşturacak hedef kitlesinin ekonomik ve psikolojik karakteristikleridir:

% 99, % 1
Bankalarca dünya nüfusunun % 99?u, % 1?e borçlandırılmış/verecekli kılınmış; korkunun tehdidiyle güvenlikleştirilen/sığıntı veya rehin alınmış hâlde; reel siyasetin kişiliksizleştirdiği temsil edilen/müritleştirilmiş; bilişim ve iletişim teknolojilerince medyalaştırılan/medyanın büyüledikleri, televizyon ve internet bağımlıları; hepsi de hipnotize edilmiş gibi yönlendirilmekteler. Ödedikçe borcu, korktukça korkusu, apolitikleştikçe egemen politikaları destekleyen, korkusunu ve kaygısını unutmak için kendini televizyona kapatan yığınları oluşturanlar yeni köleleri ve tutsaklarıdır emperyalizmin. Böylece bilinçlerini parçalamış olmakla sistem evini bile hapishaneye dönüştürmüş. Bu mahkumun kendisi değil, kendisi için dışarısı içeriden de tehlikeli…

Bu tür saptamaların ardından ‘Duyuru’, ?bizim ihtiyacımız olan şey nitel bir sıçrama bir paradigmal değişim? ve ?eylemi birlikte oluşa yeniden bağlayacak bir güç keşfetmeliyiz? diye çözüm önerisine isyan için tekil öznelerin birlikteliğini ve özneleşme sürecinin retle başlayacağını ekliyor. ?Zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok, kazanacaklarıysa bir dünya? yerine ?Zaten bizim olan servetinize el koymak istiyoruz? savsözünü koyuyor.? Ve elbet de istencin bolluğa ilişkin olumlama ve arzunun kışkırtılmasıyla olanaklı olduğu vurgusuyla. Ve de ?birlikte oluş hâlinde politik duygulanımları ifade etmek yeni bir hakikat vücuda getirme? zorunluluğunun. Bunu, ?birikim aracı olarak para yasaklanmalıdır? ve ?kocaağabey?in gözetimi dışına çıkmak, korkuyu yenmek ve ?sen beni temsil edemezsin? demek izliyor.

Yeni bir anayasal sürecin yolunu açan, toplumsal ve çevresel tehlike anlarında acil önlemler de alabilecek kurucu gücü oluşturmanın bunları izleyeceğini, ulsulararası mahkemelerin yaptırımını ve caydırıcılığını beklemeden baskı araçları oluşturmayı salık veriyor. Bunlar için de kamusalı ortak?a çevirmeyi öneriyor. Mantığını şöyle kuruyor bunun ‘Duyuru’: ?Ortak iyi genel irade gibi aşkın bir şey değil, topluma içkindir.? Ayrıca bu, hem hukuk açısından önemlidir hem de örgütlenmenin merkezi kavramı olarak işlevseldir. Bir diğer öneri, bilgiye erişimi sağlayacak demokratik katılımcı karar alma ve kurucu ilkeler temelinde eğitim kurumları yapılanması? Kurucu güçlerin solcu hükümetlerle bile dışsal bir ilişki içinde olmasını ve mücadeleci yapısını koruması koşulunu savaşımın sürekli ve kalıcı olması için gereklilik olarak savunuyor. ?Ortak olana erişimin serbest, zenginliğin eşit bölüşümü bağlamında kapalı ve merkezi olmayan federalizmi ama, devlet-sonrası biçimiyle yasama gücünün temeli haline getirilmiş örüntüsüyle toplumda içkin bir yönetim öneriyor.

KAPİTALİZM VE KARŞITLARI SAVAŞI
XX. yüzyıl boyunca daha çok üretim daha çok tüketim üzerine inşa edilen kalkınma ve büyüme stratejilerinin gezegeni yaşanmaz bir yere dönüştürdüğünü, bir anlamda demokratik ve barışçı ortak toplumun yalnız insanları değil doğayı da kurtarmak anlamına geldiğinin bir kez daha altını çiziyor?

Başka stratejiler, başka tasarımlar elbette vardır; ‘Duyuru?nunsa yanlışları, eksikleri olabilir. En azından bir tartışmanın kapısını aralamış bulunuyor. Alanın ilgililerinin görmezden gelemeyeceği bir tasarı olarak söz dönüp dolaşıp Hardt ve Negri?nin İmparatorluk kitapları gibi bu kitaplarına da gelecektir. Onlar kadar önemlisi, önümüzdeki süreçte kızışacağa benzeyen kapitalizm ve karşıtları savaşımında rol almaya niyetli aktivistler için bilgi kaynağı olabilmesi.

Kitabın Künyesi
Duyuru,
Declaration ,
Antonio Negri, Michael Hard,
Yayıma Hazırlayan : Gökçe Çiçek Çetin
Çeviri : Abdullah Yılmaz
Ayrıntı Yayınları
Temmuz 2012, 128 sayfa

Michael Hardt Duke Üniversitesi?nde edebiyat profesörüdür. Kendi yazdığı Gilles Deleuze: An Apprenticeship in Philosophy (1993) kitabının yanında, Antonio Negri ile birlikte Labor of Dionysus: A Critique of the State-form (1994) ve Kathi Weeks ile birlikte The Jameson Reader (2000) kitaplarının editörlüğünü yapmıştır. Halen Pier Paolo Passolini?nin yazı ve filmlerinin yanı sıra 20.yüzyıl edebiyatında modernizm ve realizm üzerine çalışmaktadır.

Antonio Negri 1933 yılında Padua kentinde doğdu. 23 yaşında, Alman tarihselciliği üzerine hazırladığı teziyle felsefe diploması aldı. 1957-58 yılları arasında, Benedetto Croce Tarihsel Çalışmalar Enstitüsü?nde çalıştı ve 1959 yılında Hukuk Felsefesi profesörlüğü ünvanını kazandı. 1967 yılına dek Padua Üniversitesi?nde asistan olarak görev yaptı ve aynı yıl Devlet Doktirinleri profesörü oldu. 1979?da Aldo Moro?nun Kızıl Tugaylar tarafından kaçırılıp öldürülmesi sonrasında açılan duruşma nedeniyle tutuklanan Negri, dört buçuk yıl hapiste kaldı. Hapisten çıktıktan sonra 1997?ye kadar Fransa?da yaşayan Negri, döndüğünde İtalya?da tekrar tutuklandı ve halen tutuklu bulunmaktadır.

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Politika
Dionysos´un Emeği / Devlet Biçiminin Bir Eleştirisi – Antonio Negri, Michael Hardt

?Dionysos; yaşayan, canlı emeğin tanrısıdır, kendi zamanında yaratışın. Bu çalışmada, sermayenin canlı emeği işe koşabilmek için onun vahşi enerjilerini evcilleştirmek...

Kapat