Etiket: Deniz

Perge’nin Afrodit Heykeli ve Yunus Motifi: Hangi Mitolojik Anlatıyı Yansıtır?

Afrodit’in Denizle Bağı ve Yunusun Kökeni Yunan mitolojisinde Afrodit, deniz köpüğünden doğan tanrıça olarak bilinir. Hesiodos’un Theogonia eserinde, Uranüs’ün kesilen organlarının denize düşmesiyle oluşan köpüklerden Afrodit’in doğduğu anlatılır. Bu doğum hikayesi, Afrodit’i denizle ve onun bereketiyle özdeşleştirir. Yunus, antik dünyada denizin dost canlısı ve zeki yaratığı olarak görülürdü; bu nedenle Afrodit’in simgesel repertuarında sıkça yer

okumak için tıklayınız

Poseidon’un Çatışmaları ve Truva Savaşı’ndaki Rolü: Mitolojik Anlatılarda Güç ve İnsanlık

Denizlerin Efendisinin Tanrılarla Çekişmesi Poseidon’un mitolojik anlatılardaki çatışmaları, genellikle tanrısal hiyerarşi içindeki güç mücadelelerinden kaynaklanır. Zeus ve Hades ile birlikte dünyayı paylaşan Poseidon, denizlerin hâkimi olarak atanmıştır; ancak bu paylaşım, onun hırslarını tatmin etmemiştir. Zeus’un gökyüzü ve yeryüzündeki üstünlüğü, Poseidon’un kıskançlıklarını körükler. Örneğin, Hesiodos’un Theogonia’sında, tanrılar arasındaki bu paylaşımın dengesiz olduğu ima edilir. Poseidon’un Zeus’a

okumak için tıklayınız

Poseidon’un Sembolleri ve Denizle Depremin Efendisi

Poseidon, Antik Yunan mitolojisinin en kudretli tanrılarından biri olarak, denizlerin, depremlerin ve atların efendisi kimliğiyle bilinir. Üç dişli yaba (trident), at, boğa ve dalgalar gibi semboller, onun doğa üzerindeki egemenliğini ve kaotik gücünü temsil eder. Bu semboller, yalnızca mitolojik anlatılarda değil, aynı zamanda insanlığın doğayla ilişkisini, otoriteyi ve kontrol edilemeyen güçleri anlamlandırma çabasını yansıtır. Üç

okumak için tıklayınız

Zaven Biberyan’ın Deniz adlı öykü kitabı

Yalnızlıktır denizin tek yasası,Aşkın altın yasasıdır o.(Melih Cevdet Anday) Zaven Biberyan (1921-1984) çağdaş Ermenice edebiyatının en önemli isimlerinden biri. Türkiyeli ve sosyalist bir Ermeni olması ve yazdıklarının Türkiye Ermenileri için dönüm noktası olan olay ve dönemleri içermesi nedeniyle de ayrı bir önem taşıyor. Aras Yayınları bundan birkaç yıl önce yazarın “Meteliksiz Aşıklar”, “Yalnızlar” ve “Karıncaların

okumak için tıklayınız

Deniz ‘in annesi idam kararını radyodan duyunca ne yaptı? Hamdi Gezmiş anlatıyor

“5 Mayıs Cuma günü yine okula gitmişti annem… Sabahçıydı. Sıkıyönetim vardı. İzin almak kolay değildi. Okulda müdürü, “Siz gidin hocam” demiş; izin vermişler. 5’ini 6’sına bağlayan gece evde baş başaydık. Oturduk radyonun başına bekledik sabaha kadar… Belki TRT vermez diye bir yandan Moskova Radyosu’nun Türkçe yayınını dinliyordum. Yok. Haber yok. Uzanmıştık, arada dalıyorduk; sonradan söyledi

okumak için tıklayınız

Deniz Gezmiş’in ilk kez ortaya çıkan şiiri

Deniz’in eşyaları infazından sonra siyah bir torbanın içinde babasına teslim edildi. 6/5/1972 Merkez Cezaevi Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu

okumak için tıklayınız

İşte Deniz ile Mahir’i buluşturan ilk eylem

Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı buluşturan ilk eylem 1963 yılında Hürriyet gazetesinin imza attığı bir yalan haber sonrasında gerçekleşti… Cumhuriyet gazetesinde “Deniz mektupları” başlıklı bir yazı dizisi kaleme alan Can Dündar, ilk yazısında Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ı buluşturan ilk eylemi ve Gezmiş’in Ali Sami Yen Stadı’nın açılışında attlattığı büyük kazayı yazdı. Yazı şöyle: 1963

okumak için tıklayınız

Darağacına Mektuplar (Deniz / Yusuf / Hüseyin) – Serpil Çelenk Güvenç

Serpil Çelenk Güvenç “Darağacına Mektuplar”da, 1971’den itibaren, 12 Mart muhtırası, idam ve infazlarının basında yankılanışını, yani 12 Mart’ta gerçekleşen idam ve katliamların, yerli ve yabancı basındaki yansımalarını sunuyor. Kitap, bir toplumsal bellek çalışması olduğu kadar, basının darbe karşısındaki ibretlik tavrını gözler önüne sermesiyle de dikkat çekiyor diyebiliriz. Zira buradaki belgeler, sağ yayın organları ve yazarlarının

okumak için tıklayınız

Denizler Ölmez

Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi Gezmiş’in anıları Can Yayınları’ndan çıktı. Can Dündar’ın, Deniz Gezmiş’in kardeşine bıraktığı tüm kişisel arşiviyle derlediği kitap, bugüne kadar yayınlanmamış belge ve fotoğrafları ve anekdotları içeriyor. Sık sık kireçle boyanan bir duvar vardı bizim mahallede. Bizim sokağın başında köşedeki evin bahçe duvarıydı. Onlar boyar, alttaki yazı direnir; iki yağmur sonrası yeniden belirirdi.

okumak için tıklayınız

Çağdaş bir destan: Abim Deniz – Sadık Güvenç

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de Ankara’da Sıkıyönetim Mahkemesince asılarak idam edildiklerinde ben ilkokul 4. sınıf öğrencisiydim. Her sabah, ilk derste günlük olaylarla ilgili konuşulurdu. Bir öğrenci, radyodan Deniz Gezmişlerin idam edildiği haberini dinlediğini söyleyince hepimizde bir sevinç dalgası oluştu. Öğretmenimiz, Deniz Gezmiş ve onun gibileri bize “vatan haini, anarşist” diye anlatmış

okumak için tıklayınız

Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler (12 Mart, Deniz, Yusuf, Hüseyin, İdamlar) – Atilla Keskin

Atilla Keskin, “68’li dönem”de, Deniz’ler, Hüseyin’ler, Yusuf’lar, Sinanlar’la aynı ideali paylaşıp yeryüzü biraz daha aydınlık olsun diye yüreğinde kıvılcımlarla yola çıktığında, Ortadoğu Teknik Üniversitesi son sınıf öğrencisiydi. Fedâkarlık, inandığı yolda yürürken tehlikeyi hesap etmemek, ideal ve kader ortaklığı, o kuşağın en belirgin özellikleriydi. O günlerde en önde yürüyenler ya öldürüldüler ya da hemen yanıbaşlarında bir

okumak için tıklayınız