Etiket: Everest Yayınları

Eskici ve Oğulları – Orhan Kemal

Anadolu insanını en yalın haliyle edebiyata aktaran ve bu insanların kültürel oluşumları ve yaşam biçimlerine dikkat çeken, aydınlık ve toplumcu gerçeğin büyük romancısı Orhan Kemal; romanlarında, emeği ile geçinen, ırgatlık yaparak hayatı öğrenen, dar gelirli, kendine has bir kültür edinen ortalama insanın yaşam öykülerini sade bir dil ve gerçeğe yakın bir doğallıkla ele almıştır. Orhan

okumak için tıklayınız

Adresi Olmayan Sığınak / ?Ölümle Alay? – Nejdet Evren

Onlar olmadan hiç-bir-şey olmuyordu; maskeleri yoktu onların. ?Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde/ Ne de aşktan başka bir sığınakları/ Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında/ Ölümle alay ederler sanki? (*) Aşkın dili/dini/rengi/soluğu/coğrafyası hepsi bir yöne işaret eder; o da, ?insan? denilen sosyolojik/tarihsel canlının kendisidir. Aşk ister geniş, isterse dar yorumlansın, her zaman güzel/içten/sım-sıcak/sevgi dolu olanın

okumak için tıklayınız

Yalın Yürek Bayram Gümüş / Hayatın Renkleriyle Ruhumuzu Emziren – Nihat Behram

Nihat Behram, ‘Toprakta kökü olmayan fidan gibi, hayatta kökü olmayan sanat da sahi değildir!’ diyor. Ressam Bayram Gümüş’ün hayatından hareketle İstanbul tamirhanelerinden Toroslar’a dek, yalın yürek bir tabloda renklerin hayattaki öz köklerini arıyor. Konusunda milat olacak bu belgesel-anlatısıyla Behram yine çok önemli bir derdi ucundan kanatıyor. Gerçeklikten can alan tutkusuyla, yurtseverlik duygusunun ateşiyle yine çarpıcı,

okumak için tıklayınız

Ölü Canlar (Çizgi Roman) – Nikolay Vasilevic Gogol

(*) ‘Ölü Canlar’, 1901’de yapılan Rusça baskısının çizimleriyle birlikte, 1809 doğumlu Gogol’ün 200. yaşı anısına yeniden yaylımlandı. Bu basımı özel kılan unsurlardan biri de, çevirinin Melih Cevdet Anday ve Erol Güney imzası taşıması. Her şey, bundan yalnızca birkaç ay önce, NTV Yayınları?nın Shakespeare?in Macbeth?inden uyarlanan çizgi romanı yayımlamasıyla başladı. Bu ?çizgi klasik?in göz ardı edilemez

okumak için tıklayınız

Muz Sesleri – Ece Temelkuran

Ece Temelkuran, kalplerin yağmalandığı yerden anlatıyor hikâyesini; Ortadoğu’dan. Bizden alıp döküntülerini iade ettikleri hikâyelerimizi geri almak için… Aşklarımızı, acılarımızı, haysiyetimizi… Yağmalandıkça kapattığın kalbini aç şimdi. Çünkü bu senin hikâyen. Sen de Ortadoğulusun! (Tanıtım Yazısı) İlk kez aşk romanı yazan Temelkuran, aşkın bir iç savaş olduğuna inanıyor ve bu yüzden kitabı Beyrut?ta yazdığını söyledi. Ece Temelkuran,

okumak için tıklayınız

İşte Gidiyorum / Göç Öyküleri – Feyza Hepçilingirler

İnsanın öyküsünü çizmekte en etkin olan unsurlardan biri yaşadığı yer kuşkusuz. İnsan büyük ölçüde yaşadığı toprakla, içinde yetiştiği kültürle, kullandığı dille kurar kendini. Bunun için her gidiş kendinden kopuş, kendini yeniden kurma çabasının kaçınılmazlığıdır. Her giden yeniden kurmak zorunda kalır kendini. Usta öykücü Feyza Hepçilingirler, işte Gidiyorum ile toprağından, dilinden, kendinden gitmek zorunda kalanların öykülerini

okumak için tıklayınız

Derinliğin Zirvesi – Nejdet Evren

Derinlik bir uçurumdur; yanı-başında durduğumuz. Derinlik bir algılamadır; öznel olduğu kadar sosyal/toplumsal ve tarihsel durakları bulunan. Öyle derinlikler vardır ki, limitsiz düşülür içine 4000 mt ve Ararat?ın gölgesi düşer üzerine. Yedi iklimin habercisi beşinci yöne yükselir kendi derinliğinde. Derinlik vardır yüceltilerden büyük ve içinden çıktıkları yüceltiye yıldız biriktirirler; sonrasında turnalar çark/semah dönerler Kup Gölü?nde; ?Ağrı?nın

okumak için tıklayınız

Hanımın Çiftliği 1 / Vukuat Var – Orhan Kemal

Çukurova’nın zorlu insan ilişkilerini ele alan Hanımın Çiftliği üçlemesinin ilk kitabı olan Vukuat Var değişen sosyal ilişkilerin insanların yaşamlarını ve bilinçlerini nasıl yönlendirip değiştirdiğini ele alan bir roman. Vukuat Var, toprağını kaybedip yoksullaşan köylülerle gittikçe güçlenen toprak ağalan arasında gerilen ilişkileri ele alırken kadın işçilerin de bu ilişki içinde kimliklerini yeniden oluşturmasına tanıklık ediyor. Orhan

okumak için tıklayınız

Gladyatör – Vecdi Çıracıoğlu

“Gol, top nerede olursa olsun, rakibi az adamla yakaladığın zaman, işte o zaman gelir…” Metin Kurt, kimi sporseverlere göre aykırı, kimi sporseverlere göre anarşist, kimi sporseverlere göre de sosyalist bir futbolcudur. 1970-73 yıllarında üst üste üç kez şampiyon olan Galatasaray Futbol Takımı kadrosunun en iyi sporcularından biriydi. Milli futbol karşılaşmalarının günümüzdeki sıklığından uzak 70’li yıllarda,

okumak için tıklayınız