Egill’in Sagası, İskandinav ortaçağ edebiyatının eşsiz örneklerinden biridir. Norveç kralının ayakları altında kalmaktansa sürgün olmayı tercih eden gururlu, baş eğmez Vikinglerin birkaç kuşağa ve farklı coğrafyalara yayılan öyküsü anlatılır bu kitapta. Egill’in Sagası söylemek ile eylemek, söz ile yaşam arasındaki karmaşık gerilimi ve gelgiti hiç de yüceltmeden sunar. Egill, Hamlet değildir; olmanın ya da olmamanın eylemsiz kararsızlığını taşımaz. Egill, Raskolnikov değildir; sözü eyleme taşıdıktan sonra teslim olmak ya da olmamak meselesine takılmaz.
Kaynak Yayınları
Müslümanlık ve Nurculuk – Turan Dursun
Müslümanlık ve Nurculuk adlı kitabın ilk basımı, 1971 yılında Ankara’da yapılmış. Özelliği, öteki kitaplarından farklı olarak, Turan Dursun’un ‘Müslümanlığı’ döneminde yazılmış olması.
Turan Dursun, bu kitabında, Nurculuk Tarikatının kurucusu ‘Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Risale-i Nur’larını, Kur’an’daki ayetlerle karşılaştırıyor, onun Kur’an’a zıt düşen taraflarını ortaya koyuyor.
Ölümün Ağzı – İrfan Yalçın
“Mükellefin urganı, terli olur yorganı; mükelleften kurtulan, çifte kessin kurbanı.” Anonim türkü İkinci Dünya Savaşı yıllarında zorla çalıştırılan Zonguldak maden işçisinin yaşamını ” Ölümün Ağzı ” adlı kitabıyla romanlaştıran İrfan Yalçın, 2. Dünya Savaşı döneminde, 27 Şubat 1940’ta başlatılan, ama savaşın bitimini de aşarak 1 Eylül 1947’ye kadar uygulanan (zorunlu çalışma yükümlülüğü) “iş mükellefiyeti”ni konu … Devamını oku
Frankfurt’ta Bir Evimiz Var – Zafer Köse
Taksi şoförü arka koltukta oturuyor. Yanında eşi, ön koltukta çocuğu. Direksiyondaki kadın ise bir şirketin yöneticisi. Altmış yaşlarındaki kadın, aracı lüks bir otele doğru sürüyor. Yolcuları orada kalacaklar, kendileri için ayrıltılan en güzel odalardan birinde. İş kadını, sadece sürücülük yapmıyor; bir rehber gibi sürekli etrafı tanıtıyor, kent ve toplumla ilgili bilgiler de veriyor.
İlk bakışta biraz tuhaf gelebilir ama son derece normal bir durum bu. İnsan konuklarını karşılamaz mı? Elinden geliyorsa onlara en güzel odaları tutmaz, en güzel biçimde ağırlamaz mı? Macaristan’da yaşayan Agota, dostları ta Almanya’dan kalkıp ziyaretine geldi diye sevinmez mi? Frankfurt’ta taksi şoförü olarak çalışan Selçuk Ülger, eşi ve çocuğuyla… Nasıl da sevinçli Agota!
Homeros’un İzinde Troya’dan Savaş Efsaneleri – Yaşar Atan
Mitoloji alanındaki çeviri ve incelemeleriyle tanınan Yaşar Atan, Anadolu kökenli eski yunan mitolojisini toplumcu bir bakış açısıyla yorumlayarak okura destan tadında bir mitoloji tarihçesi sunuyor.
Ahilleus Troya savaşlarının daha başında savaş denen yıkımın, iğrenç bir yağma kavgası olduğunu anlayınca, savaşlara veda deyip çadırına çekilmişti…
Ne var ki can dostu Patroklos’un Troyalı komutan Hektor’un kılıcıyla can verdiğini duyunca çılgına döndü ve anası tanrıça Tetis’i yardıma çağırdı hemen; “Bana güçlü silahlar bul anacığım, silahlar!” diye ağladı sızladı…
Işık Külü (Seçme Şiirler) – Lyubomir Levçev
Çağımızın büyük ozanlarından biri olan Lyubomir Levçev, çağdaş Bulgar şiirinin dünyada en çok okunan, tartışılan şairlerinin başında geliyor.
İnsan sevgisine ve varlığına inanan, insanlık için iyi ve mutlu bir gelecek kurmak isteyen, bu türden erdemler için kaygı duyan bir şairdir Levçev.
Elinizdeki kitap, 1960’lı yıllardan başlayıp 2000’li yıllara kadar uzanan kırk yıllık bir dönemi kapsıyor.
Arkadaşı ve dostu Özdemir İnce’nin Önsöz’üyle…
Telhun – Samed Behrengi
Yürek ve ciğer ne işe yarar? Her istediği ayağına gelen, her şeyi satın alabilecek bir insan neden bir yürek ile bir ciğere sahip olmak ister?
Samed Behrengi’nin İran halk masallarından derleyerek kaleme aldığı Telhun, vicdan, cesaret, sevgi, dürüstlük gibi insani değerlerin önemine vurgu yapıyor.
”Çok zengin bir tüccarın yedi kızının en küçüğüdür Telhun. Hepsinin karakterleri, istekleri, zevkleri ayrı olsa da Telhun ablalarından çok farklıdır. Onlar gibi süse, eğlenceye, düşkün değildir.
Yazmak Yaratmaktır Osman Şahin?de – M. Şehmus Güzel
Osman Şahin öykü yazmaya 1960?ların ikinci yarısında başladı. İlk öyküsü Kırmız Yel ismini taşır. Bu öyküsünü 1968?de yazıp bitirdi. Kırmızı Yel 1970?de TRT Büyük Ödülü?ne layık görüldü. Ve bunun da etkisiyle ilk öykü kitabı bir yıl sonra Kırmızı Yel başlığı altında okuyuculara sunuldu.
Bu yapıtını diğerleri izledi : Kıraleli, Acenta Mirza, Ağız İçinde Dil Gibi (1980 Nevzat üstün Öykü ödülü?nü aldı), Acı Duman, Kolları Bağlı Doğan, Ay Bazen Mavidir, Başaklar Gece Doğar (Yazarın ilk romanı) … Ve bunları diğerleri izledi, izliyor, izleyecek.
Öykücülüğümüzün Toros Zirvesi Osman Şahin (Yaşadı Gördü Yazdı) – M. Şehmus Güzel
“Koyun ağılında doğdum. Oğlan olduğum için, kartal tüyü ile gözüme kara sürme çektiler. Kız olsaydım, sürmeyi güvercin tüyü ile çekeceklerdi gözüme. Kalabalık bir aileydik. On üç kardeştik. Anamla babamı da katınca, üç odalı evde, on beş nüfuslu bir aşirete dönüşürdük, hayatlarımız birbirine karışırdı. Göçebeydik. At, eşek sırtları, kıl çadır altları yurdum oldu. Yalınayak, başım çıplaktı. Duyduğum korkuların çoğu açlık ve üşümek üzerineydi. En çok duyduğum ses, çan sesiydi. Ormanda kaybolmayayım diye
Kur’an İncil ve Tevrat’ın Sumer’deki Kökeni – Muazzez İlmiye Çığ
Muazzez İlmiye Çığ, bu kitapta, Sumer dini ve edebiyatından Yahudilik, Hrsitiyanlık ve Müslümanlığa; bu dinlerin kutsal kitaplarına ulaşan etkileri ve konuları, belgeleriyle ve karşılaştırmalı olarak sunulmaktadır.
Sumerliler, bu dinlerin çıkışından yüzlerce hatta binlerce yıl önce, siyasal yaşamlarını yitirmişlerdi. Ancak, Sumerliler, icat ettikleri ve istenileni yazacak biçimde geliştirdikleri yazılarıyla, Ortadoğu kavimlerini etkileri altına almışlar ve bu etki Batı dünyasına kadar uzanmıştır.
Doğu Tabletleri – Hüseyin Haydar
Şairin emeği, insanın özgürleşme mücadelesi için var. Dünyamızın içine sürüklendiği ve her geçen gün daha da ısınan savaş ortamında, şiire olan gereksinim kendini daha fazla duyumsatıyor. Bireyin kendi köklerinden koparılıp, ?toplumsal varlık? yüceliğinden, salt ?teknik varlık? konumuna indirgendiği günümüzde, yine şiire iş düşüyor. İnsanlık, kendi yarattığı ?ölümcül teknoloji?yi kontrol edecek yetkinliğe erişmek için de şaire başvuracak. Doğu Tabletleri, yayınlanmaya başlandığı 2003 yılından beri bize, bu görevleri anımsatıyor. Özgürleşmede, köklerine kavuşmada ve yetkinleşmede şiire düşen payı ortaya koymaya çabalıyor. Hüseyin Haydar,
Zor Günlerin Şiirleri – Hüseyin Haydar
Hüseyin Haydar, Zor Günlerin Şiirleri?yle bize, adanmış insan karakterleri sunuyor. Bu insanları Ergenekon demircisinden, Kava?dan, Spartaküs?ten, Nesimi?den, Hallacı Mansur?dan, Şeyh Bedrettin?den, Kuvayı Milliye kahramanlarından tanıyoruz. Hüseyin Haydar, yeni şiirleriyle okuru, vicdanından ve tarih bilincinden yakalayıp mücadele sahnesine çekiyor. İnsanın iyiye ve güzele duyduğu özlemin, haksıza ve zalime karşı olan öfkenin dili oluyor. Türkiye?nin ve dünyanın içinden geçtiği zor günlerde yazılan bu şiirler hayata tanıklık ediyor. Dizeler boyunca akan devrimci lirizmle okuyanın ve dinleyenin duyguları
Şeriat Böyle – Turan Dursun
“Şeriat Böyle” adlı kitap, Turan Dursun’un, Prof. İlhan Arsel aracılığıyla tanıştığı Erkan Boynuince ile mektuplaşmalarını ve “Şeriat Böyle” adlı bir film senaryosunun özetini içeriyor. Okur, Turan Dursun’un bir film senaryosu üzerinde çalıştığını ve bunu bitirmek üzere olduğunu, yazarın çeşitli mektuplarından ve yazılarından hatırlayacaktır. Bu senaryonun elinizdeki kitapta yer alan özeti (sinopsis) ve mektuplar, yazarın ABD’de yaşayan dostu Erkan Boynuince’nin arşivinden alınmıştır ve ilk kez yayımlanmaktadır. Kitabı, İlhan Arsel’in
Türkiye’de Bitmeyen Ekonomik Kriz / Belgeleriyle Üretimden Finans Oyunlarına Geçiş – Bartu Soral
(*) Türkiye?de ekonomik kriz neden hiç bitmiyor, işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluk Türkiye?nin kaderi mi? Ekonomist Bartu Soral, Türkiye?de Bitmeyen Ekonomik Kriz kitabında, bu ve bunun gibi daha pekçok önemli sorunun cevabını arıyor. Türkiye elli yıldır ekonomik darboğazdan geçiyor. Bir türlü, ne IMF dayatmalarından ne de borç batağından kurtulabiliyor. Bartu Soral, kitabında yukarıdaki sorulara ilginç yanıtlar veriyor. Bunun için de Türkiye?nin 1980 sonrası dahil olduğu küresel ekonomik sistemin dayatmaları sonucunda geçirdiği değişimleri inceliyor. 1923?ten 1980?e kadar; ilk döneminde devlet eliyle, 1950?den sonraysa özel sektörü öne çıkararak, ama hep planlı kalkınmayı deneyen Türkiye Cumhuriyeti, 1980?den sonra makas değiştirerek küresel piyasalara
Sparta’da Mükemmel Toplum / Likurgos Yasaları
Sparta’da Mükemmel Toplum/ Likurgos Yasaları bir derlemedir ve Türkiye’de bu içerikle ilk kez yayımlanıyor. Kaynak Yayınları, Sparta ve Likurgos’la ilgili bütün kaynakları tarayarak en önemlilerini elinizdeki kitapta topladı. Likurgos Yasaları, antikçağın önemli bir ütopyasıdır, ama aynı zamanda, tarih boyunca, bütün ütopyaları da önemli ölçüde etkilemiştir.
Likurgos, MÖ 9. yüzyılda, toplumsal çürümeye cevap aramak amacıyla medeniyetin beşiği Mısır’ı, Ortadoğu’yu ve Girit’i dolaşıyor, toplumları inceliyor. Sonra dönüp, öğrendiklerini ülkesinde uyguluyor. İşte Likurgos Yasaları ve Sparta toplum yapısı böyle ortaya çıkıyor. Antikçağın bütün tarihçileri ve filozofları; Platon, Herodotos, Aristoteles ve diğerleri, eserlerinde mutlaka Sparta’dan bahsetmişler, Likurgos Yasaları’nı
Aydınlık Yazıları Paçal ? Cemal Süreya
Aydınlık Yazıları Paçal adlı bu Kitap, Cemal Süreya’nın 1980’de Aydınlık gazetesinde yayımlanan ‘Paçal’ başlıklı köşe yazılarından oluşuyor. 10 yıl öncesinden gelen değinmeler. Dünyada ve Türkiye’de şiir, roman, öykü, dil tartışmaları, edebiyat dergileri, resim, müzik…
‘Şair yaşadıkça bütün şiirin kanavasına eğilmek zorundadır. Bunu yapmazsa geride kalıyor. Dil Değerlerini yitiriyor. Yavanlaşıyor. Bu yavanlaşma, tuhaf bir biçimde, onun eski başarılı yapıtlarına da bulaşıyor. Evet, tuhaf bir yazgısı var şairin: Yaz zamanında ölecek, ya da kendinden sonraki şiirsel serüveni sonuna dek izleyecek, O serüven, yazmayı sürdürdüğü sürece, kendi şiirinin de serüvenidir çünkü. Ne diyor Şeyh Galip: ‘Mektup yaz alışkanlıkların tazelensin Başkalarının yazdığ her şiir, şair kişinin adresine yeni gönderilmiş bir mektup gibidir. Her biriyle tazelenecektir şair kişi.’
GDO: Çağdaş Esaret ? Prof. Dr. Kenan Demirkol
Prof. Dr. Kenan Demirkol ‘un GDO: Çağdaş Esaret adlı bu kitabı, gıda kontrol soykırımdan, genetiğin nasıl değiştirileceğine, ABD’de GDO yaklaşımlarından, GDO’ların sağlık sakıncalarına, Türkiye’de GDO’nun durumuna kadar onlarca konuyu içeren, 500 kaynak taranarak hazırlanmış bir eser.
( * ) GDO’ların Ardındaki Sır
Ey çocukluğumun mis kokulu Arnavutköy çilekleri, sulu, incecik kabuklu narin domatesleri, çıtır çıtır Çengelköy hıyarları! Şehirli bir kadının başka ne serzenişi olabilir ki? Düşünür müydük karnımızı doyururken bulgurun nereden geldiğini, ekmeğimizin içindeki unun zehirli olup olmadığını, kapıdan geçen tava yoğurdunun sütünün dut ağaçları arasında otlayan ineklerden sağılıp sağılmadığını. Bilirsiniz, sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yermiş. Artık aldığınız yoğurt haftalarca buzdolabında bozulmuyorsa, uzun ömürlü sütler
Kutsal Kitapların Kaynakları 1-2-3 / Turan Dursun
Turan Dursun?un üzerinde yıllarca çalıştığı ve büyük önem verdiği araştırması olan Kutsal Kitapların Kaynakları üç ciltten oluşuyor.
Birinci ciltte, Kur?an, incil Ve Tevrat?ta yer alan ?korku?yu, korku-umut kaynağı Tanrı?yı, ?Efendi Baba Tanrı? kavramını, ?Kral Tanrı?nın Yönetimi?ni, bunların kaynaklarını;
ikinci ciltte, ?Peygamberlik? konusunu, ?kabile peygamberi Muhammedi?, peygamberliğin koşullarını ve türlerini, ?felsefe-din çiftleşmesini?;
Üçüncü ciltte ?Mucize? konusunu, ?Mucize? inancının kaynağını, ?Mucize?lerden örnekleri; Turan Dursun?un binlerce yıl derinliklere uzanan titiz çalışmasıyla bulacaksınız.
?Ben yüzyılların doğurduğu ölümüm? diyen Turan Dursun,
Babam Turan Dursun – Abit Dursun
“Babamın öldürülmesinin üzerinden beş yıl geçmişti Turan Dursun, bir baba. eş olmaktan çıkmış, topluma, toplumlara alt olmuştu. Yolumuza devam etmeliydik Onun, 56 yıllık ömründe ürettiği eserlerini kamuoyuna ulaştırmak zorundaydık. Aradan geçen yıllar içerisinde bunun önemli ölçüde başarıldığını görmek, kuşkusuz ki, bizi oldukça mutlu etti. Onca eser kitap haline getirildi, on binlerce, yüz binlerce okur buldu. Bu arada kitapların basımını üstlenen Kaynak Yayınları da bu kitapların basımı nedeniyle büyük tehlikeleri göze aldı. Yayınevi gerici güçlerin saldırısına uğradı, yılmadılar. Yollarına devam ettiler. Öldürülmesinin üzerinden 1900 gün geçmesine rağmen babamın katlinin üzerindeki esrar perdesi kaldırılmamış, cinayet çözülememişti. Cinayet çözülemediği ya da çözülmek istenmediği gibi vurulduğu gün evinden alınan sayısız çalışma ve özel eşyası da