Etiket: Ölüm

“İnsan, yaşam ve ölüm içgüdüleri arasında bir çatışma mı?” Ölüm üzerine spekülatif düşünceler 2

Ölüm düşüncesini incelerken Freud’un görüşlerine değinmemek şüphesiz çok büyük bir eksiklik olur. Freud ‘un bu konudaki görüşleri spekülatif olmakla, bilimsel olmamakla en çok eleştirildiği görüşlerdir. Aynı zamanda “tarihi ileriye yönelik olarak yorumlamak” yanlısı yazarlarca eleştirilen görüşlerdir. Kısacası bu görüşler içinde “devrimci Freud”a rastlamak güçtür. Benim kanımca Freud, yapıtı bir bütün olarak ele alındığında muhafazakar bir

okumak için tıklayınız

Cesare Pavese ‘yi intihara götüren koşullar

1914’de Cesare Pavese ‘nin babası beyin kanserinden ölür. Lisedeyken tek yakın arkadaşının intiharı, yine aynı zamanlarda başka bir öğrencinin kendini öldürmesiyle; “intihar” O’nun için saplantı haline gelir. Üniversitedeki son yıllarında beş yıl süren ve sonu hüsranla biten aşk ilişkisinin sonunda iyice karamsarlığa gömülen Pavese bir çok roman yazmış ve türlü edebiyat ödüllerine layık bulunmuştur.

okumak için tıklayınız

Derviş Aydın Akkoç: Ölüm, kapitalizm ve reel siyaset pratikleri tarafından siyasallaşmıştır.

Rus yazar Vasili Rozanov’un sözü insanı sakinleştiriyor: “Bütün dinler gelir geçer, sonunda bir iskemleye oturup uzaklara bakmak kalır.” Ölümden korkmak için hiçbir sebep yok. Ama ölümden korkmak da, Nâzım’ın dediği gibi “ayıp” değil. Mevzu ölümden ziyade hiçliktir aslında. Kadim dinler, insandaki hiçlik duygusunu (“boşluk duygusu” mu demeli yoksa) teskin etmek üzere kurulmuşlardır.

okumak için tıklayınız

Sâdık Hidâyet ve Ölüm – Mehmet Kanar

9 Nisan 1951 tarihinde, Paris’te kaldığı otel odasında noktaladı hayatını. Kapı altlarını, pencereleri sımsıkı kapatıp havagazı musluğunu açarak. Sessiz ve yavaş bir ölüm. Bu onun ilk ve son deneyimi değildi. Birçok kez düşünmüştü intiharı. Bir keresinde de aynı kentte nehrin sularına atıvermişti kendini. Ama başarısızlıkla sonuçlanmıştı bu deneyim.

okumak için tıklayınız

Puşkin’in intikamını hangi ünlü yazar almak istedi?

Rusya’da bir modaya dönüşen düello geleneğinin en yaygın olduğu dönem 19. yüzyıldı. Rusya’nın gelmiş geçmiş en ünlü şairi sayılan Aleksandr Puşkin bağımsız, özgürlükçü kişiliği ve dönemin ilerici okur yığınları arasında geniş yaygınlık kazanan yapıtları nedeniyle monarşi yönetiminin sürekli baskıları alında yaşıyordu. Puşkin 1837 yılında komploya çok benzeyen bir düello sonucunda yaşamını yitirdiğinde henüz 38 yaşındaydı.

okumak için tıklayınız

Ölüsüne sahip çıkan kuşlar

Kargalar ölülerinin yanında ilginç davranışlar sergileyen kuşlardır; etrafında toplanıp yüksek sesle öterler. Bazıları bunun bir tür cenaze töreni olduğunu iddia eder. Ama aslında bilim insanlarının elinde anlatımlardan öte bir kanıt olmadığı için bu davranış sırrını koruyor. Bu konuyu araştırmak için bir deney yapıldı. Araştırmada kargaların kendilerine tehdit olarak algıladığı yüzleri unutmadığı bilgisinden hareket edildi.

okumak için tıklayınız

Ölümden sonra bilinç ne kadar sürüyor?

Yakın zamanda, İngiliz gazetesi The Daily Mail’de Dr. Sam Parnia ile yapılan bir görüşme yayımlandı. Sam Parnia, Birleşik Krallıklar Southampton Üniversitesi’nde multidisipliner bir çalışmayı yönetmiş ve bu çalışmanın sonuçlarını Official Journal of Europen Resuscitation Council’de (Avrupa Yeniden Canlandırılma Konseyi Resmi Dergisi) “Aware” (farkındalık) başlığı ile yayımlamıştı. Çalışma, İngiltere, Amerika ve Avusturya’da ki 15 hastanede, ani

okumak için tıklayınız

“Neden bu kadar çok acı var şiirlerinde?” diye soruyorlar bana – Metin Altıok

Bir yanım göçük altında kalmış, çürüyor. Bir yanım son umuduyla 900’lü telefonlara sarılıyor. Bir yanım dağ başlarında kurşunlanmış yatıyor. Bir yanım çaresiz kendini satıyor. Bir yaram canına kıymanın uygun yollarını arıyor. Bîr yanım avuç açmış dileniyor sokaklarda. Bir yanım seccadenin üstünde beş vakit namaz kılıp Tanrı’ya yakarıyor. Bir yanım şifa bekliyor hastane kapılarında. Bir yanım

okumak için tıklayınız

Kürt sineması: Yurtsuzluk, sınır ve ölüm

Bir Kürt sineması fikri şimdi, Yılmaz Güney, Bahman Ghobadi, Hiner Saleem, Kazım Öz, Hüseyin Karabey gibi isimlerin dâhil olduğu (ama onlarla da sınırlı kalmayan) başarılı yönetmenlerin kolektif çalışmalarına dayanır. Keza adını andığım Kürt sinema yönetmenlerinin hepsine başka ulusal sinemalar da sahip çıkabilir ve çıkmıştır; üstelik böyle bir iddia çok da temelsiz değildir. Yılmaz Güney örneğin,

okumak için tıklayınız

Mirin (Ölüm) – Tahir Ürper

(Kürtçe Bilmeyenler İçin Not: Bu yazının Türkçesi yazının sonunda yeralmaktadır.) Behr, dilê mirov de xweşî, tênetî û bêdengî peyda dike. Lê belê behra ku kal û pîrên ji xerîbîyên de hatin e; dibe goristan. Gora xweyî gundên kavilbuyî; gundên şewitîyî û gundên kilamên qedexekirî diveşêrin. Gava mirov pêncî salên xwe li derekî derbas bike û

okumak için tıklayınız