Kategori: Puşkin

Byelkin’in Öyküleri – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

1830 yılının ürünü olan Byelkin’in Öyküleri, yalın bir üslupla yazılmış, gerçekçi, özlü sanat ürünüdür. Bu öyküde Puşkin, halk insanlarını büyük bir yalınlık, gerçekçilik ve ustalıkla çizmiştir. Merhum İvan Petroviç – Byelkin’in ÖyküleriBayan Prostakova: Ya, azizim; ufacıktan beri bir öykü merakı var onda.Skotinin: Mitrofan bana çekmiş. ‘Anasının kuzusu”Yayımcının NotuBurada halka sunmakta olduğumuz. İ. P. Byelkin’in Öyküleri’ni

okumak için tıklayınız

Melankolinin Öngörüsü: Yevgeni Onegin ve Modern Bireyin Yabancılaşması

Aleksandr Puşkin’in Yevgeni Onegin adlı eseri, yalnızca bir 19. yüzyıl Rus romanı değil, aynı zamanda modern bireyin yalnızlık, anlamsızlık ve varoluşsal huzursuzluk deneyimlerinin erken bir habercisidir. Eserin başkahramanı Yevgeni Onegin’in melankolisi, bireyin iç dünyasındaki çatışmaların, toplumsal bağlardan kopuşun ve anlam arayışındaki çaresizliğin bir yansıması olarak, modernitenin ruhsal krizlerini öngörür. Bu melankoli, Charles Baudelaire’in spleen kavramıyla

okumak için tıklayınız

Yüzbaşının Kızı – Aleksandr Puşkin (Radyo Tiyatrosu)

Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in 1833-1836 yılları arasında yazdığı ve Yemelyan Pugaçov Ayaklanması sırasında Rus bir subayla görev yaptığı kale komutanı yüzbaşının kızı arasındaki duygusal ilişkileri konu alan romanıdır. Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in roman alanındaki en önemli eserlerinden biridir.

okumak için tıklayınız

“Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler. – Aleksandr Puşkin

Koğuştan taze sabah havasına çıktım. Güneş doğuyordu. Dupduru gökyüzünde iki başlı, karlı bir dağ parlıyordu. Gerinirken: “Ne dağı bu?” diye sordum. “Ararat” dediler . Seslerin etkisi ne kadar güçlü! Var gücümle baktım bu efsanevi dağa. Yenilenme ve yaşam ümidiyle onun doruğuna yanaşan Nuh’un gemisini, biri idamın öteki barışın simgeleri olarak uçup gelen kuzgunla güvercini gördüm.

okumak için tıklayınız

Alesandr Puşkin’in ölümsüz şiirsel romanı, Yevgeni Onegin – Fyodor Dostoyevski

“Yevgeni Onegin hayallerle oynayan bir şiir değil, gerçekçi bir gözle yazılmış, ayağı yere sapasağlam basan bir eserdir. Bu şiirin gerçek Rus hayatını dile getiren yaratıcı gücüne, eserin sanat mükemmelliğine Puşkin’den önce kimse ulaşamamıştı, belki ondan sonra da kimse ulaşamadı. Onegin, Petersburglu’dur. Başka türlü olamazdı ki! Şiir için gerekli bu. Kahramanının gerçeğe en uygun yanlarından biri

okumak için tıklayınız

Kleopatra ve Âşıkları – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin (Çeviri: Nâzım Hikmet)

KLEOPATRA VE ÂŞIKLARI Saray pırıl pırıl. Şarkıcılar hep bir ağızdan Destan okuyorlardı, filâvta ve rubabın akışıyla. Melike sesiyle ve bakışıyla Canlandırıyordu ziyafeti ihtişam içinde. Gönüller sürükleniyordu onun tahtına doğru Fakat altın tasın önünde, O, birdenbire daldı derinlere Mucizeli başını, omuzuna eğip durdu. Ve şimdi muhteşem ziyafet sanki uyukluyordu, Davetliler susmuştu. Şarkıcılarda ne ses, ne seda

okumak için tıklayınız

Maça Kızı adlı öykü – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Maça kızı gizemli bir felaket habercisidir. -En yeni fal kitabından- Ve yağmurlu, kapanık havalarda sık sık toplanırlardı; -Tanrı günahlarını bağışlasın!- Büyük kumar oynarlardı. Ve kazanır ve tebeşirle yazarlardı. Böylece, yağmurlu, kapanık havalarda ciddi bir tavırla uğraşırlardı. Bir gün Atlı Birliği muhafızlarından Narumov’un salonunda iskambil oynuyorlardı. Uzun kış gecesi fark ettirmeden geçip gitti ve sabahın saat

okumak için tıklayınız

Puşkin ve Epik Şiiri – Azer Yaran

I Aleksandr Sergeyeviç Puşkin (1799-1837) Rus edebiyatının kurucusu, Rus edebiyat dilinin yaratıcısı kabul edilir. 19. yüzyıl Rus düşünürü ve eleştirmeni Belinski, Puşkin’in, “şiiri, Rus yaşamıyla ve Rus çağdaş zamanıyla dost kıldığını” belirtiyordu. Puşkin’in yaratıcılığı erken dönemde yazdığı liriklerinden ve Güney sürgünlüğü döneminin ürünü destanlarının romantizminden gerçekçiliğe doğru evrim geçirdi. Şair, Dekabristlere yakındı ve iki kez

okumak için tıklayınız

Düellolara galip gelen aşkın öyküsü…

Gogol; Ölü Canlar’ı yazma fikrini kendisine veren Puşkin için “olağanüstü bir olaydır.” der; Dostoyevski daha mistik bir tavırla “Puşkin, bize gelecekten haber veren peygamberimizdir.” der. Nâzım’ın ise; “ömrüm boyunca bir tek şiir çevirdim Türkçeye.’’ dediği şiirin şairidir Puşkin. Modern Rus Edebiyatının oluşmasına en çok katkıda bulunan yazın ve düşün adamıdır Puşkin. Klasik Batı edebiyatını ve

okumak için tıklayınız

“Yalnız ölüleri ve öldükleri gün seviyorlar.” – Cemal Süreya

Puşkin’in bir sözü vardır; sanatçıların ancak öldükten sonra değerlendirildiklerini, bir bakıma bağışlandıklarını anlatmak isterken şöyle der: “Yalnız ölüleri sevmeyi biliyorlar.” Özellikle bizim toplumumuzda böyle bu. Orhan Veli Kanık ölümünün hemen ilk haftası içinde herkesçe benimsenmiştir. Yıllarca onun girişimine dudak bükenlerin, onunla eğlenenlerin, o girişimi değerlendirmeleri, içlerine sindirmeleri için bir hafta çok kısa bir süre değil

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Puşkin Konuşması – Konstantin Mochulsky

Moskova’daki Puşkin anıtının açılış töreni 26 Mayıs 1880’de yapılacaktı. Dostoyevski ve Turgenyev, büyük şair hakkında konuşmak üzere Rus Edebiyatını Sevenler Topluluğu’ndan davet aldı. Karamazov’un yazarı, zorlu çalışmasını böldü ve hayatı boyunca hayranlık duyduğu, manevi yol göstericisi ve büyük Rus dehası olarak gördüğü Puşkin hakkında bir konuşma hazırladı. Pobedonostsev’e gönderdiği mektupta Dostoyevski şöyle der: “Puşkin hakkındaki konuşmamı, fikirlerimi keskin bir biçimde ifade ederek yazıp

okumak için tıklayınız

Yevgeni Onegin – Ataol Behramoğlu

Bu yazıyı oluşturmak için, zaten elimin altında bir yerlerde duran “Yevgeni Onegin”in sayfalarını karıştırırken, içimde yine Puşkin hakkında bir şeyler söyleyebilecek olmanın sevincini duydum. Puşkin’le her karşılaşışım, bir zamanlar konuştuğumuz belki çocuk­ça ama saf ve yürekten sözlere bağlılığını yitirmemiş bir ilk gençlik arkadaşıyla uzunca aralardan sonra yeniden karşılaşmalara benziyor… Eskimek bilmiyor Puşkin… Herhangi bir kitabın sayfalarından aynı açık

okumak için tıklayınız

Puşkin’in intikamını hangi ünlü yazar almak istedi?

Rusya’da bir modaya dönüşen düello geleneğinin en yaygın olduğu dönem 19. yüzyıldı. Rusya’nın gelmiş geçmiş en ünlü şairi sayılan Aleksandr Puşkin bağımsız, özgürlükçü kişiliği ve dönemin ilerici okur yığınları arasında geniş yaygınlık kazanan yapıtları nedeniyle monarşi yönetiminin sürekli baskıları alında yaşıyordu. Puşkin 1837 yılında komploya çok benzeyen bir düello sonucunda yaşamını yitirdiğinde henüz 38 yaşındaydı.

okumak için tıklayınız

Maça Kızı – Aleksandr Puşkin (Sesli Kitap)

1833’te yazdığı Maça Kızı, Puşkin’in yazınsal yaratıcılıktaki ustalığını gösteren öykülerinden biridir. Maça kızı gizemli bir felaket habercisidir. -En yeni fal kitabından- Ve yağmurlu, kapanık havalarda sık sık toplanırlardı; -Tanrı günahlarını bağışlasın!- Büyük kumar oynarlardı. Ve kazanır ve tebeşirle yazarlardı. Böylece, yağmurlu, kapanık havalarda ciddi bir tavırla uğraşırlardı. Bir gün Atlı Birliği muhafızlarından Narumov’un salonunda iskambil

okumak için tıklayınız

Aleksandr Puşkin “Dubrovskiy” – Emre Furkan Özdemir

600 yıllık soylu ve dönemine göre çağdaş bir ailenin biraz deli biraz hırçın ve fazlasıyla sivri zekâ çocuğu: Aleksandr Sergeyeviç Puşkin. Doğduğu dönemde ülkesinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dili, kültürü kısacası her şeyi Fransız modasının hükmü altında… Bulaşıcı bir hastalığın yayılması gibi hızla bütün Rusya’ya yayılan Fransız kültüründen nasibini alan bir aile ve

okumak için tıklayınız

Erzurum Yolculuğu – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

“Erzurum Yolculuğu, Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in gezi türünde yapıtıdır. Çarlık yönetiminin baskısı altında bunalan özgürlükçü Puşkin için yurtdışı yolculuğu büyük bir özlemdi. Yazık ki bu özlemi gerçekleşemedi. Baskıcı yönetim büyük şaire yurtdışına çıkma izni vermedi. Buna karşılık Puşkin, 1829 yılındaki Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus ordusuyla birlikte yola çıkarak Erzurum’a kadar geldi. 1836’da yayımlanan ”Erzurum Yolculuğu” bu

okumak için tıklayınız