Parçalanmış, topluma ve kendine yabancılaşmış modern bireyin; öteki-arzu nesnesi ve kitle psikolojisi sarmalındaki yalıtılmışlığını bir dehanın ayak izleri eşliğinde takip etmek Girard’ın mazoşizmi anlamak için önerdiği tavsiyesini de ister istemez akla getiriyor; kuramlar bir tarafta dursun, Dostoyevski okumalı.
Alman felsefe geleneği yabancılaşma kavramı üzerine 1800’lerde büyük tartışmalar yaşarken, bu gelenekten süzülen Karl Marx, ‘El Yazmaları’nda kavramı bir olgu halinde ele aldığında yıl 1844’tü. Marx’ın çağdaşı Fyodor Mihailoviç Dostoyevski ise bu yabancılaşmış-parçalanmış bireyin edebi adını 1863’te koydu: ‘Yeraltı İnsanı’.