Etiket: Savaş ve Barış

Dolokhov ve Anti-Kahraman Figürü: Savaş ve Barış’ta Modern Bir Tipin Erken Görünümü

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış (1869) romanı, yalnızca tarihsel olayların epik bir anlatımı değil, aynı zamanda modern romanın karakter inşasına dair öncü örneklerinden biridir. Romanın dikkat çekici yan karakterlerinden Fyodor Dolokhov, ahlaki belirsizliği, şiddete yatkınlığı ve bireysel çıkarı önceleyen eylemleriyle, geleneksel kahraman tipolojisini ciddi biçimde sarsar. 1. Anti-Kahraman Kavramı: Kuramsal

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında Prens Andrey’nin içe kapanışının ve melankolisinin Freud açısından yorumu (VİDEO)

Bu video, Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanındaki Prens Andrey karakterinin yaşadığı içsel dönüşümü, Sigmund Freud’un “Yas ve Melankoli” kuramı üzerinden derinlemesine analiz etmektedir. Andrey’nin savaşta yaşadığı hayal kırıklıkları ve eşinin vefatı sonrasında içine düştüğü durumun, sıradan bir kederden ziyade patolojik bir melankoli olduğu savunulur. Videoda belirtildiği üzere karakter, yaşadığı kayıpları dış dünyada telafi etmek yerine onları kendi benliğine

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında Prens Andrey’nin içe kapanışı ve melankolisi, Freud’un Yas ve Melankoli metni bağlamında nasıl okunabilir?

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında Prens Andrey Bolkonski, anlatının en yoğun içsel çatışmalarını taşıyan figürlerden biridir. Andrey’nin savaş deneyimi, eşinin ölümü ve ideallerinin çöküşü, onu giderek dış dünyadan geri çekilen, içe kapanık ve duygusal olarak donuk bir özneye dönüştürür. Bu ruh hâli, Freud’un Yas ve Melankoli (Trauer und Melancholie,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Zorunluluk ve Özgürlük Arasında: Savaş ve Barış’ta Tolstoy ile Spinoza’nın Determinizmi

Tolstoy’un Savaş ve Barış’ta geliştirdiği özgür irade eleştirisi, modern felsefede en radikal determinizm modellerinden biri olan Spinoza’nın zorunluluk öğretisi ile güçlü bir düşünsel akrabalık taşır. Her iki düşünürde de özgür irade, insanın eylemlerinin gerçek nedenlerini bilmemesinden kaynaklanan bir bilinç yanılsaması olarak değerlendirilir. Ancak Tolstoy bu fikri sistematik bir felsefe metni

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’un Büyük Adam Paradigmasına İtirazı (VİDEO)

Bu video, Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanındaki Napoléon figürünü modern iktidar eleştirisi ve tarih felsefesiekseninde incelemektedir. Yazar, Tolstoy’un geleneksel “büyük adam” anlatısını reddederek liderlerin mutlak iradesini nasıl bir yanılsama olarak sunduğunu ve bu figürü nasıl sıradanlaştırdığını detaylandırır. Napoléon’un kibirli portresi ile Kutuzov’un olayları akışına bırakan bilge tavrı kıyaslanarak, merkezi otoritenin aslında tarihin kaotik işleyişi üzerinde gerçek bir kontrolü olmadığı vurgulanır. Video, Tolstoy’un

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’un Savaş ve Barış’ında Napoléon Figürü ve Modern İktidar Eleştirisi

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış (1865–1869) adlı romanı, yalnızca Napoléon Savaşları’nı konu alan tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda modern iktidar, tarih, özne ve nedensellik kavramlarına yönelik kapsamlı bir felsefi eleştiridir. Romanın merkezinde yer alan Napoléon figürü, geleneksel tarih yazımında “büyük adam” olarak yüceltilirken, Tolstoy tarafından sistematik biçimde sıradanlaştırılır, hatta

OKUMAK İÇİN TIKLA

İçsel Dönüşümler ve Arketipsel Yansımalar: Natasha ile Bathsheba’nın Duygusal Yolculukları

Bu metin, Carl Gustav Jung’un “anima/animus” arketiplerini merkeze alarak, Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı eserindeki Natasha Rostova ile Hardy’nin Uzak Kalabalıktan adlı eserindeki Bathsheba Everdene karakterlerinin duygusal dönüşümlerini derinlemesine incelemektedir. Jung’un arketipleri, insan bilincinin kolektif unsurlarını temsil eder ve bireyin içsel çatışmalarını, kimlik arayışlarını ve duygusal evrimini anlamada güçlü bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’un Savaş ve Barış’ında Tarihsel Determinizm ve Bireysel Anlam Arayışı

Tarihsel Süreçlerin Kaçınılmazlığı ve Felsefi Temeller Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı eserinde tarihsel determinizm, olayların bireysel iradeden bağımsız olarak, daha geniş ve öngörülemez güçler tarafından şekillendirildiği fikri üzerine kuruludur. Bu anlayış, Hegel’in “tarihin ruhu” (Weltgeist) kavramıyla derin bir bağ kurar. Hegel’e göre tarih, mutlak aklın kendini gerçekleştirme sürecidir ve bireyler

OKUMAK İÇİN TIKLA

Savaş ve Barış romanında Tolstoy, hangi tarihi olayları merkeze alır ve bu olaylar karakterlerin hayatlarını nasıl etkiler?

Savaş ve Barış (War and Peace), Lev Tolstoy’un epik romanı, Napolyon Savaşları dönemini, özellikle de 1812 Fransız-Rus Savaşı‘nı merkeze alır. Roman, hem tarihsel olayları hem de bu olayların bireylerin yaşamlarına etkisini derinlemesine işler. 1. Tarihsel Olaylar ve Romanın Kurgusu Tolstoy, şu önemli tarihsel olayları detaylı bir şekilde ele alır: 2. Tarihsel Olayların Karakterler Üzerindeki

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy, “Savaş ve barış” romanında, insanların kendi iç çatışmaları (aşk, nefret, kıskançlık, pişmanlık) ile dış dünyadaki büyük olaylar (savaş, toplumsal değişim) arasındaki ilişkiyi nasıl inceler? 

Tolstoy’un Savaş ve Barış adlı eseri, bireyin içsel dünyası ile dışsal tarihî olaylar arasındaki gerilimi psikanalitik bir gözle okumaya son derece uygundur. Roman, yalnızca bir savaş anlatısı ya da tarihsel bir panorama sunmakla kalmaz, aynı zamanda bireyin ruhsal çatışmalarını, arzularını, korkularını ve savunma mekanizmalarını büyük ölçüde derinlemesine işler. 1. Ego,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Özgür İrade ve Tarihsel Olaylar: Tolstoy’un “Savaş ve Barış” Romanında Bir Yanılsama mı?

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanı, yalnızca bir tarihi destan ya da bireysel karakterlerin hikayesi değil, aynı zamanda insan varoluşunun en temel felsefi sorularına yanıt arayan bir düşünce laboratuvarıdır. Bu soruların başında, özgür iradenin doğası ve tarihsel olayların akışı karşısındaki konumu gelir. Tolstoy, roman boyunca bireylerin eylemlerinin tarihsel süreçler üzerindeki

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lev Tolstoy: Dünyanın yaratılışından beri öldürmenin fiziksel ve ahlaki açıdan kötü olduğu bilindiği halde, neden milyonlarca insan birbirini öldürdü?

Savaş ve Barış Adlı Kitap İçin Birkaç Söz (1868) – Lev Tolstoy Beş yıl boyunca, uygun yaşam koşullarında, kesintisiz ve sıra dışı bir biçimde emek harcayarak hazırladığım bu eseri yayımlarken, bir önsözle eser hakkındaki görüşlerimi dile getirmek ve bu arada okurlarda uyandırabileceği şaşkınlığın önüne geçmek istiyorum. Okurların kitabımda benim istemediğim

OKUMAK İÇİN TIKLA

Lev Tolstoy: Uzun zaman acı çektikten sonra, bütün bu korkulardan uzaklaşmaya ve bütün bunlardan ne çıkacağından kaygılanmadan ne söylemem gerekiyorsa onu yazdım

Savaş ve Barış için Önsöz (1865) – Lev Tolstoy Benim için gitgide anlaşılır hale gelen ve kararlı bir şekilde açık ve kesin imgelerle kâğıda dökülen 1812 yılının tarihini yazmaya defalarca başladım ve defalarca yarım bıraktım. Bazen başlarken kullandığım yöntem bana önemsiz görünüyordu, bazen o dönemle ilgili bildiğim ve hissettiğim her

OKUMAK İÇİN TIKLA

İzlemeniz gereken en iyi 10 Sovyet filmi

Sovyet rejimi sırasında Rusya’nın dev sinema sektörüne milyonlarca dolarlık yatırım yapıldı. Bugün sadece bu filmler büyük bir bağlılıkla hatırlanmakla kalmıyor, filmlerde rol alan oyuncular da o yüzyılın gösteri dünyasının en iyi isimleri arasında sayılıp yüceltiliyor. Haliyle, filmlerdeki birçok dilsel ifade ve espri de zamanla günlük Rus dilinin bir parçası haline

OKUMAK İÇİN TIKLA

Milyonlarca insan karşılıklı olarak birbirlerine öylesine kötülükler yapmaya başladılar ki…

Dünyada yaratılmış bütün savaş tasvirleri arasında bence en görkemlisi, Tolstoy’un Savaş ve Barış’ıdır. Hiçbir tarihçi, bu kitapta, Napoleon’un Rusya’ya düzenlediği üç seferde olduğu ölçüde bir savaşı bunca somut, hem de tinsel açıdan bunca zengin anlatmamıştır. İnsan her sayfayı yaşar, komutanları ve diplomatları haritalarının ve belgelerinin başında, orduları ilerlerken, askerleri de

OKUMAK İÇİN TIKLA