Troçki ve Stalin arasındaki rekabet: ‘balık türlerinin araştırılması’

stalin, troçkiLenin Balığı’nın patenti kimde?
Kızılordu kurucusu olarak anılan Lev Troçki, tartışmasız bir biçimde Sovyetler Birliği’nin ikinci adamı olarak anılır. Ancak Lenin’in ölümünün ardından Stalin’le girdiği iktidar mücadelesini kaybederek ülkesini terk etmek zorunda bırakılır.

10 Şubat 1929 yılında Odessa’dan kalkan Ilyiç isimli bir gemiye bindirilir. Gemi Sovyetler Birliği’yle iyi ilişkiler içinde olan İstanbul’a doğru yol alır. Ilyiç, iki günlük yolculuğunun ardından Büyükdere Limanı’na yanaşır. Troçki ilk kez gördüğü İstanbul’u güverteden izlerken elinde bir not tutmaktadır. Gemi rıhtıma yanaşınca, elindeki kâğıdı, Mustafa Kemal’e verilmek üzere polislere uzatır. Yazılanlar şunlardır: “Sayın Başkan İstanbul’un kapısında siz zat-ı âlilerine buraya kendi rızamla gelmediğimi bildirmek isterim. Ülkenizden en kısa zamanda ayrılmak isteğindeyim.”

Her adımı Stalin’in adamları tarafından izlenen Troçki’nin İstanbul’daki ilk adresi Büyükada’daki bir köşk olacaktır.

BÜYÜKADA’DAKİ O KÖŞK

Bina, 19. yüzyıl sonlarında Galata bankerlerinden biri olan İlyasko tarafından yaptırılmıştır. Ancak II. Abdülhamit döneminde el değiştirip padişahın yakınında olan Arap İzzet Paşa’ya peşkeş çekilir.

Lev Troçki, Büyükada’ya gelip köşke yerleştiği zaman ruhundaki fırtınalardan arınır. 1929-1933 yılları arasındaki dört yıl boyunca eşi Natalya ve oğlu Lev Sedov’la birlikte burada yaşar. İstemeden geldiği İstanbul’da huzur bulmuştur. Üstelik en verimli yıllarını da burada geçirir. İlyasko köşkünde, çam ağaçlarının altında Che Guevara’ya ilham olacak, ‘sürekli devrim’ teorisini burada derinleştirir. Hissettiklerini şu satırlarla anlatır:

“Kalem elde Büyükada’da çalışmak çok tatlı bir şey…”

EN İYİ ARKADAŞI; BALIKÇI

Kitaplardan kafasını kaldırıp yazmaya ara verdiği zamanlarda ise, kendisini deniz kenarına atar. Özel dostluklar kurmuştur. Adadaki en büyük eğlencelerinden biri Rum balıkçısı Haralambos’la birlikte denize açılmaktır. Küçücük bir kayıkla çıktıkları balıktan, kocaman levrekler ve ıstakozlarla geri dönerler.

AMERİKA’DAN NE İSTEDİ?

1931 yılında köşkte su ısıtıcısının sebep olduğu bir kaçak nedeniyle yangın çıkar. Troçki ve ailesi bir süreliğine Moda’ya taşınmak zorunda kalırlar. Ancak adayı çok özlemektedir. Bu nedenle kısa bir süre sonra, ‘güvenlik koşullarını bahane ederek’ adaya dönüp başka bir köşke yerleşir. Bu köşk de ‘Yanaros’ adıyla anılır.

Troçki o günlerde, Amerika’daki gazeteci arkadaşı, Max Eastman’ın karısına bir mektup yazar. Ne var ki mektubun içeriği; ideoloji, devrim, teori ya da pratik sorunlarıyla ilgili değildir. Son derece küçük bir talebi olacaktır. Daha fazla balık tutmak için 200 metrelik özel bir misinaya ihtiyacı vardır. Misina Amerika’dan Büyükada’ya ulaştığında Troçki, çok mutludur. Onunla çok ilginç balıklar yakalar. Tuttuğu kaya balıklarından biri ise, ona büyük heyecan verir. Çünkü turuncu beneklere sahip bu kırmızı balığın kuyruğunda ‘orak’, alt tarafında ise ‘çekiç’ şekli bulunur.

TROÇKİ’NİN BİLİNMEYENİ

Stalin muhaliflere baskıları artırırken, Troçki de kendisi için çemberin daraldığının farkındadır. Artık adada kalması zordur. Anıları arkasında bırakır. Büyükada’dan ayrılışının hüznü şu satırlarında gizlidir: “Buraya geleli dört buçuk yıl oldu. Ayaklarım Büyükada topraklarına sanki kenetlenmiş gibi garip bir duygu var içimde…”

Türkiye’nin ardından Fransa ve Norveç’te de ikişer yıl barınabilen Troçki, 1937 yılında gittiği Meksika’da, Büyükada’da karşılaştığı balık türleri ile ilgili araştırmalar yapar. Bir bilim insanına dönüşmüştür. Meksika’da da ‘araştırmacı’ statüsüyle çalışır.

Troçki’nin balık türleriyle ilgili akademik yayınları bulunur. Büyükada’da rastladığı ‘orak-çekiç balığı’ aklından çıkmaz. Bu türle ilgili çalışmasına derinlik kazandıracağı sırada, Meksika’da kendisini gazeteci olarak tanıtıp evine giren Stalin ajanı İspanyol Ramon Mercader’in saldırısına uğrar. İspanyol saldırganın kafasına vurduğu kazma nedeniyle bir gün sonra yaşama veda eder.
Arkasında derin bir ideoloji ve sayısız kitap bırakan Troçki, kendisi için çok büyük bir anlam ifade eden araştırmayı da tamamlayamaz. Ne ilginçtir ki Troçki ve Stalin arasındaki rekabet ‘balık türlerinin araştırılması’ konusunda da kendisini göstermiştir. Stalin’in de aynı Troçki gibi balıklarla ilgili araştırmaları bulunur. Üstelik Troçki’nin Büyükada’da rastladığı ‘orak-çekiç’ balığı araştırmasını da Stalin tamamlayacaktır.

Bu balık türü, Stalin tarafından tanımlanır. Sovyet lideri, balığa Ekim Devrimi’nin önderine hitaben, ‘Sebatis Lenini’ adını verir.

KÖŞKÜN FİYATI UYGUN!

Troçki’nin Meksiko City’deki evi bugün müze olarak kullanılır. Büyükada’daki ilk evi olan İlyasko ya da Arap İzzet Paşa Köşkü ise bugün bir izbeyi andırıyor. Özel mülkiyete ait köşk, bir emlak sitesi üzerinden 4 milyon 4 bin dolara satılmayı bekliyor. Troçki’nin orada nasıl çalışmalar yaptığı ise kimsenin ilgisini çekmiyor. Sanal Bolşevik korkusu, Büyükada’da Lev Troçki adıyla bir müzeye izin vermez.

Büyükada’dan devrimciler geçer.Adanın sularında, bugün sayıları azalsa da kuyruğunda orak, gövdesinde çekiç olan Lenin balıkları yüzer…

ERK ACARER
(http://www.birgun.net/, 02.08.2015)

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Dostoyevski’nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın içyüzü – E. H. Carr

Dostoyevski'nin yirmi sekiz yaşında ağır hapisle cezalandırılmasına ve sürülmesine yol açan olayın ana hatları iyice bilinmektedir; ayrıntılardaki belirsizlikler ise güvenilemeyecek...

Kapat