Yaşam Kısır Bir Döngü müdür? Sadık Güvenç

Güç nedir? Güçlü kimdir? Günü gelince kısa çöp uzun çöpten hakkını alır mı? Ezen ve ezilen hiç mi yer değiştirmeyecek dersiniz?

Aslından Satılık, Sahibi Aynı Kuyular, Merhumun İlanı adlı öykü kitapları ve Kanadı Güvercin adlı romanı olan Kenan Şahbaz’ın yeni romanı Bir Yokmuş Bir Varmış’ı okurken aklıma takılıveren sorulardan bazıları bunlar. Daha da sormaya, sordurmaya devam ediyor yazar. 
Olaylar Aspidia ve Özgür İkaria’da geçiyor. Aspidia mor bir dünyadır. Orada anneler de babalar da kadındır. Baba kavramı yoktur zaten. Çok sıkı, nefes alış verişlerin bile denetlendiği bir düzen var. Rüyalar bile denetimde. Egemenlerin istediği, kodladığı rüyaları görüyor vatandaşlar. Serbest rüya görenlerin hayal etmesinden korkulmaktadır.

Her sıkı düzenin bir kaçağı olur. Bu düzen böyle mi sürüp gidecek, pireler filleri hep yutacak mı derken karanlığı delecek umut ışıklarını yakan bir bilim kadını çıkar ortaya Arya. Arya, egemenlerin gizlediği/ yok etmeye çalıştığı erkek nesil üretme peşindedir ve bu iş gerçekleşirse halkı ayağa kaldırmak kolaylaşacaktır.
Romandaki devrimci karakter İlina, kendisi gibi düzen karşıtlarıyla iş birliği içindedir ve bilimsel çalışmalara çok önem vermektedir.  
Bebeklerin denetimli doğduğu, doğar doğmaz annelerden uzaklaştırıldığı bir dünya burası. Egemenler, işverenlerin kuklası gibi. Geçmiş diye bir şeye izin verilmiyor. İnsan beyni sürekli boşaltılıyor. Çalışma süreleri çok uzun, vardiyalar var. Aile bireyleri birbirlerini göremiyorlar ki dertleşip ortaklaşabilsinler.
Hele bir de ötekilerin yaşadığı mı desek süründüğü yer mi desek mahalle var. Buraya hafızası boşaltılan insanlar bırakılmaktadır. Her yerde her zaman kan emici sülükler vardır dercesine karşılarına çeteler çıkacaktır. Evsizler, birleşip direnebilecekler midir?
Arya, erkek neslini laboratuvarında yaratabilecek midir?
Erkek nesil, Aspidia’yı kurtarabilecek midir?
Birinci kitabın sonunda bir devrim gerçekleşecek ve iktidar el değiştirecektir.

İkinci kitapta el değiştiren iktidarın başında ilk erkek kardeşlerden İlker’i görüyoruz. Seçimle iş başına gelmiştir. Tek yenilik de seçimdir. Değişen hiçbir şey yoktur. Önceki dönemdeki iş verenler, devrik başkanın baş danışmanı devrededir. İktidar değişir ama düzen değişmez hesabı.
İlker’in kardeşi Barış, yazarın ütopyasıdır. Başkanlık seçimini kaybedince Aspidia’dan ayrılır ve Özgür İkaria dedikleri yeni bir yerleşim yeri kurulur. Burada her şey ortaktır. Kararlar ortak alınır, üretim ortaktır, tüketim açıktır. Bir lider yoktur. Herkes gücü yettiği oranda çalışır, üretir. 
Birinci kitaptaki evsiz, sefil, karton üzerinde uyuyan zihni boşaltılmışların yerini ikinci kitapta mücadeleci insanlar almıştır. Zor koşulları yaşayanların birlikte oluşu bir güç oluşturmuştur.
Erkek çocukların yaratılışındaki bilimsel dizilimde eksiklikler olduğu için çocuklar hastalıklıdır ve buna çareler aranmaktadır. Arya birinci kitapta anlatılan çatışmada ölmüştür. Dolayısıyla işin sırrına vakıf kimse kalmamıştır. Çalışmayı sürdürecek yeni arayışlara girişilmiştir. 
Roman, beklenmeyen bir sonla biter. Belki de bitmez.
Distopik bir roman olan Bir Yokmuş Bir Varmış eleştiriler, yorumlar, dokundurmalarla okuyucuyu kendine bağlıyor. Yönetenler, yöneten yakınları, yönetenlerin dayattıkları dinler, mezhepler, herkesi kendilerine benzetme çabaları, benzetemediklerini kaybetme dürtüsü, sömürü, sömürü araçları, sömürünün sorunsuz sürmesi için dayatılan sıkı eğitim sistemleri, sen sus ben her şeyi bilirim mantığı her zaman her yerde yok mu? Günümüze dair ne varsa Aspidia’da var. Bugün hayal edip de yaşayamadığımız ütopya da Özgür İkaria’da var. Olaylar arasındaki bağlar güçlü olduğu için okuması kolay. Bazı bilimsel terimlere takılabilir okuyucu. O kadar olacak, yeni şeyler öğrenmek de böyle olmuyor mu?
Yaşam kısır bir döngü müdür? 
Ne  okusam diyenlere öneririm.

Kenan Şahbaz, Bir Yokmuş Bir Varmış 1 (336 s), Bir Yokmuş Bir Varmış 2 (316 s.), Alakarga Sanat Yayınları, roman, İst.2026