Yaşlılıkta Kişilik Tipleri – Psk. Banu Beyaz

Yaşlılık Dönemi Genel Özellikleri

Yaşlılık, aşırılıklar ile karakterize edilen bir dönemdir. Bu dönemin işleyişinde oldukça fazla çeşitlilik vardır. Fiziksel veya duyusal işlevlerdeki önemli değişimler hem  benliği hem de spiritüel inançlara bakış açısını etkileyebilir. Eş veya arkadaşın ölümü ve konut değişikliği gibi durumlar yaşayanlar, sınırlılıkları arttığı için spiritüel yaşamlarında da bağımlı hale gelebilirler. Bu noktada yaşlılarda spiritüel sıkıntı sıklıkla yaşam sonrası değerler ile ilgili sorunlar, başarısızlıklar ve memnuniyetsizlik gibi gerçeklerle ilişkilidir. Hatta geçmişte diğer insanlara yaptığı yanlışlardan dolayı onlar tarafından bağışlanmayı dileme ve kendisine diğer insanların yaptığı hatalardan dolayı diğer insanları bağışlama bu evrede çok önemli hale gelebilir. (Gorman & Sultan, 2014: 375). Statünün kaybedildiği ve bağımlılığın arttığı bu dönem, Türk toplumunda farklı biçimlerde algılanır. Bazı kesimlerde yaşlılık gündelik işlerden elini eteğini çektiği halde çoğu zaman fikirleri sorulan itibarlı bir konumdayken, birçok yerde ise genellikle üretkenliğin son bulduğu, maddi sıkıntılara maruz kalınan, fiziksel ve psikolojik açıdan birçok sorunlarla karşılaşılan bir zaman dilimi olarak düşünülür.(Ersoy, Arpacı & Ersoy, 2015: 489). Türkiye’nin sosyal yapısı göz önüne alındığında ailenin toplumdaki işlevi, manevî değerler ve toplumsal bütünleşmenin şartlarından kaynaklanan özel nedenlerle “yaşlılık ve sorunları”; diğer yardıma muhtaç gruplarla kıyaslandığında daha az gündem teşkil eder. Bunun sonucu olarak Türkiye’de yaşlı nüfusun büyük bir bölümü çocukları ile birlikte ya da çocuklarına yakın bir çevrede yaşama eğilimindedirler. (Güngör, 2012a).

 Psikolojik ve zihinsel gelişimle ilgili olan yaşlılıkta, yeni rollere uyum sağlayarak yaratıcı çıkışlar yapmak mutluluğu sağlayabilir. Ayrıca aktif yaşam biçimi, bilişsel etkinlikler, sosyal destek, karşılıklı ilişkiler, gençlikte oluşturulmuş iyi alışkanlıklar, şimdiki yaşamla bağlantıları sürdürmek, toplumun yaşlılara karşı tutumlarında değişiklik yapmasına yol açacak biçimde davranmak gibi faktörler sağlıklı ve mutlu yaşlanmayı doğrudan etkiler. (Canatan, 2008: 136). Bireyin karakteri ile dünyaya ilişkin algısı ve geleceğe ilişkin umutları, onun yaşlılığa yaklaşımında ve yaşlılığı kabul etmesinde farklılıklara yol açar. Bu nedenle yaşlıların sadece uzun yaşamalarıyla değil aynı zamanda onların hem yaşam kalitesi hem de yaşamlarına yükledikleri anlamlar ile de ilgilenmek gerekir. (Baran vd., 2011: 16). Gençlik hayallerinin ortadan kalkması ve ölüme daha fazla yaklaşma duygusu, bilinçaltında yaşlıyı olumsuz yönde etkileyen nedenler arasında sayılabilir. Bir yandan psikolojik açıdan kendisini yalnız hissetmesi ve çevresine uyumda güçlük yaşaması diğer yandan işini, ekonomik ve fiziksel gücünü, aile içi rol ve statüsünü kaybetmesi, yaşlıyı psikolojik açıdan depresyona yönelten diğer nedenlerdir. Eskiye özlem duyma ve yeniye uyum sağlama güçlüğü yaşanan bu dönemde, kuşaklararası çatışma ve uyum sorunları ortaya çıkabilir. (Duyan, Yolcuoğlu & Artan, 2014: 321). Geleneksel toplumlara bakıldığında ise yaşlıdaki fiziksel ve sosyal yitimler onun aile içindeki otoritesini ve saygınlığını azaltmaz. (Güngör, 2012a)..

 Yaşlılık döneminin genel özelliklerini açıklamada kullanılan yaklaşımlardan biri de kişilik tipolojileridir. Gerçekleştirilen bir çalışmada yaşlılara özgü kişilik tipolojileri oluşturulmaya çalışılmıştır. Buna göre yaşam ile uyum içinde olanlar olgun, salıncaklı sandalyeli ve zırhlı, uyum içinde olmayanlar ise öfkeli ve yaşamdan nefret eden tipler olarak adlandırılmışlardır. Neugarten de bu kişilik tipolojisine benzer farklı bir tipoloji öngörmüş ve yaşlıları dört farklı kategoride ele almıştır: a) Bütünleşmiş kişilikler: Bilişsel yetileri tam, yaşam doyumları yüksek, b) Zırhlı-savunmacı kişilikler: Başarıya ulaşmak için gayret eden, ihtiyatlı duyguları olan c) Edilgin-bağımlı kişilikler. Başkalarına bağlanma ihtiyacı duyan d) Bütünleşmemiş kişilikler: Düşük yaşam doyumuna sahip, çözülmüş, örgütlenmemiş yaşlılık örüntüsüne sahip yaşlıları temsil etmektedir (.Akt. Kökenek, 2012).

Yaşlılıkta Kişilik Tipleri

 Yaşlıların kişilik tiplerinin belirlenmesi ve onlara bu bağlamda hizmet sunulması, onların hayatlarına daha etkili bir şekilde müdahalede bulunulmasına olanak sağlar. Çünkü her biri farklı kesimlerden gelen yaşlıların gerek geçmiş yaşantıları gerekse yaşadığı kültürel çevre dikkate alındığında, yaşlıların farklı kişilik yapılarına sahip olduğu görülür. Dolayısıyla bu durum onların manevî gereksinimlerinin belirlenmesini ve karşılanmasını da etkiler. Bu noktada Erich Fromm (1994: 82-130) beş farklı karakter yöneliminden bahseder: Alıcı, sömürücü-istismarcı, biriktirici-istifçi, satıcı-pazarlamacı ve yaratıcı.

1) Alıcı yöneliş: Bu yönelime sahip bireyler, her türlü şeyin kaynağının kendisi dışında olduğunu kabul eder ve istediği şeyi elde etmenin tek yolunun onu bu dış kaynaktan almak olduğuna inanır. Diğer insanlar tarafından onaylanma ve kabul edilme gereksinimine ihtiyaç duyar. Bu tip bireyler başkaları tarafından verilen yardıma herhangi bir mukabelede bulunmaz, benmerkezcidir, Diğerlerine herhangi bir iyilik yapmaz, asosyaldir, karar almada zorluk çeker, kendi karakter potansiyelinin tam olarak farkında değildir. Kendi başlarına en ufak bir çaba göstermek yerine, ihtiyaç duyduklarını verecek birini bulma eğiliminde olan bu kişiler; dine bağlı kimseler ise hiçbir şeyi kendi çabaları ile elde etmeye çalışmazlar ve her şeyi Tanrı’dan beklerler. Bunlar yalnız başlarına kaldıkları zaman ne yapacaklarını bilemezler, çünkü başkalarından yardım görmeden hiçbir şey yapamayacaklarına inanırlar. Yemekten ve içmekten büyük bir zevk duyan bu tiplerin görünüşü iyimser ve dostçadır ama yarar sağladıkları kaynağı kaybetme tehlikesiyle karşılaştıklarında endişeli ve ne yapacağını bilemez bir hâl alırlar. Bu tipin en iyi örneği, kendi bahçe duvarını dahi devletin yapmasını bekleyerek “Devlet baba bize bakmıyor.” anlayışına sahip bireylerdir.

 2) Sömürücü-istismarcı yöneliş: Bu tip eğilime sahip kişiler her türlü iyi şeyin kaynağının dışarıda olduğunu düşünerek, bu kaynağı bulduğunda zorla ya da hileyle amacına ulaşır. Bunlar sadece kendisine fayda getirebilecek olan insanlarla iletişim kurar, onların iyi niyetini suiistimal eder ve onlardan faydalanmak için her türlü yalanı söyler. Başkalarından alabilecekleri şeylerin kendi başlarına yaratabilecekleri herhangi bir şeyden daha iyi olduğunu sanan bu tip bireyler bir şeyler elde edebilecekleri herkesi ve her şeyi kullanırlar ve sömürürler. Bu tipin aşırı bir örneği, satın alacak parası olduğu halde ancak çaldığı şeylerden hoşlanan kleptomanlardır.

 3) Biriktirici-istifçi yöneliş: Hayattaki en temel amacı mal-mülk biriktirmek olan bu tip bireylerin tek gereksinimleri, daha fazla şeye sahip olmaktır. Bunlar sahip oldukları arttıkça kendilerinin tatminkâr olacağını düşünürler ama hiçbir zaman bu tatminkârlik  elde edilemez, çünkü bir şeye sahip olduktan sonra hemen ondan daha iyisine sahip olmayı amaç edinirler. Bu nedenle her zaman hayatlarında bir şeylerin eksik olduğuna inanan bu kişilikler her neye sahip olursa olsunlar, hiçbir şey onları tamamen mutlu edemez. Biriktirdikleri ve tutumlu davranıp artırabildikleri zaman kendilerini güvenli hisseden bu bireyler, harcamayı ise tehlikeli görürler. Hatıralara karşı özel bir bağlılık gösteren bu tip insanlar, her şeyi bilirler ama hiçbir şey ortaya koyamazlar ve yaratıcı bir şekilde düşünemezler. Ölüm ve yıkıcılığın hayattan ve gelişmeden daha gerçek olduğuna inanan bu bireylerin en çok değer verdikleri şey düzen ve güvendir. Bu tipe en iyi örnek, işe başlayınca bir araba alan kişinin, arabayı alır almaz, ondan daha iyi bir araba almayı arzulamasıdır.

4) Satıcı-pazarlamacı yöneliş: Bu yönelime sahip bireyler, diğerleriyle parasal fayda sağlamak ve açık bir ticari kazanç elde etmek için ilişki kurarlar. Bu tipin ayırt edici özelliği, belirli ve sürekli bir ilişki kuramaması iken sürekli niteliği ise tavırların değişebilir olmasıdır. En iyi satılabilen niteliğin gelişmek olduğu bu tipte, belirgin olan şey özel bir tavır değil, istenilen nitelikte en çabuk doldurulabilecek bir boşluktur. Bu yönelişin ön şartı, boşluk olup değişmesi mümkün olmayan bir özel niteliğe sahip olmamaktır, çünkü değişmeye karşı koyan herhangi bir karakter özelliği bir gün gelir pazarın istekleri ile çatışabilir. Bu kişiliğe sahip olan kimse, serbest olmak ve her türlü bireysellikten kurtulmak zorundadır. Bu tipe örnek olarak bir yaşlının maddi yardım alabilmek için kendini huzurevindeki yönetime muhtaç olarak tanıtması ama arkadaş ortamında maddi gelirlerinden bahsederek kendini zengin göstermeye çabalamasıdır, çünkü her ikisi de farklı ortamlarda farklı işlev görürler.

 5)Yaratıcı-üretici yöneliş: Bu tür yönelimdeki kişiler bütün çabasını, ilgi ve alakasını başkalarına bağlı bir insan olmaya adayarak, yaşamını karşılıklı sevgi temelli ilişkiler üzerine kurar. Bunlar yaşamında karşılaştığı olumsuz hayat olaylarıyla ve diğerlerinin kendisi üzerinde istenmedik baskı, istek ve kontrolleriyle baş etmeye yönelik  sağlıklı bir bakış açısına sahiptir. İnsan yaşantısının her alanında bir ilişki kurma biçimini ifade eden bu tipteki insanlar; başkalarına, kendilerine ve nesnelere karşı aklıyla, duygularıyla, duyularıyla tepki gösterirken insanın kendi güçlerini kullanma ve kendisinde var olan imkânları gerçekleştirme yeteneğini kullanırlar. Bu süreçte kendi güçlerini kullanırken özgür olan bu tiptekiler; güçlerini denetleyen herhangi bir kimseye bağımlı değildir. Kendine özgü imkânlarını gerçekleştiren ve kendi güçlerini kullanan bu tip bireyler, dünya ile insan arasında özel bir ilişki kurarlar ama yaratıcılığın en önemli objesinin insanın kendisi olduğunu düşünürler.

 İlk dört yöneliş, birçok olumsuz karakteristiğe sahipken yaratıcı yöneliş ise insanoğlunun amaç edinmesi gereken bir niteliğe sahiptir. Dolayısıyla bu beş karakter, negatif ve pozitif karakterler olarak ikiye ayrılabilir. Erdem sahibi, yaratıcı, üretici ve diğer insanlara da faydalı olmayı amaçlayan bireyler, bu dört negatif karakterden pozitif karaktere doğru bir yönelimi benimsemelidir. Bu kişilik tiplerinin tasnifine dayalı olarak Fromm ise kendi öz-benliğine, öz-saygısına ve özgürlüğüne katkı sağlamayı amaçlayan bireyin, çevresindeki insanlara da olumlu yansımaları olacağını ifade eder. Çünkü bunlar, daha hümanist ve umutlu bir sosyal çevreyi oluştururlar. Dolayısıyla uygulanan manevî bakımın diğer üç kişilik tipinden yaratıcı-üretici kişilik tipine geçişe katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çünkü bu uygulamanın yaşlı bireylerin duygu-düşünce-davranışlarının olumlu yöne evrilmesine ve hayatta daha aktif bireyler olarak kendi potansiyellerinin ve pozitif yönlerinin farkına varmalarına katkı sağlayacağı varsayılmaktadır.

Kaynakça

Baran, A. G. (2011). Türkiye’de yaşlılık dönemine ilişkin beklentiler. Ank.: KRY Yayıncılık.

Canatan, A. (2008). Sosyal yönleriyle yaşlılık. Ank.: Palme Yay

Duyan, V., Yolcuoğlu, İ. G. & Artan, T. (2014). Dünü bugünü yarınıyla insanı anlamak. İst.: Nar Yayınevi.

Ersoy, A. F., Arpacı F. & Ersoy, Y. (2015). Yaşlı bakımı ve yaşlılıkta sağlıklı beslenme. [içinde] Yetişkinlik ve yaşlılık gelişimi ve psikolojisi. Ed.: H. Bacanlı & Ş. Terzi, (ss. 487-516). İst.: Açılım Kitap.

Fromm, E. (1994). Erdem ve mutluluk. Ank.: Türkiye İş Bankası Kültür Yay.

Güngör, Ö. (2012a). Yaşlılık ve din. [içinde] Din sosyolojisi. Ed.: N. Akyüz ve İ. Çapcıoğlu (ss. 253-267). Ankara: Grafiker Yay.

Kökenek, Y. Y. (2012). Normal yaşlılık ve yaşlanma psikolojisi. [içinde] Yaşlıya psikolojik destek kitabı. Ed.: I. B. Kulaksızoğlu ve N. Yücel, (ss. 13-26). İst.: İbb Basımevi.