Yeni dünya bu değil midir zaten?

Toplumsal şaklabanlığın bireysel hokkabazlıkla kucaklaşmasının romanı bir yandan Şimşekler.

İnce bir roman Jean Echenoz imzalı Şimşekler. Hacim olarak inceliği bir yana üslubundan hikâyesine, kahramanının dünyasından alt göndermelerine kadar kılcal kılcal yayılıyor bu incelik. Her tür eleştiri ve yanılma ihtimalini de hesaba katarak ince ince düşünüyorsunuz, Türkçede böylesi romanlar daha çok yazılsa olmaz mı? Hatta, edebiyat geleneğimiz ve bu geleneğin öyküyle kurduğu yakın ince akrabalık bu tercihi daha işlek ve daha özgün kılmaz mı? Roman söz konusu olduğunda bir büyük hacim algısı var bizde. Yazınca büyük yazacaksın, kalın olacak. Yine çok indirgemeci olmak istemem ama büyük roman, hacimli roman sadece bir yaratı işi değil tarihsel ve kültürel olduğu kadar bir hayat bütünlüğü meselesidir.Yüz kilometre içinde coğrafya, insan ve kültür sürekliliğinin paramparça olduğu, edildiği, bir ülke ve toplumda, teorik olarak böyle meseleleri de tartışmak boşuna değil. Örnek mi, Aylak Adam. İnce bir roman. Örnek mi, Mahur Beste ve Hep O Şarkı (neredeyse en çok roman olanı).

Şimşekler?deki incelik bir yandan da ironiye bağlanıyor. Titiz mi titiz, soğuk ve asık suratlı mühendis kahramanımız Gregor, hep içinde dert olan zaman fikrini yaşatmakla kalmıyor, her türlü gürültüden, mırıltı ve titretişimden, yankıdan aşırı derecede rahatsızlık duyuyor. Boyu herkesten uzun ve daha doğduğu andan itibaren tam da karmaşaya, oldu bittiye, iki arada bir derede, başarı ile başarısızlık kanununa kurban gidiyor. Lakin bir özelliği var o bir sayma ustası. Uzmanı. Hatta hastası. Bu hastalık yalnız para söz konusu olduğunda işlemiyor. Parasını saymıyor bir türlü Gregor. İroni, hatta karakterini yer yer karikatürüze eden yaklaşımıyla Echenoz, bir insanın nasıl onca olan içinde olmamasının hikâyesini yazıyor. Romanlaştırıyor. ?Fizik, kimya, mekanik ve matematikte ne varsa yutan ve bu sayede her türlü özgün nesneler tasarlama işine giren? kahramanımız aslında bir mucit ve ?ona fikirler yukarıdan, çok yukarıdan, uçsuz bucaksız kozmostan ve evrenin çıkarları için geliyor.?

Yazarın alttan işlettiği ve sonunda bağladığı ilginç bir örgüsü daha var. Her ne kadar sert ve her bakımdan çok kararlı tek düze bir insan tipine eğilmese bile ondaki insani dokuyu başka bir sembolle açığa çıkarıyor. Kuş ve güvercinle. Ne var ki, bunu da yine ince ve alaycı dili ile kuruyor. Gregor?un düşkün olduğu güvercinler hakkında, okuru da gıdıklayan ve haklı haklı çok haklı yargısıyla tamamlayan bir uzlaştırıcı dili var. ?Tırsak güvercin, kalleş, pis, ruhsuz, hödük, uyuz, umutsuz , ucuz, utanmaz? güvercin. Boşuna değil bu incelik. Bu teğelleme. Okur romanın sonuna kadar sabredecek ve meraklanacak.

Toplumsal şaklabanlığın bireysel hokkabazlıkla kucaklaşmasının romanı bir yandan Şimşekler. Fırsatçı, kapitalist ve bir o kadar da vahşi Amerikan ruhunun doğuşunun içten hikâyesi. ?İşte böyle böyle hızla gelişen işlerin? hikâyesi. Doğadaki her tür hayat kolaylaştıran ve keşfe açık imkânın ?evrenin bir noktasında alıp kullanmamızı beklediğine inanan? bir mucidin sıradışı romanı. Üslubun hiç aradan çekilmediği bu anlatıda, çevirinin de güzelliğiyle oldukça sürprizli hazlar duyacaktır okur. Eleştiri kadar ince dokundurmalarını hiç eksik etmediği akışta ?zenginler, çok zenginler ve acayip zenginlerin? dünyasında, gümüş ziyafet, altın ziyafet ve platin ziyafetin ne olduğunu görecek, saatin kaç olduğunu her zaman şaşmaz biçimde bilen insanın yeni dünya içindeki eriyişini hissedecektir. Yeni dünya bu değil midir zaten? Şirketler, mekanizmalar yapılar büyürken, insanın, insancık olmasının hikâyesi!

ÖMER ERDEM
29.08.2014, http://kitap.radikal.com.tr/

ŞİMŞEKLER
Jean Echenoz
Çeviren: Mehmet Emin Özcan
Helikopter Yayınları
2014, 112 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar
Hakan Savaş’ın dikkat çeken çalışması: “Sinema ve Varoluşçuluk”

Hakan Savaş?ın ?Sinema ve Varoluşçuluk? başlıklı çalışması, okuyucuya bir yandan felsefe ve sinema arasındaki yakın ilişkiyi yakından görmesinin yolunu açarken...

Kapat