Zaman; Nasıl İçimizde, Niçin Dışımızda? Yılmaz Öner

?Her an şimdiki andayız? diye açıklıyor zamanı Öner; hareket anlayışı ?fiilileşmek? kavramına dayanıyor.

“Zamanı soyut kavramların metafiziksel dünyasından kurtaramadık değil mi? Peki, zamanı özne olarak biz mi icat ettik? Öyle ya, Platon’un dediği gibi, zaman “ebediliğin hareketli bir kopyası mı”? Yılmaz Öner
Ancak bir “akış” olarak anlaşılıyorsa ebedilik bir “durgunluk” değil midir ya da şimdiki-zamanlılığın bütün fenomenler için süregelmesi? Yoksa zaman, Hint düşüncesinde olduğu gibi, bir “tekrarlanmalar döngüsü” ile mi bağlantılıdır?
Eski Mısırlılar tasarımında böyle bir “döngü” imgesi yok. Orada “Dün”, daha öncesi olmayan, içinde kurtulunamayan ebedi bir dün (Diyet) iken, “Yarın” hiçbir vakit geçmişe dönüşmeyen ebedi bir Yarın (Neheh)dir.
Ama ilk kez Eski Hintlilerin tasarladıkları döngü veya periyodiklik olgusu ise, “ölçüm açısında gerekli kesinlik için yeterli” bir yasaya oturtulacak gibi değil. Her ölçüm gibi, zamanı ölçmek için de bir yasa oluşturmaya ihtiyaç var! Ne var ki ölçüm de maddesel sürece yapılan bir müdahaledir, yani quanta-teorik etkileşme sürecinde yaratılan bir Arıza’dır. O nedenle ölçüm yasası da böyle bir müdahalenin şiddetini hesaba katmak zorundadır. Peki, müdahale denen Arıza (Ölçüm) nerede meydana geliyor? Elbette, elementer maddenin bağrındaki, onun enerjisini üreten ilişkilerde. İşte zaman da bu enerji üretim-ilişkilerinin virtüel olarak (fiilileşmeksizin) yapılandığı potansiyel düzeyden ortaya çıkıyor. Biyolojik nesnel süreçlerde direkt olarak beliren zaman, her insanın psikolojik yapısına bilinç-altından bu biyolojik süreçler aracılığıyla yansıyor ve Öznel Zaman biçimine bürünüyor dolaylı olarak.” *?Ben doğu insanıyım. Benim hayallerim var. Mahkum muyum pozitivizmin arkasından gitmeye??

Yılmaz Öner’in Yaşam Öyküsü ve Bakışı

Yılmaz Öner, 1928 yılında İstanbul?da doğuyor. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümünde okuyor; felsefeyle olan ilişkisi o yıllarda başlıyor; bütün hayatı boyunca da sürüyor. Şöyle konuşuyor Yılmaz Öner, o dönemdeki matematik hocaları hakkında: ?Matematiğin arkasında bir temel olduğunu seziyorsun. Cahit Arf dışındaki hocalar iyi niyetliydiler ancak matematiğin arkasındaki temeli anlamıyorlardı.? Heisenberg bir seminer vermeye geliyor; ?Bir şeyler söylüyor ama kimse bir şey anlamıyor? sözleriyle anlatıyor durumu Öner. O dönemde Nazi Almanyası?ndan kaçan bilim insanları Türk üniversitelerine gelip çalışmaya ve öğretmeye geliyorlar. Fen fakültesine ?pozitifist bir hava? getiriyorlar; pozitivizmi fen fakültesine onlar sokuyorlar Öner?e göre.
Öner, fizik ve matematik formüllerinin arkasındaki temeli Türkiye?de anlayamayacağına karar verip Göttingen Üniversitesi?ne gitmeye karar veriyor. Götingen?e giderken Roma?dan geçiyor. ?Roma?da her taraf heykel. Bunları kim yapmış? Orada insan, sanatı doğurtan sebepleri seziyor gibi.?
Yılmaz Öner, Göttingen?de Heisenberg?in Beethoven?ın bir piyano sonatı çaldığını görünce, ?bir doğulu olarak? çok şaşırıyor. ?Sanırsınız ki bu adamlar taş kafalı; sadece fizik, matematik okuyorlar. Yok öyle bir şey.? Kendisi de o yıllarda keman çalıyor, tiyatroya ve İngiliz edebiyatına merak salıyor.
Öner, matematik, fizik teorilerinin birer kurgu, birer ?imajinasyon?, birer fantezi olduklarını düşünür; insanın gerçekliği, kendi gözlükleriyle gözlemesi, yeniden düşlemesi, yeniden kurması anlamında…
Öner, Göttingen?de Heisenberg?in öğrencisi oluyor; ama onun fantezilerini benimsemiyor.
?Kendi fantezilerinle Heisenberg?in fantezilerini bağdaştırabilir misin? Sen aynı adam mısın? Ben doğu insanıyım. Benim hayallerim var. Mahkum muyum pozitivizmin arkasından gitmeye?? diye isyan ediyor; hem pozitivizme, hem de determinist anlayışın bittiğini iddia eden belirsizliğe.
Türkiye?ye döndükten sonra yıllarca, mesleğini söylediğinde ?muhasebeci misiniz? sorusuyla karşılaşmaktan kurtulamıyor.
1971?de ?Zamanın topolojisi?ni yazıyor. ?Her an şimdiki andayız? diye açıklıyor zamanı Öner; hareket anlayışı ?fiilileşmek? kavramına dayanıyor.
Öner, Heisenberg?in belirsizlik ilkesinin, determinizme koyduğu ?buraya kadar? sınırını olasılıkçı determinizm kavramıyla aşmak üzere çalışmalar yapıyor. Belirsizlik ilkesinin determinizmi ortadan kaldırdığı, herşeyin belirsiz, ölçülemez, öngörülemez olduğu savına karşı çıkıyor, prodeterminizm adını verdiği bir kurgu üretiyor.
Sovyet bilim insanları olasılık teorisi konusunda önemli çalışmalar yapıyorlar. ABD?lilerin ?güvenirlilik teorisi? adını verdikleri teoriyi Ruslardan ?apardıklarını? söylüyor Yılmaz Öner.
Aydın Çubukçu, ?Türkiye?de başka felsefeci yoktur ve olmamıştır? diyor Yılmaz Öner için. Doğu kültüründe, düşünce alanında parçalı üretimlerin olduğunu, ancak sadece Öner?in kendi içinde tutarlı bir sistem geliştirdiğini söylüyor; hayatın her alanına, maddenin her şekline aynı şekilde uygulanabilecek bir sistem.

Kitabın Künyesi
Zaman Nasıl İçimizde Niçin Dışımızda
Yazarlar. E. Lüscher, E. Pöppel, H. Heimann, J. Aschoff, Jan Assmann, M. Eigen
Sonsöz: Yılmaz Öner
Önsöz:Yılmaz Öner
Evrensel Basım Yayın
İstanbul, 1994
151 Sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe
Filmlerle Sosyoloji – Bülent Diken, Carsten Bagge Laustsen

Filmler asla "sadece film" ya da bizleri eğlendirmeyi ve dolayısıyla dikkatimizi dağıtarak bizi toplumsal gerçekliğimizle ilgili asıl sorunlardan ve mücadelelerden...

Kapat