18 Ağustos 2026

Sokak Lambası Altında Bir Devrim: JV Pawar ve Dalit Panterleri’nin Hikayesi

Bazı hikayeler vardır; sadece bir insanın değil, bir şehrin ve bir halkın kaderini nasıl değiştirdiğini fısıldar. Bugün size, 1940’larda Mumbai’ye bir teknede kaçak bir yolcu gibi gelen, ikinci katı görünce “yere düşer miyim?” diye korkan o utangaç çocuğun, Hindistan’ın en radikal devrimci hareketlerinden birini nasıl kurduğunun hikayesini anlatacağım: JV Pawar. 1. “Sokak Benim Çalışma Odamdı”

devamını oku

Zamana Aykırı Birinin Göz Gezdirmeleri – FRIEDRICH NIETZSCHE

1 Benim Olanaksızlarım. — Seneca: ya da erdemin boğa güreşçisi. — Rousseau: ya da impuris naturalibus’ta51 doğaya geri dönüş — Schiller: ya da Säckingen’in ahlak-trompetçisi. — Dante: ya da mezarlarda edebiyat yapan sırtlan. — Kant: ya da düşünülür karakter olarak boş laf.52 — Victor Hugo: ya da saçmalık denizindeki Pharus.53 — Liszt: ya da âşinalık okulu — kadınlara.

devamını oku

Nazım Hikmet, Güneşi İçenlerin Türküsü: Umut ve Işığın Toplumsal Estetiği

Işığın Çağrısı Nazım Hikmet’in şiirinde güneş, yalnızca fiziksel bir ışık kaynağı değil, aynı zamanda insan ruhunu ve toplumsal bilinci aydınlatan bir semboldür. Güneş, tarih boyunca birçok kültürde yaşam, yenilenme ve hakikatle ilişkilendirilmiştir. Şiirde “güneşi içenler” ifadesi, bireylerin ve toplulukların bu ışığı içselleştirerek umudu bir yaşam pratiğine dönüştürdüğünü ima eder. Bu içselleştirme, bireysel bir deneyim olmaktan

devamını oku

Diogenes ve Kendi Kendine Yeterlilik: Antik Yunan’da Bir Özgürlük Arayışı

Kinizmin Temel Prensipleri Kinik felsefenin en tanınmış isimlerinden olan Sinoplu Diogenes, M.Ö. 4. yüzyılda yaşamış ve felsefesini sıra dışı yaşam tarzıyla somutlaştırmış bir düşünürdür. Onun felsefesinin merkezinde, “kendi kendine yeterlilik” anlamına gelen “autarkeia” kavramı yer alır. Bu kavram, bireyin dışsal nesnelerden, maddi zenginliklerden, toplumsal onaydan ve geleneksel hazlardan bağımsız olarak yaşayabilmesi idealini ifade eder. Diogenes’e

devamını oku

Bazarov’un Dünyasında Umut: Nihilizmden Varoluşçuluğa Felsefi Bir Analiz

Giriş İvan Turgenyev’in Babalar ve Oğullar (1862) adlı romanı, yalnızca bir kuşak çatışmasının değil, aynı zamanda modern insanın anlam krizinin romanıdır. Romanın başkahramanı Yevgeniy Vasilyiç Bazarov, 19. yüzyıl Rus düşüncesinde “nihilizm” kavramının edebi temsilidir. Bazarov’un Tanrı’yı, gelenekleri, duyguları ve otoriteleri reddeden tavrı, pozitivist bilimin rasyonel soğukluğu ile birleşerek onu çağının ruhunu özetleyen bir figür hâline

devamını oku

Pablo Neruda: “Adımı değiştirmek ilk direnişçi hareketimdi”

Adınızı neden değiştirdiniz, “Pablo Neruda” ismini seçmenizdeki neden nedir? P.N.: Hatırlamıyorum. 13-14 yaşlarındaydım. Babamın yazmak istememden duyduğu rahatsızlığı hatırlıyorum. Tamamen iyi niyetiyle, yazarlık yaparak aileme ve kendime zarar vereceğimi, özellikle de hayırsız bir evlat olacağımı düşündü sanırım. Böyle düşünmesinin ailevi nedenleri vardı ama bu nedenlerin benim için bir değeri yoktu. Adımı değiştirmek yaptığım ilk direnişçi

devamını oku

Elias Canetti: Kitleyi oluşturan direniştir

Özel bir kitle türü de reddetmeyle oluşur: Bir araya toplanmış çok sayıda insan o zamana kadar kendi başlarına yapmış oldukları şeyi yapmayı artık kabul etmezler. Ansızın ortaya çıkan bir yasağa uyarlar; yasağı kendileri koymuştur. Bu, artık unutulmuş eski bir yasak ya da zaman zaman canlandırılan bir yasak olabilir. Fakat her halükarda yasak müthiş güçlü bir etki yaratır. Bir emir

devamını oku

George Orwell’in 1984 Romanında Direnişin İmkânı: Özgürleşme mi, İktidarın Senaryosu mu?

George Orwell’in 1984 romanı, yalnızca totaliter bir rejimin betimlemesi değil; aynı zamanda iktidar, hakikat ve özne arasındaki ilişkinin en radikal sorgulamalarından biridir. Romanın merkezindeki temel sorulardan biri şudur: Bu düzende gerçek bir direniş mümkün müdür, yoksa direniş fikrinin kendisi bile iktidarın önceden kurguladığı bir yanılsama mıdır? Winston Smith’in bireysel başkaldırısı, Julia ile ilişkisi ve “Kardeşlik”

devamını oku

Adam Smith’s Four Stages of Social Development Theory (VİDEO)

Adam Smith’s theory of social development examines human history by dividing it into four fundamental stages: hunting, pastoralism, agriculture, and commerce. According to this theory, the progress of societies is built not on intellectual accumulation, but on economic factors and the expansion of property rights. Smith views the most advanced stage, commercial society, as the

devamını oku

Adam Smith’s Four Stages of Social Development Theory

Adam Smith distinguishes four distinct stages of social development based on the expansion of the concept of personality and the progress made in the scope of rights. His view of history as a philosophy of history, which also consists of an understanding of “four-stage historical progress,” is of great importance not only as another expression

devamını oku

Sloganlarla değil, kelimeleriyle, küfürleriyle ve acı gerçekleriyle sarsan o iki dev isim

Sistemi sadece sloganlarla değil, kelimeleriyle, küfürleriyle ve acı gerçekleriyle sarsan o iki dev ismi tanımamak mümkün mü? Namdeo Dhasal ve J.V. Pawar, Dalit Panterleri’nin sadece kurucuları değil; aynı zamanda modern Marathi edebiyatının ve Hindistan’daki direniş dilinin “kara kutularıdır.” Eğer bir tarafta Dhasal’ın volkanik öfkesi varsa, diğer tarafta Pawar’ın keskin ve metodik zekası vardır. İşte bu

devamını oku

Black Panthers vs. Dalit Panthers: İki Kıta, Tek Cehennem

Okyanusları ve kıtaları aşan bir öfkenin, iki farklı coğrafyada nasıl aynı stratejik refleksleri doğuruyor acaba hiç merak ettiniz mi ? 1960’ların Oakland sokakları ile 1970’lerin Mumbai varoşları arasında binlerce kilometre olabilir; ancak bu iki noktayı birbirine bağlayan şey, “artık yeter” diyenlerin gırtlağından yükselen o aynı yırtıcı sestir. Biri beyaz üstünlükçülüğüne (White Supremacy), diğeri ise binlerce

devamını oku

Dalit Panterleri Manifestosu: Kibar Sözlerin Bittiği, Yumrukların Konuştuğu Gün

1972 yılında yayınlanan Dalit Panterleri Manifestosu’nu (Dalit Panthers Manifesto) bilir misiniz ? Bazı metinler sadece okunmak için yazılır; Dalit Panterleri Manifestosu ise yakmak, yıkmak ve yeniden inşa etmek için yazıldı. 1970’lerin başında Hindistan’ın o “parıltılı” demokrasisinin maskesi düşerken, bir grup genç şair ve aktivist sahneye çıktı. Ellerinde kalem değil, birer ideolojik el bombası vardı. Bu

devamını oku

BDD Chawls: Mumbai’nin Beton Hapishaneleri ve Kastın Mimarisi

Mumbai (eski adıyla Bombay) denince akla gelen o devasa gökdelenlerin gölgesinde, şehrin gerçek ve karanlık yüzü saklıdır: BDD Chawls. 1920’lerde İngilizler tarafından “işçi konutları” adıyla inşa edilen bu yapılar, aslında birer barınma alanı değil; sınıfsal hiyerarşinin ve kast temelli ayrışmanın betona bürünmüş halidir. İngiliz Disiplini, Hint Kastçılığı 1920 yılında kurulan Bombay Development Department (BDD) tarafından

devamını oku

Worli 1974: Beton Bloklar Arasında Bir Kast İnfazı

1974’de Worli olaylarını (Mumbai) konu alan, kast sisteminin vahşetini ve devletin bu süreçteki tutumunu size anlatalım. Mumbai’nin kalbi Worli, 1974 yılının Ocak ayında bir “modernleşme” hikayesi değil, orta çağdan kalma bir nefretin sahnesiydi. “Worli Ayaklanmaları” (Worli Riots), sadece iki grubun çatışması değil; sistemin, kendi haklarını talep eden “aşağıdakilere” karşı nasıl bir canavara dönüştüğünün en kanlı

devamını oku

Keşmir 1931: Bir İhanetin ve Kanlı Uyanışın Anatomisi

1931 Keşmir ayaklanmasını konu alan, dönemin baskıcı rejimini ve patlak veren şiddeti anlatalım. Unutmayın. Cennetten bir köşe olarak pazarlanan Keşmir, 1931 yılının Temmuz ayında cehennemin dünyadaki şubesi haline geldi. “Huzur adası” masallarının arkasında gizlenen Dogra hanedanlığı zulmü, Srinagar’ın tozlu sokaklarında nihayet patlak verdi. Bu sadece bir “ayaklanma” değildi; yıllarca bastırılan, aşağılanan ve mülksüzleştirilen bir halkın,

devamını oku

Kalküta 1964: Medeniyetin İflası ve Kanlı Sokaklar

1964 Kalküta’da yaşanan olayları bilir misiniz ? Öğrenelimde tarih unutulmasın… Tarih kitapları bazen rakamlarla yalan söyler, ama sokaklar asla. 1964 yılının Ocak ayında Kalküta, sadece bir şehir değil; nefretin, linç kültürünün ve ilkel bir vahşetin açık hava mezbahasıydı. Medeniyet maskesinin ne kadar ince olduğunu, bir tel saç uğruna insanların nasıl birbirinin boğazına çöktüğünü hatırlamak isteyenler

devamını oku

Kalküta 1946: Doğrudan Eylem, Doğrudan Vahşet

“Doğrudan Eylem Günü” (Direct Action Day) olarak bilinen ve Kalküta’nın tarihindeki en karanlık sayfalardan biri olan 1946 olaylarını biliyor musunuz ? Tarih 16 Ağustos 1946. Hindistan’ın İngiliz pençesinden kurtulmaya çalıştığı o kritik dönemeçte, siyasetin dili sustu ve yerini satırların, meşalelerin ve linç ayinlerinin vahşi senfonisine bıraktı. “Doğrudan Eylem Günü” (Direct Action Day) adı altında başlatılan

devamını oku

An Interpretation of the “Butterfly Dream” Narrative by the Chinese Taoist Philosopher Zhuangzi from the Perspective of Epistemology

1. Introduction Zhuangzi (369–286 BC) is one of the most original representatives of Taoist thought. His philosophy is less about establishing a metaphysical system and more about problematizing how humans perceive the world.  The  passage from his work,  Zhuangzi , known in the literature as the “butterfly dream  ,” is one of the most debated epistemological texts in Chinese

devamını oku

Çin Taoist filozofu Zhuangzi’nin “Kelebek Rüyası” Anlatısının Bilgi Kuramı Açısından Yorumu

1. Giriş Zhuangzi (MÖ 369–286), Taoist düşüncenin en özgün temsilcilerinden biridir. Onun felsefesi, metafizik sistem kurmaktan ziyade, insanın dünyayı kavrama biçimini problematize etmeye yöneliktir. Zhuangzi adlı eserde geçen ve literatürde “kelebek rüyası” olarak bilinen pasaj, Çin felsefesinin en çok tartışılan epistemolojik metinlerinden biridir. Zhuangzi pasajda şöyle der: “Bir zamanlar Zhuang Zhou rüyasında kelebek oldu. Uçuşan, keyfine göre bir kelebekti.

devamını oku