Direksiyonda Psikanaliz: Toni Wolff ve Kadın Ruhunun Dört Hali (Jung Amca’nın Gizli Defteri)

Bu blog yazısı, Carl Jung’un iş ortağı (ve sevgilisi) Toni Wolff‘un geliştirdiği dişil arketipler modelini, yazarın bir rahip-psikanalist arkadaşıyla yaptığı yolculuk ve kişisel sohbet üzerinden ele alıyor.

Efendim, hikâye şöyle başlıyor: Muharririmiz, hem katolik bir keşiş hem de Jungcu bir psikanalist olan ahbabını arabasına atmış, Bavyera Alpleri’nin eteklerinde süzülüyorlar. Direksiyonda konu dönüp dolaşıp Jung Amca’nın etrafındaki o meşhur kadınlar çemberine geliyor. Malum, Jung’un teorilerini sadece kendi rüyaları değil, hayatındaki beş kilit kadın şekillendirmiş: Bunlar Jung’un annesi, kuzeni Hélène Preiswerk (ilk hastası), Sabina Spielrein (analizdeki ilk hastası), Emma Jung (eşi) ve uzun süreli işbirlikçisi (ve neredeyse ikinci eşi) Toni Wolff’tu 

1. Toni Wolff’un Dörtlü Tekerleği: Kadın Ruhu Kaç Parçadır?

Toni Wolff, kadın psikolojisini dört temel arketip üzerinden bir tekerleğe oturtmuş. Diyor ki: “Bir kadında genellikle bir form baskındır, ikinci bir form ona eşlik eder. Diğer ikisi ise bilinçdışındadır ve ancak ömrün ikinci yarısında, binbir zahmetle gün yüzüne çıkarılabilir.”

İşte o dört hal:

  1. Anne (The Mother): Can veren, besleyen, koruyan. Erkeğin içindeki “bakıma muhtaç çocuk” tarafına hitap eder.
  2. Amazon: Bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, erkeklerin dünyasında bile yolunu bulan maceracı kadın.
  3. Hetaira (Arkadaş/Sevgili): Erkeğin kişisel psikolojisiyle doğrudan bağlantılı olan, ona eşlik eden, Eros’u temsil eden kadın. (Burada Wolff’un “metres” kavramını kibarca “Hetaira” diye paketlediğini söylemeden geçmeyelim!)
  4. Medial Kadın (Medial Woman): Görünmez güçlerin, kolektif bilinçdışının sesini duyan; kâhin, bilge veya “sezgisel” kadın.

2. Animus ve Anima: Ruhun Öteki Yüzü

Yolculuk esnasında Emma Jung’un “Animus ve Anima” üzerine yazdığı o meşhur makale yad ediliyor. Jung Amca’ya göre:

  • Anima: Erkeğin içindeki “kadınsı” taraf (ruh/spirit). Erkeğin hangi kadına aşık olacağını, bilinçaltındaki bu imaj belirler.
  • Animus: Kadının içindeki “erkeksi” taraf.

Aziz Nesin burada araya girer: “Demek ki,” der, “bir erkek bir kadına aşık olduğunu sanırken aslında kendi bilinçaltındaki hayale aşık oluyormuş. Yani aşık olan da kendisi, aşık olunan da kendi hayali! Ne büyük bir yalnızlık, ne muazzam bir cümbüş!”

3. Direksiyonda Gelen Acı İtiraf: “Kadınlar Neden Değişmez?”

Güneş batarken sohbet derinleşiyor. Arkadaşı, bizim muharrire evliliğini soruyor. Cevap manidar: “Tam bir sürüklenme (drag)…” Muharririmiz, “Eğer seks iyiyse kadın yanlış yapamaz, kötüyse doğru yapamaz,” diyerek mevzuyu kaba bir dille özetliyor. (Gerçi bu kaba özeti psikanaliz sosuna bulayıp, Eros ve iletişim kanalları üzerinden temize çekmeyi de ihmal etmiyor.)

Asıl mesele şu: Erkekler, eşlerini (veya metreslerini) Anima imajlarına göre seçerler. Ama zaman geçtikçe kadın değişir, Anima ise aynı kalır.

  • Erkeklerin Trajedisi: “Kadınım hiç değişmesin” isterler. (Ama kadın yaşlanır, değişir.)
  • Kadınların Trajedisi: “Erkeğimi değiştireyim” isterler. (Ama erkek aynı kalır.)

Kapanış: Jung Amca’nın Otobiyografisindeki Makas

Yazıda bir de dedikodu var: Jung’un otobiyografisi “Anılar, Düşer, Düşünceler” yayınlanmadan önce, ailesinin ricasıyla Toni Wolff ile ilgili kısımlar kitaptan makaslanmış! Sabina Spielrein’den de pek bahsedilmezmiş.

“Görüyor musunuz efendim! Koca psikanalist, insan ruhunun en karanlık dehlizlerini aydınlatıyor ama sıra kendi aile sırlarına ve ‘öteki’ kadınlarına gelince, o koca teoriler sansürün tozlu raflarına kalkıyor. Demek ki evrensel gerçekler bile, aile saadetinin karşısında dize geliyormuş!”

Sonuç: Kadın ruhu Toni Wolff’un tekerleğinde dönerken, erkekler de o tekerleğin altında kendi Anima’larını arıyorlar. Direksiyon başında yapılan bu psikanaliz seansı sorunu çözmese de, meselenin “meta” seviyesini anlamaya yetmiş: Kadınlar değişiyor, erkekler ise hala o ilk hayalin peşinde koşuyor!