Yazar: cemalumit

Orhan Veli: “Bu mektubun bütün cümleleri tesadüfen, B ile başladı. Belki de Bella B ile başladığı için.”

Orhan Veli uzun yıllar Bella’ya kur yapar. Bir de isim bulur ona: Düşes. Karşı adlı kitabını 1949’da Bella’ya verirken ilk sayfasına “Bu iş böyle yürümez duchesse!” yazar. Nedir yürümeyen tam belli değil. Belki de kendisi bile bu sorunun cevabını bulamamıştır. 1946’da Bella’ya yazdığı bir mektupta bunun izlerini görebiliriz: Bella, İki şeyden dolayı vicdan azabı çekiyorum.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: “Cezaevinden çıkarken yanımda insan tipleri ve kişiliklerle çıktım!”

“Aslında insanlar her yerde insan. Hapishanede geçen o dört yılda suçlular arasında adama benzer insanları ayırt etmeyi öğrendim. İnan bana, onların arasında akıllı, güçlü, güzel insanlar var, kaba, katı bir yüzeyin altında altın bulmak ne sevindirici bir şey. Hem de bunlar bir kişi, iki kişi değil, çok. Bazılarına saygı duymamak olanaksız, bazıları ise tam anlamıyla

okumak için tıklayınız

J. M. Coetzee: İnsan denilen sözde uygar varlıklar, savunmasızları kasten aşağılar ve insanlıktan çıkarırlar.

BİR GÜN, ÇELİMSİZ BİR ÖĞRENCİM Üniversitedeki odama gelip, kendisine ödev olarak verdiğim Barbarları Beklerken’i bir türlü okuyamadığını söyledi, hiç lafı dolandırmadan. “Hocam, bu kitap beni aşıyor.” Akabinde daha da yumuşak bir sesle: “Bu kitabı okumasam, olmaz mı?” Muhtemelen şaşkın şaşkın baktığımı görünce izah etmeye girişti: “Ben Teksas’lıyım hocam. Baptist bir aileden geliyorum. Bu kitapsa fazlasıyla

okumak için tıklayınız

Nietzsche: “Hepsi korku içinde. Geleneklerin ve fikirlerin arkasına gizleniyorlar.”

Pek çok ülkeyi ve ulusu ve birkaç kıtayı görmüş olan bir gezgine, tüm insanlığın ortak özellikleri olarak ne tür nitelikleri keşfettiği sorulduğunda, şöyle cevap vermişti: “tembelliğe meyillidirler.” Çoğu kişiye öyle geliyor ki, eğer gezgin şöyle deseydi, cevabı daha doğru ve geçerli olurdu: “Hepsi korku içinde. Geleneklerin ve fikirlerin arkasına gizleniyorlar.” Temelde her insan, dünyada yalnızca

okumak için tıklayınız

Efsun Elif Bostancı: Yürek burkarken umut aşılayan, zihnime mıhlanan muhteşem Tereza!

Ah Tereza ! Yürek burkarken umut aşılayan, zihnime mıhlanan muhteşem Tereza! Çok büyük acı, hüzün, çok fazla tecrübe ve inanılmaz bir direngenlik hikayesi. Hem beni yerle bir etti hem umutlarımı göklere çıkardı, tezatlar abidesi. 12 yaşında öz teyzesi tarafınfan sapık bir kadın tacirine satılan Tereza’nın gülen yüzü birden solar. Büyük bir karanlığın içinde yolunu bulmaya

okumak için tıklayınız

Dostoyevski bir dâhidir, ancak o bizim öfkeli dâhimizdir.

Tartışılmaz ve kuşku götürmez bir gerçek: Dostoyevski bir dâhidir, ancak o bizim öfkeli dâhimizdir. Çirkin tarihiyle, zor ve kırıcı yaşantısıyla Rus insanında oluşturulmuş ve biçimlendirilmiş iki hastalığı şaşırtıcı bir derinlikle hissetmiş, anlamış ve tadını çıkara çıkara anlatmıştır. Bu iki hastalık, bütün umudunu yitirmiş bir nihilistin sadistçe acımasızlığı ve onun karşıtı olan ezilmiş, yılmış, çektiği acıdan

okumak için tıklayınız

Paw Paw Kedi Mamasının İçeriğinde Neler Var?

Kedi mamaları içerik bakımından oldukça farklıdır. Genellikle kedilerin ihtiyaçları baz alınarak hazırlandığı için protein, yağ ve mineral bakımından farklı özelliklerde hazırlanmaktadır. Bunlarda kedilerin ihtiyaç duyduğu gıdalara göre hazırlanır. Hiç şüphesiz kedilerin alerjisi olması durumunda, bir sağlık sorunu yaşaması, ihtiyarlık, kısırlık gibi durumlarda daha az yağ ve tahıl ihtiva eden kedi mamaları da bulunur. Yalnız bunlar

okumak için tıklayınız

Erke Tasarım

ERKE, 2007’de elektrik proje tasarımı ve aydınlatma danışmanlığı alanında hizmete başlamış, 2009’dan itibaren ise yeşil bina, ürün sürdürülebilirliği ve kurumsal sürdürülebilirlik danışmanlığı gibi yeni hizmet alanlarına yönelmiştir. Şu anda, dünyanın sekiz farklı ülkesinde aktif bir tasarım ekibine sahip olan bu firma, sektördeki etkinliğini genişletmektedir.   ERKE’nin bünyesinde, LEED Fellow, LEED AP, LEED Faculty, BREEAM Assesor,

okumak için tıklayınız

El Kurutma Cihazının Ömrü Ne Kadardır?

İnsanların sıklıkla kullandığı lavabo ve tuvaletlerde yer alan el kurutma makinesi tercihi ömrünü doğrudan etkilemektedir. Günün her saatinde açık olan işletmelerde bu süre biraz daha kısa olabilir. Yalnız bunun kaliteli bir marka ile istisnası olduğunu unutmamak gerekmektedir. Nasıl mı? Excel Dryer gibi Amerika’da üretilen ve hem Amerika hem de Avrupa standartlarını sağlayan cihazlar kullanım saati

okumak için tıklayınız

Apostil Hizmetleri ile Dünya Çapında Belgelerinizi Onaylatın

Apostil hizmetleri doğum belgesi, evlilik belgesi ya da diploma gibi kamuya açık bir belgenin kaynağını doğrulayan sertifikaların alınmasını kolaylaştıran profesyonel hizmettir. Apostil sertifikası üye olan bir ülkede belirlenen makam tarafından hazırlanır ve verilir. Apostil Nedir? Apostil almak için orijinal belgeyi düzenleyen ülkedeki ilgili makama ibraz etmek gerekir. Yetkili belgenin gerçekliğini doğrular ve ardından apostili ekler.

okumak için tıklayınız

Sigmund Freud: Dostoyevski’nin karmaşık kişiliğinde üç etkenin rol oynadığını saptayabilmekteyiz

SIGMUND FREUD: Dostoyevski’nin karmaşık kişiliğinde üç etkenin rol oynadığını saptayabilmekteyiz; olağanüstü duygusallık, kendisini ister istemez bir sado-mazoşizm ya da suça yatkınlıkla donatan sapık bir içgüdü, çözümleme konusu yapılamayan bir sanatçı yeteneği. Bu üç etken, nevroza yol açmaksızın da pekâlâ varlığını sürdürebilir kişide; nitekim bir nevrozu bulunmayan salt mazoşistlere rastlayabilmekteyiz. İçgüdüsel isteklerle bunlara karşı çıkan engeller

okumak için tıklayınız

MAX HORKHEIMER, THEODOR W. ADORNO: Aptallığın Oluşumu Üzerine

APTALLIĞIN OLUŞUMU ÜZERİNE Zekanın simgesi, Mephistopheles’e inanılacak olursa “dokunarak yoklayan yüzüyle” koku da alan salyangozun antenleridir. Antenler bir engelle karşılaştığında, hemen bedenin himayesine geri çekilip yine bütünle bir olur ve bağımsız olarak öne ancak tereddütle çıkmaya cesaret eder. Tehlike hala mevcutsa antenler yeniden kaybolur ve bu girişim bir kez daha yinelenene kadar geçen bekleme süresi

okumak için tıklayınız

Robert Musil: Dürüst aptallık bir parça idrak körlüğüdür

Dürüst aptallık bir parça idrak körlüğüdür ve “kıt akıllı” dediğimiz şeye tekabül eder. Fikir ve sözcük dağarcığı yönünden fakirdir ve fikirleri uygulamada oldukça beceriksizdir. Dürüst aptallık sıradan olanı tercih eder çünkü sıradanlık, sürekli tekrarlanarak yavaş zihnin içine kendini iyice yerleştirmeyi becerir ve bu zihin bir şeyi kavradı mı, o kavradığı şeyin ondan alınmasına, analiz edilmesine

okumak için tıklayınız

Nietzsche: Zerdüşt, tüm yazdıklarımın arasında farklı bir yerde durur.

Zerdüşt, tüm yazdıklarımın arasında farklı bir yerde durur. Bu kitabı yazarak insanlığa bugüne dek sahip olduğu en müthiş hediyeyi vermiş oldum. Bin yıllık sesiyle, bu kitap, sadece var olan en yüce, tam bir dağ havası taşıyan bir kitap değil -insanoğlunun tüm gerçekliği o muazzam eteklerinde yayılıyor- ayrıca doğrunun en bol olduğu kaynaktan doğan derin bir

okumak için tıklayınız

Dostoyevski: insanın acımasızlığı ‘vahşi’ sözcüğüyle ifade edilir ama bu, vahşi hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık ve hakarettir

DOSTOYEVSKİ: Aslında zaman zaman insanın acımasızlığı ‘vahşi’ sözcüğüyle ifade edilir ama bu, vahşi hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık ve hakarettir: Vahşi hayvan hiçbir zaman ustalık ve zevk almak bakımından bir insan kadar acımasız olamaz. Bir kaplan sadece parçalar, kemirir ve sadece bunu yapabilir. Yapabilse bile insanları bütün gece kulaklarından çivilemek aklına gelmez. Dostoyevski Dünyayı Güzellik

okumak için tıklayınız

FOUCAULT’NUN iktidar kuramının ana tezi

FOUCAULT’NUN iktidar kuramının ana tezi şudur: İktidar 17. yüzyıldan beri artık bir hükümdarın kelle alıp-veren iktidarı şeklinde değil, disiplin ve biyo-iktidar biçiminde tezahür etmektedir. Hükümdarın gücü kılıçtan gelir ve tebayı ölümle tehdit eder. “Hayata, yok etmek amacıyla el koyma ayrıcalığı’yla zirveye ulaşır.” Buna karşın disiplin iktidarı, “tabi kıldığı güçlerin kışkırtılması, kuvvetlendirilmesi, kontrolü, gözetimi, çoğaltılması ve

okumak için tıklayınız

YABANCI’NIN (1942) İLK CÜMLESİ ölüm temasını katı bir gerçeklikle ortaya koyar

YABANCI’NIN (1942) İLK CÜMLESİ ölüm temasını katı bir gerçeklikle ortaya koyar: “Aujourd’hui, maman est morte” (“Bugün annem öldü”). Burada zamansal dolaysızlık ve olayın sıradanlığı vurgulanır. “Belki de dün öldü,” diye devam eden ve annenin durumu hakkında şüphe uyandıran diğer cümle ölümü daha da sıradanlaştırır. Romanın ilk sahnesinde, huzur evinde uyanışını, kafile hâlinde mezarlığa yürüyüşünü ve

okumak için tıklayınız

SPINOZA: Hafıza hem akıl yardımıyla hem de aklın yardımı olmadan güçlenir

SPINOZA “Bizi aklın ve melekelerinin bilgisine götürebilecek hiçbir vasıtayı atlamak istemem, bu yüzden şimdi hafıza ve unutkanlıkla ilgili de birkaç söz söyleyeyim. Burada dikkat edeceğimiz en önemli husus, hafızanın hem aklın yardımıyla hem de aklın yardımı olmadan güçlenebileceğidir: Aklın yardımıyla güçlenir, çünkü bir şey ne kadar iyi anlaşılırsa, o kadar kolay akılda kalır; ne kadar

okumak için tıklayınız

Theodor Adorno: Ölümü anlamlandıran düşünceler, totolojik düşünceler kadar beyhudedir.

Ölüm metafiziğinin yozlaşıp ya kahramanca ölüm reklamlarına ya da insanın önünde sonunda öleceği gerçeğinin salt tekrarından ibaret basmakalıp söze dönüşmüş olmasının, bu ideolojik keşmekeşin nedeni, insan bilincinin ölüm deneyimine göğüs germe, hatta ölümü kabul etme konusundaki zayıflığını günümüze kadar sürdürmesidir büyük ihtimalle. Nesnelerle açık ve özgür bir ilişki kuran kimsenin ömrü, her insanın zihninde potansiyel

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü: biz dünyaya değil dünya bize bakıyor olamaz mı?

TEZER ÖZLÜ: 1950 yıllarının sonuna doğru ülkemiz edebiyat çevresinde en çok sözü edilen öykü, Franz Kafka’nın Değişim’iydi. Bir sabah uyanıp kendini hamamböceğine dönüşmüş bulan Gregor Samsa, Kafka’nın tüm iç dünyasını yansıtıyor. Ayrıca, bürokrasi ve iş çarkının, yüzyılımız insanını böceğe ya da “robot”a dönüştürdüğünü, hepimizin birer “Gregor Samsa” olduğumuzu kavrayamazsak, biz dünyaya değil dünya bize bakıyor

okumak için tıklayınız