Yazar: cemalumit

Dizüstü Bilgisayar Modelleri Nasıl Tercih Edilmeli?

Günümüzde, dizüstü bilgisayar tercihi yapmak, kullanıcının ihtiyaçlarına ve beklentilerine bağlı olarak farklılık gösterir. Piyasada çeşitli özelliklere, boyutlara ve fiyat aralıklarına sahip çok sayıda model bulunmaktadır. Bu nedenle, doğru dizüstü bilgisayar seçimi yapmak için bazı önemli noktaları göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Kullanım Amacını Belirleyin Dizüstü bilgisayar almadan önce, kullanım amacınızı net bir şekilde belirlemeniz önemlidir. Eğer

okumak için tıklayınız

Yapay Sanat – Cihan Dağbakan

Sanat her döneminde insan zihninin kılavuzluğuna ihtiyaç duymuştur. Günümüzde ise bu kılavuzluğu yapay zekâ üstlenmeye başlamıştır. Bu yüzden buradan çıkacak sonuç kaçınılmaz bir yapay sanattır. Öyle ki sanatçısı olmayan eserler kör, eserleri olamayan sanatçılar ise boştur. Sanat edimi yüzyıllardır süregelen bedensel ve tinsel bir aktivitedir. Nitekim Antik Yunan’da buna rastlamak mümkündü. O dönemde filozofların ‘‘sanat

okumak için tıklayınız

SPİNOZA: Servet, itibar ve ihtiras.

“… hayatta en çok karşılaştığımız ve insanların çabalamalarından da anladığımız kadarıyla, bizim açımızdan mutlak iyi olarak görülen şeyler üç başlık altında toplanıyor: servet, itibar ve ihtiras. Bu üçü zihni öyle çeliyor ki, başka hiç iyi bir şey düşünemiyor. Mesela ihtiras; ruh öyle bir esir düşüyor ki buna, iyi bir şey bulmuş da sükûna ermiş gibi

okumak için tıklayınız

Richard E. Nisbett: Batılı ütopyaların özellikleri

Thomas More’un 1516 tarihli siyasal denemesi, kusursuz hükümet biçimi üzerine spekülasyonlar içerir. More, kendi hayalindeki toplumu adlandırmak için “Ütopya” deyimini icat etmiştir. Ütopya, hem “hiçbir yer” hem de “iyi yer” anlamına gelen Yunanca bir kökten yapılan bir kelime oyunudur. More’un Ütopya’sı, Platon’un Devlet’i, Püritencilik, Shaker cemaatleri, Mormonluk, Amerikan ve Fransız devrimleri, komünizm ve faşizm de

okumak için tıklayınız

Erasmus: Kendinden nefret eden biri bir başkasını sevebilir mi?

Kendinden nefret eden biri bir başkasını sevebilir mi? Böyle biri kendiyle kavgalı olan başka biriyle uyum içinde olabilir mi? Kendine eziyet çektirip yine kendi kendine çok- bilmişlik taslayan böyle bir insan başka birine huzur verebilir mi? Bu sorulara olumlu yanıt veren varsa, o budalanın dik âlâsıdır. Ancak: Bana kapıyı gösteren de hiç kimse ile geçinemediği

okumak için tıklayınız

SEKÜLERİZM-LAİKLİK-ÇEDES/1 Nejdet Evren

Türk Dil Kurumu (TDK) laikliği “Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması, “ olarak tanımlamaktadır. Görüleceği üzere burada herhangi bir dinden değil genel olarak “din”den söz edilmektedir. Dolaylı olarak bu anlam, herhangi bir dini inanış ile devlet yönetiminin hiçbir şekilde birlikte yürütülemeyeceği anlamına gelir. Bu nedenle seküler hiçbir

okumak için tıklayınız

Direk Reklamları ile Hedef Kitlenize Doğrudan Ulaşmanın Yolları

Direk reklamları, hedef kitlenize etkili bir şekilde ulaşmanın benzersiz ve dikkat çekici bir yoludur. Bu reklam stratejisi, genellikle şehirlerin ana caddelerinde, yoğun trafik alanlarında veya alışveriş bölgelerinde bulunan elektrik direklerine yerleştirilen reklam panolarını içerir. İşte direk reklamları ile hedef kitlenize doğrudan ulaşmanın bazı yolları: 1. Stratejik Konumlandırma: Direk reklam, stratejik konumlandırma, hedef kitlenizin yoğun olduğu

okumak için tıklayınız

Avene Güneş Kremi

Güneşin cildimize olan olumsuz etkilerini dengelemenin ve cildimizi korumanın en etkili yollarından biri güneş kremleridir. Bu konuda güvenilir bir marka tercihi yapmak ise cildinizi uzun vadede sağlıklı tutmanın anahtarı olabilir. Avene güneş kremi, hassas cilde sahip olanlar için özel olarak formüle edilmiş bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu etkili marka, cilt bakımı konusundaki uzmanlığıyla bilinen

okumak için tıklayınız

Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler.

“Kadın olarak doğmak, erkeklerin mülkiyetinde olan özel, çerçevelenmiş bir yerde doğmak demektir. Kadınların toplumsal kişilikleri, böylesine sınırlı, böylesine koşullandırılmış bir yerde yaşayabilme ustalıklarından dolayı gelişmiştir. Ne var ki bu, kadının öz varlığının ikiye bölünmesi pahasına olmuştur. Kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır (…) Bunu şöyle yalınlaştırabiliriz. Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler.

okumak için tıklayınız

V for Vendetta : Özgürleşmek istiyoruz ama bunun bedelini ödemek istemiyoruz.

V for Vendetta filmindeki Evy, kendisini doğru bildiği şeyleri yapmaktan alıkoyanın korkaklığı olduğunun farkına varıp V’den onu korkularından özgürleştirmesini istemişti. Tabii bunun bedelinin işkencelerden geçip ölümle yüzleşmek olduğunu bilseydi, belki de bu hedefinden vazgeçerdi. Özgürleşmek istiyoruz ama bunun bedelini ödemek istemiyoruz. Oysa bu, ıslanmadan yüzmek kadar imkânsız değil mi? Özgürleşmenin ancak engelleri aşma sürecinde bireyin

okumak için tıklayınız

Sait Faik : Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım.

Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmazsam deli

okumak için tıklayınız

Medya narsisistik şan şöhret düşlerine zemin sağlayarak bu hayalleri pekiştiriyor

Medya narsisistik şan şöhret düşlerine zemin sağlayarak bu hayalleri pekiştiriyor, sıradan insanın kendini yıldızlarla özdeşleştirmesi ve ‘sürü’den nefret etmesi için cesaretlendiriyor ve gündelik varoluşun sıradanlığını kabul etmesini gittikçe daha da zorlaştırıyor (…) büyüyen bir amaçsızlık, doymak bilmez bir açlık, seçilmiş bir azınlığın sahip olduğu zengin deneyimlerle doldurulmayı bekleyen bir boşluk (…) başkalarına değer vermemesi ve

okumak için tıklayınız

Tüm çocukluk masallarımız kadınların ev içi mekânları üzerine kuruludur.

Tüm çocukluk masallarımız kadınların ev içi mekânları üzerine kuruludur. Bu bazen Pamuk Prenses’in mutluluğu yakaladığı bir kulübedir. Bazen Külkedisi’nin prensese dönüştüğü mutfak… Bazen de Rapunzel’in kapatıldığı kule! Hepsinin de ortak noktası, yarı aç yatılan kulübeden ve mutfaktan kurtaran, dışardaki yaşamdan haberdar olmanın özgürlüğünü sağlayacak “beyaz atlı prens”tir. Genellikle tüm çocuklar, kız-erkek demeden bu masalların büyüsüyle

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Saçmanın bilincine varıp buna uygun olarak yaşamaya çalışan bir insan

Saçmanın bilincine varıp buna uygun olarak yaşamaya çalışan bir insan, bilincin, dünyada korunması gereken en zor şey olduğunu her zaman farkeder. Koşullar neredeyse her zaman, buna engel olur. Söz konusu olan, dağılmanın kural olduğu bir dünyada bilinçli yaşamaktır. Böylece insan, Tanrı olmadan bile, gerçek sorunun, ruhsal bütünlük sorunu (saçmanın bilincine varmak yalnızca dünyanın ve ruhun

okumak için tıklayınız

Çocuk Pijama Takımı

Çocuk pijama takımı sadece uyumadan önce giyilen bir giyim parçası değildir, aynı zamanda çocukların günlük yaşamlarının bir parçasıdır. Doğru seçildiğinde, pijamalar çocukların rahatlamasına, özgüvenlerini geliştirmelerine ve kişisel tarzlarını ifade etmelerine yardımcı olabilir. Hava Şartlarına Göre Pijama Seçimi Bebeklerin oda sıcaklığına göre çocuk pijama takımı seçimi yapmak önemlidir. Soğuk hava koşullarında kalın ve uzun kollu veya

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in 1960’lı yıllarda da parasızlığı had safhadadır

Orhan Kemal’in 1960’lı yıllarda da parasızlığı had safhadadır. Mali durumu için “Fecinin de fecii!” demektedir. Ne sinema ne de gazetelerde roman üzerine iş vardır. Bu sırada bir arkadaşının akıl vermesiyle vadeli olarak iki adet buzdolabı alır. Bunları yarı fiyatına peşin satarak dört aylık ev kirasını ve diğer borçlarını öder. Bu buzdolaplarını çok iyi hatırlıyorum. Çünkü

okumak için tıklayınız

Locarno Dilencesi hakkında – Efsun Elif Bostancı

Hayran kaldığım bir eser, klasikler içinde ama çağının çok ötesinde, her öykü muhteşemdi. Hem klasik hem farklı. Yazar Alman edebiyatının temel taşlarından, kitaptaki öyküler de insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor. En ilgimi çeken Şili’den Haiti’ye kadar çok farklı coğrafyalarda geçen öykülerle karşımıza çıkıyor yazar. Öyküler konu bakımından zengin, yarattığı karakterler güçlü ve çarpıcı. Dönemini de

okumak için tıklayınız

Emiliano Zapata: “Dizlerim üzerinde yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim.”

Emiliano Zapata, Meksika Devrimi (1910-1920) sırasında önde gelen bir figürdü. En ünlü alıntılarından biri, “Dizlerim üzerinde yaşamaktansa ayakta ölmeyi tercih ederim.” şeklindedir. Zapata, köylülerin ve yerli halkın haklarını korumak ve toprak reformu gerçekleştirmek için mücadele etti. Özgürlük, adalet ve toplumsal eşitlik için savaşan bir figür olarak, halk arasında büyük bir saygı ve destek kazandı. Zapata’nın

okumak için tıklayınız

Friedrich Nietzsche: En utandığım şey kendimi savunmaya mecbur kalmam.

NIETZSCHE: En utandığım şey kendimi savunmaya mecbur kalmam. Çünkü ilkin kendi varoluş tarzımı başkalarınınkiyle kıyaslayıp anlaşılır saikler isnat etmek zorunda olduğumu fark ediyorum: Alışkın olmadığım için de başaramayacağımı biliyorum. Evet, kendi resmimi ne zaman başkaları üzerinden sunsam şaşkınlığa düşüyorum: “Bu kesinlikle ben olamam!” diye hissediyor, teşekküre kalkışsam kendimi samimiyetsiz buluyorum. (sayfa 58) Friedrich Nietzsche Otobiyografik

okumak için tıklayınız

Albert Camus: Amcamın evine gittiğim zaman, temel fark şuydu

Yoksul çocukluk. Amcamın evine gittiğim zaman, temel fark şuydu: Bizim evimizde nesnelerin adı yoktu: Çukur tabaklar, şöminenin üstündeki çanak, vs., denirdi. Onların evinde: Voges çanağı, Quimper yemek takımı, vs. Bu çeşitleri ilk kez görüyordum. (sayfa 56) Albert Camus Defterler 2 İthaki yayinlari #AlbertCamus

okumak için tıklayınız