Yazar: cemalumit

Yük Hücresi ve İşlevi

Loadcell ya da yaygın bilinen adıyla yük hücresi, kuvvetin elektriksel bir çıkışa dönüştürüldüğü bir tür sensördür. Temelde bir kuvvet dönüştürücüsü olarak işlev görse de, genellikle kuvvetin mekanik bir değişkenden başka bir fiziksel değişkene dönüştürüldüğü bir cihaz olarak anılır. Yük hücreleri, yük, ağırlık, gerilim, sıkıştırma veya basınç gibi mekanik kuvvetleri algılar ve bu kuvvetleri ölçülebilir, dönüştürülebilir

okumak için tıklayınız

Golden Retriever Yavruları: Sevgi Dolu Bir Aile Üyesi

  Golden Retriever, sıcakkanlı doğası, akıllı zekası ve sadık kişiliği ile dünyanın en sevilen köpek ırklarından biridir. Bu sevimli ırk, aile dostu, enerjik ve çocuklarla uyumlu olma özellikleriyle bilinir. Golden Retriever yavruları, sahiplerine sevgi dolu bir arkadaşlık sunmanın yanı sıra, enerji dolu bir yaşam tarzına da mükemmel bir uyum sağlar. İşte Golden Retriever yavruları, fiyatları

okumak için tıklayınız

Robert Musil: “bir şey aptalca olabilir, ancak olmak zorunda değildir”

Bayanlar ve baylar! Gündelik yaşamın yargıları ve antropolojisi, çoğunlukla hedefi tutturur görünse de ıskaladığına da çokça rastlanır. Onlar herhangi bir haklı öğretinin hatırına ortaya çıkmadılar; onlar gerçekte kabullenmenin ve kendini savunmanın zihinsel işaretlerini temsil ederler. Sonuç olarak bu örnek bize kısaca şunu öğretir; bir şey aptalca olabilir, ancak olmak zorunda değildir; ayrıca bir şeyin anlamı,

okumak için tıklayınız

Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev’in yazarı La Boétie’ye göre iki çeşit toplum vardır:

Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev’in yazarı La Boétie’ye göre iki çeşit toplum vardır. İnsan ilişkileri birinde komplo üzerine, diğerinde ise dostluk üzerine kurulmuştur. İlkinde insanlar suç ortaklarıdır, birbirlerinden çekinirler; ikincisinde arkadaştırlar, birbirlerini severler. “Hiçbir arkadaşı olmayan” tiran, “dostluk sınırlarının ötesinde” (s. 59) bulunduğuna göre, hükmetme olgusu dostluğu, arkadaşlığı dışlamaktadır. Bir siyasal toplumda, hükmetmenin bütün toplumsal alanlara

okumak için tıklayınız

SEKÜLERİZM – LAİKLİK – ÇEDES / 2 – Nejdet Evren

1921 Anayasası olarak bilinen 1921 Tarihli ve 85 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun 2. Maddesi 1923 yılında 634 sayılı yasa ile değiştirilerek ilk metinde olmayan bir hüküm eklenmiştir. Buna göre “Madde 2.- (Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 S. Kanun) Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır. Resmi lisanı Türkçedir. “ Bu değişiklik ile açıkça bir din, İslamiyet

okumak için tıklayınız

“ben yolcuyum, rüzgarın peşine düşmüşüm”

Kardeş Türküler – De Bila Beto (Kardeş Türkülerin doğu albümünden) gökyüzü, gökyüzü rüzgar vursun, uçsun mendil. Çöl ortasında kalmış bir güle döndüm, kaldım kışın ortasında, yalnız. De bana ey dağların çocuğu, Gurbet nedir, sıla nedir, sen bilirsin! kaldım buralarda, bîçâreyim, De bana ey dağların çocuğu, sen bilirsin sıcak yelin ne olduğunu hey, haydi aksın pınar

okumak için tıklayınız

Hayat Cebren Akıyor, Sinekler ve Örümcekler Ulus Baker

Hayat Cebren Akıyor, Sinekler ve Örümcekler Ulus Baker ( Hayvan Dergisi , Cilt:7, Sayı: 44, Sayfa: 16–18) Spinoza, Negri’nin ifade ettiği gibi çağının bir anomalisi. Zorluklarla dolu, kısa bir yaşamı olmuş, aforoz edilmiş, hoşgörüsüzlüğün ne olduğunu anlatabilmek için, bir saldırıda hançerle yırtılan paltosunu hep yanında taşımış. Yaşamı çeşitli kaynaklardan okunabilir ama onu anlamak için şu

okumak için tıklayınız

Yabancı – Albert Camus (Radyo Tiyatrosu)

Albert Camus’nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan “Yabancı”, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir “varlık”ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi “Meursault”, bir simge kahraman değildir, “adı” olmayan bir “Yabancı”dır;

okumak için tıklayınız

Suç ve Ceza – Dostoyevski (Radyo Tiyatrosu)

1866 yılı Rusya’sını yansıtan “Suç ve Ceza” (Prestupleniye i nakazaniye), Dostoyevski’nin en büyük eserlerinden birisidir. Dostoyevski’nin ölümüne 15 yıl kala açlık ve sefalet içinde kaleme aldığı bu eser dönemin Rusya’sının sosyo-ekonomik yanlarını tümüyle ortaya koymakla beraber Dostoyevski’nin yaşam kavgasını da çeşitli yönlerden anlatmaktadır.

okumak için tıklayınız

Yüzbaşının Kızı – Aleksandr Puşkin (Radyo Tiyatrosu)

Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in 1833-1836 yılları arasında yazdığı ve Yemelyan Pugaçov Ayaklanması sırasında Rus bir subayla görev yaptığı kale komutanı yüzbaşının kızı arasındaki duygusal ilişkileri konu alan romanıdır. Yüzbaşının Kızı, Puşkin’in roman alanındaki en önemli eserlerinden biridir.

okumak için tıklayınız

José Ortega y Gasset: “Sıradan olan kişi sıradan olma hakkını ya da sıradanlığı bir hak olarak ilan etmekte ve dayatmakta”

Kitle insanı kendini kusursuz hisseder. Oysa bir seçkin kendini kusursuz hissetmek için pek kendini beğenmiş biri olmalıdır, kendi kusursuzluğuna olan inancı onun özünden kaynaklanmaz, safdillik sonucu da değildir, kendini beğenmişliğinden kaynaklanır, kendisi için bile kurmaca, hayal ürünü ve sorunsaldır. O nedenle kendini beğenmiş kişi başkalarına ihtiyaç duyar, kendi hakkında edinmek istediği fikri onlara doğrulatma derdindedir.

okumak için tıklayınız

Beyaz Geceler – Dostoyevski (Radyo Tiyatrosu)

Beyaz Geceler, 1848 yılında yayımlanmış, 19. yüzyıl Rus yazarlarından Fyodor Dostoyevski’nin bir kısa hikâyesidir. Dostoyevski’nin ilk eserlerinden olan “Beyaz Geceler”de hayalperest bir adamın dört günlük aşkını anlatılır. Yazarın “hayalperest” tanımlaması ilginçtir. “Hayalperest” sıfatı kitapta dostsuz, sevinçsiz, duygusuz, hayattan zevk almadan yaşayan, toplumun dışına itilmiş insanlara yakıştırılmıştır. Dostoyevski’nin diğer realist ve karamsar eserlerine göre oldukça farklı

okumak için tıklayınız

İş Yerlerinizin Zeminini Neden Epoksi Kaplama Yapmalısınız?

Hepimiz aldığımız eğitimlerin ardından kendimize uygun bir iş arayışına gireriz. Zorlu iş mülakatlarının ardından bulduğumuz işlerde gece gündüz demeden çalışırız. Birlikte çalışacağımız iş arkadaşlarımızın bizlere karşı tutumu ve birlikte iş birliği içerisinde olmamız oldukça önemlidir. Tabi ki çalıştığımız ortamın temiz ve hijyenik olması da bir hayli önemlidir. Çünkü bir personel temiz ve hijyenik ortamlarda çalıştığı

okumak için tıklayınız

İtalya’da trenlerin dakik çalıştığının düşünülmesi büyük oranda faşist iktidarın kurduğu propaganda sisteminin bir ürünüydü.

İtalya’da trenlerin dakik çalıştığının düşünülmesi büyük oranda faşist iktidarın kurduğu propaganda sisteminin bir ürünüydü. Mussolini’nin iktidar yıllarındaki birinci önceliği, İtalyan halkının kalbini ve aklını kazanmak, onları ve dünyanın geri kalanını liberal veya demokratik ilkeler karşısında faşizmin faydalarıyla etkilemek olmuştur. “Toprak için Savaş” yüceltilen bataklık kurutma projesinde olduğu gibi, yeni hükümet bir tür “savaş” olarak adlandırdığı

okumak için tıklayınız

ABD Başkanı Abraham Lincoln, iç savaşın başlangıcında köleliği savunurdu.

“Ben asla ve asla beyaz ve siyah ırkın sosyal ve politik eşitliğine yönelik hiçbir girişime sıcak bakmadım. Asla ve asla zencilere seçmen veya jüri üyesi olma hakkı verilmesine, onlara devlet kadrosu açılmasına veya beyaz insanlarla evlenme hakkı tanınmasına sıcak bakmadım. Bu gibi uygulamalara katılamam çünkü beyazlar üstün bir konumdadırlar. Fakat bu, siyahların her şeyden mahrum

okumak için tıklayınız

Richard E. Nisbett: Galileo ve Newton, keşiflerini sadece kolaylıkla bastırılamayacakları için değil, merak ve eleştirel düşünce alışkanlıkları nedeniyle yapmışlardı.

Batı, ortaçağda başat olarak tarımla ilgilenirken, daha az bireyci oldu. Avrupa köylüsü, gündelik yaşamda karşılıklı bağımlılık veya özgürlük açısından, ya da akıl yürütmede rasyonalist yaklaşım bakımından, herhalde Çin köylüsünden çok da farklı değildi. Üstelik entelektüel ve kültürel başarı açısından, Avrupa tam anlamıyla geri kalmış bir durumdaydı. Arap emirleri Platon ve Aristoteles’i tartışırken ve Çin’in bölgesel

okumak için tıklayınız

Ayfer Tunç’un ‘Kuru Kız’ romanı hakkında – Sadık Güvenç

Ayfer Tunç, Kuru Kız romanında sıradan birini mi anlatıyor? Yoksa sıra dışı birini mi anlatıyor? Romanın ana kahramanı Kuru Kız, kendini mahallenin sahibi olarak gören her tarakta bezi olanlarca ötekileştirilmek isteniyor mu? Yok mu herkesin mahallesinde böylesi toplum dışına itilmek istenen ötekiler? İsterler ki herkes kendilerine benzesin. Benzemiyorlarsa yaşamasınlar daha iyi! Ötekileştirilen bireyin yalnızlığından, çaresiz

okumak için tıklayınız

Tolstoy: iktidarlar halklar arasında varo­lan barışı bilerek bozuyor ve aralarında düşmanlık uyandırıyorlar.

TOLSTOY: “Varolmak için bir gerekçeleri bulunsun diye, iktidarlar, halklarını diğer halkların saldırılarından koru­malıdırlar; ama hiçbir halk bir diğerine ne saldırmak ister, ne de saldırır ve bu yüzden iktidarlar, barış istemek bir yana, özenle, diğer milletlerde kendilerine karşı bir nefret uyandırırlar. Kendilerine karşı diğer halkın nefretini ve kendi halkının vatanseverliğini uyandırdıktan sonra her ikti­dar, halkını, tehlikede

okumak için tıklayınız