Yazar: cemalumit

Yetişkin Eğitimi ve Eşitlik – Ş. Erhan Bağcı

Eşitlik, Türkiye’de ve dünyada eğitimin en yakıcı sorunlarından biri durumunda. Modern eğitimin eşitlik vaadi aslen hiçbir dönemde gerçekleşmemiş olmakla birlikte, içinden geçtiğimiz neoliberal dönemde Türkiye’de yaşanan yeni sağ dönüşümün eğitim ve eşitlik ilişkisinde keskin bir kırılma yarattığı ve daha önceden söz konusu olan kısmi eşitlikçi uygulamaların bile gündem dışında kaldığı söylenebilir. Bu gelişme, eğitim bilimlerinin

okumak için tıklayınız

Öğretmenliğin Dönüşümü (İdealist Öğretmenden Sınava Hazırlayıcı Teknisyene) Hazırlayan: Ahmet Yıldız

Ekonomik aklın her şeyi esir aldığı günümüz piyasa diktatörlüğü koşullarında, öğretmenlik mesleği de bu iklimden payını almıştır. Aslında yalnızca öğretmenliği değil, tüm eğitim sistemini dönüştüren mekanizma ekonomi merkezliliktir. Ekonomi merkezli yaklaşım eğitim alanında özellikle merkezi standart sınavlarla kendini göstermektedir. Bu anlamda merkezi standart sınavlar geç kapitalizmin pedagojik mantığı olarak görülebilir. Artık öğretmenden istenen, bu mantığa

okumak için tıklayınız

Tayyip Erdoğan için yazılan kitabın kapağı çalıntı çıktı

Fehmi Demirağ’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gençlik yıllarını anlattığı romanı ‘Kasımpaşalı: Ben Bu Oyunu Bozarım’ın kapağı çalıntı çıktı. Özellikle klip, karikatür ve kitap kapaklarında sıkça karşılaştığımız intihal vakalarına bir yenisi daha eklendi. Fehmi Demirağ’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın gençlik yıllarında yaşadığı olayları anlattığı ‘Kasımpaşalı: Ben Bu Oyunu Bozarım’ romanının kapağında iki yıl önce atv’de ekrana

okumak için tıklayınız

“Biz patronlar gibi Allah’ın cezası herifler değiliz.” Ara Güler

“PAMUK TARLALARINDA IRGATLIK YAPTIM, GAZETECİLİK BUDUR!” – Cumhuriyet’te yazı dizisi olarak yayımlanan “Can Pazarı” röportajı film gibi. – Fikret Otyam yaptı röportajı, fotoğrafları da ben çekeceğim ama başıma gelmeyen kalmadı. Pişmiş tavuk daha mutlu yani. Pamuk tarlalarında ırgatlık yaptım. Geliyorlar böyle adamları seçip topluyorlar, bindiriyorlar kamyonlara, yallah! Fikret bir kamyona ben başka bir kamyona düştüm.

okumak için tıklayınız

Ara Güler, neden obje ve doğa çekmiyorsunuz?

– Obje ve doğa çekmiyorsunuz. – Yaşamı çekerim. Ben insanın derdiyle uğraşan adamım. İnsanın hayatını ve dertlerini çekerim. – Doğu’yu çekmeyi seviyorsunuz. – Doğu’da daha çok iş var çünkü. Pozisyon var, yaşam var, dert var. Batı’da ne var, keyifleri yerinde evi var, arabası var, parası var. Neyini çekeceğim?

okumak için tıklayınız

Ara Güler, kimin fotoğrafını çekememek içinizde ukde kaldı?

“ŞARLO VE SARTRE’I ÇEKEMEDİM, İÇİMDE UKDE” – Kimi çekememek içinizde ukde kaldı? – Şarlo (Charlie Chaplin) ve Sartre (Jean Paul). Chaplin’e mektup yazdım, yanıt gelmedi. Evine gittim, karısıyla konuştum. Herif yukarıda ama inmedi aşağıya. Felçti, öyle resmi çekilsin istemedi adam. Einstein (Albert) ölmüştü zaten. Ama şükür ki Picasso’yu (Pablo) çektim hatta Picasso resmimi bile yaptı.

okumak için tıklayınız

“6 – 7 Eylül Olayları’na Orhan Kemal ve Mehmet Cemal’le tanık olduk” Ara Güler

– 6-7 Eylül Olayları’nı nasıl çektiniz? – Orhan Kemal’le Harbiye’ye kadar yürümüştük. Sonra Taksim Sineması’nın karşısında Eftalupos kahvesini yıkmaya başladılar. Orada da Mehmet Cemal’le gördük olanları. Babamın eczanesi de orada, bir şey olmadı ona. Ama bir baktım elini kesen babamın dükkanına gelip tedavi oluyor. Dacat Güler Ecza Deposu’ydu adı. Anlamamışlar bizim Ermeni olduğumuzu.

okumak için tıklayınız

«Her sanık, hakkında verilecek mahkûmiyet kararının ileri bir tarihe ertelenmesine çalışır.» Kafka

Tatra’daki sanatoryuma giderken Kafka’yla vedalaştığımızda: «İyileşecek ve sağlığınıza yeniden kavuşup döneceksiniz», dedim, «İleride yoluna girecek yine her şey. Her şey bir başka türlü olacak,» Kafka, sağ elinin işaret parmağını göğsüne dayayarak gülümsedi. «Gelecek’i şimdiden içimde taşıyorum. Değişen bir şey varsa, gizli saklı yaraların kendilerini açığa vurmasından başka bir şey olmayacak»» Ben sabırsızlanmıştım:

okumak için tıklayınız

#DirenÇizgiRoman – Gezi Direnişinden Çizgiler

#DirenÇizgiRoman, Esen Kitap etiketiyle raflarda! Gezi Direnişi ile ilgili ilk çizgi roman antolojisi olan #DirenÇizgiRoman, direnişin ilk günlerinde ortaya çıkan dayanışmanın ürünü. Başlangıçta internet üzerinden organize olan birkaç çizer ve yazardan oluşsa da zamanla bu antoloji için çizen ve yazanların sayısı 30’u aştı.

okumak için tıklayınız

Suyu kesilenlerin yardımına ‘Süper Mario’lar koşuyor

İtalya’nın başkenti Roma’da, faturalarını ödeyemedikleri için suyu kesilen ailelere yardım eden Süper Mario maskeli bir grup tesisatçı ortaya çıktı. Suya erişimin bir “hak” olduğunu savunan “Halkın Suyu Komitesi” üyeleri, yüzlerinde video oyunu karakteri Süper Mario’nun maskeleriyle suyu kesilen evleri yeniden şebekeye bağlıyor. Komite üyeleri, özellikle “karınlarını doyurmak ile faturalarını ödemek arasında seçim yapmak zorunda kalan”

okumak için tıklayınız

Bağdat Görevi, Ernesto Gomez Abascal

“Bu savaştan aldığımız derslerden biri de, ABD ve büyük güçlerin, ellerindeki sınırsız yıkım kapasitesine sahip silahlar sayesinde herhangi bir toprak parçasını işgal edebilecekleri, saldırılan halkın hazırlık düzeyine ve iyi ya da kötü yönlendirilmesine göre işgalin daha çok ya da az masraflı olacağıydı. Ama bu güçler, halkları birlik, bağımsızlık ve ulusal onur için savaşmaya kararlı olan

okumak için tıklayınız

Nazi İşgalinde Sovyet Kadınları – Svetlana Aleksiyeviç

Bu kitap, Nazi işgaline karşı direnişte yer alan Sovyet kadınlarının gözüyle savaşı anlatıyor. Sayıları bir milyona yaklaşan Sovyet kadını, 20. yüzyılın en dehşet verici savaşı olan 2. Dünya Savaşı’na erkeklerle eşit koşullarda katıldı. Bu savaşta yer alan kadınlar yalnızca hayat kurtarıp yaralıları tedavi etmediler. Keskin nişancı oldular, köprüler uçurdular, iz sürdüler, öldürdüler. Topraklarına, vatanlarına ve

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin dürüstlüğü – Ayşe Başcı

İnsanın okuma alışkanlıkları zamanla değişebiliyor. Mesela ben 14-15 yaşlarımdayken okuduğum kitaplarda beğendiğim cümlelerin ya da dizelerin altını çizerdim. 19-20 yaşlarındayken kitaba yüklediğim “abartılı kutsallık” nedeniyle bu alışkanlığımdan vazgeçtim. 30’lu yaşlarımda ise çok sevdiğim bir arkadaşımın kitaplarında kimi satırların altını çizmekle kalmayıp sayfa kenarlarına notlar aldığını, bu şekilde hem öğrendiklerini pekiştirdiğini hem de sonradan aradığı cümleleri

okumak için tıklayınız

Kim bilir hayatın anlamını – Elif Şahin Hamidi

“Hayatın anlamı nedir?” sorusu, belki de insanoğlunun yeryüzünde var olduğu günden bu yana sorulagelen en kadim felsefi sorulardan birisidir. Hem de yanıtlaması en zor olanlarından… Albert Camus’ya göre “hayatın anlamı, en acil meseledir”. Antik Yunan’da tüm filozofların üzerine hayli kafa yordukları bu soruya bugün bile tek ve kesin bir cevap vermek olası değil. Anlamının sırrına

okumak için tıklayınız

Koyu tenliler daha geç mi yaşlanır?

Koyu renk ciltlerde, yaşlanmanın ilk belirtilerinden biri olan kırışıklıkların gecikmeli olarak ortaya çıktığı inancı bilimsel midir? Cildin yaşlanmasına neden olan iki faktör vardır: kronolojik yaşlanma ve foto yaşlanma. Birincisi zamanla, geçen yılların izini bırakmasıyla ilgilidir ve bunu önlemenin yolu yoktur. İkincisi ise güneş ışınlarının etkisiyle ilgilidir ve ten rengine göre farklılık gösterir. Ten rengimizi belirleyen

okumak için tıklayınız

Sabaha Karşı Toprak Şifa Bulacak – Yevgeni İvoniç Zamyatin

Zamyatin dünya klasikleri arasındaki yerini geleneksel ütopya algılarını değiştirerek almıştır. Bu açıdan o, G. Orwell, W. Golding ve A. Huxley gibi anti-ütopya geleneğinin temsilcisi yazarların öncüsüdür. Ama Zamyatin yalnızca ütopya konusunu değil, insanlığın yüzlerce yıldır devam ettirdiği ve kanıksadığı için değişemezmiş gibi görünen pek çok değer yargısını (almış olduğu mühendislik eğitiminin kendisine kazandırdığı gözlem, algı,

okumak için tıklayınız

“Yalan bile doğru’nun hizmetindedir” Franz Kafka

Savaş sonrasında toplanan o çok sayıdaki uluslararası konferanslardan konuşuyorduk. Kafka şöyle dedi: «Bu büyük siyasal toplantılar, pek bayağı kafeterya toplantıları düzeyinde. Konferansa katılanlar elden geldiğince az şey söylemek için pek çok şey konuşuyor ve avazları çıktığı kadar bağırıyorlar. Gürültülü patırtılı bir suskunluk adeta. Gerçekten doğru ve ilginç olan şey ise, tek bir sözcükle değinilmeyen arka

okumak için tıklayınız