Benlik Bilinci Tehdit Edildiğinde Ortaya Çıkabilecek Davranış Türleri – Doğan Cüceloğlu

İnsan yaşamında öyle anlar vardır ki, kendisini mutlaka koruması gerektiğinden, savunucu bir iletişim içine girmesi zorunludur.

Çünkü karşıda, benliğine saygı göstermeyen, kendisini  korumazsa onu ezip geçecek olan kişiler vardır. Saldırganlığın bulunduğu böyle durumlarda
kişi, bütün gücüyle kendini savunur. Bu durumda kalan sadece kişinin kendi olmayabilir; yakınlarının, sevdiği kimselerin zor durumda kaldıklarını gördüğü zaman da onları savunma gereğini duyar.

Saldırgan davranış, ister açık bir biçimde isterse örtük bir biçimde olsun, iletişimde savunmayı doğurur. Konuşan kişi saldırgan davranışının farkında olmayabilir; ancak onun farkında olmayışı sonucu pek değiştirmez. Çünkü dinleyen, davranışlarını onun farkında oluş ya da olmayışına göre değil, kendi iç dünyası çerçevesinde değerlendirir.

Örneğin, bir kimseye, –Keşke bir saat önce gelebilseydin, o zaman işlerimiz çok kolaylaşmış olurdu!– dendiğinde, bu kişi kendini geç geldiğinden dolayı zaten suçlu hissediyorsa, birdenbire savunuculuğu artacak ve:

(A) –Kabahat sende. Ben nereden bileyim bu işin bu kadar önemli olduğunu. Bana daha önce söyleyemez miydin?– gibi bir cevap verecektir. 

Ama söz konusu kişi, kendini suçlu hissetmiyorsa, o zaman daha rahat konuşabilir ve kendini savunma ihtiyacını o denli hissetmez ve:

(B) –Yaa, keşke gelebilseydim. Neyse, şimdi biraz daha hızlı çalışır, geç gelmemi telafi ederim,– şeklinde cevap verebilecektir.

Bir insan geç geldiğinden ötürü niçin kendini suçlu hisseder ya da hissetmez? Bu sorunun cevabı, o kişinin benlik anlayışında yatar. Daha önce de görüldüğü gibi, iki düzeyde benlik anlayışından söz edilebilir: 1. Görünen benlik; 2. İdeal (yani olması istenen) benlik. Görünen benlik düzeyinde kişi geç kalma davranışını göstermiştir. Fakat ideal benlik düzeyinde –geç kalmak– istenmeyen bir davranıştır. İstenmeyen bu davranışı, kişi benlik kavramının bir parçası olarak rahatlıkla kabul edemez… –Ben sözümü tutmayan, tembel ve güvenilmez bir adamım– tanımını benlik kavramının bir parçası olarak görmek, kişiye zor geleceğinden, bu davranışa başka nedenler arar. Bir başka deyişle, benlik kavramını savunacak, hatayı kendinde görecek yerde, kendisinin dışında arar.

Yukarıdaki örnekte, –Kabahat sende…– biçiminde konuşan kişinin, zamanında işinin başına gelme konusunda görünen benliğiyle, ideal benliği arasında bir boşluk, bir çelişki vardır. Ruhsal gerginliklerin birçoğu gerçek ve ideal benlik arasındaki bu çelişkiden kaynaklanır. Belirli bir konuda bireyin yaptığıyla, yapmak istediği aynı değilse, bu konuyla ilişkili olarak savunucu davranışı daha sık ortaya çıkar. Görünen benlikle, ideal benlik arasındaki çelişkilerden doğan bu boşluklara, duyarlılık noktaları adı verilir. Yukarıda verilen örnekte, (A) bireyi için geç kalma davranışı bir duyarlılık noktası oluşturduğu halde, (B) bireyi için böyle bir şey söz konusu değildir.

Duyarlılık noktaları söz konusu olunca, kişiler psikolojik savunmaya geçerler. Psikolojik savunma, kendilik anlayışını olduğu gibi sürdürebilmek için, dış dünyayı biraz değiştirerek davranışı akla yakın gösterebilme çabasıdır. Davranışını akla yatkın gösterebilme çabası içinde olan kişi, gerçekleri saptırır; böylece, –çarpıtılmış– dünyada görünen şeyler ile, kişinin ideal benliği tutarlı gözükür.

Psikolojik savunma mekanizmalarına geçmeden şu noktayı kısaca belirtmekte yarar var: Savunucu olmak her zaman zararlı ve kötü değildir. Savunma, ruhsal sağlık açısından bazen gerekli ve yararlı bir davranıştır. Fakat savunma, kendini sık gösteren bir davranış haline gelir ve aşırı derecelere ulaşırsa, sosyal ilişkileri gerçekçi bir zeminde sürdürmeyi engeller ve uyumsuz bir davranış kaynağı haline gelir.

Doğan Cüceloğlu
Yeniden İnsan İnsana
Remzi Kitabevi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here