Bir Eğitimci Olarak Leo N. Tolstoy ve Yasnaya Polyana Okulundaki Uygulamaları

2011-2012 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Eğitim Klasikleri İncelemeleri adlı yüksek lisans düzeyinde açtığımız derste Leo N. Tolstoy?un eğitime ilişkin görüşleri ve 1859?da açmış olduğu Yasnaya Polyana Okulu?ndaki uygulamalarını ele aldık. Tolstoy, eğitime ilişkin görüşlerini de açmış olduğu Yasnaya Polyana Okulu?nda uygulamaya çalıştı. Yasnaya Polyana?daki bu yapı, bir malikane, bir ev olmanın ötesinde bir eğitim düşüncesinin pratiğinin yapıldığı bir okul oldu. Okul, daha o yıllarda dünya çapında moda olmuş ve dünyanın dört bir yanından pek çok aydın, okula inceleme gezisi yapmıştır. Hiç şüphesiz ki 1857 ve 1860?daki Avrupa gezilerinin ve okul ziyaretlerinin, O?nun görüş ufk unu açtığı söylenebilir. Bu gözlemleri sonucunda ?Bir insanın eğitimindeki temel rol, okullar tarafından değil, hayat ya da sokak tarafından oynanmaktadır.? görüşü bugün de üzerinde düşünülmesi gereken bir görüştür. Jean Jacques Rousseau?nun 1762?de yazdığı ve çağdaş eğitimin manifestosu olarak kabul edilen Emile adlı eserin izlerini Tolstoy da görmek mümkündür.

Tolstoy?un iç dünyasını anlamak için 1879-1880?lı yıllarda yazdığı ve 1882?den sonra dağıtılan İtirafl arım kitabını da okuduk. İtirafl arım?ın Türkçe yayımlanmış altı farklı kopyasını aynı anda takip ettiğimizde aynı cümlenin ne kadar farklı çevrilebildiğini gördük ve Rusça öğrenip, bu kitabı aslından okumadığımıza hayıfl andık. Bu çeviriler arasında 1990?da aldığım ve daha o yıllarda satır satır okuduğum hocamız Prof. Dr. Kemal Aytaç?ın titiz çevirisinin ayrıcalıklı konumunu koruduğunu fark ettik.
Türkiye?de 1909?da Bakü?de öğretmenlik yaparken, İskender Bey Melikof ?un aracılığıyla Moskova?ya gidip, Tolstoy ile görüşen ilk eğitimcilerimizden biri de Muallim Cevdet İnançalp?tir. Fakat O?nun Tolstoy ile ilgili bir yazısına rastlayamadık. Diğer yandan Tolstoy?un eğitimciliği ve köylülerin eğitimi üzerine eserler veren Nafi Atuf Kansu, Mustafa Rahmi Balaban ve İsmail Hakkı Tonguç gibi erken dönem Cumhuriyet dönemi eğitimcilerinin yazılarını ve yorumlarını okuduk, tartıştık. Temmuz 1919?da Fenn-i Terbiye (Pedagoji) Encümeni azası ve daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı?nda müsteşar olan Nafi Atuf Kansu, Fransızca kaynaklara dayalı olarak Tolstoy:
İbtidai Muallimi adlı 27 sayfalık kitapçığını yayımladı. Nafi Atuf Kansu, Tolstoy?un kişinin kendini ıslah etmeyi düşünmeyerek, önce yakınlarını ve çocuklarını yetiştirme sevdasına düştüğünde, eğitimin çok güç bir iş olduğu görüşünü vurgular. Eğitimci sözleri ile değil, hayatı ile örnek bir kişi olmalıdır. Nafi Atuf Kansu?nun bacanağı İsmail Hakkı Tonguç(1957:488-491; 525-527), Tolstoy?un okulunu iş eğitimi bakımından değerlendirir. Tonguç, Tolstoy?un köylülerle ve dönemin kurumları ile yaşadığı zorlukları aktarırken, sanki örtük olarak kendini anlatmış hissine kapıldık. Mustafa Rahmi Balaban (1935, Fikirler, sf. 15), Tolstoy?u, Rousseau gibi sosyal yalanlara karşı en gür bağıran, trajik şefk atli, yakıcı samimiyetli, iyiliğe karşı eşsiz ihtiraslı bir ahlakçı olarak değerlendirir. Kendi zamanındaki çirkinlikleri de ses çıkaran ve bunun tek ilacının ahlak olduğunu söyleyen samimi bir adamdır.

 Tolstoy, eğitim ve kültür kavramlarının ilişkisini irdelemiştir. Benzer bir irdeleme Türkiye?de de olmuş, 1935 ve 1941 arasında Maarif Vekaleti?nin ismi Kültür Bakanlığı olmuştur. Bu isim değişikliğini, sadece bir sözcük değişimi olarak görmemek gerekir. Benzer şekilde de Cumhuriyet?in ilk yıllarında karar vericiler, Köy Enstitüleri ile köyde yaşayan Cumhuriyet vatandaşları, yaşadıkları yerde iyi, başarılı ve mutlu kişiler olmasını istendi.

Bu uygulamalara Tolstoy?un köylülerin eğitimi üzerine çalışmaları da ilham vermiş olabilir.
 Son haft alarda Tolstoy (1828-1910) eğitim görüşlerini ve uygulamalarını, aynı zamanlarda yaşamış olan çağdaşı Osmanlı döneminin ünlü eğitimcisi Selim Sabit Efendi (1829-1910) ile karşılaştırmaya çalıştık. Örneğin her ikisi de Avrupa?da bulunmuş, özel okul açmış, alfabe öğretimi ile meşgul olmuş, siyasi iktidarla sorunlar yaşamışlardır. Farklı kültür ve tarihi alt yapının, eğitimci aydınları farklı yerlere götürdüğünü bir kez daha şahit olduk.

Bu çalışma, pedagoji okumalarına meraklı öğretmen ve öğretmen adaylarına faydalı olursa ve Rus pedagoji kültürünü öğrenmeye bir giriş niteliği taşırsa memnun olacağız.

Editör: Bahri ATA
Teknikokullar – Ankara

Tolstoy?a Göre Eğitim – Emre Karataş*
Giriş
Savaş ve Barış, Anna Karenina gibi eserleri ile Rus Edebiyatının güçlü temsilcisi, dünyanın en çok okunan ve tanınan yazarlarından biri olan Leo Tolstoy, yazar kimliğiyle olduğu kadar fikirleri ile felsefe, edebiyat, sanat ve eğitim gibi birçok farklı alanda da adından söz et¬tirmeyi başarmıştır. Bu çalışmada Tolstoy?un eğitim kavramına bakış açısına eğitim alanına dair fikir ve uygulamalarına yer verilecektir.

Tolstoy’un Eğitim Sorunlarına Yönelişi
Tolstoy?un eğitime dair fikirlerini incelemeden önce onu eğitim alanına yönelten, eğitim sorunlarını düşünmeye ve çözüm yolları üze¬rinde çalışmaya iten süreci ele almak yerinde olacaktır.
Tolstoy?un eğitim ile ilgili ilk değerlendirmeleri yaşadığı dönemin eğitim anlayışını eleştirisi ile başlar. Nitekim Tolstoy bu doğrultuda üniversite öğrenimini kendisine bir şey kazandırmadığı gerekçesi ile yarıda bırakmıştır. Dönemin eğitim sistemi onun anlayışı işe örtüşme- mişti. Dolayısıyla Tolstoy?un o yıllardan itibaren zihnini meşgul eden eğitim üzerine düşünmesini sağlayan sorular kendiliğinden beliriver- mişti. Eğitim nasıl olmalıydı? Bireyin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir eğitimin amaçları ve içeriği nasıl belirlenmeliydi?
Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi
Tolstoy?un eğitim alanına yönelmesini sağlayan asıl süreç en genel hatlarıyla sanat ve edebiyatın özelde ise kendi yazdıklarının amacına ulaşıp ulaşmadığını sorguladığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. Sanatın amacı neydi? Tolstoy ne için ya da kim için yazıyordu? Yazdıkları ama¬cına ulaşabiliyor muydu?
Tolstoy, Rus yazarları kim için yazıyor? diye soruyordu. Yanı¬tı kendileri ve kültürlü bir azınlık için idi. O?na göre, eğitimsiz Rus köylüleri için edebiyat gereksizdi. Yazdıklarını okuyamıyorlarsa, bunu onlara öğretmeliydi (Simmons, 1968: 1).
Bu durum ??Sanat için sanat ya da toplum için sanat?? ikilemine benzer bir süreci yansıtmaktadır. Bir sanatçı ya da yazar nitelikli, sa¬natsal değeri yüksek ürünler mi ortaya koymalı yoksa sanatsal değeri önemsemeyerek toplumun seviyesi ve beğenisini mi dikkate almalıdır?
Sanat ve edebiyat birçok toplumda uzunca bir dönem yüksek bir zümrenin uğraş alanı olarak görülmüş, sanat eserleri bu sınıfa hitap etmek üzere tasarlanmıştır. Bu toplumsal tabakalaşmanın bir neti¬cesidir. Bir toplumda sadece iş gücü olarak görülen ve sömürülen bir tabaka ancak sanat ve edebiyata ilgi duymayan eğitimsiz bir topluluk ile yaratılabilir. Tolstoy burada sanat ve edebiyatın işlevini sorgularken kendisini bir bakıma ülkenin eğitim sorunları ile karşı karşıya bul¬muştur. Çünkü bir toplumda sanat ve edebiyat ancak nitelikli bir eği¬timden geçirilmiş bireylere sunulduğunda işlevini yerine getirebilir. Aksi takdirde Tolstoy?un da ifade ettiği üzere küçük bir azınlığın uğraş alanından bir adım öteye gitmesi mümkün değildir.
Yaklaşık yetmiş milyon insanın sadece yüzde birinin okuryazar olduğu sürece sanat ve edebiyatın, Rusya?nın ilerlemesindeki önem¬lerini cesurca sorgulamıştır. Buna çare olarak bir Ulusal Eğitim Derneği?nin kurulmasını önermiştir. Bu derneğin görevleri arasında, en çok ihtiyaç duyulan yerlerde devlet okulları kurmak, eğitim ders¬leri tasarlamak, öğretmenleri uygun eğitim yöntemleri ile eğitmek ve amacı toplumun pedagojik ideallerini yaymak olan bir dergi çıkarmak olmalıydı (Simmons, 1968: 2).

Eğitim ve Eğitimin Amaçları
Tolstoy ?Ulusal Eğitim Üzerine? adlı makalesinde eğitimi, ?eşit¬lik arzusuna ve bilgiyi artırmaya dair değişmez bir eğilime ya da dür¬tüye dayanan insan faaliyeti? olarak tanımlamıştır (Simmons, 1968: 4). Zira eğitimin temel anlamı, diye devam etmişti, belirli bir bilgiyi özümsemekte değil, çocuklarda bilgiye dair bir ilgi uyandırmaktadır (Simmons, 1968: 9).
Pedagog yazar kimliğiyle Tolstoy şöyle demektedir: Eğitimin ko¬nusu olan halk, ruhî gelişimini hazırlayan çalışmalarımızı veya yazıla¬rımızı sakince izler. Çünkü kendine uymayan eğitim sistemlerinin geri döneceğini, uygulanamayacağını bilmektedir. Rus milletinin Alman eğitim sistemiyle yönlendirilip yönlendirilemeyeceği sorununu tartı¬şır. Halkın eğitime gereksinimi vardır ve onlarda bilinçaltında eğitil¬mek arzusu vardır. Eğitilmiş zümre ve devlet adamları, kendi bilgile¬rini basit halka aktararak onları kendi doğrularınca yetiştirmek ister. Neticede, eğiten zümre ile eğitilen zümrenin sonunda gayelerinin ör- tüşmesi beklenirken bunun tam aksi durum ortaya çıkmaktadır. Halk, kendisine verilmek istenen eğitim türünü kabul edemezse ve içine sin¬diremezse o zaman ne yapmalıdır? Halkı kendi fikir ve ideallerimize göre biçimlendirmeye devam mı etmeli? Halkın direncini kırmak mı yoksa kendi tutumumuzu değiştirmek mi ilerisi için daha faydalıdır? Eğitici zümrenin, halkın düşmanlığını kazanmaması gerekir. Eğitim¬ciler, halk için neyin iyi neyin kötü olduğunu iyice araştırmalı ve bu arada halkın memnuniyetsizliğini ifade etmesine imkân sağlayarak ona özgürlük tanımalıdır(Cankorel, 2007: 17).
Eğitim bir toplumda o toplumun kültür özelliklerini taşıyan ve belirli niteliklere sahip bir birey yetiştirmek midir? Yoksa bireyi belirli bir muhakeme seviyesine ulaştırarak önüne seçenekleri sunmak ve bu doğrultuda karar verme, kendini tanımlama fırsatı sunmak mıdır? As¬lında bu sorular eğitim dünyasının önemli ikilemlerinden birini oluş¬turmaktadır. Bu ikileme Tolstoy?un yaklaşımı ise eğitim ve kültür kav¬ramlarının içeriğini değerlendirerek yeniden tanımlamak olmuştur.
Tolstoy eğitim kavramının yerine kültür kavramını koyarak me¬seleyi çözdü. Kültür, eğitim, öğrenim ve öğretim kavramları arasında açık bir ayrım yapılması gerektiğini ileri sürdü. Kültür, bireyin karak¬terini biçimlendiren tüm toplumsal güçlerin toplamı olarak tanımla¬nıyordu. Eğitim insanlara özel bir karakter tipi ve alışkanlık vermeye yönelik bilinçli bir girişimdi. Tolstoy?un sözleriyle: ?Eğitim bir insa¬nın başka birini aynı kendi gibi yapma eğilimidir.? Eğitim ile kültür arasındaki fark zorlama idi. ?Eğitim kısıtlama altındaki kültürdür. Kültür özgürdür.? Tolstoy öğrenim ve öğretimin hem eğitime hem kültüre bağlı olduğunu ileri sürüyordu. Öğrenim bir kişinin bilgisi¬nin başka birine iletilmesiydi; öğretim ise fiziksel becerilerin öğrenimi idi. Tolstoy öğretim ve öğrenimin özgür olduklarında kültür araçla¬rı olduklarını söylüyordu. ?Öğretim öğrenciye mecbur edildiğinde ve öğrenim belirli sınırlar çerçevesinde gerçekleştirildiğinde, yani sadece eğitimcinin gerekli gördüğü konular öğretildiğinde? eğitimin aracıydılar(Spring,1991: 36).
Tolstoy eğitimin kitlelerin ihtiyaçlarına cevap vermesi gerektiğine inanırdı, ancak onların ihtiyaçlarına dair algısının, çağdaşı ilerlemeci düşünürlerle hiçbir ortak noktası yoktu. Eğitimin karakteri şekillen¬dirmesi ve öğrencilerin ahlaklarını geliştirmesi gerektiğine inanan yaygın pedagojik kanıya da tahammül edemiyordu. Bunlar ailenin et¬kisiyle ilgili konular, diye açıklamıştı, öğretmenin kendi kişisel ahlak standartlarını ya da sosyal kanaatlerini ailenin kutsallığına dayatma¬ya hakkı yoktu. Halk eğitiminde esas olarak nüfusun büyük kısmını oluşturan köylülerle ilgiliydi. Ama onlara eğitimin gücüyle sınıf atlat¬maya niyeti yoktu; onları daha iyi, daha başarılı ve daha mutlu köylüler yapmakla ilgileniyordu(Simmons, 1968: 3).
Tolstoy köylülerin eğitimi konusuna odaklanırken onlardan eği¬tim yoluyla seçkin bir zümre yaratmak amacında değildi. Zira Tolstoy?a göre modern ve yüksek zümrelerde bozulma ve yozlaşma artmaktaydı. Bu sebepledir ki köylü, köylü olarak kalmalıydı. Fakat eğitim onların ihtiyaçlarına cevap vermeli, pratikte onlara hiçbir fayda sağlamayacak dayatmacı bir anlayışla sunulan teorik bilgilerden uzak olmalıydı.
Yoksulların, okulların kendilerine toplumsal ilerleme sağlayaca¬ğına ve okul eğitimi süreci içindeki bu ilerlemenin kişisel yetenekle¬rine bağlı olduğuna inanmaları istenir. Yoksullar bu inanç temelinde okul eğitimini desteklemeye hazırdırlar. Fakat zenginler her zaman için yoksullardan daha uzun süre okul eğitimi görecekleri için, okul eğitimi sadece kurulu toplumsal farklılıkların yeni bir ölçüm aracı ha¬line gelir. Yoksulların kendileri de okul standartlarının doğruluğuna inandıkları için, okul, toplumsal bölünmenin daha da güçlü bir aracı olmuştur. Yoksullar okula gitmedikleri için yoksul olduklarına inan¬dırılırlar. Yoksullara ilerleme fırsatı verildiği söylenir ve onlar da buna inanırlar. Toplumsal konum, okul eğitimi aracılığıyla başarı ve başarı¬sızlık olarak tercüme edilir (Spring, 1991: 23).
Ayrıca yüksek zümre mensuplarının her daim okumaya, araş¬tırmaya ve aydınlanmaya imkânı olmuştu; fakat köylü çocukları bu imkânların hiçbirisine sahip değildi. Eğitim nedense sadece küçük bir azınlığın hakkı olarak görülmüştü. Diğerleri hep diğerleri olarak kal¬malı çalışmalı iş gücü olarak kullanılmalı, düşünmemeli, okumamalı, yazmamalı, böylelikle içinde bulunduğu durumun, yaşadığı hayatın farkına varmamalıdır. O kadarı bahşedilmişse onunla yetinmeli ve mutlu olmalıdır.
Tolstoy bu konuyu bir makalesinde, kitlelerin eğitilmesinin ah¬laki ve pratik yararı hakkındaki asırlık soru üzerinde düşünerek son- landırmıştır. Kültürlü insanlar, diye yazar, itiraz edebilir: Zavallı köylü çocuklara kendi sınıflarından ve hayattaki nasiplerinden tatmin ol¬mamalarına neden olacak bilgiyi neden öğretelim ki? Fakat böyle bir köylü çocuğu, diye üst sınıfa seslenir Tolstoy: ?çalışma zorunluluğuy¬la baskılanmayan on nesillik hayatınızın size kazandırdığına ihtiyacı vardır. Sizin araştırmaya, düşünmeye, acı çekmeye zamanınız vardı – o zaman ona uğruna acı çektiğiniz şeyi verin; ihtiyacı olan budur. Siz bir Mısır rahibi gibi kendinizi esrarengiz bir örtünün arkasına gizliyor, tarih tarafından size bahşedilen bir yeteneği toprağa gömüyorsunuz. Korkmayın: insana dair hiçbir şey insana zararlı değildir. Kendiniz¬den şüphe mi ediyorsunuz? Kendinizi o hisse bırakın, sizi yanıltma- yacaktır. Onun [köylü çocuğunun] doğasına güvenin, o zaman ikna olacaksınız ki, sadece tarihin ona vermenizi buyurduğu şeyi alacaktır, acı çekerek kazandığınız şeyi(Simmons, 1968: 6).

Eğitimde Temel İlkeler
Tolstoy 1859 sonbaharında Yasnaya Polyana?daki geniş malikânesinin bir odasında okulunu açtığı zaman Rusya?da köylü ço¬cuklarının ücretsiz eğitim alma imkânları yoktu. Arasıra çiftliklerden biri, adam başına yüksek ücretlere bir rahip veya eski bir asker tara¬fından az sayıda çocuğa eğitim vermesiyle övünürdü. Konular temel düzeydeydi, yöntem ise sonuçları işe yaramaz bir yumruk ve ezber karışımıydı. Tolstoy?un tümüyle özgün pedagojik yöntemlere dayanan bir halk eğitimiyle değiştirmeye çalışarak iyileştirmek istediği durum buydu(Simmons, 1968: 1).
Tolstoy eğitimin ücretsiz ve gönüllü olması gerektiğine inanırdı. Çocuklar öğrenmeye kendi rızalarıyla gelmeliydiler, zira eğer eğitim iyi bir şey ise, soludukları hava kadar gerekli görülmeliydi(Simmons, 1968: 3).
Tolstoy, Avrupa seyahati sırasında Kissingen?deki okulları ziyaret ettikten sonra günlüğüne şunları yazmıştır: ?Korkunç bir şey! Kral için dualar; yumruklar; her şey ezbere; korkmuş, hırpalanmış çocuk¬lar.? Hemen ardından başka bir not: ?Deneysel pedagoji beni kışkırtı¬yor. Kendimi zor tutuyorum… ? Montaigne?i okuduktan sonra üçüncü notunda şunları yazıyor: ?Eğitimde, bir kez daha, temel öğeler eşitlik ve özgürlüktür.? (Simmons, 1968: 2).
??Özgürlük?? kavramı Tolstoy?un eğitim anlayışının en temel il¬kesidir. Tolstoy eğitim üzerine yaptığı hemen her çalışmada özgürlük kavramını vurgulamış, eğitimin gönüllü olması gerektiği, hiçbir oto¬rite tarafından bir yaptırıma dönüştürülmemesi gerektiği üzerinde durmuştur.

Kitabın Künyesi
Bir Eğitimci Olarak Leo N. Tolstoy ve Yasnaya Polyana Okulundaki Uygulamaları
Kolektif
Editör: Bahri Ata
Pegem A Yayıncılık / Eğitim Dizisi
Eylül 2012
126 sayfa 

İçindekiler
Ön Söz iii
1. BÖLÜM
Tolstoy’a Göre Eğitim (ss: 1-12)
Giriş 1
Tolstoy?un Eğitim Sorunlarına Yönelişi 1
Eğitim ve Eğitimin Amaçları 3
Eğitimde Temel İlkeler 6
Tolstoy?un Avrupa Seyahati ve Eğitim Anlayışına Etkileri 7
Tolstoy?un Eğitim Anlayışında Rousseau Etkisi 9
Sonuç 11
Kaynaklar 12
2. BÖLÜM
Tolstoy’un Yasnaya Polyana Okulundaki Uygulamaları (ss: 13-34)
Giriş 13
Okuldan Önceki Süreç 14
Okula Genel Bir Bakış 18
Yasnaya Polyana Okulu Uygulamaları 20
Yasnaya Polyana Okulu Dergisi 29
Sonuç 32
Kaynaklar 34
İnternet Kaynakları 34
3. BÖLÜM
Tolstoy?a göre Öğretmen (ss: 35-56)
Giriş 35
Öğretmenlik 36
Öğretmen Tolstoy 40
Sonuç 55
Kaynaklar 56
4. BÖLÜM
Tolstoy?a göre Eğitimde Kullanılması Gereken Yöntemler
(ss: 57-77)
Giriş 57
Tolstoy?un Eğitimde Kullandığı Yöntemlere Bakış 58
Sonuç 75
Kaynaklar 77
5. BÖLÜM
Tolstoy?a göre Ahlaki ve Dini Eğitim (ss: 79-98)
Giriş 79
Tolstoy?un İç Hesaplaşmaları 80
Çocukluk ve Gençlik Yılları 80
Evlilik Yaşamı 82
Yaşamı Sorgulama 82
Çözüm Yolları Araması 85
Yaşamın Anlamı 86
Yaratıcıya Teslim Olmak Gerekir 87
Tolstoy?a göre Din Nedir? 87
Tolstoy?a göre Ahlak Nedir? 89
Tolstoy?a göre Ahlaki ve Dini Eğitim 89
Akıl 90
Şiddet Yerine Sevgi 91
Vicdanın Sesi Dinlenmeli 93
Yaşamımızı Sorgulamak 94
Eserlerinde Din ve Ahlak Eğitimi 95
Hz. Muhammed ve İslamiyet Hakkındaki Düşünceleri 96
Tolstoy?a Eleştiriler 97
Sonuç 97
Kaynaklar 98
6. BÖLÜM
Savaşın ve Barışın Öğretmeni Tolstoy (ss: 99-114)
Vatanseverlik ve Kahramanlık 101
Silahlar 103
Vicdan 104
Savaşın yapısı 106
Savaşın Önlenmesi ve Barış 108
Sonuç 112
İncelenen Romanlar 114
Kişi İsimleri Dizini 115
Kavram Dizini 117

Yorum yapın

Daha fazla Eğitim, İnceleme
Umut İlkesi (Cilt 2) – Ernst Bloch

Geçtiğimiz yüzyılın en önemli özgürleşme kuramlarından birini sunan Umut İlkesi, hem Frankfurt Okulu ile bağıntısında hem de Sartre?ın da içinde...

Kapat